Anahtar kelimeler: Olarakilk Plaza Sarıyeristanbul Cad Tedariki Sağlandığını İstirdat Enerjisi Aboneliğine Yöneticiliği

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: İstirdat
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ... Plaza Yöneticiliği ile davalı... Satış A.Ş. arasında 02.07.2020 tarihinde Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı tarafından müvekkil plaza yönetimine elektrik tedariki sağlandığını, İşletme numarası ... olan, müvekkil ... Plaza Yöneticiliği adına kayıtlı ve "... CAd. ... Yolu No:.. Sarıyer/İSTANBUL" adresinde bulunan elektrik aboneliğine ait 03.09.2022 tarihli 472.471,92 TL tutarındaki ... numaralı faturada belirtilen elektrik kullanım bedelinin gerçeği yansıtmadığını, EPDK kararı gereğince yeni tarife tablosunun müvekkili firmanın 2022 Ağustos dönemi elektrik faturasına yansıtılarak usulsüzlük yapıldığını, bu nedenle faturanın noter aracılığı ile davalıya iade edildiğini, daha sonrasında ise müvekkilinin bu faturayı ihtirazi kayıtla ödediğini, Davalının müvekkil firmaya gönderdiği ihbarname ile "müvekkili firmanın sayaçlarının kendi portföylerinden çıkarıldığı, bundan sonraki elektrik tedarikinin elektrik dağıtım firması tarafından yapılacağı"nın belirtildiğini , sözleşmenin feshine dair herhangi bir sebep gösterilmediği gibi sözleş- menin haklı bir sebebe dayanmaksızın sona erdiğini, Söz konusu sözleşme 02.07.2020 tarihinde imzalanmış olup 36 ay süre ile geçerli ola- cağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 02.07.2023 tarihinde sona ereceğini, davalı tarafça gönderilen ihbarnamede, Eylül ayından itibaren sözleşmenin feshi veya tedarik değişikliği hakkı vermediğini, müvekkili firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve sözleşmenin 9.2 mad- desinde satıcı tarafından fesih nedenleri olarak sayılan hususlara aykırı bir tutumun da bulunmadığını, sözleşmenin herhangi bir hükmünün ihlal edilmediğini, faturaların yasal süresi içinde ödendiğini ve elektrik enerjisi satışının başlamasına ilişkin ön koşulların fazlasıyla yerine getirildiğini, salt bu sebeplere dayanılarak da gönderilen ihbarnamenin haklı bir feshin sonuçlarını doğurmayacağının açık olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyanla; ... nolu 03.09.2022 tarihli "2022-8" olarak belirtilen 472.471,92 TL bedelli fatura sebebiyle yapılan fazla ödeme nedeniyle şimdilik 100,00 TL'nin ödeme gününden itibaren (22.09.2022) işleyecek avans faizi ile birlikte karşı taraftan tahsili ile müvekkiline iadesine, ayrıca sözleşmeye aykırılık nedeniyle hesaplanacak ceza-i şart karşılığı şimdilik 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davanın belirsiz alacak olarak nitelendirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava değeri belirlenebilecek iken davacının harçtan kaçınmak maksadıyla belirsiz alacak davası ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu , 03.09.2022 tarih ve ... nolu faturanın sözleşmeye uygun olarak düzenlendiğini, herhangi bir fazla faturalama olmadığını, davacının "Ağustos dönemi faturasına yeni tarife uygulanması hasebiyle tüketimin yüksek olduğunu" iddia ettiğini, ancak tarafların tacir olduğunu ve sözleşme serbestisi kapsamında düzenlenen sözleşmede " tarifeye gelen artışların düzenlenecek ilk faturadan itibaren yansıtılacağı" nın kabul edildiğini, EPDK tarafından belirlenen dağıtım bedelinde erken zam uygulamasının söz konusu olmadığını, salt ikili anlaşmaya tabi olan aktif enerji birim bedelinin sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlendiğini, davacının Ağustos dönemine ait ilgili faturasının düzenlenme tarihi 03.09.2022 olup, sözleşme kapsamında yeni tarifenin derhal faturaya yansıtıldığını, faturanın sözleşme hükümlerine uygun olarak tanzim edildiğini, davacı ile imzalanan sözleşmenin son sayfasından görüleceği üzere, başlangıçta % 8 oranında indirim kararlaştırıldığını, alıcı bu indirim oranı değişikliğine muttali olduğu 19.10.2021 tarihinden itibaren 30 gün içinde ya da daha sonrasında hiçbir fesih talebinde bulunma- dığından, yeni indirim oranı değişikliğini kabul ettiğini ve yeni indirim oranıyla (%0,50) sözleşmeye devam olunduğunu, tüm faturaların da buna uygun olarak düzenlendiğini, hal böyle iken indirimin uygulanmadığı şeklindeki iddianın son derece mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, elektrik satışının başlamasından çok uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın, alıcının ödemekle yükümlü olduğu temi- nat ödeme borcunu yerine getirmediğinin görüldüğünü, kendilerine sistemde teminatları bulunmadığı bildirilerek bunu tamamlamaları gerektiğinin ihbar edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce: "DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,1- Davacının davalıya fazla ödeme yaptığı tespit olunan 108.982,23 TL 'nin ödeme tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2- Davacının cezai şart alacağı talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu
: Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 1.Davanın mahiyeti itibariyle belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, 2.Bilirkişi raporunda ''22 ve 25.sırada görülen faturalarda birim bedellerin güncelleme son- rasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2. maddesine uygun olduğu görülmüştür.''denildiğini, müvekkili şirketin faturayı sözleşmeye uygun olarak tanzim ettiğinin çok açık ve net bir şekilde ifade edildiğini, 3. Sözleşmenin 11.4.maddesinin "satıcının işbu sözleşme çerçevesinde kendisine tanınmış hak, yetki ve imtiyazı kullanmaması veya kullanmada gecikmesi bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmez..'' denildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin tarifelerde meydana gelecek artışları, artışın gerçekleştiği tarihten sonra ilk düzenlenecek faturaya yansıtmasında herhangi bir hukuki veyahut sözleşmesel engel bulunmadığını, bu yönde davacı lehine bir teamül oluştuğunun değerlendirilmesinin hukuka ve söz- leşmeye aykırı olduğunu,davacı şirketin müşteri memnuniyeti kapsamında, bir kısım faturaları gün- cellenmemiş fiyat üzerinden tanzim etmesinin bir ticari teamül oluşturamayacağını,Davacı şirketin tüketimi yüksek bir serbest tüketici sıfatını haiz olduğu, bu sebeple ikili anlaşma ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğu dikkate alınmaksızın tarife yönünden hatalı tespitlerde bulunulduğunu, 4.Davacı taraf ve arabulucunun kötü niyetli bir şekilde müvekkilini arabuluculuk süreç- lerine bilerek ve isteyerek dahil etmediğini , bu nedenle müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine mahkum edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incele- meye göre; Davacı taraf, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil edecek şekilde fazladan fatura düzenlemiş olduğunu, ihtirazi kayıtla faturanın ödendiğini, ancak fazladan ödenen bedelin iadesinin gerektiğini, yine davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı bir neden yokken fes- hettiğini, sözleşmede haksız feshe sonuç bağlanmadığını, bu nedenle Elektrik Piyasası Tüketici Hiz- metleri Yönetmeliği'nin 20. maddesine dayalı cezai şart hesaplanması gerektiğini beyanla alacak talep etmektedir.Davalı ise düzenlenen faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, öde- menin iadesi ve cezai şarta ilişkin koşulların oluşmadığını beyanla davanın reddini savunmaktadır. 1.Davacının dava konusu alacak kalemi bilirkişi incelemesi ve hesaplama gerektirdi- ğinden belirsiz alacak davası açılmasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmemiştir. 2.Dava konusu alacak, yeni tarife tablosunun derhal dönem faturasına yansıtıldığı ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalıdır. Taraflar arasında imzalanan ve dosyaya ibraz edilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi 02.07.2020 tarihli ve 36 ay sürelidir. Maltepe Ü. Medeni Hukuk ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... ile Elektrik Mühendisi ... tarafından ibraz olunan 10.10.2023 tarihli raporda; Taraflar arasındaki sözleşmenin “Satılacak Aktif Elektrik Enerjisinin Birim Satış Fiyatı” başlıklı 5.2. maddesi aynen; “Alıcı'nın abonelikleri için faturalamaya esas dağıtım bedeli hariç aktif enerji elektrik birim satış fiyatı, işbu Sözleşme'nin EK-İA'da belirtilen aboneliklerin EPDK ve/veya Enerji Bakanlığı'na bağlı resmi kurumlar tarafından onaylanmış ve yürürlükte bulunan "Perakende Satış Hizmet Tarifesi" altında kendi abone gruplarına tekabül eden düşük tüketimli son kaynak tarifesi için uygulanan onaylanmış "Perakende Tek Zamanlı Tek Terimli enerji bedeli tarifesi" üzerinden indirim uygulanması suretiyle ve/veya EK-İB'de belirtilen aboneliklere Alıcı tarafından seçilen yöntemlerin uygulanması suretiyle hesaplanarak bulunur. Bahse konu tarifelerinde meydana gelecek artışlar, artışın gerçekleştiği tarihten sonra ilk düzenlenecek faturadan başlamak üzere, Alıcı faturalarına yansıtılacak olup düşüşler yansıtılmayarak indirim oranları bir önceki tarifedeki aktif enerji bedeli üzerinden uygulanmaya devam edilecektir. "şeklindedir. Sözleşmede birim satış fiyatında yapılan artışlardan sonra düzenlenecek ilk faturanın artış yapıl- mış birim bedeller ile düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak TBK m. 19 uyarınca bu sözleşme hükmünün anlamını tespit etmek gerekirse fiyatın güncellenmesinden önce tüketilmiş ancak henüz faturası düzenlenmemiş faturalarda yeni birim fiyatın uygulanacağı anlamına da gelmemektedir. Zira bir sözleşme hükmünün yorum- lanmasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerekir. Yine borçlar hukukunun temel yorum kurallarından biri borçlu lehine yorumdur. Dolayısıyla davacının tükettiği ancak henüz faturasını ödemediği elektrik için tüketim sonrası yeni birim fiyatın kendisine uygulanmasını kabul ettiği sonucuna varmak hayatın olağan akışına ve günlük yaşam tecrübelerine aykırıdır. Keza sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde 6 adet fatura EPDK'nın fiyat güncellemesi sonrası henüz tüketilmemiş elektrik birim fiyatının hesaplanmasında esas alınmıştır. Bu kabulle davacının ödemiş olduğu fazla bedel hesaplanmış olup bu miktarın iadesinin TBK m. 77 vd. hükümleri uyarınca talep edebileceği , Yine TBK m. ██████ uyarınca sebepsiz zenginleşmede zenginleşme anından itibaren fakirle- şenin temerrüt faizi talep edebileceği düzenlenmiş olup davacının ödeme gününden itibaren işlemiş faiz talep etmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Davacı taraf aynı zamanda davalının sözleşmeyi haklı bir neden yokken feshettiğini, bu duruma sözleşmede sonuç bağlanmadığını, bu nedenle Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 20. Mad- desine dayalı ceza koşulu hesaplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Somut olayda her iki tarafın da tacir olduğu nazara alındığında söz konusu yönetmelik hükmünün uygulama alanı bulması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin haklı veya haksız feshedilmiş olup olmamasından bağımsız olarak sözleşmede herhangi bir ceza koşulu düzenlenmemiş olduğundan davacının ceza koşulu talep etmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
SONUÇ
: - EPDK tarafından güncellenen tarifelerden sonra düzenlediği faturalardaki birim bedellerinde ve indirim oranlarında değişkenlikler olduğu, -Davalı elektrik tedarikçinin davacı elektrik kullanıcısı için tarife değişiklikleri sonrasında düzenlediği 8 adet ilk faturadan 6 tanesinde EPDK kuralları gereği tüketim dönemine ait birim bedeller üzerinden hesaplama yaptığı, yani düzenleme sonrası ilk faturalarda birim bedellerin değişmediği, son iki tarife değişikliği sonrasında düzenlenen ilk faturalarda ise (taraflar arasında 02.07.2020 tarihinde imzalanmış Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi 5.2 maddesi kapsamında) güncellenmiş yeni birim bedeller ile hesaplama yapıldığı, 8 adet faturadan, 6 adet faturanın EPDK kuralları kapsamında 2 adet faturanın da sözleşme kapsamında düzenlendiği anlaşılmış olup bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, - Davalının düzenlediği 04.06.2021 tarihli faturada birim bedelin EPDK tarifesindeki birim bedel olduğu ve indirim uygulanmadığı, bu durumun sözleşmenin yorumu sonucu ortaya çıkan sonuca aykırı olduğu, - Mahkeme hesaplamaların EPDK kuralları kapsamında yapılması gerektiği yönünde karar verir ise EPDK birim bedelleri ve indirim oranı dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacının 108.982,23 TL fazla ödeme yaptığı ve fatura ödemesinin yapıldığı 22.09.2022 tarihinden 28.12.2022 dava tarihi arasında geçen 97 gün için fazla yapılan ödeme için avans faizi hesaplandığında davacının toplam alacak bedelinin 113.607,16 TL olacağı, davacının fazladan ödemiş olduğu bedeli ve faizini TBK m. 77 vd. uyarınca talep edebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır." denilmiştir. 3.Taraflar arasındaki sözleşmede birim satış fiyatında yapılan artışlardan sonra düzen- lenecek ilk faturanın artış yapılmış birim bedeller ile düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de , TBK m. 19 uyarınca yapılan sözleşme yorumuna göre ,fiyat artışlarının iş bu artıştan önce tüketilen ancak henüz faturalandırılmamış elektrik tüketimi için uygulanamayacağı sonucuna varılmaktadır. Aksi halin tarafların iradesine ve hukuken temel prensiplerine aykırı olacaktır. 4.Bu durumda davacı tarafça artıştan önce sarf olunan ancak henüz faturalandırılmamış tüketimlere fiyat artışının uygulanması suretiyle yapılan 108.982,23 TL tutarındaki fazla tahsilatın faizi ile birlikte iadesinde isabetsizlik yoktur.5.Davacının cezai şart talebi reddedilmiş olup davacı tarafça istinafa gelinmemiştir. 6.Dosya kapsamından ve arabuluculuk evrakının tetkikinden, davalı tarafa arabuluculuk toplantı yeri ve saati konusunda bilgilendirme metni gönderildiği, davalının ilk oturuma mazeret bildirmeksizin katılmaması nedeniyle sürecin anlaşmazlık ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının arabuluculuk ücreti ve kabul edilen dava değerine göre vekalet ücreti ve yargılama gideri ile mahkumiyetinde de isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 7.444,58 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.861,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.583,43 TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!