Anahtar kelimeler: Başkan Yazim Eser Katip Vaki Üye Ankara Karara Bulunulması Takibine

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: ████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E-████████ KDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 08.09.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı şirketin Mersin Büyükşehir Belediyesi'nden aldığı 'Yaya Üst Geçidi Yapım İşi'nin betonarme bölümünü alt yüklenici olarak 135.000,00 TL + KDV bedelle yüklendiğini, yüklendiği işlerle ilgili edimlerini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiklerini, hakediş raporlarının tanzim edilerek davalı tarafından idareye teslim edildiğini, yine davalı tarafından ihale makamı idareye işin teslim edildiğini ve geçici kabulün yapıldığını, davalı adına 25.06.2018 tarih ve 19497 nolu 90.860,00 TL bedelli fatura tanzim edilmiş olmasına rağmen fatura bedelinin ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine Ankara 3.İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı takip dosyası yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, Ankara 3.İcra Dairesi'nin █████████ sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı tarafından davaya dayanak olarak gösterilen Alt Yüklenici (Taşeron) Sözleşmesinin davacı ile ...-... Mühendislik Şirketi arasında akdedildiğini, bu nedenle husumet - itirazında bulundukların, sözleşmeye göre davacının "Mersin ili, Yenişehir İlçesi, H. Okan Merzeci Bulvarı Üzerindeki Demokrasi Kavşağının Doğu ve Batı İstikametine 2 Adet Üst Geçit Yapım İşi"nde kazı, dolgu, beton, kalıp, demir geri dolgu vs alt yapı, üst yapı, temeller vs tüm inşaat işlerini işçilik, malzeme, iskele, barınma giderleri, nakliye ve SGK dâhil olmak üzere olmak üzere anahtar teslimi olarak üstlendiğini ancak edimlerini yerinde ve süresinde ifa etmediğini, eksik iş yaptığını, davacının yapmadığı işleri müvekkili şirketin ya kendi yaptığını ya da üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kaldığını, davacının müvekkili şirkete 03.06.2018 tarihli 19497 sıra nolu 90.860,00 TL bedelli faturayı göndermesi üzerine süresi içerisinde faturaya, fatura miktarına, faturanın içeriğine ve sair hususlarına itiraz edilerek faturanın Ankara 2. Noterliği'nin 10.08.2018 tarih ve 19174 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini, iade üzerine herhangi başka bir fatura gönderilmeden Ankara 3. İcra Dairesi'nin █████████ sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emrinde borcun kaynağı olarak belirtilen 25.06.2018 tarih ve 90.680,00 TL tutarlı faturanın icra dosyasına sunulan fotokopisinin okunaklı olmadığından faturanın neye istinaden kesildiğinin anlaşılamadığını, huzurdaki davaya dayanak 25.06.2018 tarihli, 19497 nolu 90.680,00 TL tutarlı fatura gösterilmesine karşın kendilerine gönderilmiş böyle bir fatura bulunmadığını, müvekkili şirkete yalnızca 03.06.2018 tarihli, 19497 sıra nolu ve 90.860,00 TL bedelli fatura gönderildiğini anılan faturanın da iade edildiğini, bu durumda ortada bahsi geçen aynı miktarlı, aynı sıra numaralı fakat farklı tarihli iki fatura bulunduğunu, aynı sıra numarasıyla farklı tarihlerde tanzim edilmiş iki ayrı faturanın mümkün olamayacağını, bu nedenle de davaya dayanak geçerli bir fatura olup olmadığının şüpheli olduğunu, bununla birlikte sözleşme ile davacının Mersin'de yapılacak iki adet üst geçit işinin alt yapı, üst yapı ve diğer tüm betonarme ve inşaat işlerini anahtar teslim/götürü olarak yapmayı üstlendiğini, işin tamamlanma süresinin 06.10.2017 olarak belirlendiğini, davacı ile akdedilen sözleşmede belirlendiği üzere iş bedelinin 135.000,00 TL + KDV olduğunu, ödemelerin idarenin hakediş ödemelerine paralel olarak yapılmasının kararlaştırıldığını, davacının ödemelerini idarenin hakediş ödemelerinden önce aldığını, icra takibinin başladığı tarih itibariyle dahi idarenin yapacağı hakediş ödemelerinin bulunduğunu bu nedenle takip tarihi itibariyle davacının talep edilebilir bir alacağı bulunmadığını, davacıya 26.09.2017 tarihinde banka kanalı ile 25.000,00 TL, 20.03.2018 tarihli çek ile 50.000,00 TL, 01.04.2018 tarihli çek ile 40.000,00 TL, 02.11.2017 tarihinde 10.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının işi bitirmeme tehdidiyle ödeme talep etmesi üzerine nakit ödeme yapılamayacağı istenirse kredi kartı ile ödeme yapılabileceğinin belirtildiğini, davacının ise kendisinin pos makinesinin olmadığını ama bir tanıdığının pos makinesinden bu ödemeyi alabileceğini beyan etmesi ile müvekkili tarafından "... ... Yapı Sistemleri ...” adlı işletmeye kredi kartı ile 11.800,00 TL ödeme yapıldığını, ...'ın bu bedeli bankadan çekerek davacıya verdiğini, sözleşmede davacıya yapılacak ödemelerin idarenin hakediş ödemelerine paralel olarak yapılacağı kararlaştırılmasına karşın davacının baskısı neticesinde idarenin hakediş ödemelerinden daha önce davacıya bugüne kadar toplam 125.000,00 TL ödeme yapıldığını, idarenin müvekkili şirkete 01.02.2018 tarihinde 695.241,99 TL, 08.03.2018 tarihinde 250.000,00 TL, 30.03.2018 tarihinde 750.000,00 TL, 30.03.2018 tarihinde 100.709,26 TL, 03.05.2018 tarihinde 661.770,72 TL, 29.06.2018 tarihinde 346.708,92 TL, 31.07.2018 tarihinde 170.000,00 TL, 03.09.2018 tarihinde 230.000,00 TL ödeme yaptığını, icra takibinin 16.07.2018 tarihinde başlatıldığını, müvekkili şirketin bu tarihten sonra 31.07.2018 tarihinde ve 03.09.2018 tarihinde idareden hakediş ödemesi aldığını, dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği muaccel bir alacağı bulunmadığını, sözleşme ile belirlenen bedelin anahtar teslimi götürü bedel olduğunu işin bu şekilde teslim edilmemesi nedeni ile davacının ücreti hak etmediğini, davacının sahada inşaat mühendisi ve/veya inşaat teknikeri ve harita mühendisi bulundurmak zorunda olmasına rağmen bu zorunluluğu yerine getirmediğini bu yüzden müvekkili tarafından dava dışı ... İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketinden harita çalışması hizmeti alınmak zorunda kalındığını ve 3.425,00 TL ödeme yapıldığını, SGK ödemelerinin davacının sorumluluğunda olmasına rağmen davacının bu ödemeleri yapmadığını ve bu nedenle müvekkili şirket tarafından 16.11.2017 tarihinde 1.621,03 TL, 19.12.2017 tarihinde 4.282,25 TL olmak üzere toplam 5.903,28 TL prim ödemesi yapıldığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine işin tamamlanabilmesi için yevmiye ile işçi çalıştırıldığını ve bu işçilere brüt 3.791,50 TL ödeme yapıldığını, yine davacının isthdam etmesi gereken teknik personel istihdam edilmediğinden personelin müvekkili şirket tarafından istihdam edildiğini ve brüt 16.823,00 TL ödeme yaptıklarını, davacının yükümlülüğünde olan ancak yapılmayan geri dolgu, sıkıştırma ve çevre düzenleme işleri için müvekkili şirket tarafından 3. kişilerden hizmeti alındığını, hafriyat nakliye hizmeti için 270,00 TL, iş makinası kiralama için 4.012,00 TL olmak üzere toplam 4.282,00 TL ödeme yapıldığını, malzeme temini sağlanmadığı için müvekkili şirket tarafından beton, kum, çimento temini için 11.841,00 TL ödeme yapıldığını, davacının yapması gereken su toplama çukurları kapaklarını yapmaması nedeni ile bu işin 3. kişi ... ... Yapı Sistemleri'ne 35.400,00 TL bedel karşılığı yaptırıldığını, davacının sözleşmeyle ile üstelendiği betonarme işlerini 06.10.2017 tarihine kadar bitirmesi gerekirken ancak 31.12.2017 tarihinde eksikliklerle bitirebildiğini, bu tarihten sonra da yapılan imalatların yeniden elden geçirildiğini eksik işlerin tamamlandığını, tamiratlar yapıldığını, sözleşme gereği davacıya günlük 500,00 TL'den 85 günlük gecikme cezası olarak 42.500,00 TL tahakkuk ettirildiğini, ayrıca 26.09.2017 tarihinde banka kanalı ile ödenen 25.000,00 TL için fatura tanzim edilmediğinden 3.750,00 TL'lik KOV ödemesinin de müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesinden ötürü ortaya çıkan bedelin 127.715,78 TL olduğunu, bu bedelin 42.500,00 TL'lik kısmının gecikme cezası olduğunu bakiye kısmın ise davacının eksik ifası nedeni ile müvekkili şirket tarafından yapılan harcamalara ilişkin olduğunu, yanlar arasında akdedilen sözleşme 135.000,00 TL + KDV bedelli olup, davacıya bu güne kadar 125.000,00 TL ödeme yapıldığını, eksik ifa edilen işler için müvekkili şirket tarafından 127.715,78 TL harcama yapıldığı göz önüne alındığında, davacının talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, aksine borçlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece, dosya kapsamında bilirkişi incelemelerinin yaptırıldığı, davacı yanca bir takım ek işler de yapıldığı iddiası ile mahallinde keşif yapılması talep edilmiş ise de edimin idareye tesliminden itibaren geçen süre ve mahallinde şu aşamada tespit edilecek sözleşme dışı işlerin davacı tarafından yapıldığına ilişkin başkaca delil olmadığından keşif yapılmasının yargılamaya bir fayda sağlamayacağı anlaşılarak bu talebi reddine karar verildiği, iş sahibinin bedel ödeme borcunun 6098 sayılı TBK'nın 479. maddesi uyarınca eserin teslimi anında muaccel olacağı, davalının edimin tam olarak ifa edilmediğini üçüncü kişilere yaptırıldığını savunduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamından davacının edimini eksik veyahut ayıplı ifa ettiğini gösterir ihtar veyahut başka bir delilin dosyada bulunmadığı gibi davalı yanın işi idareye teslimi ile bedelini tahsil ettiği, davalı tarafından davacının edimini eksik ifa ettiğinden bahisle işin bir kısmını kendisinin yada karşı tarafın nam ve hesabına yaptıracağına dair bir ihtara dosya kapsamında rastlanılmadığından 3.kişilere yaptırılan iş bedelinin tenzilinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin KDV dahil 159.300,00 TL olmakla, bu tutardan davacıya yapılan 115.000,00 TL, sözleşme ile davacı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmasına karşın davalı tarafından ödendiği anlaşılan SGK prim tutarı olan 5.903,28 TL'nin tenzili ile takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın (159.300,00 - 115.000,00 - 5.903,28) 38.396,72 TL olarak hesaplanmakla, takibe yapılan itirazın bu bedel üzerinden iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davacı yanın takipteki faiz talebi yönünden ise, davalının temerrüte düşürüldüğüne ilişkin delil bulunmaması nedeniyle reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin, davalının ise kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, istinafa konu kararda; ek işler yönünden mahallinde keşif yapılması taleplerinin "edimin idareye tesliminden itibaren geçen süre ve mahallinde şu aşamada tespit edilecek sözleşme dışı işlerin davacı tarafından yapıldığına ilişkin başkaca delil olmadığından keşif yapılmasının yargılamaya bir fayda sağlamayacağı anlaşılarak reddedildiği" belirtilmişse de, redde yönelik kararın hem somut gerçekliğe aykırı, hem de hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında "Mersin ili, Yenişehir ilçesi, H. Okan Merzeci Bulvarı üzerindeki Demokrasi Kavşağının Doğu ve Batı istikametine 2 adet Üst Geçit Yapım İşi"ne ilişkin olarak taşeronun uzmanlığındaki Betonarme (kazı, dolgu, beton, kalıp, demir, geridolgu vs.) işlerinin yapımına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme ile yüklenilen tüm edimlerin zamanında ifa edildiğini, işin önce davalıya sonra da idareye teslim edildiğini, söz konusu sözleşme ile belirlenen işlere ek olarak müvekkili şirket tarafından çeşitli ek işlerin de yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan proje tadilatlarına ve ek işlere ilişkin olarak yapılan imalatların da davalıya bildirildiğini, davalının kabulü ile hakediş bedellerine eklendiğini, yapılan ek işlerin ne olduğu ve faturaların taraflarınca dosyaya sunulduğunu, dolayısıyla istinafa konu kararda belirtildiği şekliyle davacının sözleşme dışında ek işler yaptığını gösterir bir delil bulunmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yol Yapım ve Onarım Dairesi Başkanlığı'nca işbu dosyaya sunulan yazıda ek işlerin ve ek maliyetlerin bulunduğuna dair bir tespit yer almakta olup, fakat ek işlerin hangi kısmının müvekkili şirket tarafından yapıldığı ve buna ilişkin ek maliyetin ne kadar olduğu hususunun ancak keşif sonucunda elde edilecek verilerle açıklığa kavuşacağını, mahallinde keşif taleplerinin dava açıldığı tarihten yargılamanın devam ettiği 4 yıl boyunca sözlü ve yazılı olarak tekrarlandığını ancak mahkemece 4 yılın sonunda "edimin idareye tesliminden itibaren geçen süre nedeniyle ek işlerin tespit edilemeyeceği" gerekçesiyle reddedildiğini, geçen sürenin davacı müvekkilinden kaynaklanmadığını, mahkemenin "hakimin davayı aydınlatma görevi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" hilafına mahkemece 4 yıl boyunca yerine getirilmediğinin açık olduğunu, dolayısıyla mahkemece kurulan hükmün gerekçesinin bu yönüyle usul ve yasaya açıkça aykırı olup, hükmün eksik araştırma ile tesis edildiğinden istinaf talepleri doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak, müvekkilinin gerçekleştirdiği ek işlerin tespiti ile müvekkilinin davalıdan alacağının yeniden hesaplanması gerektiğini, kararda "Taraflar arasındaki sözleşme bedeli KDV dahil 159.300,00 TL olmakla, bu tutardan davacıya yapılan 115.000,00 TL, sözleşme ile davacı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmasına karşın davalı tarafından ödendiği anlaşılan SGK prim tutarı olan 5.903,28 TL'nin tenzili ile takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutar (159.300,00 - 115.000,00 - 5.903,28) - 38.396,72 TL olarak hesaplanmakla takibe yapılan itirazın bu bedel üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçe sunulduğunu ancak bu hesaplamanın hem yukarıda belirtildiği üzere müvekkili tarafından gerçekleştirilen ek işlerin bedelini içermediğini, hem de SGK prim tutarının alacaktan tenzilinde isabet bulunmadığı için söz konusu kararın, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarında da belirtildiği üzere, bilirkişilerce yapılan hesapta dayanak kabul edilen belgelerde açıkça çelişki bulunduğunu, çelişkinin, davalı tarafından ödendiği iddia edilen SGK prim tutarlarına ilişkin banka kayıtları ile davalının ibraz ettiği banka dekontları arasında olduğunu, bilirkişi tarafından banka kayıtlarının incelenmesinde 1.650,00+4.000,00=5.650,00 TL SGK prim ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, davalının sunduğu banka dekontları üzerinde yapılan incelemede ise 4.282,25+1.621,03=5.903,28 TL ödeme yapıldığının tespit edildiğini, iki hesap arasında açıkça çelişki bulunmasına karşın sonuca dahil edilen miktarın hangi delile dayandırıldığı ve diğer delile neden itibar edilmediği de, ne bilirkişi tarafından ne de mahkeme tarafından açıklanmadığını, çelişki halinde banka dekontlarının esas alınması gerektiğini, SGK prim tutarlarının icra takibine konu edilen alacaktan mahsup edilemeyeceğini, mahsup edilse bile yukarıda belirtildiği üzere çelişkinin giderilerek 253,28 TL tutarındaki farkın izah edilmesi gerektiğini, bu anlamda hükmün eksik inceleme ve hatalı delil değerlendirmesine dayandığını, bu kapsamda adil yargılanma kapsamındaki gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğini, mahkemenin faiz talebinin reddi yönündeki kararında isabet bulunmadığını, zira eser sözleşmesinde iş sahibinin bedel ödeme borcu TBK'nın 479. maddesi uyarınca eserin teslimi anında muaccel olacak olup, borçlu icra takibi öncesinde usule uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünden faiz başlangıç tarihinin takip tarihi olarak ele alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, borca haksız olarak itiraz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmasını engelleyen davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu taleplerinin de reddine yönelik kurulan hükmün usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, icra takibi ile talep edilen alacağın borçlu tarafından hesaplanabilir/ muayyen bir alacak olup, aksi yöndeki hükümde isabet bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin 4. maddesi gereği işin bedeli 135.000,00 TL + KDV olarak belirlenmiş olup, ödemelerin idarenin hakediş ödemelerine paralel yapılmasının kararlaştırıldığını ancak davacının işi yarım bırakma, yapmama tehdidiyle daha müvekkilinin hakediş yapmadan sürekli ödeme talep ettiğini ve müvekkilinin de işin teslim süresinin kısıtlı olması ve işin yetiştirilmesi gayesiyle davacıya ödemeler yapmak zorunda kaldığını, dolayısıyla davacının ödemelerini idarenin hakediş ödemelerinden önce aldığını, icra takibinin başladığı tarih itibariyle bile daha idarenin yapacağı hakediş ödemeleri mevcut olup, bu nedenle de takip tarihi itibariyle davacının talep edilebilir bir alacağı bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya yapılan ödemelerin 26.09.2017 tarihinde banka kanalı ile 25.000,00 TL, 20.03.2018 tarihli çek ile 50.000,00 TL, 01.04.2018 tarihli çek ile 40.000,00 TL, ayrıca 02.11.2017 tarihinde 10.000,00 TL’lik bir ödeme daha yapılmış olup, bu ödemelerin de davacının yine işi bitirmeme tehditi ile müvekkilinin hakedişini almamış olmasına rağmen ödeme talep etmesiyle gerçekleştiğini, müvekkilinin nakit ödeme yapamayacağını ve isterse kredi kartı ile ödeme yapabileceğini söylediğini, davacının ise kendisinin pos makinesi olmadığını ama bir tanıdığının pos makinesinden bu ödemeyi alabileceğini söylediğini, bunun üzerine davalı müvekkilinin “... ... Yapı Sistemleri ...” adlı işletmeye kredi kartı ile 11.800,00 TL ödeme yaptığını, ...'ın da bu bedeli bankadan çekerek davacıya verdiğini, söz konusu işleme ait ... tarafında davalı müvekkiline kesilen fatura ve müvekkilinin bu ödemesini gösterir kredi kartı ekstresinin dosyaya sunulduğunu, ayrıca bu olayın ispatı için ...’ın tanık olarak dinlenmesi taleplerinin de mahkemece reddedilerek bu ödemenin de gözardı edildiğini, müvekkili tarafından davacıya toplam 125.000,00 TL ödeme yapıldığını, sözleşmede davacıya yapılacak ödemelerin idarenin hakediş ödemelerine paralel olarak yapılacağının kararlaştırılmış ise de, davacının baskısı neticesinde iderenin hakediş ödemelerinden önce ödemelerin yapıldığını, davacının (idarenin yaptığı hak ediş ödeme tarihleri de dikkate alındığında) takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği muaccel bir alacağı bulunadığını, davacının icra takibi 10.07.2018 tarihinde başlatılmış olup, davalı müvekkilinin idareden takipten sonra 31.07.2018, 03.09.2018 ve 26.09.2018 tarihlerinde hakediş ödemesi aldığını, taraflar arasındaki sözleşme ile davacının hakettiği ödemelerin idarenin hakediş ödemelerine paralel yapılacağının kararlaştırıldığından, takip tarihinde davacının talep edilebilir muaccel bir alacağı bulunmadığını ancak bu hususun gereğince değerlendirilmediğini, ortada huzurdaki davaya konu edilebilecek, geçerli bir faturanın olup olmadığının şüpheli olup, bu husus hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, davacının, müvekkiline 03.06.2018 tarih, 19497 sıra nolu ve 90.860,00 TL bedelli faturayı gönderdiğini, işbu faturanın müvekkiline ulaşmasına müteakip süresi içerisinde faturaya, fatura miktarına, faturanın içeriğine ve sair hususlara itiraz edilerek fatura aslının Ankara 2. Noterliği’nin █████/2018 tarih ve 19174 yevmiye no'lu ile davacıya iade ettiğini, bu işlem üzerine müvekkiline herhangi başkaca bir fatura gönderilmeden, Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup, ödeme emrinde borcun sebebi olarak 25.06.2018 tarih ve 90.860,00 TL tutarlı faturanın gösterildiğini, söz konusu takibe itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde ödeme emrinde takibe dayanak olduğu belirtilen 25.06.2018 tarih ve 90.680,00 TL bedelli faturanın takipten önce müvekkiline gönderilmediği ve ayrıca faturanın icra dosyasına sunulan fotokopisinin de okunaklı olmadığından faturanın neye istinaden kesildiğinin anlaşılamadığı hususlarının belirtildiğini, davaya dayanak olarak 25.06.2018 tarih, 19497 nolu ve 90.680,00 TL bedelli faturanın gösterildiğini ancak müvekkiline gönderilmiş böyle bir faturanın bulunmadığını, müvekkiline sadece yukarıda bildirilen ve noter kanalı ile itiraz ve iade edilen 03.06.2018 tarih, 19497 nolu ve 90.860,00 TL bedelli faturanın gönderildiğini, bu durumda bahsi geçen aynı miktarlı, aynı sıra numaralı fakat farklı tarihli iki fatura bulunduğunu, aynı sıra numarasıyla farklı tarihlere kesilmiş iki ayrı faturanın olmasının mümkün olamayacağından, ortada davaya dayanak geçerli bir fatura olup olmadığının şüpheli olduğunu, böyle bir durumda ortada davalı müvekkilinden talep edilebilecek ve huzurdaki davaya konu olabilecek geçerli bir fatura ve alacak olmadığının açık olduğunu, öncelikle sırf bu nedenle davanın reddedilmesi gerekirken, bu hususla ilgili hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülüklerinin büyük çoğunluğunu yerine getirmediğini, davacının yerine getirmediği işlerini ya davalı kendi yapmış ya da başka üçüncü kişilere bedel karşılığı yaptırdığını, bu hususa ilişkin detaylı hesap ve açıklamaların cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde de yapıldığını, kalem kalem açıklanan bedeller toplandığında davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri vs. yerine getirmemesinden ötürü ortaya çıkan bedelin 127.715,78 TL olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin 135.000,00 TL + KDV olduğunu, davacıya bugüne kadar olan paraların 125.000,00 TL olduğunu ve davacının sözleşme gereği üstlendiği ancak yapmadığı işlerin vs. bedelinin 127.715,78 TL olduğu göz önünde tutulduğunda, davacının müvekkilinden talep edebileceği başkaca bir alacağının bulunmadığının, aksine borçlu olduğunun açık olduğunu, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının yerinde olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava, faturaya dayalı takip nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkin olup, davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınmasının gerekmesine, dava dilekçesinde davacı tarafça 135.000,00 TL + KDV bedeli sözleşme kapsamında edimini tam ifa ettiği ve davalı tarafça işin idareye teslim edildiği belirtilerek talepte bulunulduğu, açılan davanın taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki imalatlara ilişkin olduğunun anlaşılmasına, Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapıldığının kabulünün gerekeceği ve davalı tarafça usulüne uygun ispatlanan ödemelerin mahsubuyla bakiye alacağın belirlendiği, iş teslim edilmiş olmakla, ifaya ekle cezai şartın talep edilemeyeceğinin tabi bulunmasına, bu nedenle mahkemece sözleşme ve ekleri değerlendirilerek kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına, sözleşme dışı işler yönünden iddianın açılacak davada değerlendirilmesinin tabi bulunmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince;-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,-Davalıdan alınması gereken 2.622,88 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL + 475,82 TL olmak üzere toplam 655,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.967,16 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır