Anahtar kelimeler: Kobalt Çocukluk Elindeki Hissedarı Hissedarının Dairece Arkadaşı Kesinlik Eksiklikler Kısım

MAHKEMESİ
:Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: KabulKARAR DÜZELTME İSTEYEN
: Davacı vekiliTaraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalının bir kısım hissedarı ile müvekkilinin bir hissedarının çocukluk arkadaşı olduğunu, müvekkilinin elindeki ....kobalt tele-terapi cihazını davalıya sattığı halde cihazın halen davacının ofisinde bulunmaya devam ettiğini, davalının lineer hızlandırıcı cihazını da kullanmak istemesi üzerine taraflar arasında 13.05.2003 tarihinde bir sözleşme düzenlenip birlikte çalışma kararı alındığını, ardından ruhsat almak gerekliliğine istinaden 03.10.2007 tarihli “İşyeri İşletme ve Hizmet Sözleşmesi” adı altında bir kira ilişkisi düzenlendiğini, buna müteakip de davalının dava konusu tıp merkezi ruhsatını çıkardığını, bu ruhsatın kiracısı göründüğü cihazı da kapsadığını, taraflar arasında bir iç ortaklık niteliğinde gizli adi ortaklığın kurulduğunu, ruhsatın ancak tüm ortakları hekim olan şirketlere verildiğini, müvekkili ortakları arasında hekim olmayanlar bulunduğundan müvekkilince ruhsat alınamadığını, 03.10.2007 tarihli kira sözleşmesine dayanılarak davalının ruhsat çıkartabildiğini, müvekkilinin bu ruhsatın mülkiyeti üzerinde yarı yarıya hak sahibi olduğunu, müvekkilinin yöneticisinin 2010 yılından itibaren davalının kadrolu doktoru göründüğü halde hiç ücret almamasının ortaklığı gösterdiğini, yine gerçek ilişki ortaklık olduğundan iki yıl boyunca davalının kira ödemeden cihazı çalıştırdığını, ruhsatın devri için tüm görüşmelere müvekkilinin yetkilisinin de katıldığını, kira aktinin dahi işyeri işletme ve hizmet sözleşmesi olarak adlandırıldığını, kira akti dışındaki planlama ve tedavi edici cihazların müvekkilinin ofisinde bulunmasının ortaklık ilişkisini ispatladığını, çok kıymetli olan ruhsatın yarı payının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin yetkilisinin yurt dışında olduğu bir dönemde davalının ruhsatı üçüncü kişi şirkete 2.000.000,00 USD’ye işletme hakkı ile birlikte sattığını, buna göre alıcının hastanesinin radyoterapi bölümünün davalı tarafından işletilip kazançtan %18 oranında pay alacağını, ruhsat bedelinin yarısı olan 1.000.000,00 USD ile henüz tespit edilemeyen işletme hakkının yarısının müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek ruhsatın satılması sebebiyle ortaklığın fesih ve tasfiyesini, ruhsatın ½ oranındaki mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini, payına düşen kısmın ½ oranında tespit ve tahsilini, ruhsatın satışından elde edilen gelirin müvekkilinin payına düşen kısmının tahsilini, şimdilik 10.000,00 TL'nin 09.07.2014 tarihinden itibaren ticari avans faizi oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 14.04.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talep sonucunu 2.130.700,00 TL'ye çıkarmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ...radyoaktif kaynaklı terapi- tedavi cihazına lisans alabilmek için Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna (TAEK) defalarca başvurduğu ve lisans için ortaklar arasında hekim olmayan kişi bulunmaması şartı yer almadığı halde şartlarını yerine getirmediği ve maliyetine katlanmadığı için lisans alamadığını, davacının kendi teklifi ile lisans için yetersiz cobalt cihazını zaten tedavi ruhsatı olan müvekkiline sattığını, kira sözleşmesi yapıp müvekkilinin cihaza aldığı ruhsattan yararlandığını, daha önce mevzuata aykırı kabul ettiği hastaları legal kabul etmeye başladığını, taraflar arasında sadece kira ilişkisi bulunduğunu, hiçbir zaman ortaklık kurulmadığını, müvekkilinin, davacının üst katını mal sahibinden kiraladığını, ancak cihazın ağırlığı ve sağlık tehlikesi sebebiyle cobalt cihazını üst kata çıkaramadığını, öte yandan davacının sattığı cihazı kendisinin de kullanmak istemesi sebebiyle cihazı yerinden oynatmak istemediğini, bu durumda cihazın bulunduğu fizik odasının müvekkilince mecburen kiralandığını, kira parası olarak da nakdî para yerine ayda iki hastanın tedavi ücretlerinin davacıya kira bedeli olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, 03.10.2007 tarihli kira kontratında konu başlığında açıkça kira kontratı yazıldığını, müvekkilinin ruhsat alması ile davacıyla sözleşmesinin ilgisinin bulunmadığını, hasta kabulünün ve kârın geç sağlanması sebebiyle davacıya 09.04.2009 tarihinden itibaren kira sözleşmesi gereği ödemeler yapıldığını, davacının talepleri ile kira bedellerinin önce 12.000,00 TL’ye ardından 30.000,00 TL’ye çıkarıldığını, hekimler için çıkan Kanun sonrası davacının yetkilisinin hasta kabulü ve çalışması için müvekkili ile anlaşma yapıldığını, davacının ihtarında dahi kira ilişkisini kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birlikte çalışma kararı alındığının açık ve net bir şekilde sözleşmede yazdığı, davacının aktifinde kayıtlı olan demirbaş alet ve edevatların davalıya kiralandığı, bu kiralama karşılığında bir bedel sözkonusu olmadığı, davalının bu kiralama karşılığında bir hizmet üretip, bundan elde edeceği net kârın %50'sini davacıya ödeyeceğini, her iki tarafın karşılayacağı ve ortak masrafların belirlendiği, davalının ödeyeceği kâr payı ve net ücret tediyesine karşılık davacının fatura keseceği hususlarının hüküm altına alındığı, sözleşmeden 27 gün sonra 30.10.2007 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğünce uygunluk belgesi verildiği, tarafların müşterek amaç çerçevesinde çalıştıkları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 623 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği gibi kazancın %50’şer oranda eşit paylaşıldığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunan e-mail ve yazışmalar incelendiğinde davacı şirket ortağı ile davalı şirketin dal ruhsatının satımı hususunda görüşmeler yapıp bilgi alışverişinde bulunduklarından müşterek amaç için eylemli çaba unsuru gerçekleştiği, her ne kadar görünüşte kira sözleşmesi gibi yansıtılmaya çalışılsa da taraflar arasında gizli adi ortaklık sözleşmesinin olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, gizli adi ortaklığın feshi ile dal ruhsatının satımından elde edilen meblağ üzerinde davacının eşit oranda hak sahibi olması nedeniyle 1.000.000,00 USD karşılığı 2.130.700,00 TL bedelin 10.000,00 TL'si için temerrüt tarihi olan 09.07.2014 tarihinden, 2.120.700,00 TL için ıslah tarihi olan 14.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştirIV. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Yargıtay KararıDairemizin 05.07.2023 tarih, █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki sözleşmeler, faturalar ve fiili uygulama bütün olarak gözetildiğinde ilişkinin 6098 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinde düzenlenen kazanç paylaşımını amaçlamadığı, tarafların kaynak verimliliğini arttırmak ve maliyetleri düşürmek için işbirliğine gittiklerinin anlaşıldığı, davacı da 14.04.2021 tarihli dilekçesinde ruhsatın satışından elde edilen ve 1/2 oranda payına düşen alacağın 1.000.000,00 USD olarak tespit edildiğini, 10.000,00 TL üzerinden açılan davayı 1.000.000,00 USD'nin temerrüt tarihindeki efektif satış kuru üzerinden çevrilmesiyle elde edilen 2.130.700,00 TL'ye çıkarttıklarını belirterek ortaklığın tasfiye payına ilişkin değil, ruhsatın satış bedeline indirgeyerek talepte bulunduğu, bu durumda Mahkemece, taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığı nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.V. KARAR DÜZELTMEA. Karar Düzeltme Yoluna BaşvuranDairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.B. Karar Düzeltme SebepleriDavacı vekili karar düzletme dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmeler ve çalışma biçiminin her iki tarafın %50 oranında hak sahibi olduğu bir çalışma biçimini gösterdiğini, müvekkilinin 2 yıla yakın kira almadığını, yetkili temsilcilerinin 4 yıl ücret almadığını ve ofisini kullandırdığı çalışma biçiminin "kaynakları etkin kullanma ve maliyetleri düşürme" olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalının kabulünde olduğu üzere; müvekkilinin davalıya sattığı cobalt cihazı için cihazın müvekkilin ofisini bilabedel işgal etmesi, 03.10.2007 tarihli anlaşmadan sonra SGK anlaşması yapılana kadar yaklaşık 2 yıl boyunca davalının gelir elde edememesi nedeniyle müvekkilin hiçbir ödeme yapmaması, alanında uzman müvekkil şirket yetkilisi Prof. Dr. ...'in 4 yıl boyunca ücret almadan çalışması hallerinin müvekkilin "maliyetlerini azaltma ve verimliliği sağlama" saikiyle hareket edilmediğini gösterdiğini, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunun dosyaya sunulan uzman görüşünde de belirtildiğini, dava konusu ortaklığın somut delillerle ispatlandığını, gizli adi ortaklık kurulması zorunluluğunun davalı tarafça da cevap dilekçesinde ikrar edildiğini, müvekkilinin kâra da zarara da katılma iradesi ile ortak olduğunu, üzerine düşeni yaptığını, davalının iddialarının aksine müvekkilinin yatırıma da zarara da katıldığını, 2003 tarihli sözleşme ile ödemesini düzenli alan müvekkilin 2007 tarihli sözleşme ile ortaklık kurulduktan sonra 2 sene boyunca kâr payı almamasının müvekkilin ortaklık için yatırıma ve zarara katlandığını gösterdiğini, davalıya kira faturası düzenlenmediğini, 03.10.2007 tarihli “İşyeri İşletme ve Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşme gereğince ücretsiz bir kiralama yapılması, kiralama ile üretilecek hizmetin net kârının %50’sinin Işın’a ödenecek olması” hususları birlikte değerlendirilerek taraflar arasındaki ilişkinin gizli adi ortaklık olduğunun anlaşıldığını, talep artırım dilekçesinde, dava dilekçesindeki taleplerden feragat söz konusu olmadığını ileri sürerek bozma ilamının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, taraflar arasında gizli adi ortaklık bulunduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 620 vd. maddeleri.3. DeğerlendirmeYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,Aşağıda yazılı bakiye 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.