Anahtar kelimeler: Ekmadde Çorlu Oranı Birleşen Kesinlik İlamına Sınırı Şartı Eksiklikleri Uyularak
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü
    BİRLEŞEN DAVA
    : Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ E.
    Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen davalarda bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
    5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu işbu dosyada uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü ve Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesiyle 1086 sayılı Kanuna eklenen Ek-Madde 4'te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2022 yılı için 5.810,00 TL'dir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
    Bu durumda birleşen davada, davalı aleyhine kabul edilen miktarın 4.100,00 TL olduğu ve kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmaktadır.
    Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin; asıl ve birleşen davada davalı vekilinin ise asıl davaya ilişkin gerekli şartları taşıyan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
    1.Asıl davada davacı vekili; müvekkili tarafından Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi ile dava dışı sigortalı Polipex Europa Pol. A.Ş'ne ait fabrikada, davalı şirket personeli olarak çalışan forklift operatörünün dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeniyle forkliftin ataçmanlarının branşman borusuna çarpıp boruyu kırmak suretiyle kızgın yağın boşalmasına ve maddi hasara yol açtığını, 73.915,16 euro zararın sigortalıya ödendiğini, davalı şirket ile sigortalı şirket arasında Yardımcı Üretim İşçiliği Sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşme ile de görevlendirilecek personelin kusuru ile zarar vermesi halinde zararın davalı şirket tarafından tazmin edileceğinin kararlaştırıldığını, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 ve 100 üncü maddeleri gereğince de davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 136.713,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davadaki olay nedeniyle Endüstriyel Yangın Abonman Sigorta Poliçesi kapsamında aynı sigortalıya yapmış olduğu 20.500,00 TL ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
    1.Asıl davada davalı vekili; forklift operatörü işçinin resmiyette müvekkili şirketin işçisi olsa da, fiiliyatta ve gerçekte sigortalının işçisi gibi ve onların emrinde çalıştığını, iş yerinde iş güvenliği, iş sağlığı ile ilgili tüm tedbirlerin sigortalı tarafından alınması gerektiğini, zarardan sigortalı şirketin sorumlu olduğunu ve poliçeler kapsamına girmeyen hasarla ilgili davacının hatır ödemesi yapmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    2. Birleşen davada davalı vekili; asıl davadaki savunmalarını tekrarla birleşen davanın reddini istemiştir.
    III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Mahkemece Uyulan Bozma Üzerine Verilen Karar
    Mahkemece 31.01.2013 tarih, ████████ E. ve ███████ K. sayılı karar ile bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılamada, bilirkişi raporu uyarınca dava dışı sigortalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, forklift operatörünün %20 oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin ise yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden kişi olduğu, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    B. Bozma Kararı
    Dairemizin 08.02.2021 tarih, █████████ E. ve ████████ K. sayılı kararıyla;"Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1301 inci maddesine (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesine) dayanılarak açılan sigorta rücu davaları olup Mahkemece, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda rizikonun davalı şirket operatörü tarafından yönetilen aracın branşman borusuna çarpması sonucu meydana geldiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu kazadaki kusur oranlarının tespiti amacıyla dosya arasına alınan 05.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda; forklift operatörünün %20, dava dışı sigortalının ise %80 kusurlu olduğu ancak anılan rapor sonrasında dosya arasına alınan 12.10.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise davalının kusurunun bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile dava konusu kazada kırılan borunun kaynağını yapan ve kontrol edenlerin kusurlu olduğu belirtilmiş olup anılan bilirkişi raporları arasında ortaya çıkan çelişki giderilmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, riziko konusu olaydaki kusur durumuna ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilip, riziko konusu hasarın gerçekleşmesindeki kusur durumunun somut bir biçimde tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ve tüm dosya kapsamına göre, 3 kişilik bilirkişi heyeti teşkil etmek amacıyla üniversitelerin iş güvenliği bölümünden bilirkişi temini yapılmak istenmiş ise de, olumsuz cevap alındığı ve yargı çevresinden bilirkişi heyeti teşkil ettirildiği, alınan bilirkişi raporu ile davaya konu kazanın meydana gelmesinde dava dışı şirketin % 80, davalı şirket operatörünün ise %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davaya konu işlemin yapıldığı yerin dava dışı davacı şirketin sigortalısının işyeri olduğu, kazayı yapan kişinin ise davalı şirket çalışanı olduğu, sigortalı şirketin yükleme ve boşaltma yapılacak alanda gerekli önlem ve denetimleri etkin bir şekilde yapmadığı, olay anında davalı çalışanı yanında sigortalı şirket elemanlarının ve etkin bir yönlendiricinin, manevra yapması için gereken gözetmenin mevcut olup olmadığı konusunda dosya içerisindeki farklı beyanlar gözetildiğinde şüphe olduğu, yine dava dışı sigortalı şirketin davalıdan hizmet alımı yapsa dahi çalıştırılacak eleman alımında ve elemanın yetkinliği konusunda seçici davranması gerektiği, bu hali ile asli kusurlu olanın dava dışı sigortalı şirket olduğu; davalı tarafın ise operatörü 6 gün önce sigorta kaydı yaparak işe aldığı, operatörlük belgesinin ise olay tarihinden 5 ay önce alındığı, davalı çalışanının yanında yönlendiren bir eleman olmadan riskli bir bölgede çalışma yapmasının kendisine atfedilebilecek bir kusur olduğu, davalı çalışanına gerekli iş güvenliği eğitimlerinin verilmediği, kazanın meydana gelmesinde ilgili çalışanın dikkatsizliğinin tali olarak etkili olduğu, her ne kadar dosya içerisinde ilgili boruların kaynaklarının düzgün ve sağlam olmadığı ve davaya konu kazaya bu durumun sebep olduğu belirtilerek çelişkiye sebebiyet veren bilirkişi raporu düzenlenmiş ve davalı tarafça da bu husus ileri sürülmüş ise de, borulardaki kaynağın zayıf ve iyi nüfus etmemiş kaynak dikişinin olmasının olayın oluşumuna tek başına etkisi olmadığı, ancak bu hususun davacı sigortalısına yüklenecek kusuru artırıcı bir unsur olabileceği zira davaya konu kazada boruların dışarıdan herhangi bir etken olmadan patlamasının ya da kaynak yerinden kırılmasının söz konusu olmadığı, bu kırılmayı başlatan unsurun davalı çalışanının eylemi olduğu, kaynağın zayıf ve yetersiz olmasının davalı çalışanının kusurlu eylemini kusursuz hale getirmeyeceği, anılan eski tarihli bilirkişi raporu ve itirazların hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, bu hali ile dosyada düzenlenen son bilirkişi raporunun dosya içerisindeki raporlar arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette olduğu, taraflara yüklenen kusur ve değerlendirmelerin uygun olduğu anlaşılmakla, davacı tarafça sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen bedellerden davalı çalışanının kusuru olan % 20 oranındaki kısmın rücuen tazmininin talep edilebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 27.342,60 TL hasar tazminatının ödeme tarihi olan 13.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.100,00 TL hasar tazminatının ödeme tarihi olan 13.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
    IV. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, operatörün sigortalısının değil davalının çalışanı olduğunu, operatörün kendi ifadesinde kendisine bir manevracı yardımcı verildiğini ancak bu kişinin anlık olarak oradan ayrılması sonrasında onun gelişini beklemeden işe devam ettiğini söylediğini, sigortalı ve davalı şirket arasındaki 09.12.2005 tarihli "Yardımcı Üretim İşçiliği" sözleşmesinin hatalı yorumlandığını, işin sözleşmeye uygun olarak kusursuz ve noksansız şekilde ifasının davalının sorumluluğunda olduğunu, davalı çalışanının tam kusuru bulunduğunu ve hasarın tamamından davalının sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, son bozma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin daha bilgili ve tecrübeli olduklarını, çelişkinin bu şekilde tecrübeli bir heyetten alınacak raporla giderilmesi gerektiğini, keşif yapılmadan hatalı çıkarımlarla karar verildiğini, alınan eski raporda borudaki kaynağın tekniğine uygun olmadığının, gereği gibi kaynak yapılsaydı forkliftin taşıdığı polyesterin çarpmasıyla olayın rizikonun gerçekleşmeyeceğinin belirtildiğini, kaynağın gereği gibi olmamasından davacının sigortalısının sorumlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaynağın tekniğine uygun yapılıp yapılmadığı hususunda bir yorumun olmadığını, çalışanlarının operatörlük yeterliliğine sahip olduğunu, operatörün direktifleri sigortalı şirket çalışanlarından aldığını, operatörün yanında manevracının olmasının zorunlu olmadığını, zorunlu kabul edilse dahi bunun sigortalı şirket tarafından sağlanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, Dairemizin bozma ilamları ve bozma ilamlarına uyularak verilen kararlar sonrasında, davacının sigortalısına ait işyerindeki olayda rizikonun gerçekleşmesinde davalının çalıştırdığı işçinin kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise oranın ne kadar olduğu ve buna göre davacının aralarındaki poliçeler dahilinde sigortalısına yapmış olduğu ödemelerin davalıdan rücuen tazminin gerekip gerekmediği noktasındadır.
    2. İlgili Hukuk
    1.818 sayılı Kanun'un 55 ve 100 üncü maddeleri.
    2.6762 sayılı Kanun'un 1301 inci maddesi.
    3. Değerlendirme
    1. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
    2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin ise asıl davaya ilişkin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    V. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1.Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin MİKTARDAN
    REDDİNE,
    2. Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin, asıl ve birleşen davada davalı
    vekilinin ise asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna
    uygun olan kararın ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
    28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!