Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Başkan Yazim Katip Konya Üye Talebi Bilgileri

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:......

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ......
KARAR NO
: ......
KARAR TARİHİ
: █████/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ...... (.........)
ÜYE
: ...... (.........)
ÜYE
: ...... (.........)
KATİP
: ...... (.........)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ......... Esas ........ Karar
DAVACILAR
: 1- .........
2- .........
VEKİLİ
: Av. ......
DAVALI
: 1- .........
VEKİLİ
: Av.......
DAVALI
:2- .........
VEKİLİ
:......
DAVA
:Tazminat(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
:█████/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davalı şirket bünyesinde zorunlu mali mesuliyet sigortalısı davalı ......... sevk ve idaresindeki ......... plakalı aracın █████/2023 tarihinde kaza mahallinde yol kenarında park halinde bulunan müvekkili ......... 'e ait ......... plakalı araca çarptığını ve dava konusu kazanın gerçekleştiğini, davalıya ait ......... plakalı aracın kural ihlali sebebiyle tam ve asli kusurlu olduğunu, bu kaza neticesinde davacıların 4 yaşındaki çocukları ve .........'in ağır yaralandığını, .........'in görmüş olduğu tedaviye rağmen vefat ettiğini, dava konusu kaza ile ilgili Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nin ......... esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, davacıların çocuklarının ilk ve tek çocukları olduğunu, ölümü ile davacıların ölenin maddi destekten yoksun kaldıklarını , bu sebeplerle destekten yoksun kalma tazminatını talep edebileceklerini, müteveffa .........'nin ölümüne sebep olan davalı .........'e ait ......... plakalı aracın davalı ......... AŞ. Nezdinde sigortalı olduğunu, bu sebeplerle davacılar lehine olan maddi tazminatın davalılardan davacılar lehine daha sonra talep artırımı yapılmak üzere toplam 20,00TL tazminatı müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, iş bu maddi tazminatın ödenmesi için █████/2023 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve yine davalılar aleyhine arabuluculuk bürosunun ██████████ numaralı dosyası açıldığını ancak tarafların anlaşma sağlayamadıklarının █████/2023 tarihli anlaşamama tutanağı ile sabit olduğunu, davacıların depremzede olduklarını ,dava konusu kazayı Ankara'daki yakınlarını ziyaretten dönerken yaşadıklarını, söz konusu kaza sonucu tek çocukları .........'yi bu kazada kaybettiklerini ve dindirilemez bir acı yaşadıklarını, büyük bir yıkım ve psikolojik çöküntüye uğradıklarını,bu sebeplerle davacı Orhan lehine 300.000TL , davacı Zeynep için 300.000 TL olmak üzere kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 600.000TL manevi tazminat talep ettiklerini ve sonuç olarak toplam 20,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca davacılar lehine toplam 600.000 TL manevi tazminatın da kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .........'den tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özet olarak; ilk olarak söz konusu davaya bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafça davalı sigorta şirketine zorunlu olan başvuru şartını yerine getirmediğini bu sebeplerle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın eksik evrak ile sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, davacı tarafa meydana gelen kaza sebebiyle sigorta şirketi tarafından ödeme yapılacak olduğunu ancak bu ödemeyi beklemeden davacı tarafın kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını ancak karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar gereğince kaza anında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün müteveffanın ölümünün meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafa SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, gereken faiz türünün yasal faiz olduğunu, kazaya karışan ......... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu ve teminatların poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, kazada davacının müterafik kusurlu olduğunu, tazminat hesabından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın araç içinde seyahat halindeyken çocuk koltuğunda olmaması ve annenin kucağında olması sebebiyle annenin ağır kusurlu olduğunu, iş bu nedenle olayın ağırlaşmasında davacının bahse konu müterafik kusurlu davranışı, hesaplanacak tazminattan TBK 52. VE 53. Maddeleri gereği hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini ve aleyhlerine olan haksız davanın reddini , SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin tespitini, kusur oranının tespiti açısından en yakın adli tıp kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı ......... cevap dilekçesinde özet olarak yetkili mahkemenin Karaman mahkemeleri olduğunu, ceza dosyasının sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, kazanın oluşmasında park halinde aracın da kusurlu olduğunu, maddi tazminat isteminin yerinde olmadığını, yine manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu savunarak davanın öncelikle usulden olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ......... Esas ........ Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda desteğe atfı mümkün bir müterafik kusur tespit edilemediğinden hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davalı ......... Sigorta A.Ş.'nin kazaya karışan ......... plakalı aracın ZMM sigortacısı olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, kaza neticesinde destek .........'in öldüğü, davacı .........'in destek zararının 549.385,69 TL olduğu, poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat tutarının ise 383.627,20 TL olduğu, davacı .........'in destek zararının 1.169.112,96 TL olduğu, poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat tutarının ise 816.372,80 TL olduğu sonucuna varıldığından davacıların maddi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ██████-370 )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve ;
DAVACI .........'İN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 549.385,69 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ......... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 383.627,20 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ......... Sigorta A.Ş. yönünden █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ......... yönünden ise █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .........'e verilmesine,
DAVACI .........'İN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 300.000,00 TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .........'den alınarak davacı .........'e verilmesine,
DAVACI .........'İN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 1.169.112,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ......... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 816.372,80 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ......... Sigorta A.Ş. yönünden █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ......... yönünden ise █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .........'e verilmesine,
DAVACI .........'İN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 300.000,00 TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .........'den alınarak davacı .........'e verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ......... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; mevcut durumun ağırlığına davacı tarafların kendi müterafik kusurlarıyla neden olduğunu, cevap dilekçelerinde de belirtmelerine rağmen bu hususların dosya kapsamında hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ve davacıların müterafik kusurunun hesaplanmadığını, üstelik dosya kapsamında hava yastığının çalışmasının kaza öncesinde devre dışı bırakılıp bırakılmadığının da bilinmediğini, bu nedenle bu hususun ayrıca incelenmesi gerekirken incelemeden yazılı şekilde hüküm kurularak hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, bütün dosya kapsamındaki kusura ilişkin itirazları ve beyanları doğrultusunda işbu davaya hukuki dayanak teşkil eden ve halen kesinleşmeyen ceza davasının bekletici mesele yapılması gerekmekte iken henüz netlik kazanmayan kusur oranına dayanılarak hüküm kurulmasının hukuken hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek yapılan bakiye ömür hesaplamasının sadece ortalama değerler içeren ve ülkemiz standartlarına uymayan tabloya bakılarak yapıldığını dolayısıyla fahiş bir miktarın ortaya çıktığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya açıkça aykırı bulunan Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas ........ Karar ve █████/2024 tarihli kararının kaldırılmasına, kusur oranlarının belirtilen konular çerçevesinde savunma haklarının kısıtlanmaksızın ve adil yargılanma ilkesi uyarınca tüm istemlerinin gözetilerek yeniden inceleme yapılmak ve Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, zira kazanın tamamen davalı sigortalısına ait araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunun da eksik ve hatalı olduğunu, raporda müvekkilin hesaplamaya esas alınan gelirinin de brüt asgari ücret olarak dikkate alındığını, söz konusu ücretin son derece düşük bir biçimde hesaplandığını, müteveffanın yaşı, müvekkillerin mesleği de dikkate alındığında müteveffanın üniversite eğitimi alma ihtimalinin ve gelir seviyesinin yüksek olma ihtimalleri vs tüm hususlar birlikte alındığından çok daha yüksek ücret alacağının açık olduğunu, yine hükme esas alınan raporda %5 yetiştirme gideri oranı da fahiş olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan garameten tazminat dağılımı ile davalıların sorumlu oldukları miktara ilişkin yapılan dağılım hesabının hatalı ve eksik olduğunu, hükmedilen tazminat miktarlarına göre hükmedilen vekalet ücretlerinin de hatalı ve eksik olduğunu, ilk derece mahkemesi kararından müvekkiller aleyhine usulü kazanılmış hak oluşturmaması açısından tüm aleyhe olan hususlara itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle istinaf itirazlarının dosyaya kabulü ile belirtmiş oldukları hususlar açısından kararın kaldırılmasına, her türlü yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen karar, davacı tarafça katılma yoluyla ve davalı ......... tarafından aşağıdaki yönlerden istinaf edilmiştir.
- Tarafların kusura yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile Mahkemece ATK'dan alınan kusur raporuna göre davalı tarafın tamamen kusurlu olduğunun belirlenmesinin dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun olmakla, sadece kusur oranlarının incelenmesi söz konusu olduğundan ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine yerleşik Yargıtay kararları gereği yer bulunmamasına göre tarafların bu hususlara ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
- Kamu düzeni gereği ve istinaf sebebi nedeniyle aktüer raporuna yönelik;
İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin █████/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle █████/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne varki AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir,
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, ████████ K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.
Öte yandan icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile █████/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere cümle ve maddeye fıkra eklenmiştir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi █████/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası █████/2021 tarihli resmi gazetede düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.
Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun hesaplama yapılması gerekecek ve yasal düzenleme bu ise de 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.)
Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre;
Madde 90 – (Değişik
:14/4/2016-6704/3 md.)
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-███████ md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
(3) (Ek fıkra
:9/6/2021-███████ md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) şeklindedir.
Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile;
Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı,
Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı,
Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı,
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği,
Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.
Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak █████/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,████████ K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Bu halde mahkemece AYM verilen HER İKİ iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre inceleme ve araştırma yapılarak, daha önce rapor tanzim eden aktüerya bilirkişisinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu halde Mahkemece, poliçe başlangıç tarihi dikkate alınarak, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre, aktüer bilirkişi tarafından alınacak PMF yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak yapılan hesaba göre karar verilmesi gerekirken, TRH yaşam tablosuna göre karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple davalının itirazları kamu düzeni ve istinaf sebebi nedeniyle kabulüne karar verilmiş; kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
-Davacı tarafın, desteğin gelirine ilişkin itirazda;
Haksız fiil sonucu destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde desteğin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Desteğin, küçük çocuk olması nedeniyle hüküm tarihindeki net asgari ücret üzerinden hesap yapılmasına yönelik itiraz yerinde bulunmamaktadır.
-Davacı tarafın yetiştirme giderine yönelik itirazında;
Her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir.
Kaza tarihinde küçük yaşta olan desteğin ölümü sebebi ile hem anne hem de baba yönünden hesaplanacak tazminattan, asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme giderinin indirilmesi gereklidir.(Bkz. bu konuya ilişkin YARGITAY 4. Hukuk Dairesi ██████████ ESAS, █████████ KARAR sayılı yeni içtihadı)
Bu itibarla, davacı tarafın buna yönelik itirazı isabetli değildir.
-Davacı tarafın, teminat limiti ve garame itirazında;
Kaza tarihindeki geçerli teminat limitleri nazara alınarak, doğru biçimde garame hesabı da yapılarak tazminat miktarı belirlendiğinden buna yönelik itirazın yerinde olmadığı açıktır.
- İstinaf eden davalının müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde;
Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, desteğin emniyet kemerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalı tarafın bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir.
-Davacı vekalet ücretine ilişkin itirazında (kabule göre);
Kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarları ile ihtiyari dava arkadaşlığında hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara göre ayrı vekalet ücreti belirlenmesi ilkesine uygun olarak belirlenen vekalet ücretlerinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre buna yönelik itiraz yersizdir.
Bu nedenlerle, davacılar ve davalı ......... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar ve davalı ......... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.█████/2025
......
Başkan
.........
e-imzalı
......
Üye
.........
e-imzalı
......
Üye
.........
e-imzalı
......
Katip
.........
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!