Anahtar kelimeler: Meni Şart Cezai Rekabetin Birleşen Sayisi İstanbul Asıl Esastan Davaya
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : █████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Asıl davanın reddine, birleşen davanın reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    BİRLEŞEN DAVA
    : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. sayılı dosya
    Taraflar arasındaki asıl cezai şart alacağı ve birleşen haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurunun kabulü ile asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan ve davacı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 46.614,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
    Davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalının 08.07.2013 tarihinden istifa ettiği 31.12.2014 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde yer alan Hilton Garden Inn İstanbul Hoteli'nde "genel müdür" sıfatıyla çalıştığını, davalının müvekkili şirketten istifa ederek ayrılmasından kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde The Marmara Pera Hotel'de genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığının tespit edildiğini, davalının rakip firmaya geçerken müvekkil şirkete ait otelin müşteri portföyünden ve ticari sırlarından faydalanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, davalının imzaladığı iş sözleşmesinin 7 nci maddesinin (p) bendine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren 6 aylık süre boyunca Marmara Bölgesindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde genel müdür sıfatıyla çalışmasının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 46.614,00 TL cezai şart alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek, davalı ...'nin planlanmış bir şekilde müvekkili şirketten ayrılması üstelik iş sözleşmesinde yer alan rekabet etme yasağının bulunduğunun bilinmesine rağmen halen genel müdür pozisyonunda davalı şirket bünyesinde yer alan otelde çalıştırılmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilmiş geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davacının keyfi olarak 6 ay süreyle davalıya getirmiş olduğu bu sınırlamanın Anayasa'nın 48 inci maddesinde düzenlenmiş olan "Çalışma ve Sözleşme Hürriyet Hakkı"nı ihlal ettiğini, müvekkilinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlar içerdiğini, temelinde hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, rekabet etmeme borcu altında getirilmiş konu temelli sınırlamanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, otelcilik sistemi içerisinde müşteri rezervasyonlarının yapılması ve müşteri elde edilmesinde müvekkilinin kilit bir rolü bulunmadığını, müvekkilinin otel müşterilerini yönlendirebilme ile otelin müşteri tarafından seçilmesinde belirleyici ve müşteri tercihlerini yönlendirici herhangi bir ticari sırra veya güce sahip olmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan bir iş sözleşmesi bulunmakta ise de gerçek sözleşmenin müvekkili ile dava dışı Hilton Worldwide arasında imzalandığının kabulü gerektiğini, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığı gibi tek başına dava açamayacağını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    2.Birleşen dosyada davalı İstanbul Turizm ve Otelcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından öncelikle aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir firma olarak, davacının müşteri portföyü ve ticari bağlantılarına ihtiyaç duymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart istemine ilişkin olduğu, davalı ...'nin davacı şirkette 08.07.2013 tarihinde "Genel Müdür" pozisyonunda çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin 7/p maddesiyle iş akdinin sonunda Marmara Bölgesinde aynı pozisyonda 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışmamayı taahhüt ettiği, 02.12.2014 tarihinde istifa mektubu sunduğu, akabinde 31.12.2014 tarihinde işten ayrıldığı, kısa bir süre sonra 05.01.2015 tarihinde rekabet yasağı taahhüdüne aykırı olarak Marmara Bölgesinde, "genel müdür" pozisyonunda 5 yıldızlı bir otelde çalışmaya başladığı, davalı ...'nin eyleminin rekabet yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden asıl davanın kısmen kabulü ile 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde haksız rekabet oluşturacak hususların tahdidi olarak sayıldığı, davalı ...'nin, diğer davalı ...'nde çalışmaya başlamasının doğrudan haksız rekabet oluşturmayacağı, işletmelerin sınıf ve klasmanlarının farklı olduğu, genel müdürün müşteri pörtföyünü götürme gibi bir fonksiyonu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    1.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olamayacağına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin aksine, müşterilerin karşılarında muhatap olarak davalıyı bilip, onunla iletişime geçip, rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının müvekkili şirketin tüm müşterilerini davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalının altı aylık rekabet yasağı süresini dahi beklemeden cezai şart tutarını ödemeyi göze alarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten ayrılmasının, müvekkili işveren açısından bir know-how kaybı olduğunu, işverenin, çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğu ihtimali de göz önüne alındığında, çalışanın işletmeden ayrılması, bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu da beraberinde getirdiğini, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kâr kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından davalının ticari defterlerinin incelenmediğini, yalnızca müvekkili şirket defterlerinin incelenerek bir sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
    2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağı sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunu, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati olmadığını, rekabet yasağında, yer, konu, zaman bakımından yapılan sınırlamaların hukuka aykırı olduğunu, yer bakımından Marmara Bölgesi ile ifade edilen yer sınırlamasının çok geniş ve tamamen müvekkilinin aleyhine, kişinin ekonomik geleceğini sarsacak ve maddi anlamda mağduriyetine yol açacak şekilde düzenlenmiş olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkilinin, rekabet etmeme şartına aykırı davranmadığını, davacı iş sözleşmesindeki rekabet etmeme şartının geçerli olduğunu ve müvekkilinin bu şarta aykırı davrandığını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya ait hiçbir ticari sırra sahip olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi hükmü gereğince müvekkilinin cezai şart ödemekle yükümlü olduğu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda geçersiz olduğunu, hükme göre rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye, müşteri çevresi veya üretim faktörleri hakkında bilgi edinmesini sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikteyse geçerli olduğunu, bu nedenle davacının, cezai şart istemekte haksız olduğunu, tek taraflı işçi aleyhine düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme, rekabet yasağına ilişkin anlaşma ve taahhüt bulunmadığı, davalı çalışanın rekabet yasağı taahhüdünden dolayı, bu sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı çalışanın ayartılmak suretiyle davalı şirkette işe alındığına yönelik bir delil ortaya konulmadığı, davalının davacının müşteri çevresinden hukuka aykırı olarak yararlanmış olduğunun da kanıtlanmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetli olduğundan birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, işçi ve işverenin rekabet yasağı anlaşmasına bir ceza koşulu koyabileceği, ancak, bu ceza koşulunun geçerliliğinin 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrasına bağlı olduğunu, burada getirilecek ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiği, Kanun'da bu yorumun aksinin kabulünü gerektirecek hiç bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olsa bile, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olacağı, bu durumda, işveren, rekabet yasağını ihlal eden işçiden ceza koşulunu isteyemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davacının asıl davada cezai şart talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden taahhütnamenin 6 ay süreli olup, sadece Marmara bölgesindeki 4-5 yıldızlı otellerde genel müdür görevi için 3 aylık brüt maaşı ile sınırlı olarak düzenlendiği ve yasanın aradığı sınırlamalara uygun yapıldığı, istinaf mahkemesince genel müdür olan ve vekaletname ile şirket adına finansal yetkilerle imza yetkisi verilen davalının davacı şirketin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi işverenin yaptığı iş hakkında bilgi edinme imkanı sağlama kıstasına sahip olmadığından 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında taahhütnamenin geçersiz olduğunu, bir şirkette genel müdür olan kişiden daha üst düzey bir kişi olmadığını, genel müdür için müşteri çevresi ve bilgi edinme imkanı olmadığının belirlenemeyeceğini, rekabet etmemenin hizmeti sunan tarafından ancak tek taraflı verilen bir taahhüt olduğunu, birleşen dava yönünden genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmayacağı yorumunun tamamen hatalı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının ...'ne geçmesinden sonra müvekkili şirketin 5 aylık müşteri ve gelir kaybı maliyetinin 158.237,00 TL olarak belirlendiğini, genel müdürün müşteri portföyü üzerinde etkili olmadığı yönündeki değerlendirmenin somut gerçeklikten uzak bir değerlendirme olduğunu, müşterilerin, en üst düzey temsilci genel müdürü aradığını, grup rezervasyonlarını da yine onun aracılığı ile gerçekleştirdiklerini, davalı şirketin de davacının bu niteliklerini bildiği için, davalıyı kendi bünyelerinde bir an evvel çalışmak için ikna ettiğini, davalının, müvekkili şirketten hizmet alacak tüm müşterileri davalı şirkete yönlendirerek davalı şirketin haksız kazanç elde etmesini sağladığını, davalı şirketin, davalıyı bulunduğu konum itibariyle "prestij" kazanmak ve aynı zamanda davalının sahip olduğu bilgiler aracılığıyla müşteri portföyünü artırmak için davalıyı ayartarak işe aldığını, müvekkili şirketin zararına ve kar kaybına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin bilinçli olarak ticari defterlerini ibraz etmediğini, ibraz etseydi haksız rekabet konusu müşterilerin geçişinin maddi olarak da ispat edileceğini belirterek kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, asıl dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart alacağının tahsili, birleşen dava haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinin birinci fıkrası ile 444, 445 ve 446 ncı maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    1. Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
    2.Temyiz olunan birleşen davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin birleşen dava yönünden davacıya yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!