Anahtar kelimeler: Mapfre Bam Sakarya Geliş Esaskarar Kocaeli Fiilden Alanına Başkan Yazim

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 08.12.2023NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararİSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av...DAVALILAR
: 1-...2-...VEKİLİ
: Av...DAVALI
: 3- MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİVEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)BAŞVURU TARİHİ
: 22.01.2024İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ
: 01.03.2024KARAR TARİHİ
: 06.03.2025YAZIM TARİHİ
: 06.03.2025İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plaka numaralı araç ile davalı şirket sigortalısı ...’a ait ... plaka numaralı araç arasında 21.06.2021 tarihinde Kartepe İstasyon Mahallesi Hüsnü Efe Caddesi üzerinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, maddi hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre davalı şirket sigortalısı ... plakalı araç tam kusurlu olduğunu, davacının aracının bu kazadan dolayı değer kaybettiğini ve serviste kaldığı süre boyunca kullanılamadığını, Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda, araçta kaza sonrasında meydana gelen değer kaybının kazada tam kusurlu olan ... plaka numaralı aracın sigortacısı davalı MAPFRE Sigorta Anonim Şirketi ile sigortalı ... ve sürücü ... tarafından ödenmesi gerektiğini, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında belirsiz alacak olarak değer kaybı için şimdilik 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Mapfre Sigorta vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı araç 29.09.2020 başlangıç-29.09.2021 bitim tarihli ve ... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile ... adına maddi hasarda araç başına kaza tarihi itibarıyla 43.000,00 TL’sine kadar azami sorumluluk hadleri ile davalı şirkete sigorta ettirildiğini, söz konusu maddi teminat miktarı davalı sigorta şirketinin işbu poliçeden doğan sorumluluğunun üst limiti olduğunu, huzurdaki davaya konu değer kaybı ve araç maddi hasar talebi için davacı vekilinin davalı şirkete başvurusu üzerine 4100871669/1-2 nolu hasar dosyası açıldığını, davalı şirket tarafından davacı asile araç hasarı için 27.07.2021 tarihinde 21.000,00 TL ödendiğini, yapılan tüm ödemeler sonrasına davalı şirketin kaza tarihi itibariyle bakiye teminat limiti 20.000,00 TL olup davayı kabul etmemek kaydı ile; davacının zararının tespit edilmesi ve davalı şirket aleyhine tazminat hükmedilmesi durumunda azami bakiye teminat limiti olan 20.000,00 TL'ye kadar sorumlu olacağını, davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağını, faize hükmedilecek ise sigortalı aracın hususi olması sebebiyle davalı şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu araç yabancı plakaya sahip olması sebebi ile davacının aracında meydana gelen değer kaybı konusunda HMK 266.maddesi gereğince, davacı aracının kayıtlı olduğu ülkedeki rayiç değerlere göre konusunda uzman makine mühendisi bir bilirkişiden alınacak rapor ile tazminat bedelinin hesaplanarak ve kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi gerektiğini, söz konusu araç yabancı plakalı olması sebebi ile bağlı bulunduğu ülkeye göre değer kaybına uğramadığını, bu nedenle davacının değer kaybı talebini kabul etmediklerini, Mahkeme aksi kanaatte olur ise kusur oranını kabul etmediklerini, söz konusu kazada her ne kadar davalı tam kusurlu kabul edilmiş olsa bile bu oranın hatalı olduğunu, davalının aracında çocuğunun bulunması sebebi ile çok düşük hızda hareket etmiş olup, davacının bir anda karşısına çıkması ve dikkatsiz davranması sebebi ile söz konusu kaza meydana geldiğini, davacının avans faiz talebinin yerinde olmadığını, söz konusu araçlar ticari faaliyet gösteren araçlar olmadığını, tarafların da tacir olmadıklarını, bu nedenle yasal faiz uygulanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Reddine karar verilmiştir.Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, gerekçe de hiçbir hukuki değerlendirme bulunmadığını, sadece bilirkişi raporundaki değerlendirmeler kopyalanarak gerekçe olarak takdim edildiğini, oysa mahkemenin hukuki gerekçelendirme yapması gerektiğini, bu sebeple hukuki gerekçe içermeyen karar ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi ek raporunda her ne kadar davacının aracında oluşan değer kaybı miktarının, aracın kayıtlı olduğu ülkeye göre aracın herhangi bir değer kaybı oluşmadığı belirtilmiş ise de bu değerlendirme tamamen yanlış olup önceki raporlar ile çeliştiğini, bu çelişkilerin mahkemece giderilmediğini, bilirkişi tarafından dava konusu aracın ayıpsız piyasa değeri oldukça düşük ve hasarlı 2. el rayiç değeri de oldukça yüksek olarak tespit edildiği için yeniden rapor alınması gerektiğini, dosyada yabancı ülkedeki değer kaybı tespitini yapmak üzere 2 farklı bilirkişi görevlendirildiğini ve 2 farklı bilirkişiden biri değer kaybı olmadığına diğeri ise 500 Euro=3.000 TL (o günkü kur ile) değer kaybı olduğunu belirttiğini, bu durum dahi 3. bir bilirkişiden aradaki bu çelişkinin giderilmesi için ek rapor alınmasını zorunlu kıldığını, çelişki giderilmeden hazrılanmış son rapora göre hüküm kurulması savunma hakkının ihlali niteliğinde olup hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve değer kaybı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Gerçek zarar ilkesi gereğince değer kaybının, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekir.Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-28 E- █████████ K sayılı ve 24.06.2015 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; geçici süreyle geldiği Türkiye'de aracı hasara uğrayan davacının, tamirin yapılacağı yeri belirleme konusunda seçim hakkının bulunduğu ve aracını Türkiye'de tamire zorlanamayacağı, yabancı ülkede tamiri seçmiş olması halinde ise o ülkedeki tamir bedellerinin tahsilini talep etme hakkının bulunduğu bilinmektedir.Buna göre hasar gören yabancı plakalı aracın ülkemizde tamir ettirilmesi zorunluluğu yoktur. Hasarlı hali ile yurt dışına çıkıp orada tamir ettirilmesi durumunda o ülkedeki onarım giderlerinin esas alınması gerekir. Yabancı plakalı araçlarda onarım, hangi ülkede ülkede yapılmışsa zarar bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmektedir.Öte yandan değer kaybı yönünden ise aracın kayıtlı bulunduğu ülkedeki, hasarlı ve hasarsız sürüm değerlerinin (2.el piyasa rayici) belirlenerek; değer kaybı hesabının da Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre yapılması gerekmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Hakim, gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.Anayasa’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Gerekçenin somut dosya içeriği ile uyumlu olması gerekir.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.(Yargıtay 9.H.D.,█████/2016 tarih, ██████████ Esas,█████████ Karar)Buna göre, incelenen yerel mahkeme kararında; tarafların iddia ve itirazları ile bilirkişi raporlarına karşı beyan ve taleplerinin değerlendirilmediği, verilen kararda, ilk bilirkişiden alınan rapora neden itibar edilmediğini ve ikinci bilirkişiden alınan rapora ise neden üstünlük tanındığı noktasında gerekçeye yer verilmediği, bu nedenle mahkemesince son alınan bilirkişi raporuna atıf yapmakla yetinilerek verilen kararın, HMK 297. maddesine uyarlı bir biçimde gerekçe içerdiğinden söz edilemeyecektir.Yanı sıra, İlk derece mahkemesince, otomotiv mühendisi tarafından düzenlenen kök ve ek rapor ile makine mühendisi bilirkişiden alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu halde, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi de hatalı olmuştur. Anılan nedenlerle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.Şu halde, ilk derece mahkemesince, temel uzmanlık alanlarına göre Otomotiv ve Makine Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan, uyuşmazlığın esası olan değer kaybının tespiti konusunda, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile iki raporu da irdeleyen ve çelişkiyi giderici mahiyette, bilimsel kurallara uygun, ayrıntılı, gerekçeli, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık şekilde rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesinin bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermeden karar vermesi ve ayrıca verilen kararın da gerekçe içermemesi dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilerek oluşacak sonuca göre gerekçe içerir şekilde yeniden karar verilebilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.12.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde iadesine,4-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,5-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06.03.2025...Başkan ...¸e-imzalıdır...Üye ...¸e-imzalıdır...Üye ...¸e-imzalıdır...Katip ...¸e-imzalıdır*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*