Anahtar kelimeler: Maziye Dünyaca Köklü Ünlü Distribütörlüğünü Medikal İşiyle Sektördeki Servisi İştigal

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1973 yılında endüstriyel ve medikal sistemlerin tıbbi cihazların ithalatı,
satışı ve bu cihazların bakım onarım servisi işiyle iştigal eden, bu sektördeki dünyaca
ünlü birçok markanın Türkiye temsilciliğini, distribütörlüğünü yapan 72 yıllık maziye
sahip köklü bir şirket olduğunu,
Davalı şirketin müvekkil şirket bünyesinde çalışmakta iken istifa suretiyle haksız
şekilde iş akitlerini feshederek ayrılan çalışanlar tarafından kurulduğunu,
Dilekçe ekinde sunulan Ticaret Sicil Gazetesi suretinden anlaşılacağı üzere davalı şirket
ortakları olan .... .... ....
Davalı ortaklarının her birinin müvekkili şirkette 7-10 yıl arası çalışmakta iken hiçbir
haklı neden olmaksızın aynı dönemde iş akitlerini sona erdirerek müvekkili şirket ile
aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğunu,
Bununla birlikte davalı şirkette çalışan 27 işçiden 14’ünün de müvekkili şirkette
çalışmakta iken ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başladığını,
Davalı şirketin açıkça müvekkili şirketin işçilerini “ayartarak” kendi bünyesine
kattığını,
TTK 55/1-b-2 bendine göre “Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı
kişilerine, hakketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı
davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya
başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak” eyleminin haksız rekabet olduğunu,
Müvekkili şirketten ayrılan 14 işçinin ayrıldıktan hemen sonra doğrudan davalı şirkette
işe girmelerinin tesadüf olamayacağını,
Bu işçiler ile davalı şirketin fikir birliği içerisinde oldukları, organize şekilde hareket
ettiklerinin ve işçilerin müvekkili işyerinde kalma iradelerinin yönlendirildiğinin açık
olduğunu, Davalıların eylemlerinin öncelikle TTK’nın 55. Maddesinde düzenlenen dürüstlük
ilkesine ve daha özelinde ise 55’inci maddenin (b-c-d-e) fıkralarındaki hükümlere
açıkça aykırılık teşkil ettiğini,
Davalı şirket tarafından diğer işçilere bir menfaat sağlanması şart olmadığı gibi bunun
önerilmesi ve teklif edilmesinin bile haksız rekabet teşkil ettiğini, Müvekkili şirket tarafından yetiştirilmiş, kendilerine ücretli eğitimler verilmiş,
meslekteki tüm bilgi ve deneyimini müvekkili şirkette edinmiş ve şirketin tüm satış
sırlarını, müşteri listelerini, satış fiyatlarını, satış stratejisini, know-how’ını bilen davalı
işçilerin eylemlerinin de haksız rekabet teşkil ettiğini,
Davalı işçilerin ayartılması nedeniyle müvekkili şirketin tüm eğitim ve yatırım
masraflarının boşa gittiğini ve davalı şirketin herhangi bir maliyete katlanmaksızın kötü
niyetli olarak bilgi ve tecrübeye sahip davacı şirket işçilerini bünyesine katarak hazıra
konduğunu,
Davalı şirketin ayartma suretiyle işe aldığı işçiler aracılığıyla sır niteliğindeki bilgilere
ulaşması ve bunları kullanmasının da haksız rekabet teşkil ettiğini,
Müvekkilinin işçilerinin ayartılması nedeniyle bilgili ve tecrübeli işçilerini
kaybetmesinin yanı sıra yeni işçilerin ikamesi ve eğitimi için de önemli masraflar
yapmak zorunda kaldığını,
Ayartılan işçilerin sayısının fazla olması nedeniyle işletme sürecinin devamlılığında da
kesinti olması nedeniyle müvekkilinin ciddi maddi ve manevi zarara uğradığını,
Davalı işçiler ile müvekkili şirket arasında akdedilen iş sözleşmelerinin “Rekabet
Yasağı” başlıklı 8. Maddesi ile “işçinin eğitimi ve sonuçları” başlıklı 11. Maddesindeki
cezai şartlara rağmen davalı işçilerin tereddüt etmeksizin iş akitlerini sona erdirerek
davalı şirkette çalışmaya başlamalarının davalı işçilere belirli bir menfaat vadedildiğinin
kanıtı olduğunu,
Bu hususta davalı işçilere yöneltilecek dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını,
Davalı şirketin müvekkili şirketin işçilerinin yanında müşteri kitlesini de ayarttığını,
• Dava dışı ... firmasının müvekkili şirkete gönderdiği 28.10.2022 tarihli fesih
bildirimi ile 31.01.2023 tarihinden itibaren feshettiğini belirttikten sonra 01.02.2023
tarihinde davalı şirket ile sözleşme imzaladığına ilişkin mail yazışmalarının dosyaya
sunulduğunu,
Müvekkilinin temsilcisi olduğu “...” firmasının ürünlerinin satışının
yapıldığı endüstri sistemler satış departmanında çalışan davalılardan .... .... ....
(21.09.2022) tarihinde iş akitlerini istifa suretiyle feshederek işten ayrılmalarının
akabinde davalı şirkette çalışmaya başladıklarını,
Aynı temsilciliğin ürünlerinin satışında çalışan bu 7 işçinin ayartılarak davalı şirkette
çalışmaya başlamasının akabinde “...” firmasının müvekkili şirketler
olan sözleşmesini feshederek davalı şirketle çalışmaya başladığını,
Bu hususun dahi ayartılarak davalı şirkette çalışmaya başlayan işçilerin müşteri listesini
ve bunlara ilişkin bilgileri davalı şirkete aktardıklarını gösterdiğini, “...” firmasının müvekkili ile olan sözleşmeyi feshettikten sonra da
davalı şirketin müvekkilinin işçilerini ayartmaya devam ettiğini,
Davalılardan .... .... .... 20.02.2023 tarihinde müvekkili şirketten ayrılarak davalı şirkette
işe girdiğini,
Davalı şirket ile “...” şirketinin iş ilişkisinin müvekkili şirket ile olan
sözleşmeyi feshetmeden önce de var olduğunu,
Bunun müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayan Çağrı
Polat tarafından o tarihte müvekkili şirkette çalışan.... .... .... ’ya atılan mailde
yer alan imzada “...” şirketinin logosunun kullanılması ile anlaşıldığını,
Dolayısıyla davalı şirketin müvekkil şirket ile sözleşmesi devam eden
“...” şirketini iş bu sözleşmeyi feshetmeye yönlendirdiğinin açık
olduğunu,
Her ne kadar iş bu davaya konu edilmese de dava dışı FOSS şirketi ile müvekkili şirketi
arasındaki ticari ilişkinin sonlandırılma sürecinin de aynı olduğunu,
Özellikle ve yoğunlukla FOSS ürünlerinin satışının yapıldığı Analitik Sistemler Satış
Departmanının müdür yardımcısı Barbaros Buyrukbilen’in istifa ederek müvekkili
şirketten ayrılmasından hemen sonra adı geçen firma temsilciliklerinin sona erdirildiğini
ve akabinde toplam 7 kişinin üç ay içerisinde rakip firmaya geçtiğini,
TTK 55/1-b,1 uyarınca müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları
başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmenin dürüstlük
kuralına aykırı olduğunu,
Davalı şirket tarafından müvekkili şirketin hem işçileri hem müşterileri hem de
tedarikçilerinin müvekkili şirketle aralarında düzenlenmiş olan akitlere aykırı
davranmaları yönünde yönlendirilmesi nedeniyle bahse konu tüm akitlerin haksız bir
şekilde sonlandırıldığını, Dosyaya sunulan emsal Yargıtay Kararları uyarınca davalıların eylemlerinin açıkça
haksız rekabet teşkil ettiğini,
Davalıların haksız rekabetleri neticesinde müvekkilinin iş ve ticari sırlarının da davalı
şirkete aktarıldığını ve bunun emek ilkesine aykırı olduğunu,
iddia ederek işbu huzurdaki şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi
tazminat talepli haksız rekabetin tespiti ve men’i davasını açtığı tespit olunmuştur.
CEVAP
:
Davalı ...şirketi vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının, hitap ettikleri sektörlerin,
müşteri profillerinin birbirinden farklı olduğunu ve davacının bu yöndeki iddiaları ile
sayın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını,
Müvekkili şirketin 2011 yılından itibaren ana faaliyet konusunun başta gıda tarım ve
hayvancılık sektörü olmak üzere otomotiv, tekstil, kimya gibi çeşitli diğer sektörlerde
üretim yapan firmalara kalite ve süreç kontrollerinde kullanılmak üzere ya da akademik
araştırmalar için üniversitelere, araştırma geliştirme merkezlerine teknik analiz cihazları
satış, pazarlama, dağıtım ve servis hizmetleri olduğunu,
Davacının ana faaliyet konusunun ise medikal ve tıbbi cihazların kamu, vakıf özel
hastanelere satış, pazarlama ve dağıtım ve servis hizmetleri olduğunu,
Müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacının iddia ettiği gibi, medikal ve tıbbi cihaz
sektöründe faaliyette bulunmadığını ve bu hususun sektörün tüm diğer temsilcileri
tarafından da bilindiğini,
Müvekkili davalı şirket ve davacı şirketin faaliyet alanlarının birbirlerinden çok farklı
olması nedeniyle bugüne kadar ne kamu kurumlarının açtığı bir ihale de ne de büyük
özel kurumsal şirketlerin satın alma süreçlerinde açtığı ihalelerde davalı ve davacının
aynı ihale sürecine katılıp, birbirlerine rakip olmadığını,
Müvekkili şirketin mevcut ortaklarından bazılarının bundan 12 yıl önce davacı şirkette
gördükleri bir takım zorlayıcı ve kabul edilmez mobbing içeren tutum ve davranışlardan
dolayı davacı şirketten istifa ederek akabinde tamamen farklı bir sektörde faaliyet
gösteren davalı şirketi kurduklarını,
Öte yandan, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının haksız
rekabete ilişkin mesnetsiz iddiasının TTK 60. Maddesi hükmü gereğince zamanaşımına
uğradığını,
Dava dışı yurtdışı merkezli görüntüleme cihazları üreten ... isimli şirketten
edinilen bilgiye göre, bu şirketin 2020 yılı başlarında RVI (Videoskop) cihazlarında
davacıya münhasır OLMAYAN satış yetkisi verdiğini ve ancak sonrasında davacının
performansından memnun olmamaları nedeniyle davacı ile aralarındaki sözleşmeyi
feshettiğini,
Akabinde yalnızca RVI (Videoskop) cihazlarında yine münhasır olmayan Türkiye satış
yetkisinin 08 Ağustos 2022 tarihli sözleşme ile müvekkili şirkete verildiğini,
RVI (Videoskop) cihazlarının dava dışı ... firmasının beş (5) önemli ürün grubu
olduğundan yalnızca bir tanesi olduğunu,
Davacı ile dava dışı ... firması arasındaki sözleşmenin münhasır olmayan bir
sözleşme olması nedeniyle dava dışı ... şirketinin dilediği herhangi bir üçüncü
şirketle de ticari ilişki kurabileceğini,
Davacının, serbest piyasa ekonomisinde, kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden
... firmasından kendilerine bağımlı olarak kalmasını beklemesinin abesle iştigal
olduğunu,
Davacının dava dilekçesinde beyan ettiği müvekkili şirketle dava dışı ...
firmasının ticari ilişkisinin kendileriyle olan sözleşmenin feshinden daha önce başladığı
yönündeki iddiasının açıkça Sayın Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu,
Davacının dosyaya delil olarak sunduğu .... .... .... 08 Ağustos 2022
tarihinde yapılan sözleşmeden sonra olduğunu ve bu tarihte müvekkilinin zaten RVI
(Videoskop) ürün gamında Türkiye satış temsilcisi olarak yetkilendirildiğini,
Davacının, müvekkili şirketi ...’in o tarihte yetkili temsilcisi değilmiş gibi
göstermeye çalıştığını,
2022 yılında ... firmasının RVI (Videoskop) kategorisindeki cihazların Türkiye
satış yetkisinin müvekkili şirkete verilmesinden önce mikroskop alanında müvekkilinin
herhangi bir faaliyeti olmadığını,
Haksız rekabetten bahsedebilmek için taraflar arasında veya tedarikçiler ile müşteriler
arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kurallarına aykırı davranış ve
ticari uygulamaların varlığının gerektiğini,
Müvekkili şirketin ne aldatıcı ne de dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının söz
konusu olmadığını,
Yine tazminatın söz konusu olabilmesi için ise haksız rekabete konu olan fiili
gerçekleştiren kişinin kusurlu hareketi sebebi ile bir zararın meydana gelmesi
gerektiğini ve somut olayımızda bu unsurların hiçbirinin bulunmadığını,
Müvekkili şirketin davacı şirketten ayrılan çalışanlara hiçbir şekilde herhangi bir
menfaat sunmadığı gibi bu yönde bir vaatte de bulunmadığını,
Diğer davalıların kendi özgür iradeleriyle müvekkili şirkette çalışmak için
başvurduklarını,
Müvekkili şirketin dava dışı ... firması ile sözleşme imzalanmasının sektördeki
başka pek çok çalışanı müvekkili şirkette çalışmak için motive ettiğini,
Dolayısıyla müvekkili şirketin tercih edilmesinin fazlasıyla öngörülebilir durumdayken
taraflarına yapılan "ayartma" ifadesinin aldatıcılıktan öteye gitmediğini,
Diğer davalılardan pek çoğunun dava dışı ... firmasının müvekkili şirkete Türkiye
satış yetkisi vermeden önce müvekkili şirkette bambaşka ürün gamı ile ilgili çalışmaya
başladıklarını,
Davacı şirketin önceden bünyesinde bulunan çalışanları eğitim için yurt dışına
gönderdiği, kendilerinden ayrılıp müvekkili şirkette çalışmaya başlayan tüm
çalışanların eğitimlerinin, tecrübelerinin tam olduğu iddialarının asılsız olduğunu, Davalılardan yalnızca Sinan Batuhan Emre ve Ahmet Berker Çelikörs’ün dava dışı
... firması tarafından eğitilmek üzere yurt dışına gönderildiğini ve bu eğitimler için
davacının yurt dışı konaklama ve ulaşım masrafları dışında herhangi bir ödeme
yapmadığını,
Davalıların birçoğunun 2-3 yıllık deneyime sahip, tecrübeli sayılmayacak çalışanlar
olarak müvekkili şirket bünyesine dahil olduklarını ve çalışanların ihtiyacı olan eğitim,
bilgi ve deneyimlerin müvekkili şirket tarafından karşılanmakta olduğunu,
Davacı şirketin müşterilerinin, müvekkili şirket olan Tekafos'u tercih etmelerinin
sebebinin şirketin başarısı ve sektörde bilinen bir şirket olmasından başka bir şey
olmadığını,
savunarak iş bu davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Davalı gerçek kişiler vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı iddialarının tamamıyla soyut, hiçbir somut vakıaya ve delile dayanmayan,
çıkarım ve varsayımlardan ibaret ve gerçek dışı olduğunu,
Davacının tüm iddialarının Dr. Kemal ŞENOCAK 'ın makalesini tekrardan öteye
gidemeyen, soyut ve dayanaksız iddialar olduğunu,
• Davacının talebinin tam ve kesin olarak hesaplayabilmesinin mümkün olması nedeniyle
belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesinin HMK hükümlerine aykırı olduğunu, Müvekkillerinin işçi olması nedeniyle davada İş Mahkemelerinin görevli olduğunu,
Müvekkillerinin, emeklilik, çalışma koşullarının ağırlığı, ücret, prim ve diğer haklarının
hiç veya zamanında ödenmemesi, patronlar ve üst düzey yöneticiler tarafından
uygulanan mobbing (örneğin sigara içine fazla mesai cezası verilmesi) ve buna benzer
haklı sebeplerle davacı işyerinden ayrıldıklarını ve müvekkillerinin diğer davalı şirket
tarafından ayartılmasının söz konusu olmadığını,
Davacının, müvekkillerinin İş sözleşmelerinde açıkça rekabet yasağı ve eğitimlere
yönelik cezai şart olmasına rağmen tereddüt etmeksizin iş akitlerini feshederek davalı
şirkette çalışmaya başlamalarının, davalı şirket tarafından kendilerine bir menfaat
vaadedilmesinin sonucu olduğu yönündeki iddiasının gerçek dışı bir varsayım
olduğunu,
Cezai şart ve eğitim gideri hakkını saklı tuttuğunu söyleyen davacının, bugüne kadar
hiçbir müvekkiline karşı dava açmadığını,
Kendisi ve ailesinin geçimini teminen çalışmak zorunda olan müvekkillerinin, çalışma
koşullarının piyasadaki birçok şirketten daha iyi olması, kurucularının işçilikten gelen
kişiler olması nedeniyle ve tamamıyla kendi tercihleri ile diğer davalı şirkete
başvurduklarını,
Davalı şirket tarafından müvekkillerine bir menfaat sağlanması ve önerilmesinin söz
konusu olmadığını,
Diğer davalı ...şirketinin cevap dilekçesinin II/1 maddesinde de ayrıntıları ile
belirtildiği gibi davacının aynı sektörde faaliyet gösterildiği iddiasının tamamıyla
gerçek dışı olduğunu ve davacı şirketin bu gerçek dışı iddiaya dayanarak eski
çalışanlarından haksız kazanç sağlama amacında olduğunu,
Müvekkillerinin ne toplu olarak ne de aynı zamanda değil, 28.10.2020 tarihinden
başlayarak 20.02.2023 tarihine kadar yani 2 yıl 4 aylık bir süreçte farklı zamanlarda ve
tek tek davacı şirketten ayrıldıklarını,
Yani davacının, davalı işçilerin iş sözleşmelerini haksız ve organize şekilde feshettiği
iddiasının tamamıyla gerçek dışı olduğunu,
Yargıtay .... .... .... K sayılı ilamında da " davacı
şirket çalışanı …’un şirketten ayrıldıktan sonra davalı 3E şirketini kurduğu, bu şirkette
çalışmaya başladığı, bir kısım davacı şirket çalışanlarının da davacıdan ayrıldıktan
sonra davalı 3E firmasında çalışmaya başladığı ancak davacı şirket çalışanlarının
davalı şirkete geçmesinin başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, aksinin
kabulünün Anayasa’nın 48. m. ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin ihlali
anlamına geleceği, davacının, davalı şirkete geçen çalışanlarının ticari sırlarına vakıf
olduğunu ve bu ticari sırların davacı şirket aleyhine kullanıldığını, sadece
davalılardan… firmasına hizmet etmek üzere kurulduğunu iddia etmiş ise de, bu
iddialarını ispat edemediği, kural olarak davacı şirket çalışanlarının davalı tarafından
ayartılması suretiyle davacı şirkette çalışırken davalı şirket adına faaliyette
bulunulması haksız rekabet teşkil edeceğinden işten ayrılan çalışanların davalı şirkete
geçmiş olmalarının haksız rekabet teşkil etmeyeceği " açıkça ifade edildiğini,
Davalı ...şirketinin 02.12.2011 tarihinde faaliyete başladığı göz önüne
alındığında, davacının organize bir faaliyet olarak nitelediği işçilerin davacı şirketten
ayartılarak ayrılmaları sürecinin 11 yıl 3 ay gibi zaman diliminde gerçekleşmiş olması
gerektiğini ve böylesi uzun bir süreçte işçilerin organize olduğundan yahut
ayartıldığından söz etmenin mümkün olamayacağını,
Kabul anlamına gelmemek üzere, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasının TTK 60.
Maddesinin açık hükmü gereğince zamanaşımına uğradığını,
Müvekkillerinin diğer davalı ...şirketinin haksız rekabetine katkıda bulundukları
ve böylece davacının zarara uğradığı iddiasının somut hiçbir delile dayanmayan
tamamıyla soyut iddialardan ibaret olduğunu,
Davacı şirketin mesnetsiz haksız rekabet iddiasını, yalnızca ... (önceki ismi
Olmypus) firmasının aralarındaki münhasır olmayan satıcılık sözleşmesinin(davacının
performansından memnun olmaması nedeniyle) feshetmesine dayandırdığını,
Diğer davalı ...şirketinin cevap dilekçesinin II/2 maddesinde de ayrıntıları ile
belirtildiği gibi müvekkillerinden bazılarının davacı işyerinden ayrılmadan çok önce
davalı ...şirketinin, dava dışı ... firması ile satıcılık sözleşmesini imzaladığını,
Davalı ...şirketinin, 08.08.2022 tarihli sözleşme ile ... firmasının RVI
(Videoskop) ürün gamında Türkiye satış temsilcisi olarak yetkilendirildiği ve o tarihte
davalı ...şirketinde çalışan müvekkili .... .... ... ve logosunu kullanmasının
son derece doğal olduğunu,
... RVI (Videoskop) ürünlerinin, uçak sanayisinde kullanılan, tamamı çok büyük,
kurumsal ve herkes tarafından bilenen en fazla 30 müşteriye pazarlanan ürünler
olduğunu,
Dava dışı ... firmasının, satılan her ürünün nihai kullanıcısının (end user) kim
olduğunu gösteren yazılı beyanın kendisine verilmesini istediğinden, Türkiye'de hangi
ürününün hangi müşteriye satıldığını bildiğini,
Aynı zamanda Firmanın Türkiye'deki tüm müşteri listesine sahip olduğunu ve müşteri
listesini yeni satıcılarına bizzat kendisinin verdiğini,
Dünyaca ünlü ve çok büyük bir üretici olan ... (Olympus) firmasının tüm dünyada
ve Türkiye'de de geçerli olacak satış sırrını, stratejisini, know-how’ını kendisinin
belirlediğini ve satıcıların tamamının buna uymakla yükümlü olacağını,
Bu nedenle davacının yegane dayanağı olan ... ürünlerine ilişkin, satış sırrı,
müşteri listesi, satış fiyatı ve en önemlisi know-how'ından söz edilemeyeceği için
müvekkillerinin bunları diğer davalı şirkete aktarmasının da mümkün olmadığını,
Müvekkillerinin, davacı şirket tarafından yetiştirildiği, kendilerine ücretli eğitimler
verildiği, meslekteki tüm bilgi ve deneyimini davacı şirkette edindiği iddialarının da
gerçek olmadığını,
Müvekkillerden.... .... .... i ve diğer 9 müvekkilinin ise
yüksek öğrenim mezunu olması sebebiyle teknolojik ürünlerin satış ve servisi işinde
davacı şirketten önce de tecrübe sahibi, eğitimli kişiler olduğunu,
Davalılardan yalnızca.... .... ... ün dava dışı
... firması tarafından eğitilmek üzere yurt dışına gönderildiğini ve bu eğitimler için
davacının yurt dışı konaklama ve ulaşım masrafları dışında herhangi bir ödeme
yapmadığını,
Müvekkillerinin davacı şirkette yaşadıkları olumsuz çalışma şartları nedeniyle istifa
ettiklerini, istifa sürecinde de mobbingle karşılaştıklarını ve kendi istekleri ile diğer
davalı şirkete başvurduklarını,
savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
DELİLER VE GEREKÇE
:
Dava, " Davacının davalıların haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği eylemlerine dayanarak, davalı işçiler ve davalı şirketten fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili " istemine ilişkindir.
Talep, cevaplar, SGK kayıtları, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı, eğitim belgeleri, işe giriş çıkış bildirgeleri, maaş bordroları, ticari defterler, tanık beyanları, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen █████/2024 tarihli rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı Eyüp Özgür duruşmada "Ben 15 Şubat 2011 yılında davalı Tekafos.... Ltd. Şti. kurucularından biriyim, davacı şirkette █████████ yılının ocak ayına kadar çalıştım, davacı Medikal cihazlara yönelik ithalat işlemi yapmaktadır, bu ürünleri de yurt içinde ki şirketlere satmaktadır, davalı şirkette gıda ürünlerine yönelik analiz cihazlarının onarımını ve bunlara yönelik uygulama eğitimi veren bir şirkettir, diğer işçilerin işten nasıl ayrıldıklarına ilişkin bir bilgim yoktur, ancak kendim çalıştığım dönemde son 2 yılımda şirkette çok fazla huzursuzluk yaşadık ve davacı şirket tarafından bana taahhütname imzalamamı söylediler, bu taahhütname içerisinde eğer onların izni olmadan mail atıp dışırı bilgi sızdırırsam 500.000 EURO ödeyeceğim yazıyordu, bende bunu kabul etmedim ve bu sebeple de işten çıkarıldım, davalı şirket tarafından, diğer davalı işçilerin işten ayrılmasına yönelik herhangi bir faaliyette bulunmamıştır, herhangi bir yönlendirmesi de olmamıştır, davacı şirket her ne kadar diğer davalı işçilerin kendi şirketine yönelik bilgileri ve müşterileri davalı şirkette kullandığını ileri sürmüş ise de; davalı şirket ile davacı şirket hiçbir zaman aynı alanda faaliyet göstermemiştir, ortak noktada da buluşmamışlardır, diğer davalı işçilerin işten nasıl ayrıldıklarına yönelik herhangi bir bilgim yoktur, benim zamanımda yani 2011 yılında davacı şirkette çalışan sayısı 248 iken şuanda 100'ün altında olduğunu duydum, bunun sebebi de davacı şirkette çalışan işçilerin huzursuzluk yaşamalarından dolayı orada çalışmak istememelerinden kaynaklıdır. davalı şirkette çalışmaya başlayan bir kısım işçileri yurt dışında birden fazla kez eğitime gönderdik, bunun sebebi zaten cihazların onarımına ve kullanımına yönelik olduğu içindir, diğer davalı işçilerin davacı şirketten ne zaman istifa ettiklerini bilmiyorum, bizim iş yerinde çalışmaya başlama tarihleri de SGK kayıtlarında ortaya çıkacaktır, diğer davalı işçiler bizim bünyemizde çalışmaya başladıklarında bizde daha önce aynı koşullardan geçtiğimiz için onların nasıl huzurlu olabileceğini bildiğimiz için ona göre bir ücret veriyorduk, bu ücrette davacı şirketin verdiği ücretten daha yüksektir " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı ... duruşmada " Ben davalı şirkette çalışmaktayım aynı zamanda kurucu ortağıyım, davalı şirket gıda, tarım, tahıl ve diğer endüstriyel sektörlerde kalite kontrol cihazı satışı ve satış sonrası kontrol bakım hizmeti vermektedir, davacı şirkette █████████ yıllarında çalıştım, davacı şirketin faaliyet alanı tıbbi cihaz satışı ve satış sonrası hizmet vermektedir, davacı şirkette çalışırken 2010 yılının ortasında aramızda yapılan sözleşmeye ek bir madde eklenerek taahhütname istendi bizden bu taahhütname de belirsiz muallek ifadeler vardı, ihlal sonucunda yaklaşık 500.000 EURO bedelin ödenmesi öngörülüyordu, ihlal olarak gösterilen şeyde bizim kullandığımız müşteri takip programı vardı, buradaki bilgilerin herhangi bir şekilde dışarı sızdırılması halinde bu bedeli ödememiz yazıyordu ancak bu takip programının davacı tarafından nasıl korunacağına dair hiçbir önlem alınmamıştı, benim gibi diğer çalışan arkadaşlarımda bunu kabul etmediği için işten çıkarıldık, davacı şirket sektörde çalışan işçilerine huzursuzluk veren bir şirket olarak bilinir, çalışma ortamı genelde kaoustur, bu yüzden orda çalışanlar genelde sektörde farklı işyerlerine yönelim eğilimindedirler, davalı işçiler her ne kadar bizim şirkette çalışmaya başlamışlar ise de; davacı şirketin bilgilerini ve müşteri çevresini bizim şirkette kullanmamışlardır, biz işçilerimize ücretten daha çok çalışma ortamında huzur yaratmaya çalışıyoruz, ücretleri ülkemizde yaşanan enflasyona uygun olarak vermeye çalışmaktayız ve davacı şirketle hemen hemen aynı ücret veriyoruz, çalışan işçilerimizi çalıştıkları sektörlere göre ilgili bölümlere ve uğraştıkları cihazlara yönelik eğitimlere gönderiyoruz, zaten davacı şirketle aynı iş konusunda faaliyet göstermiyoruz, bizim faaliyet alanımız farklıdır, tabi ki aynı müşteriye farklı ürün dallarından müşteriye satışımız olmuş olabilir, davacı firma ile herhangi bir kamu ihalesi ile özel ihale de veya özel bir sektördeki herhangi bir işe teklif verdiğimiz yoktur, davalı işçiler davacı şirketten ne zaman ayrılıp davalı şirkette ne zaman işe başladığı hususunda bir bilgim yoktur, SGK kayıtlarında ortaya çıkacaktı " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Talimat yolu ile dinlenen davalı ...şirketi tanığı İbrahim Ulu duruşmada " Ben davalı şirkette 2012 yılından itibaren halen çalışmaktayım, davalı şirketin faaliyet konusu gıda analiz cihazlarının ithalatını yapıp satışını yapmaktayız, davacı firmanın faaliyet konusu ise onlar sağlık sektöründe faaliyet göstermektedir ve onlarda sağlık sektörüne yönelik cihazların ithalatını yapıp satışını yapmaktadır, davalı kişiler davalı işyerinde müdür konumunda çalışan kişilerde vardır, ayrıca sahada satış personeli olarak çalışan kişilerde vardır, davalıların davacı şirkette hangi konumda ve pozisyonda çalıştıklarını bilmiyorum, davalı kişiler davacı şirkette elde ettikleri herhangi bir bilgi ve müşteriye bizimle paylaşmadılar ancak davalılardan çoğu sahada çalıştıkları için sektördeki çoğu firmaya dokunmaları gerekir, bu nedenle davacı ile çalışmış olan müşteri ile de görüşme söz konusu olmuştur, davalılar aynı tarihte davalı şirkette işe başlamamıştır, hangi tarihte işe başladıklarını tam olarak hatırlamıyorum, ... firması ...görüntüleme cihazını üreten ve satan firmadır, bu firma davacı şirkete münhasır yetki vermemiştir, münhasır yetki vermediği için davacı dışında diğer şirketlere de satış yapabilir, ayrıca belirtmek gerekirki davacı şirket tıbbi cihazlar satın alırken bizim şirket endüstri alanındaki cihazları satın almaktadır, davalılar davalı işyerinde çalışmaya başladıktan sonra tabi ki şirketin elde ettiği kar artacak ancak enflasyonist ortamda kar marjınız düşer, davalılar elbetteki kendi sektöründe davacı şirketin alanı dışında yeni müşteriler şirketimizi kazandırmıştır, davalı kişilerin davalı şirkette çalışmalarına yönelik şirket tarafından herhangi bir menfaat önerilmemiştir, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce dinlenen davalı gerçek kişilerin tanıklarından;
Tanık Akın Akar duruşmada" Davalılar ile akrabalığım yoktur hepsi mesai arkadaşlarımdı olur şu an özel sektörde çalışıyorum davalı gerçek kişiler ile davacı şirket bünyesinde 2016 yılı Haziran ayından 2021 yılı Aralık ayına kadar birlikte çalışmıştık davalı gerçek kişiler mobing nedeniyle davacı şirketten ayrıldılar hepsi farklı tarihlerde ayrılmıştı tarihlerini bilemiyorum ayrılmamalar 2-2,5 yıllık bir süreçte olmuştur ben davalı şirkette hiç çalışmadım ancak ismen biliyorum davacı ve davalı şirket medikal sektöründe hizmet vermektedir hastanelere tıbbi kurumlara tıbbi cihazların satışını ihale usulü yada direkt olarak gerçekleştirmektedirler çoğunlukla ithalat cihazları satışını yapmaktadırlar davacı şirketin satışlarının hemen hemen hepsi ithal cihazlardan oluşmaktadır davalı gerçek kişilerin bir kısmı eğitim amacıyla davacı şirkette çalışırken yurtdışına gönderilmiştir yurtdışına gönderilmeyenlerde kendi bölüm ve birimine uygun şekilde birim içinde eğitim almışlardı davalı gerçek kişiler davacı şirket bünyesinde çalışırken mecburen müşteri ve şirketi bilgilerine vakıflardı her biri farklı birimlerde çalışıyorlardı ancak aynı birimde çalışanlarda vardı davalı gerçek kişiler davacı şirketten ayrıldıktan sonra bir kısmı hemen davalı şirkete bir kısmı da bir süre boşta kaldıktan sonra işe başlamıştır tam tarihleri bilmiyorum davacı ve davalı şirketler aynı faaliyet alanında aynı müşterilere hitap ettikleri için sektörel anlamda davalılar davacı şirketten ayrıldıktan sonra yeni bir iş arayışı anlamında maaş mevcut şartlar anlamında bir değerlendirme yaparak davalı şirkete geçmişlerdir ben davalı gerçek kişilerin davalı şirkete geçmesi anlamında davalı şirketten onlara vaadedilen parasal ya da başka bir neden anlamında girişim olduğunu bilmiyordum. ...şirketinde çalışmaya başlayan davalılardan bir kısmı daha yüksek bir kısmı ise daha düşük maaş ile çalışmaya başlamıştı. Davacı şirkette çalışanlar kimse kimsenin maaşını ve aldıkları pirimleri bilmezlerdi ve bu durumdan şikayetçilerdi aldıkları ücretlerin piyasa şartlarına göre düşük olduğundan yakınırlardı. Müdürler daha mobing anlamında üst perdeden konuşurlardı satış baskısı vardı bazı arkadaşlarımızı bir kaç hafta şirkette göremezdik satış için devamlı şehir dışına giderlerdi benim çalıştığım dönemde davacı şirkette çok fazla sayıda sirkülasyon oldu işten çıkanlar ve çıkarılanlar oldu ben çıkarıldım yerine yenileri gelmişti davalılardan Neriman Hanım emekli olup ayrılmıştı kendisi ayrılanlarda vardı bildiğim kadarıyla davalılardan davacı şirketin işten çıkardığı kişiler yoktu yurtdışı eğitim masraflarını kimin karşıladığı konusunda bir bilgim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Serkan Kuşçu duruşmada "Davalı gerçek kişiler ile akrabalığım yoktur ancak hepsini hepsini tanırım 2012-2017 yılları arasında davacı şirkette çalışmıştım davalıları bu dönemde tanıdım birlikte çalıştık Neriman Hanım ile aynı birimdeydik diğer kişiler farklı birimlerindeydi ama aynı çalışma ortamında çalışıyorduk gerek benim dönemimde gerekse genel olarak çalışma koşullarının ağırlaşması nedeniyle iş anlamında değişiklikler olmaktadır davalıların davacı şirketten iş koşulları ağırlaştığından dolayı ayrıldılar sürekli bir satış baskısı vardı mobing ve ücret düşüklüğü de söz konusuydu süreç içerisinde davalılar davacı şirketten ayrıldılar tam ayrılma tarihlerini bilemiyorum 1 yıllık bir zaman zarfında davacı şirketten ayrılmalar gerçekleşti davalı şirketin kendisi bünyesinde çalışmaya başlayan davalı işçileri bu yönde bir vaatleri olmamıştır davacı ve davalı şirket endüstriyel laboratuar sistemleri anlamında aynı alanda faaliyet göstermektedir davalıların davacı şirkette çalışırken müşteri ve şirket bilgilerine ulaşmaları mümkün değildir ekran görüntüsü bile alsalar sistemden tespit edilebiliyordu davalı şirkette çalışan davalıların daha yüksek ücrette çalıştıklarını biliyorum ancak miktarını bilmiyorum benim davacı şirkette çalıştığım dönemde şirketin çalışma koşullarındaki olumsuzluklar nedeniyle bazen işçiler kendileri bazen de davacı şirketin çıkarması ile işten ayrılıyorlardı yeni personel alınıyordu yani bir sirkülasyon durumu söz konusuydu benim çalıştığım zamanda davacı şirkette eğitim verilmiyordu ben bizzat eğitim veren bir kişi olarak yeni personelin eğitilmesi konusuda davacı şirketten talepte bulunuyordum senede bir kez , 1 ya da 2 kişi yurtdışındaki firmaların talebi üzerine eğitim masrafları yurdışı firmalar tarafından karşılanmak suretiyle eğitim için yurtdışına gönderiliyordu davalı işçilerin davalı şirketin kendilerinin geçtiğini biliyorum davacı şirkette benim çalıştığım dönemde mesai saatleri çok fazla esnetiliyordu örneğin ben gece 02:30'da şehirdışından evime geliyordum aynı gün sabah 07:30'da mesaide olmam söyleniyordu alacağımız pirimlerin tutarını önceden bilemiyorduk neye göre hesaplama yapıldığını da bilmiyorduk ayrıca pirimlerimiz zamanında yatmazdı her birimde çalışan personelin maaşları farklıydı şirketi politikası gereği birbirimizin maaşlarını da bilmezdik Müşteri bilgileri sistemde telefon numarası ve adres olarak geçiyordu sistem üzerinden aldığımız bilgiler ile müşterilere ulaşıp burdan iletişime geçip akabinde üst amirlerimiz ve müdürlerimizden fiyat alıp satış diyaloğunu oluşturuyorduk diğer zamanda satış yapılacak şirketlere ait bilgiler internet üzerinden isimleri yazıldığından çıkan bilgilerdir harici bilgilere ulaşmamız mümkün değildir. Benim ayrıldığım zaman zarfında davalıların yarısı ile birlikte çalışıyorduk ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra da diğer davalılar ile aynı sektörde çalıştığımız için arkadaşlık anlamında diyaloğumuz vardı. Öncelikle satış baskısına istinaden üzerimize fazladan yük bildiriliyordu bunun haricinde sürekli başarısız olduğumuz ve daha çok çalışmamız gerektiği konusunda baskılar vardı ben işten ayrılmadan önce en başarılı satış temsilcisi seçilip, 4 ay sonra başarısız olduğum gerekçesiyle savunmam istenilerek 1 ay sonrasında da işten çıkarılmıştım kurumsal bir şirket görüntüsünden ziyade faaliyetlerde aksamalar olup yer yer şirket genel müdürleri ile müdürler ve personeller herkesin içinde hakaret içeren konuşmalar geçmekteydi " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Fatih Eren duruşmada " Davalılardan ... .... ... isimli kişileri tanırım beraber çalışmıştık davalıların hiçbiri ile akrabalığım yoktur davacı firmada 2000-2019 yılları arasında birlikte çalışmıştık diğer davalıları tanımam tanıdığım ve ismini söylediğim kişilere ilişkin olarak çalışma ortamından memnun olmadıkları huzursuz oldukları için benden sonra davacı şirketten ayrılmışlar verilen pirimlerin gününde ödememesi hangi pirimin ne zaman ödeneceği konusunda bilgi verilmemesi maaşlar kişiye göre olmakla birlikte piyasaya göre düşüktü zam oranları da piyasa artışının altındaydı yöneticiler her zaman üst perdeden konuşurlardı ben yurtdışı eğitimi almadım ancak şirket içinde eğitim verilirdi idari amirleri kendi personellerini eğitim veriyordu zaten çalışanlar eğitimli kişilerdi yurtdışına 1 kişi gönderilip döndükten sonra şirket içinde eğitim verirdi yurtdışı eğitim masrafını kimin karşıladığını bilmiyorum davacı şirket ve davalı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterip göstermediği konusunda bir bilgim yoktur müşteri bilgilerini vakıf olmadan satış yapmak mümkün değildir benim bildiğim kadarıyla adını saydığım kişiler istifa ederek davacı şirketten ayrıldılar Neriman hanım emekli olmuştu ayrılma nedenleri ekonomik olarak düşük gelir almaları ve uğradıkları mobbingden kaynaklanıyordu hayatın olağan akışı anlamında özel sektör koşulları da dikkate alınırsa daha iyi koşullarda çalışma ortamı sunan bir şirket çalışan için daha caziptir ben davalı şirketin kendi bünyesine geçen davalı işçileri bu yönde bir vaadi ya da yönlendirmesi olup olmadığı konusunda bir şey duymadım teklifler zaten kişiye özel yapılır davacı şirkette çalıştığım dönemde özel sektörün gereği işten çıkarmalar ve ayrılmalar olurdu yıl sonunda ayrılanların ya da çıkarılanların yerine biri gelirdi davacı şirkette sirkülasyon sürekli olurdu SGK kayıtlarında da zaten anlaşılabilir ismini saydığım kişilerin davacı şirketten ayrıldığı tarihleri bilemiyorum bu süreçlere ilişkinde bilgim yoktur şu anda başka bir sektörde çalışıyorum 2019 yılından beri genetik sektöründe çalışıyorum mesai saatlerini tam hatırlamıyorum seyahatler dışında mesai saatlerini hatırlamıyorum ancak normal mesai diye hatırlıyorum şehir dışı durumunda mesai durumu tamamen değişir.Cihazlar satıldığında hangi müşteriye gittiği ve satış anlamında müşteri iletişim bilgilerine benim çalıştığım dönemde, herkes ulaşabiliyordu. Davacının kendine ait bir yazılım programı vardı müşteri bilgilerine hem bu yazılım üzerinden hemde Google'dan tüm personel ulaşa biliyordu. Davacı şirketin müşteri bilgilerinin olduğu yazılım programında müşteri bilgilerine benim gibi teknik serviste çalışan personel haricinde satışta çalışan her personel ulaşabiliyordu " şeklinde beyanda bulunmuştur.
█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
davacı şirketin davalı şirketin fiillerinin TTK’nın 55 maddesi uyarınca haksız
rekabet teşkil ettiği yönündeki iddiasını ispat edemediği,
davacı şirketin diğer davalıların fiillerinin TTK 55’nın maddesi uyarınca haksız
rekabet teşkil ettiği yönündeki iddiasının somut delillere dayanmadığı,
davacı şirketin TTK’nın 56 maddesi uyarınca maddi tazminat talep etme şartlarının
oluşmadığı,
görüş ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacının koşulları oluşmayan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş yine bu bağlamda manevi tazminat davasının da şartlarından biri olan davalıların fiilerinin haksız rekabet teşkil etmesi gerektiği bir başka deyişle davalıların hukuka aykırı eylemlerinin olması koşulu bakımından da somut olayda bu şartın gerçekleşmediği ciheti ile davacının manevi tazminat isteminin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,
2-A) Maddi tazminat talebi bakımından alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 3.432,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.004,98 TL harcın davacıya iadesine,
B) Maddi tazminat talebi bakımından davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-A) Manevi tazminat talebi bakımından alınması gerekli 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
B) Manevi tazminat talebi bakımından davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2024
E-imza E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!