Anahtar kelimeler: Kredili Ödeyememesi Alıcının Satımdan Yenilemeli Merci Birer Poliçe Kapsayan Dönemlerle

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; taraflar arasında 01.06.2015-31.05.2016 poliçe dönemini kapsayan, birer yıllık dönemlerle yenilemeli kredi sigortası sözleşmesi imzalandığını, kredi sigortası genel şartları uyarınca; kararlaştırılan kredili satış ve kredili hizmet işlemlerinde alıcının iflas etmesi, tüzel kişi olması halinde borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafırıdan tüm alacakları bağlayıcı kısıtlayıcı bir karar alınması, borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu satıcı konumundaki sigortalının yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararların, ayrıca sözleşme olması şartı ile yukarıda sayılan hallerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi hali teminat altına alındığını, müvekkili şirketin ... şirketinden 10.06.2015 tarihli 105.542,40-TL ve 13.06.2015 tarihli 104.976-TL bedelli fatura alacaklarını tahsil edemediğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketine 24.06.2015 tarihinde başvurduğunu, fakat davalı şirketin müvekkilinin talebini reddettiğini, davalı sigorta şirketinin, ... hakkında sigorta sözleşmesi kapsamında zeyilname ile 200.000-TL tutarında onaylı limit tesis ettiğini, müvekkili şirketin ödenmeyen fatura bedelleri ve geç ödemeden kaynaklı faiz tutarında zararı bulunduğunu, müvekkilinin süresinde risk bildirimi yaptığını ve hasar dosyası oluşturulduğunu, buna rağmen zararın ödenmediğini belirterek, 200.000-TL sigorta bedelinin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; kredi sigortasının, sigorta genel şartlarında belirtildiği üzere sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalı tarafından gönderilen mal veya verilen hizmetlerin bedellerinin özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmemesini teminat altına aldığını, müvekkili şirketçe davacının 01.06.2015-31.05.2016 tarihleri arasındaki alacaklarını tahsis edilen limit tutarında teminat altına alan kredi sigortası poliçesi düzenlendiğini, ... şirketi için 01.06.2015 tarihinde 200.000-TL limit tanımlandığını, 19.06.2015 tarihinde ise müvekkili şirketçe yapılan istihbarat neticesinde alıcının olumsuz ödeme performansına istinaden, davacının 6 adet faturadan dolayı müdahale (hasar bildirimi) talebinde bulunduğunu, 29.06.2015 tarihli yazı ile hasar talebinin poliçe teminatı dışında kaldığının sigortalıya bildirildiğini, poliçe vadesi gereği 01.06.2015 tarihinden önce kesilen faturaların teminat harici olduğunu, dolayısıyla bildirilen 10.06.2015 ve 13.06.2015 tarihli faturaların poliçe vadesi içerisinde kaldığını ve hasar değerlendirmesine konu olduğunu, davacının, poliçe şartları gereği 11.05.2015 tarihinde vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve ayrıca bu tarihten sonra da fatura kesmeye devam ettiğini, poliçe özel şartlarının 4.4.2.2.4 maddesi gereği sigortalının vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapacağı sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan doğan zararların teminat dışı olduğunu, 12.03.2015 tarihinde kesilen iki fatura için özel şartlar gereği 11.05.2015 tarihinde vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunulması gerektiğini, dolayısıyla 11.05.2015 tarihinden sonra kesilen tüm faturaların teminat dışında olduğunu, sigorta genel şartlarının A.7.1.6. ve A.7.l.7. maddeleri ile özel şartlar 4.4.2.2. maddesi gereği, ödeme güçlüğü çeken ve sigortalının gecikme bildiriminde bulunması gereken alıcılara yapacağı sevkiyat ve teslimattan doğan zararların teminat dışında olduğunu, poliçe şartları gereği müvekkilince risk izleme ve bilgi verme sorumluluğunun yerine getirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davalının düzenlediği poliçe ile kararlaştırılan kredili satış işlemlerinde alıcının iflas etmesi, tüzel kişi olması halinde borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması, borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu satıcı sigortalının yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararların, ayrıca sözleşme olması şartı ile bu sayılan hallerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi (temerrüt) halinin teminat altına alındığı, poliçe ile davacının alıcısı ... için 200.000-TL teminat verildiği, davacı vekilince, dava dışı alıcının poliçede yazılı haller bulunduğunu ileri sürmediği davaya konu faturaların poliçe kapsamında olmadığı, bunun yanı sıra kredi sigortası bilgilendirme formu ile davacıya ödenmemiş olan bir borç ile ilgili olarak sigortalının olumsuz bilgi bildirimi veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapılmış olan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan doğan zararların sigorta teminatı dışında olduğu bildirilmiş olup, davacı tarafça 2013 yılından itibaren ticari ilişki içinde bulunduğu dava dışı alıcı ...'dan alacaklı olduğu ve bazı faturaların ödenmediği hususunun davalı sigorta şirketine bildirilmediği, 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesi ile, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususların sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edileceğinin düzenlendiği, alınan bilirkişi raporu ile de davacı tarafın müşterinin olumsuz bilgilerini davalı sigorta şirketine bildirmemekle poliçenin hiç yapılmaması veya daha ağır şartlarda yapılmasına neden olduğu tespit edilmiş olup, davacının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kast derecesinde ihlal ettiği ve TTK'nın 1439/2 maddesi kapsamında davalı sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı ...'nın karşılıksız çıkmış çeklerinin bulunduğu, bu durumun sigorta şirketine bildirilmemesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmesinin yapıldığı, ancak söz konusu çeklerin vadesinin poliçe tarihinden sonra olduğunu, sigorta poliçesinin tanzim tarihi 01.06.2015 tarihi olup, bu tarihten önce vadesi gelmiş hiç bir çek bulunmadığını, sigorta poliçesinin imzalandığı tarihte karşılıksız çıkan bir çeki bulunmadığını, temerrütün poliçe tarihinden sonra gerçekleştiğini, davaya konu edilen 10.06.2015 ve 13.06.2015 tarihli faturaların kredi sigortası özel şartları 4.4.2.2 maddesi gereği müvekkilinin vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunması gerektiği iddia edilmiş olsa da, davaya konu edilen alacak ve dayanak faturalar poliçe tarihinden sonra düzenlendiğinden ve çeklerin vadesi de poliçe tarihinden sonra olduğundan müvekkilinin bildirim yapma sorumluluğu bulunmadığını, 12.03.2015, 25.03.2015 ve 26.05.2015 tarihli faturalardan kaynaklı borçların sigorta şirketine bildirilmediği, bu nedenle riziko gerçekleştikten sonra poliçe düzenlendiğinin iddia edildiğini, ticari defter incelemesinde davacı ile ... arasında 2013 yılından itibaren karşılıklı ticari ilişki bulunduğunun belirlendiğini, açık hesap sözleşmesi ile çalışan firmalarda dönemsel olarak tarafların birbirlerine borç kaydı bulunmasının olağan olduğunu, bu durumun riziko teşkil etmediğini, TTK nın 1423 maddesi gereğince davalı sigortacının sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, ancak somut olayda sigortacının müvekkili şirketi devam eden sürekli ilişkilere ve açık hesap sözleşmelerine ve sonuçlarına dair aydınlatmadığını ve bu konuda sözleşmede açık hüküm bulunmadığını, TBK'nın 23. maddesi gereğince genel işlem koşullarında yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını, taraflar arasındaki sigorta poliçesinin de sigorta şirketi tarafından tek yanlı hazırlanan genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin açıkça bilgilendirilmediği bir konunun aleyhine olacak şekilde yorumlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, kredi sigortası poliçesine dayalı sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı sigorta şirketince düzenlenen 01.06.2015 tarihinden itibaren geçerli kredi sigorta poliçesi ile davacının alıcılarından ... için 200.000-TL teminat verildiği, davacının dava dışı ... şirketine hitaben düzenlediği 10.06.2015 tarihli 105.542,40-TL tutarlı ve 13.06.2015 tarihli 104.976-TL tutarlı fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine 24.06.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı, davalı tarafça başvurunun, poliçenin 4.4.2.2.4 maddesi gereğince sigortalının vadesi geçmiş borç bildirimi yapması gereken alıcılara yapacağı sevkıyatlardan doğan zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle 29.06.2015 tarihinde reddedildiği anlaşılmaktadır. Poliçede atıf yapılan 2009 tarihli KSGŞnın A.1 maddesinde; "kararlaştırılan kredili satış..işlemlerinde alıcının iflas etmesi, tüzel kişi olması halinde borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması, borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu satıcı konumundaki sigortalının yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararların, ayrıca sözleşme olması şartı ile bu sayılan hallerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi (temerrüt) halinin teminat altına alındığı" belirtilmiştir. Genel şartların teminat dışı kalan haller başlıklı A.7 maddesinin A.7.1.6. bendinde, ödenmemiş olan bir borç ile ilgili olarak sigortalının olumsuz bilgi bildirimi veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapılmış olan sevkıyat ve teslimattan doğan zararlar ile A.7.1.7. bendinde, sigortalının ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara yapılmış olan sevkıyat ve teslimattan doğan zararların teminat dışında olduğu düzenlenmiştir. Genel şartların sigorta sözleşmesinin kapsamı başlıklı A.3 maddesine göre; teminat, sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanır. Aksi kararlaştırılmadıkça, sigortalı ile alıcılar arasında düzenlenen satış sözleşmelerine göre yapılan tüm satışların sigorta kapsamında bulunması esastır. Sigortalı bu amaçla, söz konusu satış sözleşmeleriyle ortaya çıkan cirosunu özel şartlarda belirlenen usullere göre sigortacıya beyan eder. Aksi kararlaştırılmadıkça sigorta teminatı, sigorta süresi içinde yurtdışına sevk edilmiş olan mallar veya hizmetler veya yurtiçinde teslim edilmiş olan mallar ve hizmetlerden doğan alacakları, bu mal veya hizmetlerle ilgili faturaların, sigorta süresi dahilinde ve azami faturalama dönemi içinde düzenlenmiş olması kaydıyla kapsar.Taraflarca imzalanan kredi sigortası bilgilendirme formunun C.1 maddesinde; bu sigorta ile kararlaştırılan kredili satış işlemlerinde alıcının iflas etmesi, tüzel kişi olması halinde borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması, borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu satıcı konumundaki sigortalının yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararların, ayrıca sözleşme olması şartı ile bu sayılan hallerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi (temerrüt) halinin teminat altına alındığı; C.4 maddesinde ise ödenmemiş bir borç ile ilgili olarak sigortalının olumsuz bilgi bildirimi veya vadesi geçmiş borç bildirimden bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapacağı sevkiyat, teslimat vaya hizmet sağlamadan doğan zararların ise teminat dışında olduğu düzenlenmiştir. Yine kredi sigortası özel şartlarının 4.4.2.2 maddesinde ise; borç ile ilgili herhangi bir temerrüt halinin, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinin dolmasından itibaren 30 gün içerisinde sigortacıya bildirilmesi gerektiği, teminat kapsamında yapılan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan sonra sigortalının özel şartlar madde 4.4.2.1 gereğince olumsuz bilgi bildiriminde bulunmuş olsa dahi, alıcının temerrütü halinde sigortalının, borcun vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 30 gün içerisinde sigortacıya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunması gerektiği, vadesi geçmiş borç bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde, sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceği, sigortalının vadesi geçmiş borç bildirimden bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapacağı sevkiyat, teslimat vaya hizmet sağlamadan doğan zararların teminat dışı olduğu belirtilmiştir. Davacının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; dava dışı ...'nın davacıdan 2013 yılından devreden 260.386,26-TL tutarında alacak bakiyesi bulunduğu, davacı tarafından 2014-2015 yılında çeşitli tarihlerde 1.927.645,62-TL tutarında toplam 22 adet fatura düzenlendiği, işbu faturalara istinaden 233.600-TL tutarında banka havalesi, 1.648.435,30-TL tutarında vadeli çek ile olmak üzere toplam 1.882.035,30-TL tutarında ödeme yapıldığı, işbu çeklerden 658.280-TL tutarındaki 12 çekin karşılıksız çıktığı ve alıcı şirket tarafından ödenmediği, davacı şirketin yasal defterlerine göre 31.12.2015 tarihi itibarı ile ...'dan 441.970,06-TL alacaklı olduğu, tahsil edilen toplam 14.400-TL çek zorunlu karşılık bedelinin düşülmesi sonucunda alacağın 427.570,06-TL olduğu, dava konusu alacağı oluşturan iki adet faturanın düzenleme tarihinin 10.06.2015 ve 13.06.2015 olduğu bildirilmiştir. Davacının sigorta tazminatına konu ettiği faturalar 10.06.2015 ve 13.06.2015 tarihli olup, bu iki fatura poliçe tarihinden sonra düzenlenmiştir. Davacı tarafça dava dışı ... şirketine hitaben 2014 yılı başından itibaren bu iki fatura dışında 20 adet faturası daha bulunmaktadır. ... şirketince faturalara karşılık toplam 1.648.435,30-TL tutarında vadeli çekler verilmiş olup, 31.01.2014 tarihinden 20.05.2015 tarihine kadar olan dönem içerisinde verilen bu çeklerin tümü vadeli çek olup, çeklerden 658.280-TL tutarındaki 12 adet çek karşılıksız çıkmıştır. ...'nın çekler dışında 233.600-TL ödemesi bulunmakta olup, davacının imzaladığı hasar bildirim formuna göre bu ödeme de banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonucunda tahsil edilmiştir. Yine hasar bildirim formunda vadesi gelmiş yazılmış çekler tutarı 186.000-TL olarak bildirilmiştir. Dolayısıyla poliçenin düzenlendiği tarih ve öncesinde dava dışı alıcı ... şirketinin ödeme güçlüğü içerisinde olduğu, vadesi gelmiş ve ödenmemiş faturaları bulunduğu, davacının davalı sigorta şirketine dava dışı alıcısının bu olumsuz bilgileri bildirmediği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde; sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu,sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususların sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edileceği düzenlenmiştir.Beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise TTK'nın 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." şeklinde düzenlenmiştir.Davacının beyan yükümlülüğünü kasıt derecesinde ihlal ettiği, ihlal ile gerçekleşen riziko arasında da bağlantı bulunduğu sabit olmakla, davalı sigortacının tazminat ödeme borcu ortadan kalkmıştır. Davacı vekili; davalı sigortacının müvekkilini açık hesap sözleşmeleri ve sonuçlarına dair aydınlatmadığı, sigorta poliçesinin de davalı tarafından tek yanlı hazırlanan genel işlem şartı niteliğinde olduğu,müvekkilinin bilgilendirilmediği bir konunun aleyhine yorumlanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. TBK'nın 20. maddesi gereğince bir sözleşmenin hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için; sözleşme hükmünün önceden tek taraflı hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmesi ve belirtilen nitelikteki sözleşme hükümlerinin kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir. Aynı yasanın 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Düzenlenen poliçe ekindeki tüm genel ve özel şartlar, tarifeler ile bilgilendirme formunun tüm sayfalarında davalının imza ve kaşesi yer almakta olup, davalı sözleşme öncesinde bilgilendirilmiştir. Diğer taraftan davalının genel işlem şartı olarak geçersizliğini ileri sürdüğü husus, TTK'nda düzenlenen sigortalının bilgilendirme yükümlülüğü ve yine kredi sigortası genel şartlarına ilişkin olup, genel işlem koşulu niteliği bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı sigortacının bilgilendirme yükümlüğünü ihlal ettiğinin kabulü de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmayıp, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025