Anahtar kelimeler: Ret Menfi Anadolu Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Yoluyla Katılma

HÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı bulunduğu ... Şirketinin, ... ... Şirketine alınan malzemeler nedeniyle 1.400.000,00 USD borçlu olduğu konusunda taraflar arasında 10.06.2013 tarihli borç tasfiye sözleşmesi imzalandığını, 2 nci maddede senetlerin tesliminden sonra alacaklının 600.000,00 USD ödeme yapacağının belirtilmesine rağmen ve senetlerin .... Şirketine verilmesine rağmen 600.000,00 USD ödemenin yapılmadığını, 5 inci maddede ödemelerin öncelikle Türkmenistan'da ve Kşinev'de devam eden inşaatın hak edişlerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, ... şirketi tarafından ... şirketinin ortak ve yöneticilerinin vekil tayin edildiğini, ... grubunun ... şirketinin stok malzemelerini satarak bedelini tahsil ettiğini, hakedişlerden gelen paraların hangi miktarda ... şirketine ödendiğinin defter ve kayıtlarının incelenmesinden sonra ortaya çıkacağını, protokolün 6 ncı maddesinde ödemelerin süresinde yapılmaması halinde Gamaş..şirketinin yarı payının devredileceğinin, devrin yapılmaması halinde senetlerin takibe konu edilebileceğinin belirtildiğini, sözü edilen hisse devrinin yapıldığını, ancak senetlerin ...'na ciro edilerek takibe konu yapıldığını, davalının bu nedenle kötü niyetli olduğunu, takibe konu bu çekler nedeniyle takip borçlularının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı takip dosyasına konu edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takibin kesinleşmesinden 3 yıl sonra açtığı davanın afaki ve kötü niyetli olduğunu, dava konusu takibin dayanağının davacının iddiası olan protokole göre düzenlenen senet değil çek olduğunu, ayrıca protokolün tarafının da müvekkili olmadığını, bu nedenle protokolün müvekkilini bağlamadığını, davaya konu takibin dayanağı çekin, davacının davasına dayanak yaptığı ve tek delil olarak ibraz ettiği protokol ile ilgisi olmadığı gibi, protokolde belirtilen senetlerin de işleme dahi konulmadığını, davacının bu senetlere ilişkin bildirdiği bir icra dosyasının bulunmadığını, davacının denediği sair yollardan sonuç alamaması üzerine haksız kötü niyetli ve dayanaksız olarak borcundan kurtulmak amacıyla davayı açtığını, takibe konu çeklerin 31.07.2013 tarihli olup, protokolden 1 ay sonrasına ait olduğunu, bu durumun dahi tek başına davanın haksızlığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça takibe ve davaya konu çeklerin borç tasfiye protokolü uyarınca dava dışı ...şirketine verildiği ve bu şirketin protokoldeki yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle çeklerin iade edilmesi gerektiği iddiası ile protokole dayanılarak dava açılmış ise de, davaya konu edilen çeklerin protokol kapsamında verildiğine dair bir delil ve belge örneği sunulmadığı gibi üstteki paragrafta açıklandığı üzere dayanılan adi yazı örneğinin protokolün eki niteliğinde bulunmadığı, protokolü düzenleyenlerin imza ve kaşelerinin bulunmaması nedeniyle bu yazının delil olarak dikkate alınamayacağı, borç tasfiye protokolünde yalnız senetlerden söz edilip, protokol kapsamında verilmiş herhangi bir çekten söz edilmediği, bunun yanında protokolde senet bilgilerinin gösterilmediği, protokolün eki olarak belirtilen senet fotokopilerine ilişkin ekin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça protokol kapsamında sözü edilen senetler nedeniyle takip ve tahsil yapıldığına dair bir beyanda bulunulmadığı, davaya konu çeklerin davacı tarafça dayanılan protokol ile bir bağlantısının kurulamamasına göre nitelikleri itibariyle sebepten mücerretlik ilkesine tabi bulunduğu birlikte gözetildiğinde davacı tarafın dayandığı dava konu ve sebepleri ile borç tasfiye protokolüne göre iddialarını kanıtlar nitelikte bir delil ve belge sunmaması karşısında başkaca bir araştırma ve incelemeye, özellikle dava dışı ...şirketi ile davacının yetkilisi olduğu ...şirketinin defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine, Mahkemenin 04.04.2017 tarihli kararı ile davacıya ait şirket hisselerinin satışının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ise de, bu kararın infaz edilmemesi ve karar gereğince satış işleminin durdurulmadığı, kötü niyet tazminatı istemi konusunda yasal koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Mahkeme tarafından, çeklerin dayanılan protokolle olan bağlantısının kurulamaması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini ancak Mahkemenin bu değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, borç tasfiye protokolü ve taraflar arasındaki ilişki dikkate alındığında görüleceği üzere, davalı hamilin kötü niyetli olup borç tasfiye protokolünden sonra bu çekler nedeniyle alacaklı olduğunun ayrıca ispatlanması gerektiğini, Mahkeme tarafından, eksik inceleme neticesinde, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip ve dava konusu çeklerde davacının ismi yer almamakla birlikte dava konusu çeklerin ön yüzündeki aval şerhlerinden davacının çeklerde aval veren olduğunun anlaşıldığı, nitekim İlk Derece Mahkemesince verilen gerekçeli kararda da davacının çeklerde aval veren olarak yer aldığı belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davasının bu gerekçe ile reddi gerektiği ancak kararın sonucu itibariyle doğru olduğundan gerekçedeki bu yanlışlığa değinilmekle yetinildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, her ne kadar davacının dava dışı şirketteki hisselerinin satışının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, bu tedbir kararının infaz edilmediği, takip işlemlerinin devam ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, menfi tespit davasıdır.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesiC. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 353 üncü maddesinin ikinci fıkrası3. Değerlendirme1. İlk Derece Mahkemesi’nce davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi'nin bu gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.2. Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılındığı, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak İlk Derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDaire çoğunluğu ile görüş ayrılığımız; Bölge Adliye Mahkemesi'nin esastan red kararının usul ve Yasa'ya uygun olup olmadığına ilişkindir.Daire çoğunluğu istinaf incelemesi sonucunda verilen esastan red kararının; usul ve Yasa'ya uygun olmadığı gerekçesi ile bozulmasına karar vermiştir. Bozma gerekçesi olarak ilk derece mahkemesinin gerekçesine ilave gerekçe eklenmesini göstermiştir.İstinaf mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Yasa'ya uygun olduğu, gerekçesinin doğru olduğu, ancak Aval verenin sorumluluğu yönünden gerekçeyi genişletip zenginleştirmiştir. Aval verenin sorumluluğuna ilişkin TTK 702/2. maddesine değindikten sonra, sonuç itibariyle İlk derece mahkemesinin doğru olan kararına gerekçe ekleyip istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda da değinildiği gibi sonuç itibariyle doğru olan ilk derece mahkemesi kararını istinaf mahkemesinin gerekçesini zenginleştirip geliştirmesi sonucunda verdiği esastan red kararı hem usul ekonomisine, hem de 6100 sayılı HMK' nın 353/b-3 fıkrasına da uygundur. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.