Anahtar kelimeler: Layığı Hekimliği Zamana Ödeyeceği Taahhüdünde Düşen Vermiş Getirdiğini Anadolu Defterlerine

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı müvekkil ile davalı arasında İşyeri Hekimliği ve İşyeri Güvenliği Hizmeti konusunda anlaşma yapılmış olup bu anlaşmaya karşılık müvekkil üzerine düşen yükümlülüğü layığı ile yerine getirdiğini, müvekkil davalı şirkete vermiş olduğu hizmetin bedelini fatura ettiğini ve ticari defterlerine işlediğini, davalı taraf söz konusu fatura bedellerini ödeyeceği taahhüdünde bulunmuş olduğu halde bu zamana kadar müvekkil şirkete ödenmemiş olan fatura bedellerini ödemediğini ve bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı firmanın itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, itirazın hukuki mesnetten yoksun ve haksız olması nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı firma tarafından sözleşme şartlarına uyulmadığı gibi şantiyeye kendileri gelmediğini ve ayda bir defa yabancı uyruklu kişileri gönderdiklerini, bu sebeple davalı firmaya ödeme yapılmadığını, davacı firma tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya numarası ile İcra takibi başlatıldığını, muhasebe kayıtlarımız incelendiğinde müvekkil şirketin 16.765,00-TL borcu olduğu gözüktüğünden 16.765,00-TL üzerinden takibin devamına, kalan bakiyenin tüm ferileriyle birlikte reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Tarafların tacir oldukları, davacı tarafından davalı aleyhine fatura alacağına bağlı alacak nedeniyle takibe başlandığı, tarafların tacir olması nedeniyle her iki tarafından ticari kayıtları üzerinde mali müşavir tarafından inceleme günü verildiği, davalı inceleme günü ticari kayıtlarını sunmadığı, davalı ticari kayıtlarını sunmayarak karşı tarafın iddiasını kendi kayıtları üzerinde teyit etme imkanı tanımadığı, bu nedenle davacı tarafından verilen hizmete ilişkin karinelerin oluştuğu, davacı tarafından verilen hizmetin eksik veya ayıplığı yapıldığına yönelik talepler davalı tarafından ispat edilemediği, davacının ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan 19.020,00 TL asıl alacağının bulunduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şart ve koşullarında devamına, asıl alacak olan 19.020,00 TL'nin %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının fatura ve cari hesap alacağına istinaden 19.020,00 TL asıl alacak, 984,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.004,87 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalıların yasal süresinde tüm borca ve borcun ferilerine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisi ile iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişisinden alınan █████/2021 tarihli raporda özetle " Davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı şirketin incelenen defterlerinde, davalı şirkete 51.858,00 TL borç kaydedildiği, karşılığında 32.838,00 TL alacak kaydedilmek suretiyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 26.09.2016 tarihi itibariyle 19.020,00 TL alacaklı gözüktüğü, dava konusu cari hesap alacağını oluşturan faturaların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan dava konusu icra takip dayanağını cari hesap alacağını oluşturan faturaların sondan geriye yapılan incelemesinde, davacı şirket tarafından davalıya verilen işyeri hekimliği, iş güvenliği hizmetin karşılığı olarak tanzim edildiği, faturaların teslimine ilişkin isim imzanın bulunmadığı, faturalar toplam tutarının 20.295,00 TL olduğu görüldüğü, Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki ve imzalanan sözleşmenin ihtilafsız olduğu, sözleşme kapsamında verilen hizmete ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaların teslimine ilişkin isim imza bulunmasa da, dava konusu icra takibi dayanağı cari hesap alacağını oluşturan faturalar tutarından 16.675,00 TL’lik kısmının davalının kabulünde olduğu, hizmet gereği gibi ifa edilmediği iddiasıyla kısmi olarak itirazının bulunduğu, ayrıca davacı tarafından mahkemeye sunulan noter tasdikli iş sağlığı ve güvenliği tespit öneri defterinin hizmetin ifasının yapıldığını gösteren bir karine olduğu, hizmetin aksamaması amacıyla sözleşmede ismi belirtilen doktor yada .. uzmanı yerine davacı şirket bünyesinde bulunan başka uzmanlarında görevlendirilebileceği bunun sözleşmeye aykırılık taşımadığı, tanık beyanı ve dosya kapsamına göre davacı tarafından verilen hizmete ilişkin karinelerin oluştuğu, aksinin ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davacı tarafından verilen hizmetin eksik veya ayıplı yapıldığına yönelik davacı şirkete göndermiş olduğu, ihtar, ihbar, usulüne uygun delil tespiti vs. somut bilgi, belge sunamadığından yapılan işin eksik / ayıplı yapıldığının dosya kapsamında ispata muhtaç kaldığı, takip konusu tutarın ödendiğine ilişkin dava dosyasında dekont vb. ödeme belgesi de bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davacının cari hesap alacağını talep edebileceği" değerlendirilmiştir.... beyanında ; "Taraflar arasındaki anlaşmanın yapıldığı dönemde, davalı ... Şirketinde İnşaat Mühendisi olarak görev yaptığını, davacı şirketten o dönem davalı şirkete kendi aralarında yapılan sözleşme doğrultusunda iş güvenliği hizmeti verildiğini bildiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin detaylarını bilmediğini, davacı şirketinin sözleşme çerçevesinde yeterli hizmet verip vermediğini ve ... şirketinin ücreti ödeyip ödemediğini bilmediğini" ifade etmiştir.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında █████/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere İş Sağlığı ve Güvenliği alanında hizmet verilmesi konusunda sözleşme imzalandığı, bedeli sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde düzenlenen 2014 yılı Aralık ayından 2016 yılı Eylül ayına kadarki aylık KDV dahil 2.250,00 TL bedelli faturaların eksiksiz ödenmediğinden bahisle bakiye 19.020,00 TL alacağın tahsili amacıyla huzurdaki dava açılmıştır. Davalı vekili takip dosyasına yapmış olduğu itirazda, tüm borca ve verilerine itiraz etmiş ise de dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, davacı firmanın edimini sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde yerine getirmediğini, şantiyiye ayda bir defa yabancı uyruklu kişileri gönderdiğini ileri sürerek hizmetin gereği gibi ifa edilmediği iddiasıyla kısmi olarak itirazda bulunarak takibe konu borcun 16.675,00 TL’lik kısmını kabul etmiştir. Görüldüğü üzere, takibe dayanak yapılan faturalar sözleşmeye uygun olarak düzenlenmiş olup davalı tarafça, hizmetin gereği gibi verilmediği, ayıplı ifa edildiğinden bahisle kısmi itirazda bulunulmuştur. Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Davaya konu somut olayda ise, davalı taraf her ne kadar hizmetin ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacının, sözleşmeye uygun olarak düzenlenen takibe konu faturalardan dolayı alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İİK 67/2.maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almaktadır. Takip tutarı sözleşmede kararlaştırılan bakiye fatura bedeli olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarihli ███████ E. ███████ K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 324,81 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 290,59 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025