Anahtar kelimeler: Sürmüşse Defalarca İlişkiden İlamsız Fakat Taşıma Durdurulmasına İlişki Borcunun Ödenmemesi

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili █████/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı tarafından davalının personel taşıma karşılığı bir kısım faturaların bedeli defalarca talep edilmesine rağmen, davalı tarafça ödenmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan faturalara dayalı alacağın ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhinde ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, fakat davalı tarafça haksız şekilde icra takibine itiraz edilmesi neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı taraf borcunun olmadığını ileri sürmüşse de, takibe konu edilen alacağın varlığı ekte sunulan belgelerle sabit olduğunu, nitekim borç muaccel olmasına rağmen ödenmediğini, takibe konu edilen borç ve borcun miktarının davalıya elektronik olarak iletilen e-faturalar, ticari defterler ve diğer yasal delillerle sabit olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; Öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile, 100.000,00 TL alacak için davalı-borçlunun araç, taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davalı ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasına yönelik haksız itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden ve tüm ferileri ile birlikte aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda TTK. mad. 1530 uyarınca ticari temerrüt faizi uygulanmasına, davalı itirazında haksız olduğundan, dava değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı ve duruşmalara temsilen kimsenin katılmadığı anlaşıldı.
DELİLLER
: Bilirkişi Raporu, ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası, BA/BS formları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
█████/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı vekili tarafından mahkeme salonunda yapılan incelemede sunulan defter kayıtları ve belgelere göre davacı taraf “defter beyan sistemi”ne göre kayıtlarını tutmuştur. Ticaret Sicili kaydı yoktur ve...’na kayıtlı olduğu dava dosyasına gelen yazıdan anlaşılmaktadır. 05.11.2024 tarihli Ön İnceleme Duruşma Tutanağı’nın G.D.4. maddesine istinaden davalı taraf ticari defterleri ile ilgili herhangi bir işlem yapılmamıştır. Davacının kayıtları ve banka ekstresi verilerine göre davalıdan alacaklı olduğu tutar 103.732,70 TL olması gerekecektir. Davacı vekilinin takip talebindeki asıl alacak talebi 100.000,00 TL’dir. İcra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı konusunda takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, sözleşme ve faturadan kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasında yazılı sözleşme olmaksızın davalıya hizmet verildiği iddia edilmiş, davacı yanca verilen hizmet karşılığı hazırlanan faturaların davalı yana tebliğ edildiği, davalı yanca faturaların ödenmediği ve uyuşmazlığın bu ilişkiden kaynaklı fatura alacağına dayandığı anlaşılmaktadır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş, huzurdaki davada davalı yan cevap dilekçesi ise sunmamıştır. Bu durumda ispat yükü davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki ve sözleşme karşılığı hizmetin verilip verilmediği, alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmış, ancak buna rağmen ticari kayıtları sunulmadığından, davalı yanın ticari kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir.
Nitekim dosyamıza sunulan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının kayıtları ve banka ekstresi verilerine göre davalıdan alacaklı olduğu tutar 103.732,70 TL olması gerekeceği, davacı vekilinin takip talebindeki asıl alacak talebi 100.000,00 TL olduğu, tespiti yapılmıştır.
Hazırlanan rapora karşı davalı yanca itiraz edilmiş ise de; davalı yanın usulüne uygun cevap dilekçesinin olmaması, Mahkememizin ticari defter ve kayıtların incelenmesi için oluşturulan █████/2024 tarihli duruşma zaptının tebliğine rağmen süresinde inceleme talebinde bulunulmamış olması, bir kısım itirazların hazırlanan raporda değerlendirildiği, bir kısım itirazların ise hukuki niteleme kapsamında Mahkememizde olduğu ve yeniden rapor alınmasını gerektirir husus bulunmadığından reddine, davanın asıl alacak yönünden kabulü ile takibin kaldığı yerden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın faturadan kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 100.000,00 TL alacağın %20'si olan 20.000,00 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 6.831,00 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.207,75 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 5.623,25 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.207,75 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 343,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.039,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!