Anahtar kelimeler: Yidk Sınaî Fikri Haklar Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ankara Sayisi Esastan
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Başvurunun esastan reddi
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ███████████ sayılı "BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya davalı şirket tarafından "BİLFEN" ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan itiraz kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "bil" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, eğitim alanında uzun zamandan beri bu ibareyi kullandığını, öte yandan müvekkili başvurusu ile redde mesnet markaların bütünsel olarak benzer olmadığını, bu nedenlerle Kurum tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1-Davalı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
    2- Diğer davalı şirket vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait birçok okulun bulunduğunu, bu okulların prestij sahibi olduğunu, davacı başvurusunun müvekkilinin markalarına iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, davacının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun tescilinin, müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlayacağını ve müvekkilinin markalarını sulandıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası koşullarının somut olayda ███████████ sayılı başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler açısından mevcut olduğu, kötü niyetin ispatlanamadığı, bu nedenlerle YİDK’in 2015/M-6307 sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "bil" adı altında yoğun bir çalışma ve faaliyet sürdürdüğünü, bu ibarenin müvekkilinin yıllardan bu yana yapmış olduğu çalışmalar sonunda marka olduğunu, "bil" seri markalarının █████/█████/█████/█████/█████/█████/45 sınıflara dahil mallar ve hizmetler için yasal sahibi olduğunu ve fiilen kullandığını, müvekkili markası ile davalı markasında kullanılan "bil" kelimesinin, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığını, tek başına ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, ayrıca markanın asıl unsuru da olmadığını, taraf markalarında "bil" kelimesi ortak olmakla birlikte, müvekkili başvurusunun münhasıran bu ibareden oluşmadığını, davalı markasının "bilfen" şeklinde bir bütün olup, kelime bütünü içinde bil ve fen kelimelerinin eşit büyüklükte ve biçimde yazılmasının, "bil" ibaresinin münhasıran ön plana çıkmasına engel olduğunu, "bil" kelimesinin 16 ve 41 inci sınıflar bakımından yaygın şekilde kullanılan çağrımsal etkisi yüksek bir kelime niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple "bil" ibaresini içeren markalar kıyaslanırken, marka işaretlerinin bütünündeki imaj ve vurguya bakmak gerektiğini, müvekkilin başvuru markası ile davalının markalarının benzerlik içermediğini, tarafların logolarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalının markalarının belli bir ölçüde bilinir veya tanınmış olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,"BİL FEN LİSESİ BİL COLLEGE 1995+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "BİLFEN" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuruda, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin aynen kullanıldıkları, bu ibarelerin ayrı ayrı yazılmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, her ne kadar davacı tarafça "BİL" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüş ise de, redde mesnet markaları oluşturan "BİL FEN" ibarelerinin, dava konusu başvuruda aynen kullanılmaları karşısında bu iddianın yerinde bulunmadığı, yine davacının başvuru konusu marka yönünden kendisine müktesep hak sağlayan bir markası olmadığı gibi davacının söz konusu ibareyi fiilen kullanmasının da, davacıya başvurunun tescili imkânı vermeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla bunlara ek olarak müvekkilinin ███████████ sayılı "BİL ANAOKULU 1995", ███████████ sayılı "BİL İLKOKULU 1995", 2013/ 108612 sayılı "BİL ANADOLU LİSESİ 1995" markalarının da sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun da davalı markasına yanaşma kastıyla değil Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği lise çeşidini ifade etmesi için tescil ettirmek istediklerini, aksi kabulün "fen" kelimesi üzerinde davalının tekel hakkı sahibi olduğu anlamına geleceğini, tüketici kitlesinin eğitim almak isteyen dikkatli inceleme yapan ebeveynler olduğu gözetildiğinde iltibas ihtimalinin olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının temsilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının tescilini istediği marka ile redde mesnet markanın iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesi.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği markasının TÜRKPATENT nezdinde ileri sürülmemiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!