Anahtar kelimeler: Fetö İltisak Süreci Meslekte Meslekten İrtibatının Beşinci Olağanüstü Kalmasının Savcılar

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: ████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın █████/2017 tarihinde kesinleştiği,Davacının kendi beyanı yönünden, lisede eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğine üniversitede barınma amacıyla 6-7 ay örgütün evinde kaldığına, üniversite döneminde örgütün organize ettiği düşük bütçeli gezilere bir kaç defa katıldığına ve 2008 yılından itibaren örgütle herhangi bir irtibatının kalmadığına yönelik davacının beyanlarının, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin ve üniversite 1.sınıfta barınma amacıyla kısa bir süre örgüt evinde kaldığının ve örgütün organize ettiği gezilere uygun fiyatlı olması nedeniyle katıldığının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından çeşitli dönemlerde ve iki ayrı ikamette birlikte kaldığını belirttiği kişilere ve kendisine ait fatura abonelik bilgilerinin dosyaya sunulduğu görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite 1.sınıfta 6-7 ay örgüt evinde kaldığına ve örgütün düzenlediği gezilere bir kaç defa katıldığına yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,HTS kaydı yönünden, davacı hakkında düzenlenen █████/2017 tarihli HTS analiz raporunun değerlendirilmesi sonucunda, davacının kararda yer verilen beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir başka ifadeyle söz konusu telefon görüşmelerinin örgütsel saikle yapıldığına dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde belirtilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin tespitin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin...ayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ...arih ve ...sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek,Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin █████/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin, sadece "sempati" veya "iltisak" hâlini yeterli görmesi gerektiği halde, davacının eylemlerinin "sempati" ve "iltisakı" aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yaparak Anayasa Mahkemesinin... tarih ve ... sayılı kararında yer verilen içtihadından ayrıştığı, Daire kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacının, üniversitede FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlerde kalmış olduğunu ikrar etmiş olmasının ve davacının örgüte ait evden ayrıldığını iddia ettiği tarihten sonraki zaman dilimlerinde örgüt mensuplarıyla görüştüğünü ve gezilere katıldığını beyan etmesinin davacının örgüt ile olan irtibatını devam ettirdiğini gösteren birer delil olduğu; 2010-2014 yılları arasında yapılan denetimler, incelemeler ve soruşturmalar sonucunda, FETÖ/PDY'nin yargı teşkilatında etkin bir güce ulaştığı, özellikle 2014 HSK üye seçimlerinin örgüt için büyük önem arz ettiği, örgüt mensuplarının bu seçimde deşifre olma riskini göze alarak organize faaliyetlerde bulundukları, davacının seçim dönemindeki karışık oy verdiğine dair ifadesinin tüm bu hakikatlerden bağımsız olarak münferit bir eylem, hal, hareket veya tavır olarak nitelendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; mesleğe giriş aşamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kendisi ile irtibata geçtiğine ve kendisinin bu kişilerin yardımını talep ettiğine dair davacı beyanının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve işleyişi göz önünde bulundurulduğunda, örgüt mensuplarının, örgütle ilişkisi, irtibatı ve/veya iltisakı bulunmayan bir kişiye referans olmasının mümkün olmadığı düşünüldüğünde adı geçen örgüt mensuplarının davacıya referans olup yardım etmelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı bulunduğunun apaçık delili olduğu; davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarının incelenmesi sonucu, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla ve çok sayıda ByLock kullanıcısı ile olan görüşmelerinin delil olarak kabul edilmemesinin hukuken hatalı olduğu; davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun FETÖ ile irtibat ve iltisakını açıkça ortaya koyduğu; ceza soruşturması sonucu ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilerek davacının eylemlerinin iltisak boyutunda olduğu yönünde tespite ulaşıldığı ve bu hususun KYOK kararında ifade edildiği; Danıştay Savcısının görüşünün de davanın reddi doğrultusunda olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz dilekçesinde yeni bir husustan bahsedilmediği; 2008 sonrası evden ayrılarak öğrencilik, sınav çalışma ve staj dönemini arkadaşlarıyla kiraladığı evde geçirdiği, bahsi geçen yıllara ilişkin temin edilen fatura, abonelik, kira sözleşmeleri ve tanıklara ilişkin temin edebildiği belge ve bilgilerin sunulduğu, beyanlarının aksine davalı idare tarafından iddia konusu olabilecek bir delil sunulamadığı, yine HTS görüşme kaydında çıkan kişilerin, görüşme sayıları dikkate alındığında hayatın olağan akışına uygun ve örgütsel görüşme olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, iş yahut sosyal hayat ile alakalı olağan görüşmeler olduğu; dijital inceleme sonucu girilen haber sitelerinin de yine hukuki değerden yoksun olduğu, onlarca haber sitesi içerisinde giriş yapılan örgütle ilişkili iki haber sitesinin aleyhe değerlendirilemeyeceği, her görüş ve düşünceden aidiyetine bakılmaksızın onlarca haber sitesine internetten giriş yapılmış olduğu, tüm hususların verilen ara karar ile de incelendiği, Daire tarafından haklı ve yerinde gerekçelerle irtibat ve iltisak noktasında değerlendirilemeyeceğine karar verildiği; hakim savcılık sınavı mülakatında örgüt mensuplarının kendisi ile irtibata geçtiğine ilişkin hususun çarpıtıldığı, ilk yıldan tanışıklığı olan şahsın kendisini araması ve örgütten bağımsız şekilde kendisini tanıması nedeniyle arkadaş olarak yardımcı olmak istediğini söylemesinden ibaret olduğu; 2014 Şubat-2015 Şubat ayları arasında uzun dönem askerlik yaptığı sırada seçim dönemi ve atmosferinden uzak kaldığı, herhangi bir faaliyete katılmadığı, kimse adına oy istemediği, seçimlerde kendi düşüncesine göre oy kullandığı savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve █████/2018 tarihinde kaldırılmıştır.█████/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, █████/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun......tarih ve... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın █████/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İLGİLİ MEVZUAT
:1) AnayasaAnayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.Anayasa'nın 5. maddesi
: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."Anayasa’nın 6. maddesi
: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."Anayasa’nın 9. maddesi
: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."Anayasa’nın 13. maddesi
: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."Anayasa’nın 14. maddesi
: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..."Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."Anayasa’nın 36. maddesi
: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler."Anayasa’nın 139. maddesi
: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır."Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler."Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar."Aynı maddenin sekizinci fıkrası
: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..."2) AİHSAİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası
: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."AİHS'in 8. maddesi
: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."AİHS'in 15. maddesi
: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."3) Kanun667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir."Üçüncü fıkrası
: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır."Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..."4) Etik İlkelerHâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun █████/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun █████/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki NiteliğiAnayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. █████/1983 tarih ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.2) Kişiselleştirme ve Delillerin DeğerlendirilmesiYargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ...tarihli davacıya ait sorgulama tutanağında, davacı; "...Devamla ben ... ... ... köyü nüfusuna kayıtlıyım. İlk öğretim okulunu ... ... ... İlköğretim okulunda okudum. Liseyi ... ilçesinde...Anadolu lisesinde 2003-2007 yılları arasında okudum. 2007 - 2011 yıllarında ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Okuduğum ilköğretim ve lise devlete ait liselerdi. Üniversiteye hazırlık aşamasında 2006-2007 yıllarında ... de faaliyet gösteren daha sonradan Fethullahçı yapılanmaya ait olduğunu öğrendiğim Işık Dershanesine gittim, ...'de o dönemde üç tane dershane vardı. En iyi dershane bu dershaneydi, Lise 2 deyken Işık Dershanesi bir deneme sınavı yapmıştı. Okul idaresi katılımı zorunlu kılmıştı. Bu sınavda derece kazandığım için %80 indirimli olarak dershaneye gidebileceğimi söylediler. 1 yıl boyunca bu dershaneye devam ettikten sonra sene içerisinde yine dershane tarafından bir deneme sınavı daha yapıldı bu sınavda da daha iyi bir derece yapınca lise 3 sınıfta tamamen ücretsiz olarak Işık Dershanesine devam ettim. Bu dönem içerisinde Kadirlide ailemin yanında kaldım. Felhullahçı yapılanmaya ait yurt ve evde kalmadım. Yine bu dönemde Fethullahçı yapılanmanın düzenlemiş olduğu herhangi bir toplantıyada gitmedim. Üniversiteyi kazandıktan sonra KYK yurdu başvurusu yaptım, 500 ün üzerinde bir yedekten KYK yurdu çıktı. KYK yurdu asilden çıkmadığı için kendime dışarıda kalabilecek yurt ve ev aradım. O sırada ... Hukuk Fakültesinin hemen yanında... yarı özel öğrenci yurduna müracaat etmeyi düşündüm. Bu yurda giderek buradaki görevli ile görüştüm. Bu yurt daki görevli Tıp Fakültesi öğrencilerinin ve de referansı olan öğrencileri aldıklarını söyledikleri için başka bir yurt aramaya başladım. Herhangi bir yurt bulamadım. Bu söylediklerim eğitime başlamadan önceki bir süreçti. Yurt bulamadan memlekete döndüm. Daha sonra kayıt için tekrar ...ya gittim. Şuan ismini hatırlayamadığım Işık Dershanesindeki rehber öğretmen aracı oldu. ... da Ö. isimli birinin yardımcı olacağını söyledi. Kod ismi olup olmadığını bilmiyorum. Ben üniversite kaydımı yaptırırken yanımda dayım A.Ç. vardı. Biz kaydı yaptıktan sonra Ö. isimli bu kişi bizi buldu, Birlikte evlere bakabileceğimizi, beğendiğim takdirde evlerinde kalabileceğimi söyledi. Dayım ve Ö. isimli bu şahıs ile birlikte ... de bulunan ... Stadının yanında bir eve bizi götürdü. Biz eve baktık, Kendisi ile görüştük, Bize bu evlerde çok sıkı dini eğilim olmadığını, islediğimiz vakitte eve gelebileceğimizi, televizyon izleyebileceğimizi, istemediğimiz takdirde Fethullah Gülene ait kitapları ve Risali Nuru okumayabileceğimizi söyledi, Kendisi ayrıca bize bir hukukçu evi oluşturduklarını, bu yüzden bu evde kalanların işine gücüne bakabileceklerini söyledi. Bu görüşmeden bir gün sonra dayımın kızının evine kalmaya gitmiştik, orada ailecek toplanıp konuştuğumuzda geçici olarak bu evde kalabileceğimizi değerlendirdik. Bir kaç ay kaldıktan sonra üniversitede arkadaşlarla birlikte başka bir evde kalabileceğimizi planladık. Ben bu gerekçelerle Ö. adlı şahsın gösterdiği evde kalmayı kabul ettim. Okulun ilk haftası ben okula gitmedim memlekete geri döndüm. 2007 yılının Ekim ayının ilk haftası diye hatırlıyorum. Memleketten döndükten sonra direk Ö. adlı şahsın gösterdiği ...deki evde kalmaya başladım. 2008 yılı Nisan ayının ikisine kadar bu evde kaldım. Bu evde daha önceden gıyaben tanıdığım Ö.Y. adlı öğrenci vardı, Bizimle ilgilenen ve eve yerleştiren Ö. isimli şahıs bu evin ayrıca bir ev imamı olmadığını, kendisinin bölge talebe mümessili olduğunu, çok fazla işi olduğu için ara sıra eve uğradığını söyledi, Evde Ö.Y. haricinde yine öğrenci olan Y.E.Ü. vardı ayrıca M. isimli bir lise talebesi vardı. Biz bu evde kalmaya başladıktan yaklaşık bir ay sonra ülkücü olduğu bilinen Ö.Y. isimli arkadaşım evden ayrılarak tek başına ... ... evine çıktı. Bu sırada fakültede yine zaten Ö.Y. nin de ortak arkadaşı olan ve gıyaben tanıdığım İ.D. ve soy ismini hatırlamadığım T. isimli arkadaşın Fethullahçı yapılanmaya ait yurtlarda kaldığını öğrendim. Bunlarla samimiyetimiz artınca bu kişilerde ... eve yerleştiler. Kısacası ... Anadolu Öğretmen Lisesinden kaynaklı ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla birbirimizi tanıdığımız için birlikte kalmaya başladık. Söylediğim gibi Ö.Y. isimli arkadaşım bir ay kadar kaldı ve ayrıldı. İ.D., T. isimli arkadaşım ve eğitim yılının sonu gelmeden ... bu evden ayrıldık. Zaten birbirimizi tanıdığımız için kendi aramızda konuştuk.Hali hazırda Ö.Y. tek başına bir evde kaldığı için ben ve İ.D. ayrı bir bekar evine taşınmaya karar verdik. Ö.Y. de kendi evinden çıktı. Ben İ.D. ve Ö.Y. ile birlikte 2 Nisan 2008 tarihindc ... ... Mahallesi ... ... Sokak .../... ... / ... adresinde bekar evine taşındık. Bu tarihten itibaren 2011 yılı Haziran - Temmuz ayına kadar üçümüz bu evde kaldık. Okulu bittiği için Ö.Y. memleketi olan ... iline döndü, İ.D. ve ben bu evde mezun olduktan sonra hakimlik ve savcılık sınava hazırlanmaya devam ettik. Önce 2011 Kasım ayındaki İdari Yargı Hakimlik sınavına Aralık ayındada Adli Yargı Hakim - Savcılık sınavına girdik. Bu sırada İdari Yargı sınavlarının sonucu açıklandı kazanamadığımı öğrendim. Adli Yargı Sınavlarının sonucunun ne zaman açıklanacağı belli olmadığı için ve kazanıp kazanamayacağım belli olmadığı için ekonomik durumlardan ötürü ... döndüm. Evide dağıtmaya karar verdik. ... Mülakat sonuçları açıklanıp kazandığım öğrenince ...ya dönerek staj yerimde olduğu için 2012 Nisan ayı içerisinde İ.D. ile birlikte sadece ikimiz hemen bir alt sokakta bulunan ... Mahallesi ... Sokak ...... ... adresinde kalmaya başladık. İ.D. sınavını kazanamadığı halde avukatlık stajnı Ankarada başlatmıştı. Bu tarihten Trabzon ilinde göreve başladığım 2013 Ağustos ayı yakınlarına kadar İ.D. ile ikimiz kaldık, Fethullahçı yapılanmaya ait evden ayrıldıktan sonra kesinlikle bu evlerlede herhangi bir şekilde Fetullahçı yapılanma ile bir bağlantımız olmadı. Tamamen bekar evi statüsünde bu evlerde kaldık. Araştırıldığı takdirde Ö.Y. adına düzenlenmiş fatura ve kira sözleşmcsine ulaşılabileceği gibi yine ikinci kez geçtiğimiz evde İ.D. adına düzenlenmiş kira sözleşmesi ve fatura benzeri ulaşılabilir. İstenildiği takdirde bende, bu evrakları bulabilirsem ibraz edebilirim.... Hatırlayabildiğim kadarıyla evden ayrıldıktan sonra öğrencilik dönemimde 1-2 kere Fethullahçı yapı tarafından organize edilen ancak herkese hitap eden çok ucuz fiyatlı geziye katıldım. Söylediğim gibi bu geziler ucuz fiyatlı olup bir iki günlük gezilerdi. Bu gezilerde kesinlikle Fethullahçı propaganda yapılmıyordu Anlattıklarım haricinde ilişiğimi kestiğim 2008 yılı Nisan ayından sonra bu yapı ile herhangi bir irtibatım olmadı... Sınavı kazandığımı bir şekilde duymuş olan Ö. isimli bölge imamı olan şahısta beni arayarak istediğim takdirde referans olabileceğini söyledi. Nedenini sorduğumda bana cemaat dışından da olan ancak vatanını, milletini seven namazında niyazında olan şahısları kendi kontejanları haricinde önerdiklerini, ancak kontejyan dışı olduğu için mülakat sırasında sınavı kazanıp kazanamayacağının kesin olmadığını söyledi. Referans olabilecek ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştığımız için yardımcı olabilecekse sevineceğimi söyledim....Kesinlikle liste halinde YBP adayları yada daha sonradan Fethullahçı yapılanma ile irtibatlı olduğunu anladığımız kendilerine bağımsız diyen gruptan adayları desteklemedim. Liste halinde olmamakla birlikte bende oluşan düşünceye göre karışık halde oy kullandım....."şeklinde beyanda bulunmuştur.... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan ve davacının bilgisayar imajının incelettirilmesi sonucu; FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organları olan Rota Haber ve Aktif Haber isimli internet sitelerine erişim sağlandığının belirtildiği görülmüştür.Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; davacının lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversite döneminde cemaat (FETÖ/PDY) evinde kaldığına ve örgüt tarafından organize edilen gezilere katıldığına, mesleğe giriş aşamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan Ö. isimli bölge imamının kendisi ile irtibata geçtiğine ve mülakat aşamasında kendisinin bu kişilerin yardımını talep ettiğine dair beyanlarının, FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organlarını takip ettiğine dair tespitlerin ve davacının 2014 HSYK seçimlerinde gösterdiği davranışların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.3) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında DeğerlendirilmesiDava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: ████████, █████/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.4) Sonuç olarakDava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,4. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.