Anahtar kelimeler: Eskişehir Başkan Eser Yazim Katip Menfi Birleşen Üye Ankara Karara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ███████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E-████████ K
ASIL DAVA KONUSU
: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVANIN
KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davada davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemine ilişkin davalarda mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; tarafların 24.03.2015 tarihinde organize sanayi bölgesinde davalıya ait fabrika arazisinde dolgu, temel kazısı, mekanik malzeme serme hususlarını kapsayan sözleşme imzaladıklarını, davalının peşin olarak 30-60-90 günlük 245.150,00 TL tutarında müşteri çeklerini ciro edip davacıya verdiğini, taraflar arasında yapılan cari hesap dökümünde 25.03.2015 tarihi itibarıyla 245.150,00 TL avans verildiğinin görülmekte olduğunu, sözleşme gereği peşin alınan bu çek bedellerinin imalat devam ederken ödendiğini ve mahsuplaşıldığını, sonuç olarak sözleşmenin 3.sayfasında karşılıklı kabul ve beyan edilen teminat senedinin davalı elinde karşılıksız kaldığını, davalının 01.12.2015 tarihinde davacı firmaya elektronik mektup göndererek işi durdurduğunu, bu tarihe kadar yapılan işin kabulünü, hak ediş raporlarını geçerli kabul etmeyeceğini bildirmesi üzerine verilen cevabi ihtarnamede sözleşme gereği tanzim tarihi ve ödeme tarihi bulunmayan, arka yüzünde avans çeklerinin karşılığı teminat olduğu kabul edilen senedin teslim edilmesinin istenildiğini, davalının tek taraflı işi durdurma sebebi ile mahkemenin █████████ D.iş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporuyla yapılan imalatın tespit edildiğini ileri sürerek, tanzim tarihi olmayan ve ödeme tarihi bulunmayan 24.03.2015 tarihinde sözleşmeye istinaden avans olarak verilen çekler karşılığında teminat senedi olarak verilmiş 245.150,00 TL'lik senedin iptaline, senede tanzim tarihi ve vade tarihi atılmaması, doldurulmaması, üçüncü kişilere ciro edimemesi ve tahsil edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözleşme gereği peşin alınan çek bedellerinin imalat devam ederken ödenmesine rağmen, davacı taraf ile mahsuplaşma olmadığını, davacı tarafça imalatlar aşamasında geçici hak edişler düzenlenerek hak edişlerde yazılı meblağlar da iş akışı içinde iyi niyetli olarak müvekkilince davacıya ödenmiş olmasına rağmen gerek sözleşme gereği işlerin bitmemesi gerekse kesin hesap çıkarılmadığından kesin bir mahsuplaşma olmadığını, Organize Sanayi Bölgesinin uyarı yazıları ve şantiyede yapılan ilk tespitler sonucunda davacı yüklenici şirketin, hafrifat sözleşmesi ve onanmış projeye aykırı, kötü niyetli imalatlar yaptığının ortaya çıktığını, davacı şirketin 27.11.2015 tarihinde makine parkını şantiyeden götürdüğünün tespit edildiğini, mahkemece yapılacak tespitler sonucu davacı tarafa önceki geçici hak edişler ile fazla para ödenip ödenmediği ortaya çıkacağından senedin karşılıksız kaldığından bahsedilemeyeceğini, sözleşmenin tek taraflı feshedildiği iddiasının yerinde olmadığını, davacı yüklenici şirkete 01.12.2015 tarihinde gönderilen elektronik uyarıda fesihten bahsedilmediğini, dava konusu senedin kambiyo senedi olmayıp, sözleşmeye bağlanmış adi bir teminat senedi olduğundan, üzerinin doldurulması, tedavüle çıkarılması ve icra takibi konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığı gibi anonim şirket statüsündeki müvekkilinin bu adi senedi ticari defterlerinde muhasebeleştirmesinin de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; taraflar arasındaki █████/2015 tarihli hafriyat sözleşmenin 3.maddesine göre sıkıştırma testinin davalının onayladığı laboratuvara yaptırılacağı, bedelinin de davalı işveren tarafından verileceğinin kararlaştırıldığını, bu maddeye göre müvekkilince laboratuvarda test yaptırılıp faturalar düzenlendiğini, sözleşme tarihi olan █████/2015 ile █████/2015 tarihine kadar imalatta herhangi bir itiraz bulunmadığını, davalının ihtilaf çıkarıp sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödememe hazırlığına giriştiğini, birçok ihtilaf çıkarttığını, bu sözleşme kapsamında davalıdan hakediş ve laboratuvar testinden kaynaklanan alacağının bulunduğunu ileni sürerek, 244.430,57 TL sözleşme gereğince ödenmesi gereken bedel ile zemin sıkıştırma test onaylı laboratuvar bedellerinden kaynaklanan 5.380,80 TL'den oluşan toplam 249.811,37 TL'nin Merkez Bankası'nın uyguladığı en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının hakedişlerine karşılık müvekkilince 888.653,71 TL ödeme yapıldığını, hakedişlerinin kesin hakediş olmadığını, davacıya %10 kesinti yapılarak ödeme yapıldığını, davacının şantiye şefi ile el birliği içinde fiilen yapılan işten fazla hak ediş düzenlenmesine göz yumduğunu, hakedişlerde gösterilen 14.400,00 ton dolgu malzemesinin kazı alanında kullanılmasının mümkün olamayacağını, bu durumun Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D.İş Esas sayılı dosyasında dolgu malzemesi olarak kullanılabilecek miktarın maksimum 1707,395 ton olarak hesaplandığını, bundan dolayı davacının hak ettiğinden fazla miktarda para aldığını, laboratuvar testleri için davacının müvekkilinden herhangi bir onay almadığı gibi müvekkiline de ihtilaf çıkana kadar vermediğini, kesin hak edişlerin Organize Sanayi Bölgesinin son durum plan kotesi üzerinden yapılması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece █████/2019 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin █████/2022 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile; taraf vekillerinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; sözleşme, teminat senedi, keşif, tarafların ticari defter ve kayıtları, faturalar, hakediş belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24.03.2015 tarihinde davalıya ait araziye yapılacak fabrika binasının dolgu, temel kazısı, mekanik malzeme serilmesine ilişkin hafriyat sözleşmesi düzenlendiği, davacı yüklenicinin sözleşme gereğince asıl davaya konu 245.150,00 TL bedelli teminat senedini davalıya verdiği, uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi hükümleri değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği, sözleşme kapsamında yapılan imalat kalemlerine ve miktarına ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, BAM kararı doğrultusunda mahallinde yapılan keşfe katılan ve █████/2018 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen heyete bir SMMM bilirkişi eklenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporda;
taraflara ait ticari defterlerinin muhasebenin temel kavram ve
genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış onaylarının/ beratlarının bulunduğu, ticari defterlerin muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş ilkeler ile
yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulduğu, kayıtlara esas teşkil eden dayanak belgelerin mevcut
olduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete 980.477,77 TL'lik fatura düzenlendiği, dosya içeriğinde bu faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir belge ve bilgiye
rastlanılmadığı, bunun karşılığında davacının düzenlediği 14.10.2015 tarih 029071 nolu "0-65 Granüler Alt temel
temini, nakliyesi ve serme-sıkıştırma işi" açıklamalı 232.460 ton miktarlı faturaya davalı tarafından "A-029071
nolu faturaya istinaden iade faturasıdır" açıklamasıyla 99.320 ton, 1.464,97 TL KDV dahil iade faturası
düzenlendiği, davalı tarafından davacıya 887.188,74 TL ödeme yapıldığı, davacının ticari defterlerinde davalının
davacıya 91.824,06 TL borçlu, davalının ticari defterlerinde davacının 91.824,06 TL alacaklı olduğu, davacı ve
davalının defterlerinin birbiriyle örtüştüğü,
buna göre; tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının düzenleyerek davalıya 24.03.2015 tarihli iş sözleşmesine
istinaden avans olarak verilen çekler karşılığında teminat senedi olarak verdiği 245.150,00 TL'lik senedin tamamından sorumluluğunun bulunmadığı, birleşen
dava yönünden ise; her ne kadar ticari defter kayıtlarına göre davacı yüklenici, davalı işverenden 91.824,06 TL alacaklı görünmekte ise de, davacı tarafça yapılan imalat nedeniyle düzenlenen faturalar dışında malzeme teslimine ilişkin █████/2015 - █████/2015 tarihleri arasında irsaliyeli faturalar düzenlendiği ve bu faturalar nedeniyle de alacaklı olduğu ileri sürülerek bakiye hakediş alacağı talebinde bulunulması nedeniyle de taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme kapsamında esas alınacağı kararlaştırılan plankoteler, taraflarca düzenlenen hakediş ve faturalar değerlendirilmek suretiyle yapılan toplam imalatın mahallinde keşifle belirlenmesi gerektiği, buna göre bilirkişi heyeti tarafından mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor (heyetin atıf yaptığı 15.10.2018 tarihli kök raporun 12. sayfası) ile yüklenicinin yaptığı işin toplam bedelinin 895.312,73 TL + KDV dahil 1.056.469,02 TL olduğu, toplam yapılan ödemenin 887.188,74 TL ve iade fatura bedeli 1.464,97 TL olup, mahsup edildiğinde davacı yüklenicinin alacak tutarının hakediş ve laboratuvar testi masrafı dahil 173.196,11 TL (1.056.469,02 TL - (887.188,74 TL + 1.464,97 TL)+ laboratuvar testinden kaynaklanan alacağı 5.380,80 TL) = 173.196,11 TL) olduğu, sözleşmede sıkıştırma testinin yüklenici tarafından işverenin onayladığı laboratuvara yaptırılacağının ve bedelinin işveren tarafından ödeneceğinin öngörüldüğü, her ne kadar davalı işveren onay vermediğini savunmuşsa da, yapılan işi kabul ettiği, bu kabul nedeniyle söz konusu laboratuvar bedelini de davacı yükleniciye ödemesi gerektiği gerekçesiyle, sübut bulan asıl davanın kabulü ile; davacı tarafından keşide edilen lehtarı davalı olan malen kayıtlı tanzim ve vade tarihleri bulunmayan 245.150,00 TL'lik senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ayrıca sübut bulan birleşen davanın kısmen kabulü ile 167.815,31 TL hakediş ve fatura alacağı ile 5.380,80 TL laboratuvar bedeli olmak üzere toplam 173.196,11 TL'nin birleşen dava ve temerrüt tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin talebin reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında 24.03.2015 tarihinde "Hafriyat Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşme gereğince, davacıya avans olarak 30, 60, 90 gün vadeli 245.150,00 TL'lik müşteri çekleri ciro edilerek verildiğini ve bu çeklerin tamamının ödendiği hususunda ve bu sözleşme gereğince davacı şirketin müvekkili lehine tanzim ve ödeme tarihi bulunmayan 245.150,00 TL'lik senet tanzim edip teminat verdiği konusunda da ihtilaf bulunmadığını, müvekkilinin 01.12.2015 tarihinde davalı firmaya elektronik uyarı yazısı göndermiş olup, bu yazıda "Şantiye şefi ...'nin iş akdine son verildiğinden şantiyede yapılan işlerin durum tespitinin yapılacağı, ilgili kişi tarafından yapılacak ödeme onayı, hak ediş kabulü gibi işlemlerde yetkisinin kalmadığı, ayrıca yapılan işlerle ilgili durum tespiti çalışmaları sonuçlanana kadar işlerin geçici olarak durdurulduğu, hak ediş ödemelerinin askıya alındığı" hususunun bildirildiğini, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihinde davacı şirkete gönderdiği elektronik uyarı yazısını sözleşmenin feshinin bildirimi olarak değerlendiren davacının, müvekkiline ihtarname keşide ederek dava konusu teminat senedinin iadesini talep ettiğini, fabrika inşaat şantiyesinden makine parkını ve çalışanlarını çektiğini, akabinde de kötü niyetli bir şekilde işbu senedin iptali ve menfi tespit davasının açıldığını, davacının, hafriyat sözleşmesi gereği tüm edimlerini yerine getirmeden, müvekkili şirketçe avans olarak peşinen verilen çeklerin vadesinde ödenmesine, ayrıca davacı tarafından düzenlenip şantiye şefi tarafından özellikle incelenmeden kabul ettirilerek müvekkiline ödettirilen 5 adet hakedişle toplam 888.653,00 TL paranın tahsil edilmiş olmasına rağmen, davacı tarafça müvekkiline ihtarname keşide edilerek, teminat senedinin iadesinin istenmesinin ve menfi tespit talebi ile dava açılmasının haklı ve iyi niyetli olmadığını, davacının, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, sıkıştırma işini sahada yaptırması gerektiği halde, herhangi bir yerde kap içinde sıkıştırılmış malzemeyi laboratuvara götürerek test ettirmediğini, halbuki, sahada her 50 cm malzemenin serip sıkıştırılacağının ve test edilmesi gerekenin de bu alan olduğunu ancak davacının, müvekkilinin şantiye şefiyle iyi niyetli olmayan bir iş birliği içerisine girerek bu testi yapmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tanzim edilmiş olup, hüküm vermeye elverişli olmadığını, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E- ████████ sayılı kararı istinaf incelemesi neticesinde, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gerekçesiyle kaldırıldığını, davanın görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin ilamı doğrultusunda bilirkişi heyetine SMMM bilirkişi eklenerek ve tarafların ticari defterleri de incelenmek suretiyle yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiğini, önceki yargılamada, mahallinde keşif yapan ve rapor veren heyete mali müşavir bilirkişi dahil edilerek alınan 15.08.2022 tarihli raporda, ticari defter ve kayıtlar yönünden yapılan tespitlerde bir eksiklik bulunmadığını fakat raporda bulunan teknik değerlendirmelerin son derece hatalı olduğunu, zira bu raporun, önceki yargılamada aynı bilirkişilerin verdikleri 15.10.2018 tarihli kök rapor ve 15.01.2019 tarihli ek raporların aynen tekrarından ibaret olduğunu, önceki yargılama kapsamında iki farklı kuruldan alınan ek ve kök raporlardaki çelişkinin giderilmesi için Ankara'dan seçilmiş bilirkişi kurulundan alınan rapor da dahil olmak üzere, itirazlarının ve dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler değerlendirilmeksizin tanzim edilen bu raporun hükme esas alınmaya kesinlikle elverişli olmadığını, bilirkişilerin, kendilerinden önce verilmiş raporlardaki davacı lehine olan yanlış, yersiz ve taraflı hesaplamalardaki en yüksek değerleri, davacı hakedişlerinde yazılı rakamları da aşarak raporlarını objektiflikten, bilimsellikten uzak ve hukuki değerlendirmeden yoksun bir şekilde oluşturduklarını, 15.08.2022 tarihli rapora istinaden alınan ek raporda da itirazlarının gözardı edilerek raporda bulunan sonuç ve kanaatlerde herhangi bir değişiklik yapılmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme var ise, genel hükümler ve mahalli örf adet kurallarından önce bu yazılı sözleşme hükümlerinin ihtilafın çözümünde uygulanması gereklililiğinin, ticari davalarda çok önemli bir düzenleme olduğunu, dosya kapsamında mevcut olan 24.03.2015 tarihli eser sözleşmesinin, tarafların imzasını taşıdığını ve taraflarca kabul edildiğini, sözleşmenin nebati toprağın kazılması ve tesfiye, temel kazısı ve dolgu yapılması işlemlerini düzenleyen 1. ve 2. Maddesinde "(1)Kübaj rakamı plankote üzerinden hesaplanacaktır. Plankote yapımı esnasında işverenin onayı alınacaktır. İşveren gerekli görürse harita mühendisi yönlendirip tekrar plankote isteme hakkına sahiptir. Yapılacak kübaj hesabı onaylı plankotelerden yapılacaktır. (2)Kübaj hesabı onaylı plankoteler üzerinden yapılacaktır. İşveren gerekli gördüğünde plankote ve kübaj hesabının kontrolünü yaptırabilir. Geçerli olan işverenin kübaj hesabıdır." hükümlerinin düzenlendiğini, sözleşme gereğince, iş tesliminden sonra hakedişin işveren müvekkili tarafından belirleneceğini, davacı yüklenicinin şantiyeyi terk ettiğini ve sözleşme gereğince tamamlanması taahhüt edilen imalatları tamamlamadığını, kesin bir hakediş belirlenmediğini, hal böyle iken, kesilen faturaların kesin olmadığının açık olup, davacının yüklendiği işleri gereği gibi yerine getirmediğini ve projeye aykırı abartılı imalatlar yaparak hakedişlerini tabir-i caizse şişirdiğini, sahaya çekilen mekanik malzemenin fatura edildiği kadar olsaydı, 120 cm bir yükseklik olacağını, bunun da statik açıdan mümkün olamayacağını, ...'dan ve İnşaat Mühendisleri Odasından alınan görüşler dosya kapsamında mevcut olup, beyanlarını da doğrular mahiyette olduğunu, davacıya yaptığı iş gereğince ödenmesi gereken tüm hakedişlerin ödendiğini, müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının birleşen davasının kısmen kabulüne karar verilerek 173.196,11 TL'nin davalı müvekkilinden tahsiline yönelik kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davanın konusu olan teminat senedinin, sözleşme gereği müvekkili şirkete verilirken, ileride davacı şirketin yapacağı imalatlarda sözleşmeye ve mevzuata aykırılıkların bulunması halinde, işveren müvekkilinin zararlarını bu senetten daha kolay bir şekilde tahsil etmesinin düşünülmüş olmasına rağmen, senedin tanzim ve vade tarihinin bulunmaması, üzerine teminat senedi olduğunun yazılması, senedi kambiyo senedi olma vasfından çıkardığını ve adi bir senet haline getirdiğini, davacının, açmış olduğu menfi tespit davasının akabinde bir de daha fazla hakedişi bulunduğu iddiası ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak birleşen alacak davasını açtığını, asıl davanın açılma tarihi itibariyle, müvekkili şirketin davacı taraf ile kesin hakedişleri, hesaplamaları ve incelemeleri yapmamış olması nedeniyle, teminat senedini iade etmelerinin düşünülemeyeceği gibi, davacının açtığı bu davadan sonra inşaat şantiyesini terk edip gittiğinden hafriyat sözleşmesi gereğince daha yapması gereken imalatların bulunması ve bunların 3. şahıslara tamamlattırılması halinde fiyat farklarından doğacak muhtemel zararların da olacağının ve bu zararların da teminatını aynı senedin karşılayacak olması nedeniyle menfi tespit talebi yönünden davacı lehine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki, menfi tespit talebine konu senedin, kambiyo senedi vasfını taşımadığından müvekkili şirket tarafından tedavüle çıkarılamayacak, kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu edilemeyeceğini, ilamsız icra takibi yapılması halinde de, işbu dosya kapsamında mevcut tespitler gerekçe gösterilerek davacının itiraz etmesi halinde takibin durmasının sağlanacağını, tüm bu nedenlerle, davacının işbu menfi tespit davasını açmasında hiçbir hukuki yararı bulunmadığından, davanın hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini belirterek, mahkemenin davacı tarafın 245.150,00 TL'lik senetten dolayı davalıya borçlu olmadığı ve 173.196,11 TL miktarında alacağın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesi yönündeki kararın kaldırılarak, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, birleşen dava ise alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak mahallinde keşifle rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden keşfen mahallinde yapılan tespitlere ve plankote, hakkediş, faturalar ile sözleşme hükümleri kapsamında değerlendirme yapılarak ve Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak SMMM atanarak, taraf defterleri incelenerek düzenlenen ek rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince;
-Asıl davada alınması gereken 16.746,19 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.186,54 TL harcın mahsubu ile bakiye ‬12.559,65‬‬ TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
-Birleşen davada alınması gereken 11.831,02 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.958,00 TL harcın mahsubu ile bakiye ‬8.873,02‬‬ TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!