Anahtar kelimeler: Yılları Ret İzmir Birleşen Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Hazırlanan Adliye
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ Esas, ████████ Karar
    BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ E. SAYILI DOSYASINDA
    BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ E. SAYILI DOSYASINDA
    HÜKÜM
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA
    Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un davalı şirketin 2013-2016 yılları arasında, müvekkili ... ve müvekkili ...'ın 2013-2015 yılları arasında davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerinde bulunduklarını, davalı şirketin ilanlı yapılan 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemde bulunmamasına rağmen davalı şirket ortağı olan Dokuz Eylül Üniversitesini temsilen toplantıya katılan ...'in sunmuş olduğu gündemin değiştirilmesine dair önergeyle 2013-2016 yılları arasındaki yönetim kurulu üyelerinin geriye doğru ibra oylamalarının iptal edildiğini, yine gündemde olmamasına rağmen eski yönetime ve şirket müdürüne sorumluluk davası açılmasına dair yönetim kuruluna yetki verildiğini, toplantı gündemine madde eklenmesinin mümkün olmayacağını, TTK'nın 413/2. maddesindeki hiçbir istisnanın da bulunmadığını, TTK'nın 558/1. maddesi uyarınca ibra kararının genel kurul kararıyla kaldırılamayacağını, TTK'nın 558/2. maddesi uyarınca geçmiş dönemde verilen ibra kararlarında olumlu oy kullananların dava hakkı bulunmayacağını, olumsuz oy verenlerin dahi ibra tarihinden itibaren 6 ay geçmekle dava hakkının düştüğünü, gündem dışı önerge veren ...'in davalı şirket ortaklarından Dokuz Eylül Üniversitesi'ni temsilen genel kurul toplantısına katılmış ise de TTK'nın 359/2 maddesine göre, tüzel kişi adına sadece tescil edilmiş kişinin toplantıya katılıp oy kullanabileceğini, bu kişinin yönetim kurulu üyesi olması gerektiğini, adı geçen kişinin bu niteliği taşımadığını, esas sözleşmeye aykırı olarak pay sahibi veya temsilcisi olmayan kişilerin genel kurul alanına girerek söz alarak tutanağa müdahale ettiklerini, TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulunda bulunanların kendi ibra oylamalarına katılmamaları gerekmesine rağmen oylamada 116 adet ibra etmeme oyunda şirket yönetim kurulu üyesi olan ortakların da mevcut olduğunu, müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde bir usulsüzlük yaşanmadığını, alınan kararların kanunun emredici hükmüne, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 3, 5 ve 6 nolu kararlarının butlanının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Avrupa Üniversiteler Birliği Doktora Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve eski rektör yardımcısı olduğunu, 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısı tarihinde davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu; müvekkili ...'un Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği öğretim üyesi olduğunu, dava konusu genel kurul toplantı tarihinde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu; müvekkili ...'ün Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi olduğunu, dava konusu genel kurul tarihinde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu; müvekkili ...'ın da dava konusu genel kurul tarihinde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, 03.03.2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemde bulunmadığı halde daha önce alınan ibra kararlarının kaldırılmasının TTK'nın 558. maddesine aykırı olduğunu iddia ederek, 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 3, 4, 5 ve 6 nolu kararlarının butlanının tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %10 hissedarı olduğunu, 03.03.2017 tarihli genel kurula müvekkili kurum temsilcisinin katıldığını ve alınan kararlara muhalefet şerhi koydurduğunu, toplantının çağrılı olarak yapıldığını, ancak Dokuz Eylül Üniversitesini temsilen ...'in gündemin değiştirilmesine yönelik önerge verdiğini, bu önerge doğrultusunda TTK'nın 558. maddesine aykırı şekilde 2013-2016 yılları arasındaki yönetim kurulu üyelerinin geriye doğru ibra oylamalarının iptal edildiğini, gündemde olmamasına rağmen eski yönetime ve şirket müdürüne sorumluluk davası açılmasına dair genel kurulca yönetim kuruluna yetki verildiğini, bu kararların hukuken batıl olduğunu iddia ederek, 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 3, 4, 5 ve 6 nolu kararlarının butlanının tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların pay sahibi olmaması nedeniyle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, gündemle bağlılık kuralının ihlal edilmediğini, gündeme yeni madde ilave edilmediğini, alınan kararların gündem maddelerinin içeriğine uyduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi'nin genel kurulda temsil etmek üzere ...'in temsilci tayin ettiğini, bu kişinin temsil yetkisinin bulunmadığı yönündeki iddianın yersiz olduğunu, TTK'nın 436. maddesindeki oy kullanma yasağının şahsi olduğunu, kaldı ki aleyhe oy kullanma ve ibra etmeme durumunu içermediğini, alınan kararların somut ve haklı nedenlere dayandığını, davacıların şirket yönetiminde oldukları 2013-2016 dönemlerinde müvekkili şirketin ... alanında yaptıracağı inşaatlarla ilgili yüklenici şirket ile 07.07.2014 tarihinde sözleşme akdettiklerini, yüklenici ile organik bağ içerisine girdiklerini, tamamen yüklenicinin menfaatini gözeterek müvekkili şirketi yaklaşık 20 milyon TL zarara uğrattıklarını, 2016 öncesinde genel kurullarda eski yönetimin faaliyet ve işlemlerinin ibra edildiği ileri sürülmekte ise de, şirketin faaliyet ve işlemlerinin genel kurula peçelenerek sunulması, bütün işlemlerin orta düzeyde bir vatandaşın anlayabileceği bütün açıklığıyla aktarılmaması, irade sakatlığının bulunması halinde ibranın geçersiz sayılacağını, davacıların paydaşlardan ve genel kuruldan gizledikleri hileli, hukuka aykırı, şirkete zarar verici işlemleri ibra kapsamına girmediğinden TTK'nın 558. maddesinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davalara ilişkin olarak da davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, asıl dava yönünden davacılar ..., ... ve ...’ın 2013-2016 yılları arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, dava açtıkları tarih itibariyle herhangi bir yönetim kurulu üyeliği ve hissedarlıklarının bulunmadığı, TTK m.446 gereğince davacıların aktif sıfat yokluğu bulunduğu, birleşen İzmir 5. ATM’nin ████████ E. sayılı dosyası yönünden; Kâtip Çelebi Üniversitesinin muhalefet şerhi bulunmadığı, Birleşen İzmir 1. ATM’nin ████████ E. sayılı dosyası yönünden ise; her ne kadar davacılar ..., ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi olarak toplantılara katılmışlar ise de, DEÜ Rektörlüğünün ...’i temsilci olarak atayarak toplantıya katılmasını sağladığı ve bunun da usulüne uygun olduğu, bu karara istinaden yöneticilerin yönetim görevlerinin sona erdiği ve birleşen davayı açamayacakları, yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin gündemin m.3’de yer alan kararın genel kurulun yetkileri arasında yer aldığı, TTK m.413’e uygun görüşme yapıldığı, TTK m.445’deki şartların gerçekleşmediği, bilançonun onaylanmamasına ilişkin m.4’de yer alan kararın ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olmadığı yönünde kuvvetli şüpheler bulunduğundan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, iptali istenen 5. madde bakımından da yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine rağmen genel kurul kararıyla bu ibranın kaldırılmasının ise TTK m.445’deki şartların gerçekleşmediği ve iptal edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerince istinaf edilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesince, 03.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu faaliyet raporu ile ilgili gündemin 3. maddesi, şirketin 2016 yılı bilançosu ile ilgili gündemin 4. maddesi ve yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ile ilgili gündemin 6. maddesi kapsamında alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığı, bu kararlara karşı usuli itirazların dışında bir muhalefet şerhinin de bulunmadığı, yönetim kurulunun faaliyetlerinin ibrası ile ilgili gündemin 5. maddesi kapsamında alınan karar yönünden ise, her ne kadar eski yönetim kurulu üyeleri bakımından TTK m. 558/1 hükmü uyarınca, ibra kararının genel kurul kararıyla kaldırılamaz ise de, irade sakatlıkları gerekçe gösterilerek eski ibra kararının iptalinin istenebileceği, somut olayda, davalı şirketin ciddi bir şekilde zarara uğratılmış olması ihtimalinin bulunduğu, ibra kararının geri alınmasının, ibra yönünde verilen oyların irade sakatlığı nedeniyle geçersizliği şeklinde dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla, davacı tarafça dava konusu olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin talep edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davacılar vekillerince temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, asıl davada; davacıların dava ehliyeti bulunup bulunmadığı, bulunması halinde gündemde yer almayan önceki yıllara ilişkin ibranın kaldırılması kararı verilip verilemeyeceği, genel kurul kararlarını sakatlayan bir hâl bulunup bulunmadığına ilişkin, birleşen ████████ E. nolu davada; gündemde yer almayan önceki yıllara ilişkin ibranın kaldırılması kararı verilip verilemeyeceği, genel kurul kararlarını sakatlayan bir hal bulunup bulunmadığına ilişkin, birleşen ████████ E. nolu davada ise; davacının genel kurul kararlarına muhalefet şerhinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
    Asıl dava, 03.03.3017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 5 ve 6. maddelerinin butlanı aksi halde iptali, birleşen davalar, genel kurul kararının 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin butlanı aksi halde iptali istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2.6102 sayılı Kanun'un 413, 447 ve 558 inci maddeleri.
    3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarih, ████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı.
    3.Değerlendirme
    1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik asıl ve birleşen ████████ E. nolu davada davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2.Asıl davada, davacıların yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin olarak ibra edilmeme kararı verildiği için davacıların 03.03.2017 tarihli genel kurulun 5. maddesinin iptali talebine ilişkin, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu kabul edilerek; iddia sayısının kapsamında inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince aksi gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
    3.Birleşen ████████ E. nolu dosyada, genel kurulda gündemin 5. maddesi ile alınan kararlar yönünden yapılan incelemede;
    6102 sayılı Kanun'un 479 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereği sorumluluk davası açılması için genel kurul her zaman karar alabilecek olup bu husus genel kurulun yetkisindedir. Bu nedenle davaya konu genel kurulun 5. maddesinde yer alan sorumluluk davasına ilişkin kararın hukuka aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 413 üncü maddesi "(1) Gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenir. (2) Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır. (3) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır." hükmünü havidir. İstisnası ise 6102 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin birinci fıkrası, 411 inci maddesinin ikinci fıkrası ve çağrısız genel kurul toplantısını düzenleyen 416 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümleridir. Somut karar ise, anılan istisnai maddeler kapsamında bulunmadığından genel kurul gündemine madde eklenerek karara bağlanan 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin yönetim kurulunun ibra edilmeme kararı geçersizdir.
    Diğer taraftan dosya kapsamında Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşıldığına göre 2014 yılına ilişkin 2015 yılında yapılan genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyeleri ibra edilmiştir. Hâl böyle olunca 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz" hükmü nedeniyle ibranın geri alınması mümkün olmayıp, bu yıla ilişkin karar anılan bu nedenle de geçersizdir. Genel kurul tarafından önceden alınmış bir karar bulunması halinde aynı konuda ikinci kararın alınması Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere yok hükmündedir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan verilen karar doğru görülmemiştir.
    4.Birleşen ████████ E. sayılı dosyada, Mahkemece davacının kararda muhalefet şerhi bulunmadığı ve iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de genel kurul tutanağında davacı üniversiteyi temsilen toplantıya katılan ...'nun da diğer birleşen davadaki davacılar ile birlikte oylamalardan sonra kararlara itirazlarını bildirdiği anlaşılmakla, bu durumda davacının muhalefet şerhi bulunduğu kabul edillip işin esasına girilerek yukarıda belirtilen hususlar da dikkate alınıp bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
    VI. SONUÇ
    : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 21.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!