Anahtar kelimeler: Pantone Türkpatent Yidk Sınaî Fikri Haklar Kesinlik Şartı Eksiklikleri Ankara
11. Hukuk Dairesi █████████ E. , ████████ K.
"İçtihat Metni":████████ Esas, ████████ Karar:Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ:SAYISI:████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına "Pantone 485 C" tonlu rengin marka olarak tescili için davalı Kuruma yapılan başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddedildiğini, başvuru konusu markanın ayırt edici niteliği haiz olduğunu, müvekkilinin uzun süreli kullanımı ile markaya ayırt edicilik kazandırıldığını, müvekkili ile özdeşleşmiş özel bir rengin marka olarak tescilinin gerektiğini, başvuru konusu rengin marka olarak müvekkili adına tescilinin, sektördeki diğer kimselerin hareket alanını kısıtlamayacağını, diğer bankaların sektörde kırmızı bir renk kullanamayacakları anlamına gelmediğini, 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre renklerin marka olarak tescil edilebileceğini, kırmızı renk tonu ile birlikte başkaca unsurları ve ibareleri ihtiva eden pek çok tescilli markalarının olduğunu, hatta bunlardan ikisinin T/0124 ve T/02123 numaralar tahtında davalı tarafından “tanınmış marka” olarak himaye altına alındığını, müvekkilinin kırmızı rengi yaygın olarak uzun yıllardır kullanması neticesinde bu rengin davacının faaliyetleri açısından ayırt edici nitelik kazandığını ileri sürerek YİDK’in 2018-M-7092 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın ayırt ediciliğinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu (renk tonu pantone 485 c) markasının tek /esas unsurunun kırmızı rengin bir tonu olduğu, “kırmızı” rengin, Ülkemizde bankacılık sektöründe, “canlılığı ve enerjiyi” temsil etmesinden dolayı, -örneğin mavi rengin de benzer şekilde, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankaları tarafından güveni temsil ettiği için kullanıldığı- davacıdan başkaca işletmeler tarafından da yoğun bir biçimde, uzun yıllardır kesintisiz olarak kullanıldığının bilindiği, bankacılık sektöründeki aktörlerden biri olan Akbank’ın kırmızı üzerine sadece bankanın adı ya da kırmızı renkle bankanın adı dışında ayrı bir logosu bulunmadığı, reklam kampanyalarında kırmızı rengin baskın bir şekilde vurgulandığı, kırmızı rengi, tüm ATM’leri ve şube yapılarında kapsamlı olarak kullandığı, keza, sektördeki diğer aktörlerden HSBC, Türkiye Finans Kurumu, Albaraka ve Denizbank’ın logolarının da yine kırmızı rengi ihtiva ettiği, hal böyle olunca, dava konusu edilen ” (renk tonu pantone 485 c) markasının, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın hizmetlerini diğer ticari kaynakların aynı/benzer mallarından/hizmetlerinden ayırması mümkün olmadığından dava konusu markanın somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mutlak red engeli oluştuğu, maddenin ikinci fıkrası yönünden yapılan değerlendirmeye gelince; somut olayda, kırmızı rengin, aynı sektördeki farklı işletme ve kuruluşlar tarafından da yaygın bir biçimde kullanılıyor olduğu, hatta davacının markası şeklinde yani tek başına bir renk olarak değil de, başkaca kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte yoğun bir şekilde kullandığı gözetildiğinde, davacının kırmızı renk üzerinde, diğer kırmızı renk kullanan işletmelerden ziyade, yaygın kullanımından dolayı korunması gereken bir hakkının olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacının tescil ettirmek istediği (davaya konu kırmızı renk) markasının emtia listesinde yer alan ve 9, 36 ve 42. sınıfa giren tüm emtialar bakımından, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığına binaen, davacı markasının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hukuki korumadan faydalanamayacağı, yani kullanım sonucu ayırtedicilik kazandığı şartının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının ek bilirkişi raporu ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karşılanmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır kullanmak suretiyle ayırt edici nitelik kazandırdığı ve tanıttığı dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu başvurunun yalnızca kırmızı rengin bir tonundan ibaret olduğu, her ne kadar 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca renklerin tek başına marka olmaları mümkün ise de bunun için bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin, diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaya elverişli olmaları gerektiği, ayırt edici niteliği bulunmayan ve ilgili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de ayırt edicilik kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu başvurunun ayırt edici olmadığı ve başvurunun reddine ilişkin Kurum kararının yerinde olduğu, öte yandan bu renge kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği, somut olayda dava konusu başvurunun marka olup olamayacağının hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, davacı ... başvurusunun reddine dair kararın iptali talebine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası3. Değerlendirme1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!