Anahtar kelimeler: Bam Alındıktan Görüşleri Başkan Yazim Konya Katip Menfi Üye Tesis

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ....KARAR NO
: ....T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ....... Esas - ....... KararİSTİNAF EDEN DAVACI
: ...VEKİLLERİ
: Av. ... Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Menfi TespitİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: █████/2025YAZIM TARİHİ
: █████/2025Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında █████/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin takibe konu borcunun bulunmadığını, icra takibine konu ödeme emrinin usulsüz şekilde tebliğ edilerek kesinleştirildiğini ve müvekkiline ait taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları üzerinde haciz işlemleri yapıldığını, ödeme emrinin müvekkilinin yurt içi adresine hiç gönderilmeksizin yurt dışında ikamet ettiği adres dışında bir adrese gönderildiğini ve belirtilen adreste ikamet etmediği gerekçesiyle iade edildiğini, ancak buna rağmen ikinci kez tebligat çıkartılmaksızın tebligatın yapılmış kabul edildiğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin Türkiye'ye geldiğinde akrabalarının bahsetmesi ile işbu takipten haberdar olduğunu, senette yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına herhangi bir borcunun da bulunmadığını, senedin düzenlenme tarihinde müvekkilinin Türkiye'de dahi olmadığını, davalının müvekkilinin yurt dışında yaşamasından fayda sağlamak amacıyla işbu sahte senedi tanzim ettiğini, davalının kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, takip konusu senette iki adet ödeme tarihi bulunduğunu, senedin üst kısmında █████/2021 tarihi gösterilmişken yan kısımda ödeme tarihinin █████/2021 olarak gösterildiğini, poliçede vade tarihi ile ödeme tarihinin aynı anlamı ifade ettiğini, senette vade tarihi ve ödeme tarihi adı altında iki farklı tarihin gösterilmesinin senedi batıl hale getirdiğini beyan ederek Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı icra takibinin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya taraflarınca bilinen en son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na göre usulüne uygun şekilde tebligat yapıldığını, iade gelmesi nedeniyle; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████/2020 tarih ███████ Esas 2020/3 Karar sayılı "Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adresten farklı olması halinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine "Mernis adresi" şerhi verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. Maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması yeterli olup, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılması gerekmemektedir." hükmünde belirtildiği üzere yapılan tebligatın Mernis Şerhli, usule ve hukuka uygun olduğunu, senetteki imzaların davacıya ait olduğunu, kötüniyetli olarak imzaya itiraz ettiğini, davacı, müvekkiline herhangi bir borcunun bulunmadığını, borçlanmaya sebep olabilecek bir işlem yapmadığını iddia etmişse de kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup, TTK'ya göre soyut kıymetli evrakta; temel ilişkiyi, hukuki sebebi gösteren kayıtlar konulamayacağını, alacaklının temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın, sadece senede dayanarak ifa talep edebileceğini, temel ilişkinin geçerli olmadığının ispat yükünün borçluya ait olduğunu, soyut kıymetli evraka bağlı hakkın temel ilişkiden bağımsız olarak üçüncü kişiye devredilebileceğini, ayrıca davacı iki farklı vadenin senedi batıl hale getireceğini iddia etmiş ise de senedin sağ alt tarafında düzenleme tarihinin doğru bir şekilde yazıldığını, her ne kadar sol üst tarafta vade tarihi ile birlikte düzenleme tarihi yazılmak istenmişse de ödeme tarihi gibi vade tarihi senet üzerinde şablon olarak durduğundan kaynaklı sanki bir ihtilaf varmış gibi göründüğünü, bononun sağ alt tarafında açıkça düzenlenme tarihi, sol üst tarafında da vade tarihinin yer aldığını, bu durum kabul görmeyecek olsa dahi Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ....... E. .... K. █████/2003 tarihli kararında kabul edildiği üzere bononun tanzim ve vade tarihlerinin de aynı olması bono niteliğini kaybettirmeyeceğini, yanlar arasında uyuşmazlık konusu olan senedin, TTK'nın 688. maddesinde öngörülen zorunlu unsurları içerdiğinden, hukuksal niteliğince kambiyo senetlerinden sayılan bono olduğunu, vade ve tanzim tarihinin aynı olması senedi sakatlamayacağına ilaveten TTK'nın 776. maddesine göre de düzenleme tarihi ile vade tarihinin aynı gün olmasının senedin geçerliliğini etkilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, ayrıca davaya konu icra takibinin dayanağı bonoda vade ve tanzim tarihi olarak █████/2021, ayrıca bir tediye tarihi/ödeme günü olarak █████/2021 tarihi kararlaştırılmış olup TTK'nın öngördüğü bonodaki zorunlu unsurların mevcut olduğunu ve senedin batıl doğmadığını beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Davacının senedin çift vade içermesi nedeniyle bono vasfına haiz olmadığına yönelik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; bononun üst kısmında hem vade tarihi hemde ödeme tarihi sütununun yer aldığı, vade tarihi sütununda çekin aynı zamanda düzenleme tarihi olan █████/2021 tarihinin yer aldığı, ödeme tarihi sütununda da █████/2021 tarihinin yer aldığı, vade tarihinde yer alan █████/2021 tarihinin aynı zamanda düzenleme tarihi olması nedeniyle bu tarihinin düzenleme tarihinin tekrarından ibaret olduğu, yine davacının keşideci olması karşısında bu iddiayı ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu kabul edildiğinden davacının bononun geçersiz olduğu iddiasına itibar edilmemiştir.Davacı aynı zamanda imza inkarında bulunmuştur. Bu noktada davacının davalıya karşı imza inkarına dayalı bedelsizlik defini ileri sürmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir........... Somut olayda, davacı imza inkarında bulunduğuna göre, bu def'i iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülmesi mümkün mutlak def'ilerden olduğundan davalıya karşı da ileri sürülebilir. Bu kapsamda davaya konu bono üzerinde davacıya atfen yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi gerekir.█████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, davalı tarafından ibraz edilen █████/2023 tarihli uzman görüşü ile ise imzanın davacıya ait olduğu mütalaa edilmiştir.█████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile █████/2023 tarihli mütalaa arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir rapor tanzimine karar verilmiş ve █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.█████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, raporun dosya kapsamına da uygun olduğu sonucuna varıldığından bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu kabul edilmiştir.Davacı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, davacının yemin teklifini kabul eden davalı █████/2024 tarihli celsede keşideci imzasının davacıya ait olduğuna dair yemin etmiştir.Anılan nedenlerle bononun geçersiz olduğu ve keşideci imzasının davacıya ait olmadığı yönündeki iddiaların usulünce ispatlanamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı fer'i nitelikte tazminat isteminde bulunmuş ise de dava davacı lehine neticelenmediğinden davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.Davalının tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise, █████/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, tedbir nedeniyle davalının alacağına geç kavuştuğu, dolayısıyla tazminat şartlarının mevcut olduğu sonucuna varıldığından davalı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine, 150.977,08 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 30.195,41 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının derhal kaldırılmasına, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu bonodaki imzanın müvekkilinin elinden çıkmadığının █████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, davalı tarafından sunulan uzman mütalaa raporunda imzanın müvekkiline ait olduğu belirtilerek tekrardan rapor alındığını ve █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, mahkemece sadece 2 rapor alınarak bir yargılama gerçekleştirildiğini, söz konusu iki rapor arasında çelişki bulunduğunu, mahkemece çelişkinin giderilmesi için tekrar bilirkişi raporu alınmadığını, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne ve Güzel Sanatlar Fakültesi grafoloji alanında uzman bilirkişilerden rapor tanzim edilmesi gerektiğini, söz konusu raporun alınmasına ilişkin taleplerinin mesnetsiz bir şekilde reddedildiğini, ayrıca takip konusu senette iki adet ödeme tarihi bulunduğunu, senedin üst kısmında; vade:24.10.2021 tarihi gösterilmişken, yan kısmında ödeme tarihinin 04.11.2021 olarak gösterildiğini, poliçede vade tarihi ile ödeme tarihi aynı anlamı ifade ettiğini, senette vade tarihi ve ödeme tarihi adı altında iki farklı tarihin gösterilmesi ise senedi batıl hale getirdiğini beyan ederek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacı aleyhine, davacının keşidecisi, davalının da lehtarı olduğu █████/2021 tanzim, █████/2021 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli 1 adet bonoya dayalı olarak Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı dosyası ile toplam 150.977,08 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.Davacı bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, ayrıca bonoda çift vade bulunduğunu bu sebeple bononun geçersiz de olduğunu iddia ederek menfi tespit davası açmıştır.Dava konusu bonoda ödeme tarihi kısımda yazan ödeme tarihi ile bono metni içerisinde yazan ödeme tarihinin aynı tarih olduğu, bononun üst kısmında vade kısmında yazan tarih ile de düzenleme tarihi kısmında yazan tarihin aynı tarih olduğu görülmüş olup, bononun ödeme tarihinin █████/2021 tarihi olduğu, bonoda iki ayrı vade tarihi bulunmadığı, bononun kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacının bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup lehtar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir. Hamilin iyi niyetli olması durumu değiştirmemektedir.Somut olayda ilk derece mahkemesince önce bir grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda dava konusu bonodaki davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığının bildirildiği, davalının uzman mütalaası sunduğu, bu uzman mütalaasında dava konusu bonodaki imzaların davacının eli ürünü oldukları yönünde kanaat hasıl olduğunun bildirildiği, daha sonra ilk derece mahkemesince 3 kişilik grafoloji uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı bu son raporda ise bono üzerindeki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olduğunun değerlendirildiği bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan son bilirkişi raporunun ilk raporla uzman görüşü arasındaki çelişkiyi giderdiği kabul edilerek son rapor hükme esas alınarak karar verilmiş ise de davalı tarafından sunulan uzman mütalaası asıl belgeler üzerinde değil suret belgeler üzerinde inceleme yapılarak verilen bir mütalaa olup, bu haliyle suret belgeler incelenerek verilen uzman görüşü nedeniyle ilk raporla uzman görüşü arasında çelişkiden bahsedilerek alınan bilirkişi heyet raporunun çelişkileri giderir rapor olarak kabulü hatalıdır.Bu sebeple alınan ilk bilirkişi raporu ile daha sonra alınan bilirkişi heyet raporu arasında çelişki olduğu gözetilerek Adli Tıp Kurumu'ndan davaya konu bonodaki davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alındıktan sonra tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ....... Esas - ....... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan toplam 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır....