Anahtar kelimeler: Mağdursanık İftirada Korumak İşledikleri İstismarı Düşme Süreç Mağduresuça Görüşü Hukukî
9. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    SUÇLAR
    : Çocuğun cinsel istismarı, hırsızlık
    HÜKÜMLER
    : Mahkûmiyet, beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Düşme, onama
    İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Mağdur-sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ile mağdure-suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde mağdur- sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine, mağdure-suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan beraatine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Mağdur-Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
    Özetle mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, mağdure-suça sürüklenen çocuk ...'nin kendisini hırsızlık suçundan korumak için iftirada bulunduğuna ilişkindir.
    III. GEREKÇE
    A. Mağdure-Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
    30.12.2015 tarihli celsede mağdur-sanığın şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesiyle katılan sıfatı ortadan kalktığından mağdur-sanık müdafiinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
    B. Mağdur-Sanık hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
    IV. KARAR
    A. Mağdure-Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
    Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle mağdur-sanık müdafiinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
    B. Mağdur-Sanık hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
    Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında mağdur- sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden mağdur-sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üyeler ... ve Alparslan Azapağası'nın çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik karşı oylarıyla ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    24.10.2024 tarihinde karar verildi.
    KARŞI OY
    Sayın heyet çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismar suçunun sübuta erip ermediği konusundadır.
    Tüm beyanlardan anlaşılacağı gibi sanık kuaför dükkanı işletmekte olup eleman aramaktadır. Olaydan bir gün önce sanığın eleman aradığını öğrenen mağdure, annesi ve abisi sanıkla görüşmüş ve ertesi günü yani olay günü mağdurenin işe başlaması konusunda mutabık kalmışlardır. Ertesi günü sanıktan önce işyerine gelen mağdure sanığın 09.00 civarında gelmesi ile işyerini açmışlar. Sanık mağdureye yapacağı işleri anlatmıştır.
    Sanık telefoncuya gitmek için işyerinden ayrılmış ve telefon bayi kapalı olduğundan tekrar işyerine geri dönmüştür. Sanığın beyanına göre kuaför dükkanının açılmasıyla telefonu gitmesi arasında 25 dakika kadar süre geçmiştir. Sanık telefon bayiinde 10 dakika kadar durmuştur. Tekrar geri döndüğünde mağdurenin sanığa ait telefonu da alarak ayrıldığını görmesi üzerine kendi telefonunu telefon bayiinden aramaya başlamıştır.
    Sanığın bu savunmalarını tanık olarak dinlenen telefon bayii ... ... de doğrulamaktadır.
    Mağdurenin kuaför dükkanından ayrıldığı saat ile karakol tutanağında mağdurenin saat 10.30'da karakola geldiği sabittir. Sanığın savunmasına göre kuaför dükkanı ile karakol arası 5-10 dakikalık mesafedir.
    Dosya kapsamına göre mağdure karakola gitmek için 45 dakika kadar beklemiştir. Sanık da bu sırada mağdureyi başka telefondan aramaktadır. En sonunda hırsızlıktan şikayetçi olacağına dair mesaj atmıştır.
    Mağdure beyanında sanığın başkalarını aramasını engellemek için sanığın telefonunu aldığını söylese de, sanığın telefonun alınması ile mağdurenin şikayetçi olmasının engellenmesi arasında bağ yoktur. Mağdure sanığın iş yerinden hiçbirşey almadan çok yakında olan karakola gidip şikayetçi olması mümkündür.
    Mağdurenin geçmişinde telefon hırsızlığından yapılan soruşturma bulunmaktadır.
    Sanığın telefonunun mağdure tarafından alınması nedeniyle sanık ile mağdure arasında husumet oluştuğu çekilen mesajlar ve dosya kapsamından da anlaşılmaktadır.
    Mağdurenin iş yerinden ayrıldıktan sonra çok yakın olan karakola gitmek için geçirdiği süre sanığın telefonun mağdure tarafından alınması nedeniyle aralarında oluşan husumet nazara alındığında suçun sübutu için sadece mağdure beyanı yetmez. Suçun sanık tarafından işlenip işlenmediği hususu şüpheli kaldığından kararın onanması yönündeki sayın heyet çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.
    KARŞI OY
    Sayın heyet çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, sanık hakkında atılı çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığı hususundadır.
    Dosya kapsamı ve tüm beyanlardan anlaşılacağı üzere, sanık kuaför dükkanı işleten bir kişidir ve olay günü için çalışacak bir eleman aramaktadır. Olaydan bir gün önce, sanığın eleman aradığı bilgisine ulaşan mağdure, annesi ve abisi ile sanıkla görüşmüş; ertesi gün işe başlaması hususunda mutabık kalınmıştır. Olay günü mağdure, sanığın talimatı doğrultusunda saat 09.00 civarında iş yerine gelmiş ve iş yeri sanık tarafından açılmıştır. Sanık, mağdureye yapacağı işleri anlatmış, akabinde telefon bayisine gitmek üzere iş yerinden ayrılmıştır.
    Sanığın savunmasına göre, iş yerinden ayrıldığı sırada telefon bayisi kapalı olduğundan geri dönmüş ve kuaför dükkanının açılması ile telefon bayisine gitmesi arasında yaklaşık 25 dakika geçmiştir. Sanık, telefon bayisinde 10 dakika kadar bekledikten sonra iş yerine dönmüş, mağdurenin sanığa ait telefonu aldığını fark etmesi üzerine tekrar dışarı çıkarak kendi telefonunu aramaya başlamıştır. Sanığın bu savunmaları, tanık olarak dinlenen telefon bayisi yetkilisi ... ... tarafından da doğrulanmıştır.
    Mağdurenin kuaför dükkanından ayrıldığı saat sabit olup, 10.30’da karakola gittiği tutanaklarla belirlenmiştir. Sanığın savunmasına göre, kuaför dükkanı ile karakol arasında 5-10 dakikalık bir mesafe bulunmaktadır. Ancak dosya kapsamına göre, mağdure karakola gitmek için 45 dakika kadar beklemiştir. Bu zaman dilimi içerisinde ne yaşandığına dair net bir bilgi bulunmamaktadır.
    Ayrıca, sanığın mağdureyi başka bir telefondan aradığı ve mağdurenin telefonu açmaması üzerine “hırsızlık nedeniyle şikayetçi olacağına” dair mesaj attığı sabittir. Mağdurenin beyanında, sanığın başkalarının kendisini aramasını engellemek için telefonunu aldığı iddia edilmekteyse de, sanığın telefonunu almasının mağdurenin şikayetçi olması ile doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Zira mağdurenin sanığın iş yerinden hiçbir şey almadan, doğrudan karakola gitmesi hayatın olağan akışına uygun görünmemektedir.
    Sanığın telefonunun mağdure tarafından alındığını düşünmesi ve bu nedenle mesaj atması hususu dikkate alındığında, mağdurenin iş yerinden ayrıldıktan sonra uzun bir süre karakola gitmemesi ve arada yaşanan olayların belirsizliği, sanığın beyanlarını destekler niteliktedir.
    Sonuç olarak, ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince, kesin ve inandırıcı deliller olmadan mahkumiyet karan verilmesi hukuka aykırıdır. Mevcut delil durumu, sanık aleyhine yeterli kesinlikte değildir ve yalnızca mağdurenin beyanına dayalı olarak mahkumiyet karan verilmesi adalet ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle, mahkumiyet yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!