Anahtar kelimeler: Çocukkatılan Ergül Hacer Malına Eşyasının Görüşü İhlali Edenler Edenlerin Satın

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.KATILANLAR
: ..., Hacer Ergül, Sağlık BakanlığıSUÇA SÜRÜKLENENÇOCUK
: ...SUÇ
: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, kamu malına zarar verme suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesiHÜKÜMLER
: Mahkûmiyet, beraatTEMYİZ EDENLER
: Sanık ... müdafii, suça sürüklenen çocuk,katılan kurum vekiliTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, düzeltilerek onama, bozmaSanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:1.Sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan beraat hükmü ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde;Sanık ...'in eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 165/1.maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e. maddesine göre hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, en son kesen işlem olan 11.12.2015 mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, suça sürüklenen çocuk ...'in ise Aile Sağlığı Merkezinin cam menteşelerinin kırılması şeklindeki eylemine uyan aynı Kanun'un 152/1-a, 31/3. maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırına göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e, 66/2. maddeleri uyarınca hesaplanan 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımının, 11.12.2015 tarihli ilk mahkûmiyet kararından hüküm tarihine kadar geçmiş olması nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin ve suça sürüklenen çocuğun temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan; suça sürüklenen çocuk ... hakkında ise kamu malına zarar verme suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,2. Sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca, kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete karar verilmiş ise, vekili bulunan katılan lehine, tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücretinin sanığa yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiyle düzeltilmesi mümkün bulunmakla; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine karar verilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,3.Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan, suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii, suça sürüklenen çocuk ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;a. Sanığın, suça sürüklenen çocukla birlikte girdiği aile sağlığı merkezinde, doktor olarak çalışan katılanların aynı odada bulunan dizüstü bilgisayarları ile katılan kuruma ait cep telefonunu çaldığı olayda, suçu işlediği esnada eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmaması nedeniyle, eylemin bir bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturacağı ve tek suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında üç ayrı hırsızlık eyleminden hükümler kurulması,b.Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, suça sürüklenen çocuğa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğa atanan zorunlu müdafiinin hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek hükmün açıklandığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, suça sürüklenen çocuk ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, suça sürüklenen çocuk yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.