Anahtar kelimeler: Poşetlerin Poşet Dağıtıcı Test Depolarına Ürettiğini Satımdan Deposuna Ton Gözden

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 23.03.2022 tarihinde davalı ile poşet üretim ve tedariki için satış sözleşmesi imzaladığını, davalının, sözleşmeye aykırı şekilde poşet ürettiğini, poşetlerin bir kısmının müvekkil'in kendi deposuna bir kısmının ise dağıtıcı depolarına tesliminin ardından, müvekkili yetkilileri ve dağıtıcı depo yetkilileri tarafından poşetlerin gözden geçirilme sürecinde test edilmesi amacıyla kullanıma başlandığını, yaklaşık yedi ton ağırlığındaki ürünün, test edilerek kullanılması ile ayıplı olduğu ortaya çıktığını, gözden geçirilen poşetlerin, fonksiyonel niteliklere sahip olmadığı, taahhüt edilen ağırlıkları taşıyamadığı ve hızlı deforme olduğunun tespit edildiğini, sorunun çözümü için yapılan görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını beyanla; ayıplı poşetlere ilişkin bedelin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK 109 kapsamında, şimdilik 35.000,-TL'sinin iadesine, bedel iadesine ürünlerin iade tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faiz işletilmesine, ----. Noterliği'nin 06.05.2022 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi için harcanan 1145,20-TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte taraflarına iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, HMK 109 maddesi yarınca kısmi olarak açıldığını, davanın kısmi olarak talep edilebilmesi için alacağın bölünebilir olması ve tam olarak belirlenebilir olmaması gerektiğini, davacı şirketin iddiasına konu sözleşme ve fatura bedeli belirli olup, huzurdaki davada sözleşmeden dönme talebinin kısmi olarak talep imkanın bulunmadığını, bu nedenle, sözleşme ve fatura bedeli üzerinden davanın harçlandırılması gerekirken kısmi olarak eksik harç ödendiğini, bu itibarla, dava değerinin tam olarak bildirilmesi ve eksik harcın tamamlanması, aksi halde huzurdaki davanın eksik harç nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava dilekçesinde talep edilen tüm alacaklar zamanaşımına uğradığını, bu nedenle, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, müvekkili şirket tarafından imal edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı açmışsa da, müvekkili şirketin anlaşma gereği üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davacı şirket tarafından talep edilen ürünlerin istenilen nitelikte ve miktarda davacı tarafa teslim edildiğini, davacı tarafın, poşet imal edilmesi amacıyla müvekkili şirket ile iletişime geçtiğini ve talep edilen ürünler konusunda tarafların mutabık kaldıklarını, bu doğrultuda, müvekkili şirket tarafından talep edilen poşetlerin niteliği ve miktarı da yazılı şekilde █████/2022 tarihli sözleşme düzenlendiğini ve davacı şirkete gönderildiğini, dava konusu ürünlerin taşıyacakları ağırlık noktasında davacı şirkete hiçbir talepte bulunulmadığını, sözleşme konusu edilmediğini beyanla; mahkemece resen dikkate alınacak sebeplerle ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında üretilen poşetlerin ayıplı olduğu iddiası ile zararın tazminine yönelik olarak açılan alacak davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan mahallinde keşif yapılmak sureti ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.26.04.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Teknik inceleme neticesinde, analizleri yapılan numune örnekleri ile şahit numuneler arasında gerekli karşılaştırmalarda belirtilen değerler itibariyle plastik poşetlerin fiziki direnç ve dayanım, elastik ve esneklik etkisi yeterli olmadığı, ---- amblemli baskılı mağaza poşeti plastık ---- düşük yoğunluklu polietilen ürünlerin analizler sonucu istenilen etkiye ve kimyasal terkip ve yapıya sahip olmadığından gizli ayıplı olduğu, borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme neticesinde: davacı ile davalı arasında 23.03.2022 tarihinde, adi yazılı şekilde, “Fiyat Teklifi/Satış Sözleşmesi” başlıklı, TBK m. 207 hükmünce “taşınır satış sözleşmesi”nin imzalandığı; sözleşmedeki irade beyanlarına göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu, dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde davacı tarafından davalıya banka yoluyla 27.04.2022 tarihinde 272.199,48TL.; 23.03.2022 tarihinde 63.564,24TL. ödendiği; bu ödemelerin toplamına ilişkin olarak davalı tarafından davacıya hitaben 27.04.2022 tarihli, ---- numaralı, “mağaza poşeti, atlet poşet, klişe ücreti” açıklamalı, KDV dahil 336.363,72TL lik faturanın düzenlendiği; alıcı davacının, davalı satıcı tarafından kendisine (dosyaya sunulan ----- yazışmasından anlaşıldığı üzere) 29.04.2022 tarihli sevkiyatla zilyetliği ve mülkiyeti devredilen poşetlerin ayıplı olduğunu 05.05.2022 tarihinde dosyaya sunulan e-posta ve ---- üzerinden davalıya ayıbı bildirildiği (işbu yazışmaların HMK uyarınca delil niteliğini haiz olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin 15. maddesinde taraflar arasında yapılan yazışmalar HMK m. 193 hükmünce kesin delil olarak kabul edilmiştir. Ayrıca davacı tarafından 06.05.2022 tarihinde ----. Noterliği'nden ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiğini ve ayıbın ihbar edildiği; özetle ürünlerin 3 iş günü içerisinde ayıpsız benzeri ile değiştirilmesinin; bunun mümkün olmaması durumunda ise ödenen 314.120,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile iadesinin talep edildiği; işbu tebligatın 10.05.2022 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafından davalı satıcının ayıplı ifada ağır kusurlu olduğu beyan edilmiş ve TBK m. 225 hükmünce ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı düzenlenmiş olsa da teknik inceleme neticesinde satıcı davalının ağır kusurlu olduğu yönünde bir tespitte bulunulmadığı; davacının delil olarak sunduğu 27.04.2022 tarihli ---- yazışması uyarınca davalı satıcının ağır kusurlu olup olmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Mahkeme'ye ait olduğu; huzurdaki davadaki ilk talebin “dönme hakkının kullanıldığına ilişkin açıklayıcı bir tespit kararı kurulması” olduğu belirtilmiş olup yukarıdaki teknik inceleme neticesinde “gizli ayıbın” bulunduğuna yönelik tespit yapıldığından TBK m. 223/Il,c.son” hükmü gereğince gizli ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcı davacının, ayıbı “hemen” satıcıya bildirilmesi gerektiği; ayıbı bildirme “külfetini” yerine getirmezse satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı; (eğer usulüne uygun şekilde ihtarnamenin tebliğ edildiği veya taraflar arasında yapılan yazışmalar neticesinde ayıbı bildirme külfetinin yerine getirildiği kabul edilir ise) yukarıda belirtildiği üzere ----, e-posta yazışmaları ve ihtarname içerikleri/tarihleri dikkate alındığında davacı alıcının TBK m. ██████,c.son ve TTK m. 23/c/3 hükmünce süresinde “ayıbı gözden geçirme ve bildirme (ihbar etme) külfetini” yerine getirdiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla eğer alıcı davacının ayıbı bildirme/ihbar etme külfetini yerine getirdiği kabul edilir ise bu halde TBK m. 227/1, b.l/4 ve 230/5 hükmünce sözleşmeden dönme yönündeki bozucu yenilik doğuran hakkını kullanabileceği, takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, Davacının sözleşmeden dönme neticesinde ödenen bedelin 35.000TL'lik kısmının iadesini talep ettiği; TBK m. 229/1, b. 1/6 hükmünce alıcının “ödemiş olduğu satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesini talep edebileceği; faiz başlangıç tarihi olarak ayıplı ürünlerin iade tarihinin esas alınabileceği” ve avans faizinin istenebileceği*, takdirin elbette Mahkeme'ye ait olduğu, davacının TBK m. 229/1, b. 3 kapsamından doğrudan zarar kapsamında sayılan fiil zararın içine satılanın gözden geçirilmesi ve ihbar için harcanan masraf olarak ayıba ilişkin bildirimin yapıldığı ---- yevmiye numaralı ihtarname için harcanan 1.145.20TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte verilmesini talep ettiği; TBK m. 229/1, b. 3” hükmü gereğince ayıptan sorumluluk kapsamında alıcının sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hakkını kullanması halinde “ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini talep edebileceği; bu kapsamda satıcının kusurlu olmasının gerekmediği ve satıcıdan doğrudan zarar olarak noterde yapılan ayıp ihbarına ilişkin masrafın da talep edilebileceği''; dosya kapsamı incelendiğinde ödenen noter masrafına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı; " şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; " Davacı ile davalı arasında 23.03.2022 tarihinde, adi yazılı şekilde, “Fiyat Teklifi/Satış Sözleşmesi" başlıklı, TBK m. 207 hükmünce “taşınır satış sözleşmesi”nin imzalandığı; sözleşmedeki irade beyanlarına göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu, dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde davacı tarafından davalıya banka yoluyla 27.04.2022 tarihinde 272.799,48TL.; 23.03.2022 tarihinde 63.564,24TL. ödendiği; bu ödemelerin toplamına ilişkin olarak davalı tarafından davacıya hitaben 27.04.2022 tarihli, ----- numaralı, “mağaza poşeti, atlet poşet, klişe ücreti” açıklamalı, KDV dahil 336.363,72TL.lik faturanın düzenlendiği; alıcı davacının, davalı satıcı tarafından kendisine (dosyaya sunulan ---- yazışmasından anlaşıldığı üzere) 29.04.2022 tarihli sevkiyatla zilyetliği ve mülkiyeti devredilen poşetlerin ayıplı olduğunu 05.05.2022 tarihinde dosyaya sunulan e-posta ve ---- üzerinden davalıya ayıbı bildirildiği (sözleşmenin 15. maddesinde taraflar arasında yapılan yazışmalar, HMK m. 193 hükmünce kesin delil olarak kabul edilmiş olup işbu yazışmaların HMK uyarınca delil niteliğini haiz olup olmadığı Mahkeme'ye aittir); ayrıca davacı tarafından 06.05.2022 tarihinde ---Noterliği'nden ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiğini ve ayıbın ihbar edildiği; özetle ürünlerin 3 iş günü içerisinde ayıpsız benzeri ile değiştirilmesinin; bunun mümkün olmaması durumunda ise ödenen 314.120,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile iadesinin talep edildiği; işbu tebligatın 10.05.2022 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafından davalı satıcının ayıplı ifada ağır kusurlu olduğu beyan edilmiş ve TBK m. 225! hükmünde ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı düzenlenmiş olsa da teknik inceleme neticesinde satıcı davalının ağır kusurlu olduğu yönünde bir tespitte bulunulmadığı; davacının delil olarak sunduğu 27.04.2022 tarihli ---- yazışması uyarınca davalı satıcının ağır kusurlu olup olmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Mahkeme'ye ait olduğu; Huzurdaki davadaki ilk talebin “dönme hakkının kullanıldığına ilişkin açıklayıcı bir tespit kararı kurulması” olduğu belirtilmiş olup yukarıdaki teknik inceleme neticesinde “gizli ayıbın” bulunduğuna yönelik tespit yapıldığından TBK m. 223/ll,c.son2 hükmü gereğince gizli ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcı davacının, ayıbı “hemen” satıcıya bildirilmesi gerektiği; ayıbı bildirme “külfetini" yerine getirmezse satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı; (eğer usulüne uygun şekilde ihtarnamenin tebliğ edildiği veya taraflar arasında yapılan yazışmalar neticesinde ayıbı bildirme külfetinin yerine getirildiği kabul edilir ise) yukarıda belirtildiği üzere -----, e-posta yazışmaları ve ihtarname içerikleri /tarihleri dikkate alındığında davacı alıcının TBK m. 223/ll,c.son ve TTK m. 23/c3 hükmünce süresinde “ayıbı gözden geçirme ve bildirme (ihbar etme) külfetini” yerine getirdiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla eğer alıcı davacının ayıbı bildirme/ihbar etme külfetini yerine getirdiği kabul edilir ise bu halde TBK m. 227/1, b.13 ve 2305 hükmünce sözleşmeden dönme yönündeki bozucu yenilik doğuran hakkını ; TBK m. 220/1, b b. 16 hükmünce alıcının “ödemiş olduğu satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesini" talep edebileceği; faiz başlangıç tarihi olarak ayıplı ürünlerin iade tarihinin esas alınabileceği ve avans faizinin istenebileceği”, takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, Davacının TBK m. 229/1, b. 3 kapsamından doğrudan zarar kapsamında sayılan fiil ayıba ilişkin bildirimin yapıldığı 10018 yevmiye numaralı ihtarname için harcanan 1.145.20TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte verilmesini talep ettiği; TBK m. 229/1, b. 39 hükmü gereğince ayıptan sorumluluk kapsamında alıcının sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hakkını kullanması halinde “ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini talep edebileceği; bu kapsamda satıcının kusurlu olmasının gerekmediği ve satıcıdan doğrudan zarar olarak noterde yapılan ayıp ihbarına ilişkin masrafın da talep edilebileceği; dosya kapsamı incelendiğinde ödenen noter masrafına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı; Teknik inceleme neticesinde görüş değişikliği bulunmadığı için açık ayıp iddiasına yönelik itirazın değerlendirilemediği; dolayısıyla varılan kanaate bir değişiklik olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
İtirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor tanzimi istenilmiştir.
Bilirkişi heyetince verilen raporda özetle; "Davacı, davalı ile yaptığı sözleşme gereğince istenilen hammadde kullanılmaması durumunda davalı ile arasındaki sözleşmeyi feshedebilir, ürün teslimi sırasında ürünlerde ayıp olması halinde 3 (gün) içinde davalıya bildirebilirdi. Öte yandan raporun “Değerlendirme” bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, dosyaya sunulan tüm belge, CD ve bilgilerde ve davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmede, davaya konu poşetlerin kaç kg taşıyacağı, kaç kg ağırlığa dayanıklı olacağına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgede yoktur. Hukuki takdir Sayın Mahkeme'nin olmak üzere, dava dosyası ve ekinde yer alan her türlü bilgi, belge, tüm deliller, davacı ve davalı tarafın iddiaları da dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda davaya konu olayda, davalı tarafından satılan üründeki taşıma kapasitesi ile ilgili taahhüt edilen bir niteliğe açık veya zımni olarak dosya içerisinde rastlanılmadığından, vaadedilen vasıflar bakımından “gizli ayıp” olmadığı kanaatine varılmıştır. Olması gereken vasıflar bakımından ise, davalı satıcı tarafından %100 geri dönüşümlü poşet taahhüt edildiğinden, ilgili poşet boyutlarındaki geri dönüşümlü poşetler kadar davaya konu poşetlerin yük taşıyamaması durumunda, davacı alıcının sözleşmeden dönebileceği kapsamında satılan poşetleri iade ederek ayıplı mallar ile ilgili olarak ödemiş olduğu 314.120,25 TL ile genel hükümlere göre yapmış olduğu 1.1.45,20 TL' lik ihtar masrafı olmak üzere toplam 315S.265,45 TL” yi davalı satıcıdan talep edebileceği, düşünülmektedir. Önceki raporlardaki laboratuvar incelemelerinde satım sözleşmesine konu poşetlerle, karşılaştırılan poşetlerin aynı nitelikte olmadıkları, karşılaştırılan poşetin %100 geri dönüşüm özelliğine sahip olmadığı anlaşıldığından ilgili hususta nihai bir değerlendirme yapılamamıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle;" mevcut verilerle kök rapordaki görüş ve değerlendirmelerle bağlı kalındığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
Kural olarak, eserin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. TMK.'nın 6. maddesinde düzenlenmiş olan genel ispat şuralından çıkarılan bu sonuç, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin bir çok kararında "kural olarak eser sözleşmelerinde eserin teslimini, sözleşmeye ve tekniğine uygun olup olmadığını kanıtlamak yükleniciye aittir." şeklinde ifade edilmiştir.
Teslim edilen eserin ayıplı ve/veya eksik olduğunu ve bedelin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibine aittir. İçtihatlarda, Yargıtay’ın da bu doğrultuda tutum sergilediği görülmektedir. “Eser sözleşmesine dayalı ilişkilerde eserin teslim edildiğini ispatlama yükümlülüğü yüklenicide, eserin ayıplı olduğu iddiası ve bedelin ödendiğini ispatlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir.” (bkz.Yargıtay ----.Hukuk Dairesi'nin 30.05.2013 tarih, ---- sas, ---- Karar sayılı kararı).Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474 ( 818 sayılı BK'nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. ( 818 sayılı BK'nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. ( 818 sayılı BK'nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün ---- sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve -----. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda davacı ile davalının poşet imali konusunda anlaştığı, davalının poşetleri davalının poşetleri davacıya teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık davalının davacıya teslim ettiği poşetlerin ayıplı olup olmadığı, tarafların üzerinde anlaştıkları özellikleri taşıyıp taşımadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı poşetlerin anlaştıkları gibi 5 kg ve 10 kg taşıma özelliğinin bulunmadığı, poşetlerin yırtıldığını, poşetlerin gizli ayıplı olduğunu beyan etmektedir. Davalı ise taşıma kapasiteleri konusunda bir anlaşma ve talep olmadığını ileri sürmektedir. İddia ve savunmanın değerlendirilmesi için poşetlerin muhafaza edildiği mahalde keşif yapılarak poşetlerden numuneler alınmış ve poşetler üzerinde inceleme yapması bilirkişilerden istenmiştir. █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda poşetler üzerinde analizler yaptırılmış ise de bilirkişi tarafından mahkemenin talimatı olmaksızın resen ----- mağazasına ait poşet şahit tutularak iki poşet üzerinden kıyaslama yapılarak değerlendirme yapılmıştır. Uyuşmazlık konusu olmayan bir başka poşet ile kıyaslama yapılarak taraflar arasındaki sözleşme göz ardı edilerek hazırlanan, usul ve yasaya uygun olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmamış ve daha sonra alınan bilirkişi raporu ile çelişki oluşturmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın değerlendirilebilmesi için başka bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda ise poşetlerin ayıplı olmadığı değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında sözleşmede üretimi yapılacak poşetlerin kaç kg taşıyacağı konusunda bir bilgi, uzlaşma olmadığı görülmektedir.Bilindiği üzere sözleşme; iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette irade açıklamasıyla meydana gelmekte olup, bir tarafın bir şeyi teklif etmesi (icap veya öneri) ve karşı tarafın onu kabul etmesi (kabul) ile sözleşme kurulur. İcap, tek taraflı ve karşı tarafa varınca sonuç doğurabilecek ve sözleşmenin objektif-subjektif yönden bütün esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gereken bir irade açıklamasıdır. İcap o kadar tam ve mükemmel olmalıdır ki, karşı taraf hiç bir tereddüde düşmeksizin kabul iradesini açıklayabilsin. Ayrıca icabın, icapçının bir sözleşme yapma konusundaki iradesini “ciddi surette" yansıtması gerekir.Başka bir deyişle, icapçı yaptığı icapla bağlanmak istediğini belli etmeli, yani son sözünü söylemiş olmalıdır. Eğer icapta böyle bir nitelik bulunmuyorsa, bu irade açıklaması icap değil, bir icaba davettir. İcaba davette, bir kimsenin, başkalarının kendisine teklifte bulunmasını sağlayıcı ve sözleşme için görüşmelerin başlamasını amaçlayan beyanda bulunması sözkonusudur. Bunun için, ya icapta bulunması gereken hususlardan bazıları eksik bırakılır ya da teklifle kesin olarak bağlı kalmama niyeti vurgulanır.Eldeki davada davacı taraf taşıma kapasitesi ile ilgili olarak davalıyla anlaştıklarına dair bir takım mail yazışma içeriklerine dayanmaktadır. Mail yazışmaları içeriğine bakıldığında davalının poşetlerin kaç kg taşıyacağına ilişkin bir beyanı taahhüdü yoktur. Davacının davalıya attığı maillerde geçen kg ile ilgili bazı yazışmalar var ise de yukarıda da bahsedildiği üzere icap ve kabulün birlikte gerçekleştiği bir anlaşma bulunmadığı görülmektedir. Davacının attığı mail içerikleri ancak yeni bir icaba davet olarak değerlendirilebilir. Bu icaba davet davalının kabul beyanı bulunmadığından taşıma kapasitesi hakkında örtüşen bir icap - kabul yoktur. Bu sebeple de mail içeriklerinin davalıdan sadır olduğuna ilişkin teknik bilirkişi incelemesinin davaya katkısı bulunmayacağından mailler üzerinde teknik inceleme yaptırılmamıştır. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde taşıma kapasitesi hakkında tarafların mutabık kaldığı somut bir kg bilgi bulunmadığı, davalının davacıya poşetleri teslim ettiği, poşetlerde ayıp olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 617,27-TL harcın mahsubu ile artan 1.87-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!