Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Başkan Yazim Katip Konya Ölüm Üye Talebi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ......

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ......
KARAR NO
: ......
KARAR TARİHİ
: █████/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ...... (.........)
ÜYE
: ...... (.........)
ÜYE
: ...... (.........)
KATİP
: ...... (.........)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ......... Esas ......... Karar
DAVACI
: .........
VEKİLİ
: Av. ......
DAVALI
: 1- .........
VEKİLİ
:Av.......
DAVALI
: 2- .........
VEKİLİ
:Av.......
DAVALI
: 3- .........
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.09.2013 tarihinde Ereğli ilçe merkezi ......... kavşağında .........'ın kullandığı elektrikli bisiklet de bulunan davacının, davalılardan ......... adına kayıtlı ve diğer davalı ......... tarafından kullanılan ......... plakalı aracı ile elektrikli bisiklete çarpması sonucu davacının ağır bir şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kaza sırasında dava sol ayak bileğinden parçalı kırık oluşacak şekilde ağır bir şekilde yaralandığını ve yaralanması sonrasında ayağına platin takıldığını, yaralanmadan önce bağ bahçe işleri ve inşaatlarda işçilik gibi işlerde çalışarak geçimi sağladığını, yaralanma nedeniyle uzun süre çalışamadığını ve çalışma gücünü önemli ölçüde yitirdiği nedeniyle 20.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.9.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirket dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına verilmesini ve kaza tarihi olan 26.9.2013 tarihinde geçerli yasal faizi ile birlikte davacının sürekli ve geçici iş ve çalışma gücünün kaybı nedeniyle 180.000,00TL maddi tazminatın davalıların tamamından müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına verilmesi nedeniyle iş bu davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve olay tarihi olan 26.9.2013 tarihinde geçerli yasal faizi ile birlikte; 20.000,00TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan,180.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezliğe dayalı maddi tazminatının davalıların tamamından, müşterek ve müteselsilen tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesine talep ve dava ettiği görülmektedir.
Davalı ......... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalının olay tarihinde berbere tıraş olmak için kendisine ait olan ......... plakalı aracı ile gittiğini, aracını berberin önüne görebileceği bir yere park ettiğini, davalı .........'in, davalı .........'ün aracını aldığını fark etmediğini izni olmadan aracını aldığı için şikayetçi olduğunu, kazadan sonra davalı .........'in, davalı .........'e bunun hesabını sorduğunu arabamı yaptır, neden arabamı izinsiz aldın gittin kaza yaptın dediğini, davalı ......... ise davalı .........'e hitaben "Arabanı yaptıracağım, şimdi durumum yok" dediğini ancak zaman zaman arabayı yaptırmasını hatırlatınca davalı ......... davalı .........'ün arabasını da yaptırmadığını ayrıca bu olayın 8 sene önce yapıldığını davanın ise çok daha sonra açıldığını, davacının yaşının küçük olması nedeniyle elektrikli bisiklet kullanmaya elverişli olmadığını, davacı .........'ın kaza sonucunda maluliyeti olmayıp, iyileştiğini, bu sebeple geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının koşullarının oluşmadığını, davacı taraf halen dilekçesinde de davacının bağ ve bahçe işlerinde ve inşaatlarda çalıştığını beyan ettiğini, ayrıca davalı .........'ün hiçbir işi olmayıp, gelirinin olmadığını halen cezaevinde yattığını, bu sebeple davalı .........'in hiçbir geliri olmadığı gibi nedenlerle davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini, yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, taraflar arasındaki savcılık ve ceza dosyasının HMK 165 maddesi gereği bekletici mesele yapılmasını, ilçe sgk müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacının maluliyet maaşı alıp almadığını, zamanaşımı def'i: davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacının kendi üzerine yükletilmesini talep ettiği görülmektedir.
Davalı ......... Sigorta vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği kalemlerin zamanaşımına uğradığını, davalının usulüne uygun bir sigortaya başvuru bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kaza neticesinde davalı sigortanın ......... adına .........'ın T. C. ......... Bankası A.Ş. Merkez Şubesi hesabına 7.540,28 TL ödeme yapıldığını, kaza tespit tutanağına göre Scooter olarak kayda geçirilen scooterın iki kişinin binerek trafiğe çıkabilecek bir araç olmadığını davacının trafik kurallarına riayet etmeyerek iş bu kazada tamamen kendi kusurunun bulunduğunu, █████/2013 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde iddia edilen maluliyet oranının hesaplanmasının █████/2014 tarihinde alındığını kesinleşen bir maluliyet durumunun bulunmadığını yeniden rapor aldırılmasını talep ettikleri ve davalının güvence hesabının başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini davacının faiz talebinin reddinin gerektiği gibi nedenlerle davanın zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini ve vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ......... Esas ......... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Manevi tazminat talebi yönünden Mahkememizce yapılan değerlendirmede; şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde buyurulmuştur. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminatın miktarını tayin etme de hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminat hakkaniyete uygun olmalıdır.
Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir.Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli, manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Davacının işbu kaza nedeniyle zarar gördüğü gerçektir, kaza nedeniyle davacı manevi olarak elem ve ızdırap duymuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler konulduktan sonra, dosyamızda olayın şartları, tarafların kazadaki kusur durumu, maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde mahkememizde kanaat oluşmuş ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek şahıslardan kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve;
Davacı .........'ın davasının davacı vekilinin 08.01.2024 tarihli talep artırım dilekçesi doğrultusunda KABULÜ İLE;
Davacının █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 537.536,27 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının davalı ......... Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limiti olan 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalılar ......... ve .........'ten (kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacının █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 11.638,61 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ......... Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalılar ......... ve .........'ten (kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacının █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı manevi zararlarının tazmini amacıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ......... ve ......... 'ten kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ......... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının usule uygun bir başvurusunun bulunmadığını, kabul manasına gelmemesi kaydıyla raporda tespit edilen maluliyet oranının fahiş olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkil sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin poliçe teminat limitinden mahsup edilmemesinin hatalı ve hukuka aykırı nitelikte olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavinin kurum sorumluluğunda olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporundaki tazminat hesaplamasına esas alınacak yaşam tablosu TRH 2010 tablosu olması gerektiğini, hükümde PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmış olup yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydıyla geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri, rapor/cenaze ve defin/ulaşım/yemek giderlerinin tazmini yönündeki taleplerin teminat dışı olduğunu, belgelendirilemeyen tedavi giderinin reddinin gerektiğini, hükmedilen tedavi giderinin fahiş olduğunu, kusur raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, itirazları doğrultusunda çelişkiyi giderir yeni bir rapor alınması gerektiğini, davacının elektrikli bisiklette yolcu olduğu sabit olup kaza anında hiçbir koruyucu ekipmanı bulunmamasına rağmen eksik inceleme neticesinde müterafik kusur atfedilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas ......... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ......... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin yasal gerekçesinin yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, davalı müvekkilin meydana gelen trafik kazasında herhangi bir kusuru ve kabahatinin olmadığını, söz konusu trafik kazasında müvekkile kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu, davacının kaza sonucunda maluliyetinin olmayıp , iyileştiğini, bu sebeple geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının koşullarının oluşmadığını, maddi ve manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını, davalı .........'ün hiçbir işi olmayıp gelirinin olmadığını, halen cezaevinde yattığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığını, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, ilk derece mahkemesinin delilleri toplamadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verdiğini, yemin delili, bilirkişi incelemesi ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin hükmünün açıklanan nedenleri ile dikkate alınarak hükmün müvekkil lehine kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini ve resen göz önüne alınacak nedenlerle hükmün kaldırılmasını ve müvekkil lehine hüküm kurulmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen karar, davalı sigorta ile davalı ......... tarafından istinaf edilmiştir.
Dava, haksız fiil kapsamında cismani zarar nedeniyle maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
-Davalı ......... vekilinin yetki itirazında;
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun dayanağını 5235 sayılı Kanun'un 7. maddesinden alan, █████/2021 tarih ve 31535 sayılı Resmi Gazete'de yayınlan █████/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile “Konya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Konya ilinin mülki sınırları, Olarak belirlenmesine, İş bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına.” karar verilmiştir. Bu sebeple, her ne kadar davalı Ereğli Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuş ise de yukarıda karar gereğince Mahkemece davaya bakılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddi gerekmekmiştir.
-Davalı Sigorta'nın, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafı;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, hatta davalı sigorta tarafından hasar dosyası oluşturularak 2014 yılında ödeme dahi yapıldığından buna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
-İstinaf eden davalıların zamanaşımı itirazında;
Haksız fiillerde zamanaşımı ise, Borçlar Kanunu’nun 72.maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
TBK nın 72 maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Bu düzenlemeye göre "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere, haksız fiillere uygulanacak üç ayrı zamanaşımı süresi belirlenmiştir.
Bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 2 yıllık kısa süreli zamanaşımı; fiilin ‘vukuundan’ itibaren işleyecek 10 yıllık kesin süreli zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda suç oluşturduğu durumlarda uygulanacak olan uzamış ( ceza davası) zamanaşımı süreleridir.
TBK'nun 72.maddesinin 1.fıkrasına göre, haksız fiil nedeniyle tazminat davası açma hakkı zarar görenin, zararı ve haksız eylemi öğrenmesinden itibaren başlayacak ve iki yılda zamanaşımına uğrayacaktır. Burada önemli olan zararı ve tazminat sorumlusunu öğrenmektir. Öğrenebilecek durumda olmak zamanaşımının işlemeye başlamasına sebep olmaz. Zarar ve sorumludan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. Eğer zarara uğrayan tüzel kişi ise, dava açmaya yetkili organın öğrenmesi dikkate alınır.
İki yıllık sürenin başlaması için zarar görenin, zarar ile birlikte tazmin borçlusunu da öğrenmiş olması gerekir. Kusur sorumluluğunda fail, kusursuz sorumlulukta kanunen sorumlu görülen kişinin öğrenilmesi gerekir.
TBK'nun, 72/2. fıkrasında düzenlenen ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için öncelikle; zarar veren eylemin Ceza Kanunu ya da ceza hükmü taşıyan özel kanunda suç olarak düzenlenmiş olması gereklidir.
Özel kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda TBK'nun 72.. maddesinde öngörülen zamanaşımı uygulanmak gerekir.
Öğretide ve yargısal inançlarda, TBK’nun m.72/2’deki hükmünün anlam ve amacı şu şekilde açıklanmaktadır:
Haksız fiillerin bir kısmı, sadece özel hukuk açısından değil, ceza kanununda ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlar bakımından da sorumluluğu gerektirir. Haksız fiilin faili, yani sorumlusu genellikle daha ağır sonuçları olan ceza kovuşturmasına konu olabileceği sürece, zarar görenin haklarını yitirmesinin mantık dışı olacağı kuşkusuzdur.
Bu bakımdan haksız eylem aynı zamanda ceza kanununda ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlarda suç teşkil ediyorsa ve bu yasalarda, bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin edilmişse, tazminat davası da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur.
Bu hususa, 07.12.1955 gün ve █████ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Zira, ceza davasının zamanaşımı "suçun türüne göre değişmekle beraber" çoğunlukla, TBK'nun m. 72/l'deki özel hukuk zamanaşımından daha uzundur.
O halde, fail hakkında açılmış bir ceza davası devam eder ve fakat o davaya şahsi davacı olarak zarar görenin katılma imkanı sağlanmaz ya da o uzun süreye denk olarak hukuk mahkemesinde ( hele ceza davası devam ederken ) tazminat davası açmasına izin verilmezse, denge bozulmuş olur.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Somut olayda, davacının yaralanmış olduğu kaza vardır.
Dava dilekçesindeki açıklamalara ve belirtmeye göre dava belirsiz alacak davası olmayıp HMK 109.maddesinde düzenlenen "kısmi alacak davası"dır.
Kısmi davada zaman aşımı talep edilen miktar yönünden kesilir. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden, ıslâhla arttırılacak miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; yaralanma ile sonuçlanan kaza █████/2013 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu kaza sonucunda davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinden başlayarak █████/2021 dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı dolmamış ise de, "istinaf eden davalıların süresinde zamanaşımı itirazında bulundukları" ıslah tarihi olan █████/2024 tarihine kadar 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi ile "on yıllık uzamış dava zamanaşımı süresi" dolmuş olup, maddi tazminat bakımından ıslah edilen kısma ilişkin zamanaşımı itirazının kabulü ile bu yönden zamanaşımı nedeniyle davanın kısmen reddine karar vermek gerekirken, bu husus göz ardı edilerek davanın anlatılan biçimde kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmadığından, istinaf talebi bulunmayarak hakkında kararın kesinleştiği ve dolasıyla davacı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu "davalı ......... dışında" davalıların itirazının kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir.
-Davalı Sigorta'nın, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:
Kaza tarihlerinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarından önce olmasına göre; BK'nın 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince vücut bütünlüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan zararlardan olan geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan faturasız tedavi giderleri ihlâlin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığından zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat kapsamında olmasına, 6111 sayılı kanunla Karayolları Trafik Kanunun 98. Maddesinde değişiklik yapan düzenlemenin faturalı SGK tarafından karşılanan tedavi giderlerine ilişkin olmasına göre bu itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.
- İstinaf eden davalıların, müteselsilen sorumluluğa ve kusura, husumete ilişkin istinafı yönünden;
Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.
Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir.
Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas ████████ Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir.
Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz.
Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.
Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir.
Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY17. Hukuk Dairesi █████████ E, █████████K-█████████ E,█████████ K )
Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; Davacı, dava dilekçesinde açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, karşı davalının da kusurunun bulunması halinde, bu durum davalının müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.Bu durumda mahkemece; davaya konu kazada davacının davalının kusur oranından da sorumlu tutulmalarını istemediğine, davacı zararın tümünü davalıdan talep etmesi TBK.'da öngörülen teselsül kurallarına açık bir şekilde dayandığının kanıtı olduğu (HGK 24.06.1983 gün ████████E.-████████K) hususları gözetilmek suretiyle, ayrıca Mahkemece dosyada alınan ve kaza tespit tutanağındaki tespitleri de teyit eden ATK kusur raporunda davalının tali oranda kusurlu olduğu sabit olmasına göre, davacının yolcu olması nedeniyle kusursuz da bulunması, davalı .........'in de anahtarı aracın üzerinde bırakan aracın maliki olması da gözetilerek davalı tarafın sorumlu tutulması yukarıda belirtilen müteselsil sorumluluk ilkesine uygun olduğundan, açıklanan hususlara yönelik itirazların yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
-İstinaf eden davalıların, maluliyet raporuna yönelik itirazında;
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esaslı unsurdur.
Bu belirlemenin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih █████/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihinden sonra ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davalı sigortanın itirazında belirttiğinin aksine önceden alınan hastane sağlık raporundaki maluliyet oranına da çelişki oluşturmayan kaza tarihi itibariyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak Adli Tıp Kurumu'ndan, maddi ve hukuki vakılara uygun raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.
-İstinaf eden davalıların, hesaplama yöntemine aktüer raporuna dair itirazında;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,████████ K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.
Hesaplamada PMF1931 yaşam tablosunun ve % 10 artırma eksiltme uygulanarak hesap yapılmasının yapıldığı aktüer raporunun hükme esas alınarak alacak miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazı yerinde değildir.
-Davalı Sigortanın, müterafik kusura ilişkin itirazında;
Trafik Tespit Tutanağı'nda davacının kaskının takılı olmadığı belirlenmiş ise de Mahkemece maluliyete ilişkin alınan uzman Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Heyet Raporu'nda kaza nedeniyle davacının bacak kemiklerinde hasar ve kırıkların meydana geldiği, kafa bölgesinde maluliyet oluşturacak biçimde bir yaralanma olmaması nedeniyle kask ve koruyucu ekipman takılmamasının yaralanmada etken olmadığı anlaşılmanın yanında, en son alınan aktüer raporunda ortaya çıkan tazminat miktarlarına göre yüzde yirmi müterafik kusur uygulandığında dahi dava dilekçesinde istenilen ve hükmedilecek miktarın üstünde olacağı anlaşıldığından, buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir.
-Davalı Sigortanın ödeme nedeniyle teminat limitine yönelik itirazında ise; Mahkemece, her ne kadar yapılan sürekli iş göremezlik ödemesi 7.540-TL teminat limitinden düşülmemiş ise de, yukarıda belirtilen ıslah dışı hükmedilecek sürekli iş göremezlik miktarı 250.000 TL teminat limitinin hayli altında kaldığından buna yönelik itiraz yersiz kalmıştır.
Bu nedenle, davalılar ......... Sigorta A.Ş ve ......... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalılar ......... Sigorta A.Ş ve ......... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)
1-Davacının davalılar aleyhine açıtığı maddi tazminat davasının kısmen KABULÜ İLE;
Davacının █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 537.536,27 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının ve 11.638,61 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ......... Sigorta A.Ş'den temerrüt tarihi olan 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ......... ve .........'ten (kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, (Davalılar ......... ve ......... Sigorta A.Ş'nin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı olan 180.000 TL 'sinden diğer davalı ......... ile birlikte sorumlu tutulmasına)
2-Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile, davacının █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı manevi zararlarının tazmini amacıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ......... ve ......... 'ten kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
2-Alınması gereken 38.880,00 TL harçtan peşin alınan 683,10-TL harç ve 1.280,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.963,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 36.916,90 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili hazineye gelir kaydına, (Davalı ......... Sigorta'nın 11.665,74 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
(Davalı .........'ün 12.957,83 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
3-Davacı tarafından yapılan 59,30-TL başvuru harcı, 683,10-TL peşin harç, 8,50-TL vekalet harcı ve 1.280,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.030,90-TL'nin davalı ......... Sigorta ve davalılar ......... ile .........'den alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ......... Sigorta'nın 641,76 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
(Davalı .........'ün 712,84 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
4- Davacı tarafından sarfedilen 2.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.674,00-TL NEÜ ATK gideri, 730,30-TL ATK masrafı, 893,90-TL posta - tebligat gideri olmak üzere toplam 5.298,20-TL davalı ......... Sigorta ve davalılar ......... ile .........'den alınarak davacıya verilmesine,
(Davalı ......... Sigorta'nın 1.674,23 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
(Davalı .........'ün 1.859,66 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
5-Davacı vekili yararına maddi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 86.376,23 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
(Davalı ......... Sigorta'nın ve davalı .........'ün 30.000 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
6-Davacı vekili yararına manevi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ......... ile davalı .........'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar ......... Sigorta ve ......... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 59.067,98 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
9-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalılar ......... Sigorta ve .........'e iadesine,
10-Davalı ......... Sigorta A.Ş tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
11-Davalı ......... tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda davalı ......... yönünden HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK , davacı ile diğer davalılar ......... Sigorta ve ......... yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.█████/2025
......
Başkan
.........
e-imzalı
......
Üye
.........
e-imzalı
......
Üye
.........
e-imzalı
......
Katip
.........
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!