Anahtar kelimeler: Davadavacı Edişler Kesilen Yazildiği Katip Alma Faturalara Faturalar Ödendiğini Ankara

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ...
VEKİLLERİ
: Av. ... - ....
Av. ....
DAVALI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: Av. ... ....
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 30.06.2018 tarihli hizmet satın alma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davacı tarafından verilen hizmetler, yapılan hak edişler ile kesilen faturalara göre davalının davacının alacağını eksik ödendiğini, verilen hizmetlerle ilgili kesilen faturalar ve bu faturalara karşılık davacı hesabına ödenen miktarlar karşılaştırıldığında davacının en az 145.019,97-TL ve ferileri kadar alacağının ödenmediğini, davalının 31.12.2018 tarihli ve sonraki tarihli faturaları ya hiç ödemediğini ya da eksik ödediğini, sözleşme gereği her ayın faturasının ödenme vadesinin bir sonraki ayın 5. günü olduğunu, buna göre davalının gecikme gün sayısına göre hesaplanan avans faizini de davacıya ödemesi gerektiğinin açık olduğunu, davalıya yapılan tüm şifahi uyarılara rağmen borç ödenmeyince, davacının fazlaya ilişkin ve/veya başkaca hakları saklı kalmak kaydıyla 145.019,97-TL asıl alacak ve ferilerinin tahsili için .... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başaltıldığını, davalının bu takibe karşı itirazda bulunduğunu, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, dava konusu olan sözleşme çerçevesinde yapılan hizmet ile ilgili kesilen faturalar ve davalının davacının banka hesabına yaptığı ödemeler incelendiğinde davacının alacaklı olduğunun anlaşılacağını belirterek, davalının ....sayılı dosyasına yaptığı itirazının şimdilik 145.019,97-TL asıl alacak ile şimdilik 5000,00-TL işlemiş faizi yönünden iptaline, takibin 150.019,97-TL üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirkete belirtilen dönemlerde ve belirtilen miktarda borcunun bulunmadığını, .... sayılı dosyası kapsamında ödeme emrinde belirtilen ve ödeme emrinde kaynağına yer verilmeyen asıl alacağa ve temerrüdü oluşmadığından işlemiş faizi kabul etmediklerini, alacağın likit olmadığını, ticari defterlerin incelenmesi halinde müvekkilinin borcunun olmadığının anlaşılacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, ticaret sicil kayıtları, davaya konu uyuşmazlık dönemine dair taraflara ait BA/BS formları, davacı tarafından bildirilen banka kayıtları celp edilmiş, tüm dosya kapsamı, ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davaya dayanak .... sayılı takip dosyasının incelenmesinden, davacının davalı aleyhine █████/2020 tarihinde █████/2018-█████/2020 tarihleri arasında düzenlenen 30 adet fatura dolayısıyla 145.019,97 TL asıl alacak, 19.750,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 164.769,97 TL üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğu, yasal süresi içerisinde itirazın iptali istemli eldeki davanın ikame edildiği görülmüştür.
Mahkememizce ticari defter ve kayıtların ibrazı bakımından verilen süreyi takiben taraflarca sunulan beyanlar nazara alınarak mali müşavir bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, █████/2022 tarihli bilirkişi ön raporunda bildirilen kişi ve adresten ticari defterlere ulaşılamadığından inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine mahkememizce █████/2022 tarihli celsede █████/2022 günü saat 14:30'da mahkememizde ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, taraflara da tayin edilen inceleme gününde ticari defterlerin hazır edilmesi konusunda kesin süre verilerek aksi halde defter ibrazından vazgeçmiş sayılacakları ihtar olunmuştur. İnceleme gününde davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının ise tasdiksiz defter dökümü mahiyetinde evrak ibraz ettiği, █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda bu nedenle inceleme yapılamadığının bildirildiği görülmüştür. Davacı tarafından mahkememizce verilen kesin süre ve yapılan bilirkişi incelemesinden sonra █████/2022 tarihli dilekçe ile ticari defter ve kayıtların ibraz edilebileceği bildirilmiş, █████/2022 tarihli dilekçe ile ticari defterlerin incelenmesinin kabul edilmemesi halinde HMK md. 222/5 gereğince davalının ticari defterlerinin ibrazının sağlanıp incelenmesi talep edilmiştir. Usulî kazanılmış hak kurumu; davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla ... uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin hâkimin bir tarafa kesin süre vermesi ile karşı taraf lehine kazanılmış hak doğar. Nitekim HGK'nın 23.10.1981 tarihli ve ... sayılı kararında "....mesalâ; bir ... bozma ilamına uyulmasına, ispat yükü kendisine düşen, takdiri delil iddiasını gerçeğe yakın bir şekilde ispat etmiş ve fakat hâkime bir kanaat vermemiş olan tarafa Usulün 365. maddesi hükmünce hâkim tarafından resen and yöneltilmesine; taraflardan birine kesin süre verilmesine (Usul 164) ilişkin ara kararları bu nitelikte olup bunlardan dönme (rücu) caiz değildir. Çünkü, usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Yasasının dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. (9/5/1960 gün .... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları gerekçelerinden)...." denilmek sureti ile ara kararı ile oluşan kazanılmış hak çeşitlerinden bahsedilmiştir (Emsal: ...'nın, █████/2021 tarih ve .... sayılı ilamı). Bu bağlamda, yerinde inceleme sırasında ticari defter ve kayıtlarını hazır etmeyen, mahkememizce verilen kesin sürede ve tayin edilen inceleme gününde usulüne uygun ticari defterlerini sunmayan davacıya yeniden imkan verilerek ticari defterlerinin incelenmesi talebinin kabulüne olanak bulunmamıştır. Davacının, ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmemesi halinde HMK'nın 222/5. maddesi gereğince davalının ticari defterlerinin incelenmesi talebi bakımından ise, bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir. Yargılama aşamasında HMK'nın 196. maddesi gereğince karşı tarafın açık rızası olmaksızın diğer delillerden vazgeçilerek münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanılması mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası halinde iddiasını ispat etmek isteyen taraf karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanabilecektir. Davalı tarafından ise HMK'nın 222/5. maddesinin uygulanması bakımından açık bir muvafakat bildirilmemiştir. Mevcut hukuki durum karşısında da mahkememizce, tarafların ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı ve ticari defterlerinin HMK'nın 222. maddesi gereğince kendi lehinde kesin delil oluşturma niteliğini haiz olduğunu kanıtlayamadığı değerlendirilmiş, ticari defter ve kayıtların HMK'nın 223. kapsamında taraflar lehine kesin delil olarak kabul edilmeksizin, bilirkişi incelemelerinin dosyaya mübrez kayıtlar üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi tarafından dosyaya mübrez kayıt ve belgeler ışığında düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; "Davacıya ait banka ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından yapılan ödemeler ve davalı adına ödeme yapan şahısların yapmış olduğu ödemeler toplamının 250.569,28 TL olduğu, davacı tarafından tasdikli yasal defterlerin sunulmadığından, dava dosyasında yer alan davacı tarafından davalı adına düzenlendiği belirtilen 30 adet belge ile davacının ... yapmış olduğu Bs form bildirimleri arasında 2018 ve 2019 yıllarında toplamda (348.067,82-279.200,98) 68.866,84 TL fark bulunduğundan davacının dava dosyasına sunduğu belgelerin tamamının kabulünün mümkün bulunmadığı, davacı tarafından dava dosyasına sunulan matbaa basımlı faturaların tamamında imzaların alt orta kısmında olduğu, ticari teamüller gereği kapalı fatura (bedeli ödenmiş) hükmünde olduğu ancak takdirin mahkemeye ait olduğu, mahkeme tarafından faturaların bedellerinin tahsil edilmediği, davacının davalıdan banka aracılığı dışında tahsilat yapmadığının kabul edilmesi durumunda davacı tarafından ... sunulan faturalar toplamından yapılan ödemeler düşülmesi durumunda davacının davalıdan 2019 yılı sonu itibariyle (27.200,98-250.569,28) 28.631,70 TL alacağının bulunacağı, 2020 yılına ait BA/BS formları ve ticari defterler sunulmadığı için 2020 yılına ait olarak davacı tarafından davalı adına düzenlendiği belirtilen faturalar konusunda herhangi bir görüşe varılmadığı" yönünde, █████/2023 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda ise özetle; "Davacı ile davalı tarafından vergi dairelerine bildirilen BA/BS formlarında davacı tarafından 3 adet belge karşılığı 35.197,00 TL, davalı tarafından ise 2 adet belge karşılığı 23.164,00 TL mal ve hizmet alımında bulunulduğu beyan edilmiş olduğu, dava ile davacı beyanları arasında 12.033,00 TL fark bulunduğu, davacı ve davalı ticari defterleri incelenemediğinden 2020 yılında düzenlenen faturaların hangisinden kaynaklandığının tespit edilemediği, takibe konu edilen dönem ve faturalar ile sınırlı olarak ve yapılan ödemelerle karşılaştırıldığında davacının davalıdan 145.020,46 TL alacağının bulunacağı" yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dava, 30 adet faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibine konu edilen faturalardan 3 tanesinin e-fatura mahiyetinde olduğu, 27 tanesinin ise orta alt kısmında imza bulunduğu ve davalı adına düzenlenen bu faturaların kapalı fatura olduğu görülmüştür. Faturalarda kaşe bulunmamakta ise de asıl olan faturada imza olması olup, kaşenin bulunup bulunmaması faturanın kapalılık özelliğini etkilemez (Emsal: ....'nin █████/2018 tarih ve .... sayılı ilamı). Kapalı fatura, fatura konusu mal veya hizmetin bedelinin ödendiğine karine teşkil edip, kapalı faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafın fatura konusu bedelin ödenmediğini ispat etmesi gereklidir (Emsal: ...'nin █████/2010 tarih ve .... sayılı, ....'nin █████/2016 tarih ve .... sayılı, ....'nin █████/2018 tarih ve .... sayılı ilamları). Bu minvalde takibe konu faturalara konu bedelin ödenmediğini iddia eden davacı olup davacının aleyhine oluşan karinenin aksini ispat etmesi gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı, iddiasını ticari defter kayıtları ile ispatlayamamıştır. Bununla beraber davacı vekilince, davalıya ilişkin olarak celp edilen hesap ekstrelerinden, anılan faturalar için kısmi ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu durumun da faturaların kapalılık vasfını ortadan kaldırdığı savunulmuştur. Ancak celp olunan hesap ekstrelerinin mahkememizce tetkikinden, davalı tarafından toplam 151.250,00 TL miktarlı ödemeden, █████/2018 tarih ve 10.000-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 20.000,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 16.000,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 14.750,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 10.000,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 8.593,18-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 5.500,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 6.500,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya, █████/2019 tarih ve 10.000,00-TL miktarlı ödemede ... nolu faturaya atıf yapıldığı, diğer ödemelerde ise her hangi bir açıklamanın yer almadığı görülmüştür. Mahkememizce, davalı tarafından 7 fatura yönünden yapılan mezkur ödemelerin ilgili faturaların kapalılık vasfını tek başına ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmekle birlikte, 6098 sayılı TBK'nın 555 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havale de, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtası olup, başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunmakta olduğundan bu yasal karinenin tersini ileri sürenin, bu iddiasını miktara göre yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlü olduğu (Emsal: ....'nın .... sayılı 6.12.2018 tarihli ilamı), davalı tarafından yukarıda anılan ödemeler dışında yapılan ödemelere dair havale açıklamalarında herhangi bir atıf veya beyan bulunmadığı, buna göre söz konusu ödemelerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, dolayısıyla somut olarak, davalı tarafından yapılan ödemelerde bahsi geçen söz konusu faturaların kapalılık vasfını taşımadığının kabulü haline dahi, davalı tarafından yapılan toplam ödeme miktarlarına göre, bu faturalar nedeniyle de bir alacağının kalmayacağı anlaşılmakla, son tahlilde yukarıda sözü edilen 27 adet fatura yönünden davacının alacağının varlığını kanıtlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından düzenlenen █████/2020 tarih 14.199,65-TL, █████/2020 tarih ve 14.199,65-TL, █████/2020 tarih ve 13.134,67-TL miktarlı e-faturalar yönünden ise, bu faturalara dair bir sevk irsaliyesi bulunmayıp alınan bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu üzere, 2020 yılına dair tarafların BA/BS formları uyumlu olmamakla beraber davalı tarafından BA formu ile 2 adet belge karşılığı 23.164,00 TL mal/hizmet alımında bulunulduğunun bildirildiği anlaşılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere taraflarca ticari defter ve kayıtları sunulmadığından, ticari defter ve kayıtların dayanak belgesi olarak BA/BS formları ile yapılan bildirimlerin takibe konu faturalara ilişkin olup olmadığının tespiti mümkün olmamış, mevcut hukuki durum karşısında, ilgili faturaların davalı tarafından kabul edilip hizmetin verildiği kanıtlanamadığından bu 3 fatura yönünden de davacının, alacağının varlığı konusunda haklılığını kanıtlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle, tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda tespit edilen maddi vakıalar birlikte değerlendirildiğinde davacının tüm talepleri yönünden davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 179,90 TL harcın peşin alınan 1.738,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.558,22 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 22.753,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Talep halinde davacının ve davalının artan avansının iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!