Anahtar kelimeler: Markaya Sınai Fikri Hükümsüzlüğü Dairece Tecavüz Haklar Marka Kesinlik Sıfatıyla

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk Mahkemesi(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Kısmen KabulTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüz ve maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin on adet 16-41-43 sınıflarda tescilli markasının olduğunu, davalının ise “Isparta Arı Özel Eğitim Kursu” adı altında faaliyet göstermeye başladığını, web sayfasının olduğunu, ihtar çektiklerini, davalının da "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" ismi ile marka tescili yaptırdığını öğrendiklerini, müvekkilinin marka tescilinin 01.05.2002 olduğunu, davalının ise 15.07.2016 da markasını tescil ettirdiğini, davalının davaya konu marka tescili ve devam eden tescil taleplerini müvekkili markaları ile birebir aynı sınıflardan tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin özellikle 41.sınıfta çok uzun yıllardır faaliyet gösteren ve herkes tarafından bilinen bir eğitim kurumu olduğunu, davalı şirketin davaya konu tescili ve hala yapmaya devam etmekte olduğu tescil başvurularında 41. sınıfın odakta olup, bu durumunun iltibasa neden olacağını, marka başvuruları ve uyuşmazlık konusu markanın iltibas yaratacak düzeyde ve benzer olduğunu, müvekkili markasının “Okul Arı” ibaresini esas unsur olarak taşıdığını, davalı şirketin aktif olarak faaliyete başlamış olup “Arı” ibaresini esas alarak Isparta halkını yanılttığını, markanın başına eklenen Isparta ibaresinin markayı farklılaştırmak adına eklendiğini, marka olma özelliğini haiz olmadığını, “Isparta Arı Eğitim Kurumları”, “A.E.K Isparta Arı Eğitim Kurumları” gibi ibareler ile karşılanan orta seviyeli tüketicinin, söz konusu kurumu müvekkili Arı okullarının Isparta şubesi olduğu kanaatine varacağını, okulun hali hazırda eğitime devam etmesinin müvekkilini mağdur ettiğini ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğüne, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş; 24.05.2019 tarihli ıslah dilekçesinde maddi tazminat talebini 129.645,23 TL'ye ıslah etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Patent Enstitüsü’nün 20158787 Marka numarası ile bir bütün olarak markasını “Isparta Arı Eğitim Kurumları “ adı ile tescil ettirdiğini, tescil ve ilan olunan markaya davacı tarafından da itiraz edilmediğini, davaya konu "arı " ibaresi gerek TDK Sözlüğü'nde ve gerekse Türk Patent ve Marka Kurumu Standardında cins isim olduğundan tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının marka değeri taşımayan "Arı" ibaresi üzerinden marka hakkına tecavüz edildiği iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili tarafından eğitim sektörü içerisinde çalışkanlığın simgelemesi olması sebebi ile markanın yan unsuru olarak "arı" ibaresinin seçildiğini, müvekkilinin bütün başarısını yoğun ve özverili çalışmalarına borçlu olup, bu çalışması ile "AEK- Isparta Arı Eğitim Kurumları" markasına değer kazandırdığını, dava dilekçesinde ileri sürülen "Isparta Arı Eğitim Kurumları" adı altında davacı ile aynı faaliyet alanı olan ve ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka ile piyasaya çıktığı iddiasının markanın hükümsüzlüğü adına yeterli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece 15.10.2019 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası (b) bendi hükmüne göre "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunun herhangi bir işaretin kullanılmasıdır" hali tescilli markanın sahibince önlenebilecek haller arasında olduğu ve 29 uncu maddenin birinci fıkrasının ( a) bendine 7 nci maddede sayılan kullanım biçimlerinin marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğunun belirtildiğini, raporlara göre davacıya ait markanın benzerinin davalı tarafından kullanıldığı, ayrıca davacının kendisine ait markanın benzerinin kullanımı nedeniyle manevi olarak da zarar gördüğü, dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve bu itibarla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 61 inci maddesinin (c) bendi uyarınca, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak marka hakkına tecavüz sayıldığı, aynı KHK'nın 62 nci maddesinin (b) bendi gereğince ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, manevi zararının tazminini talep etme hakkına sahip olduğu, davacı adına tescilli markanın benzerinin davalı tarafından kullanıldığı, söz konusu davalı eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu ve davalının bu eyleminin manevi tazminat koşullarını sağladığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının 2015/ 87837 sayılı "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" markasının 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine, 129.645,23 TL maddi tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatı doğuran eylemin davacının tescilli olarak koruma altında bulunan markasının benzerinin davalı tarafça haksız olarak taklit ürünlerde kullanılması nedeniyle davacının tescilli markadan doğan haklarının ihlali ile markanın uğradığı itibar kaybına neden olduğu gerekçesiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarih ve █████████ E., ███████ K. sayılı kararıyla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizin 18.10.2022 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla Mahkemece yoksun kalınan kazanç miktarı konusunda yeniden inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi, lisansın sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi değişkenler göz önünde bulundurularak tazminat olarak 20.000,00 TL takdir edilerek belirlenmiş olup, manevi tazminat ve markanın hükümsüzlüğü yönünde bozma olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece tazminat miktarının neden düşürüldüğüne ilişkin gerekçe bildirilmediğini, davalının davacının şubesiymiş gibi algılandığını, tüketicide oluşturulan algının davacıya zarar verdiğini, bozma ilamında belirtilen kriterler ve ilkeler gereği 20.000,00 TL gibi maddi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, dünya çapında elde ettiği başarılar olduğunu, markasını koruma adına birçok faaliyette bulunduğunu, tanıtım faaliyetleri olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, davalıya ait markanın hükümsüzlüğünün ve sicilden terkininin gerekip gerekmediği, davalının marka kullanımı ile davacı markasına tecavüzünün bulunup bulunmadığı, varsa tecavüzün durdurulması ile markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6769 sayılı Kanun'un 25 ve 151 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 61 ve 62 nci maddeleri3. DeğerlendirmeDava; markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref’ile tazminat istemlerine ilişkin olup bozma ilamı ile maddi tazminat miktarı dışındaki hususlar kesinleşmiştir.Bozma ilamında, yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi değişkenler göz önünde bulundurularak tazminatın belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda, tanınmış bir marka ile tanınmış olmayan markadan kaynaklanan yoksun kalınan kazanç miktarı aynı olmayacağı gibi, kullanılan markaların birbirlerine olan benzerlik düzeyleri, şekli ve kullanım süresi gibi olgular yanında, her ne kadar tecavüzün varlığını ortadan kaldırmasa da, davalının kullandığı markanın adına tescilli olup olmaması da yoksun kalınan kazanç miktarına etki edeceği, bu olguların varlığı halinde, hak sahibinin 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hangi seçeneği seçerse seçsin, Mahkemelerce yoksun kalınan kazanç miktarına müdahale edilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş, sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi, lisansın sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi değişkenler göz önünde bulundurularak yoksun kalınan kazanca müdahale edilerek maddi tazminata hükmedilmiş ise de hükmedilen miktar tarafların ekonomik durumu ve markaya tecavüz şekli, yoksun kalınan kazancın 129.645,23 TL belirlenmiş olması karşısında düşük kalmıştır. Bu nedenle Mahkemece daha makul bir miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yoksun kalınan kazanca müdahalenin fazla oranda olması doğru görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.