Anahtar kelimeler: İptalikarşı Davalıkarşı Malları İlamına Kesinlik Şartı Eksiklikleri Uyularak Teslim Sayisi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    :Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ Esas - ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne
    Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali-karşı alacak davalarıının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine-karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından, 09.12.2023 tarihli ek karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının davalıya sözleşme konusu malları teslim ettiğini, sözleşme uyarınca bedelin euro olarak ödenmesi gerektiğini, davalının TL cinsinden ödeme yaptığını, sözleşmeye uygun olarak ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Efektif Satış Kuru üzerinden euro'ya çevrildiğini, bakiye borcun tahsili amacıyla başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde; teslim edilen malzemenin sözleşmeye uygun ve ayıpsız olduğunu, davalının kusuru nedeniyle hasarın oluştuğunu, davalı tarafa bedelsiz yeni malzeme teslim edildiğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
    II. CEVAP
    Asıl davada davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından teslim edilen malzeme ile uygulama yapıldıktan sonra yırtılmış ve parçalanmış malzeme tespit edildiğini, malzeme bedelinin davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde; teslim edilen malzemenin sahaya işçilik bedelleri ödenmek suretiyle uygulandığını, ancak malzemenin ayıplı çıkması üzerine davacı tarafından gönderilen yeni malzemenin de işçilik bedeli ödenerek tekrar uygulandığını, son teslim edilen malzemenin de ayıplı olduğunu, yeniden işçilik bedeli ödemek durumunda kalınacağını ileri sürerek malzemenin ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesini, ayıplı malzeme nedeniyle uğranılan zarara karşılık 101.293,73 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Mahkemece Verilen Karar
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının sözleşme gereğince teslim ettiği malzemeler sebebiyle 920.895,66 euro alacağı olduğu, davalının davacıya yaptığı ödeme miktarının ise 908.880,30 euro olduğu, 12.015,25 euro davacının bakiye alacağının olduğu, davacının davalıya teslim ettiği ikinci malzemenin şartnameye uygun olduğu, malzemenin yerinden sökülüp yeni malzemenin serilmesi ve diğer işlemlerinin yapılması için işçilik bedelinin 0,50 euro/m2 olduğunun kabul edildiği, 17.136,00 TL bedel hesaplandığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
    B. Bozma Kararı
    Dairemizin 20.12.2018 tarih, ████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla;" 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2- Davalı-karşı davacının sair temyiz itirazlarına gelince; asıl dava bakımından dava kur farkı alacağı davasıdır. Sözleşmede satışın euro üzerinden olacağı ve TL ile ödeme yapılması halinde TCMB Efektif Satış Kuruna göre mahsup yapılacağı ve arada eksik ödeme kalırsa kur farkı olarak talep edileceği belirtilmektedir. Davalı euro borcunu TL olarak ödemiş ancak eksik ödeme nedeniyle TL cinsinden kur farkı borcu doğmuştur. Döviz cinsinden alacağı olan bir kimsenin bunu memleket parası olan TL'ye çevirerek takip yapması mümkün ise de TL alacağı olan bir kimsenin bunu herhangi bir döviz cinsine çevirerek takip yapması mümkün değildir. Asıl davanın dayanağı olan takipte euro cinsinden talepte bulunulmuş olup, davalının davacıya euro cinsinden borcu olmadığından TL cinsinden davacı alacak hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
    Karşı dava yönünden davalı-karşı davacının işçilik masraflarından kaynaklanan zararının piyasa rayiçlerine göre bilirkişiye hesaplattırılması gerekirken mahkemece işçilik bedelinin teknik bir husus olmasına rağmen kendiliğinden belirlenmesi ve buna göre hesap yapılması doğru olmadığı gibi işçilik bedeli birim fiyatının da memleket parası olan TL yerine hiç bir hukuki temeli olmadığı halde euro olarak birim fiyatı alınması, davalının işçilik alacağının euro olarak belirlendikten sonra TL'ye çevrilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
    C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    1.Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; asıl dava yönünden sözleşmede satışın euro üzerinden olacağı ve TL ile ödeme yapılması halinde TCMB efektif satış kuruna göre mahsup yapılacağı ve arada eksik ödeme kalırsa kur farkı olarak talep edileceğinin belirtildiği, davalı tarafın yapılan bilirkişi incelemesinde euro borcunun TL olarak ödediği ancak eksik ödeme nedeniyle TL cinsinden kur farkı borcu doğduğu, uyulan bozma ilamı gereğince döviz cinsinden alacağı olan davacının TL'ye çevirerek takip yapması mümkün ise de; TL cinsinden alacağı olan kimsenin döviz cinsinden takip yapması mümkün olmadığından davacının euro cinsinden icra takibi yapması haklı görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacının TL cinsinden alacağı saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali davasının reddine; karşı dava yönünden yapılan incelemede, bozma ilamına uyularak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacı-karşı davalı tarafından teslim edilen malzemenin ayıplı olduğu, ayıplı malzemenin davacı-karşı davalı tarafından değiştirildiği, yeni malzemenin ayıpsız olup geçici kabulün de yapıldığı, buna karşılık davalı-karşı davacı yüklenici tarafından döşenen malzemelerin yerlerinden sökülmesi, değiştirilmesi için gerekli işçiliğin maliyetinin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep edebileceği, bozma ilamı uyarınca piyasa rayiç değeri ve TL karşılığı zararın tespiti için bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.05.2022 tarihli ek raporda dava tarihi itibariyle inşaat yerinde yükleme, yatay ve düşey taşıma, boşaltma dahil işçilik değerinin 1,15 TL KDV ve yüklenici kârı dikkate alındığında 1,70 TL olacağı, buna göre 17.850 m2 için bedelin 30.345,00 TL olduğu belirlendiği, bilirkişi son raporunun denetime uygun olarak doğru verilerle hazırlanmış olduğu gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    2.Mahkemece 09.12.2022 tarihli ek karar ile davalı-karşı davacı vekilinin karşı dava yönünden verilen hükmün faiz başlangıç tarihinin 17.01.2009 olarak tashih edilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
    IV. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri, 09.12.2023 tarihli ek kararına karşı davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1.Asıl davada davalı karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararı karşı dava yönünden temyiz ettiklerini, karşı davada ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların sadece işçilik masrafları olmadığını, piyasa rayiçleri üzerinden yapılan hesaplamanın çok düşük olduğunu, ayrıca yapılan hesapta sadece serim için işçilik dikkate alındığını, oysa ayıplı malzeme sökülmeden yerine yenisinin serilmesinin mümkün olmadığını, bu noktada hesap edilen işçilik bedelinin eksik olduğunu, yapılan diğer masrafların Mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında hesap edilen işçilik alacağına itibar edilmeyerek her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir belgeye dayanılarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin zararını belgelerle ortaya koyduğunu, zararın davacı-karşı davalının beyan ettiği kadar olmadığını, söküm için de işçilik hesaplaması yapılması gerektiğini, işçilik birim fiyatının tespiti için asgari ücretin altında kimsenin çalıştırılamayacağı göz önüne alınarak işçilik maliyetinin o dönemde yürürlükte olan saat ücrete kıyasla bulunması gerektiğini, 19.03.2008 tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre asgari ücretin 608,40 TL olduğunu, buna göre işçinin saatlik ücretinin 2,70 TL olduğunu, belirlenen rakamın bu miktarın altında kaldığını, ikinci kez teslim edilen malzemenin de ayıplı çıktığını, oysa başka bir firmadan alınan üründe bir sorun olmadığını bunun da davacı tarafından satılan malzemenin ayıplı olduğunu gösterdiğini, davacının edimini sözleşmeye uygun yerine getirmediğini bu nedenle bir ücrete de hak kazanmadığını, kataloğa bakarak malın ayıplı olduğu değerlendirmesinin yapılmasının mümkün olmadığını, Mahkemece bu hususta yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, ürünün vaadedilen özellikleri taşımaması nedeniyle ayıplı olduğunu, malzemenin üçüncü kez sahaya serilmesinden sonra şartnameye uygun hale geldiğini, Mahkemece verilen kısmi kabul kararının yerinde olmadığını, ayrıca yargılama giderlerinin de tamamının dikkate alınmadığını, asıl davada müvekkili tarafından yapılan yargılama giderlerinin dikkate alınmadığını, karşı dava yönünden de bozma öncesi yapılan yargılama giderlerinin tam hesaplamasının yapılmadığını ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiş, 09.12.2022 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece temerrüt tarihinin sehven 17.01.2019 olarak yazıldığını, temerrüt tarihinin 17.01.2009 olduğunu ve buna ilişkin tashih- tavzih taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    2. Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamlarının çelişkili olduğunu, asıl dava yönünden verilen kararın bozulması gerektiği, sözleşme serbestisinin yok sayıldığını, davalı hakkında euro cinsinden başlatılan icra takibinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, karşı dava yönünden de hükmün bozulması gerektiğini, müvekkilinin işçilik bedelinden sorumlu tutulamayacağını, ürünün şartnameye uygun teslim edildiğini, ancak Mahkeme kararının kendi içerisinde çelişkili ifadeler içerdiğini, ürünlerin ayıpsız teslim edildiğini, işçilik bedellerinin verilen kararlarda yükseltildiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Asıl dava, kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali davası, karşı dava ayıplı malın misli ile değiştirilmesi mümkün olmadığı takdirde zarar tazmini talebine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
    3. Değerlendirme
    1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin asıl ve karşı dava yönünden tüm, davalı-karşı davacı vekilinin karşı dava yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
    2. Davacı-karşı davalının temerrüde düştüğü tarih 17.01.2009 olduğu dosya kapsamında sabittir.Bu nedenle Mahkemece 17.01.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
    Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    V. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Davacı-karşı davalı vekilinin asıl ve karşı dava yönünden tüm, davalı-karşı davacı vekilinin karşı dava yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
    2.Temyiz olunan 09.12.20222 tarihli ek karara yönelik davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 09.12.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,
    3. Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ve ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (B) numaralı bendinde yer alan "30.345,00 TL'nin 17.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “ "30.345,00 TL'nin 17.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı-karşı davalıya yükletilmesine,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı-karşı davacıya iadesine,
    14.02.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!