Anahtar kelimeler: Mesnetten Emrini Kanalıyla İlişkiden Bono Kambiyo Takipte Beraber Ayrıldığını Ortağı

T.C.

ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkili davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğü kanalıyla ... Nolu kambiyo senetlerine özgü ödeme emrini göndermiş ve ilgili bu takipte müvekkilin kendisine takip masraflarıyla beraber .... TL (iddia edilen asıl borç ... TL) borçlu olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddia hukuki ve fiili mesnetten yoksun olduğunu, Müvekkili davalı şirketin ortağı olup, hisse devri ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında hiç bir ticari ilişki olmadığını, Dava konusu bono sermaye artırımı için teminat senedi olarak verildiğini, Müvekkilinin karşı tarafa hiç bir şekilde borcu bulunmadığını, Teminat senetleri ile ticari hayatta sıklıkla karşılaşıldığını, Dava konusu bono da teminat niteliğinde olup müvekkilinin davalıya hiç bir borcu bulunmamasına rağmen karşı taraf kötüniyetli olarak takip başlattığını, Taraflar arasındaki defter kayıtları incelendiğinde durum açıklığa kavuşacağını, taraflar arasındaki temel ilişki teminat senedi verilmesine uygun olduğunu, aksi halde Dava konusu senedin tanzim tarihi ... vade tarihi .... takip tarihi ise ... olduğunu, Dava konusu senede bakıldığında tanzim tarihi ile vade tarihi arasında 10 yıllık bir sürenin olduğu görüldüğünü, öncelikle Bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Nitekim enflasyona dayalı bir ekonomimiz olduğu düşünüldüğünde hiç bir alacaklı alacağının 9 yıl sonra eline geçmesini istemeyeceğini, yine senedin icraya konulma tarihi ise vadeden hemen sonra olmadığını, 9 yıl boyunca alacağını bekleyen bir kişinin 2 yılı aşkın süre beklemesi de yine hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Her nasılsa dava konusu senet zamanaşımına uğramadan hemen önce icraya konduğunu, yine her borcun 10 yıllık zamanaşımı süresi düşünüldüğünde senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasındaki 9 yıllık süre de adeta sonradan düşünülmüş gibi olduğunu, bu bakımdan hayatın olağan akışına aykırı olan bu şekildeki senedin bono vasfının haiz olduğu düşünülemeyeceğini, nitekim söz konusu senette vade tarihinin sonradan doldurulmuş olunması kuvvetle muhtemel olduğunu, hatta tüm veriler tetkik edildiğinde dava konusu senetteki tarihler başka şekilde açıklanamayacağını, bu nedenlerle öncelikle eldeki senedin vade tarihi ile diğer yazıların (özellikle tanzim tarihi ile imzaların) tetkiki yapılarak yaşlarının aynı olup olmadığı aynı dönemde yazılmış olup olmadıkları, aynı mürekkep olarak aynı kalemin kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekmekte olup garafoloji uzmanlarınca mahkemenin takdir edeceği şekilde tespitin yapılmasını talep ettiklerini, nitekim vade tarihi kambiyo senetleri için zorunlu unsurlardan olup, senette vade tarihin yer almaması ya da somut olayda olduğu gibi sonradan doldurulması senedi kambiyo senedi olmaktan çıkaracağını, Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi hakka, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, davalı taraf, kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, Müvekkili icra takibi sebebiyle mağdur olduğunu, yukarıda izah edilen ve mahkemenin resen dikkate alacağı sebeplerle; davanın kabulünü, Müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitini, Takibin iptalini; %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, teminat doğrultusunda takibin durdurulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan menfi tespit davası hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, Davacının dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu teminat senedi iddiasını kabul etmediğini, davacının bu iddiasını yazılı belge veya müvekkilden sadır olmuş imzalı bir sözleşme ile iddia ve ispat etmesi gerektiğini, gerek TTK. Gerek HMK göre gerekse de içtihatlara göre kambiyo vasfında olan bir belgenin teminat senedi olduğunu iddianın ispatı ancak yazılı bir delil ile mümkün olduğunu, böyle bir yazılı belge veya delil olmadığı için davanın reddi gerektiğini, Davacı davaya konu kambiyo senedinin imzasına ve kendisi tarafından bizzat verildiğini kabul ettiklerini, davacının yine dava dilekçesinde senedin içeriğine ve unsurlarına yapmış olduğu itirazlar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK, İçtihatlar ve ticari teamüllere göre kambiyo senetleri tanzim edilirken doldurabileceği gibi imza dışındaki diğer unsurlar piyasaya çıkmadan önce de doldurulabildiğini, Kanunen bu engel bir durum söz konusu olmadığını, davacı senedin anlaşmaya aykırı bir şekilde yazıldığını iddia ediyorsa yine bu iddiasını yazılı belge veya aynı değerdeki imzalı bir sözleşme ispat etmesi gerektiğini, Davaya konu kambiyo senedi Ticaret kanunu ve diğer ilgili kanunlar çerçevesinde usulüne uygun ve tüm şartlarına taşıyan geçerli ve gerçek bir belge olduğunu, Kanunda belirtilen usullere uygun bir şekilde de talep edildiğini, senet düzenlenirken farklı kalem ve renklerde de yazdığı iddiası senedin geçerliliğine ve muhteviyatına halel getirmeyeceğini, bu itiraz ve definin yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle ileri sürülmesi ve dinlenilmesi de mümkün olmadığını, Hukukumuzda kambiyo senetlerinin sebepten mücerret ve soyut bir hukuki statüsü olduğunu, gerek yasada, gerek içtihatlarda gerekse doktrinde; tartışmaz olarak senedin ilkeleri, vasıfları ve mücerretliği açıkça ortaya konulduğunu, dava konusu somut senette bedel kaydı ihdas edilmemiş olup bu manada tam bir mücerretlik vasfına sahip olduğunu, bu sebeple davacı senede dayalı olarak borcunun olmadığını, müvekkilden sadır olmuş imzalı bir belge veya sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, bunun dışındaki tüm iddia ve delilleri kabul etmediklerini ve ayrıca aksini gösterir imzalı bir belge dışındaki tüm delillere muvafakatlerinin de olmadığını, yukarıda izah edilen nedenlerle, menfi tespit davasının reddine, %20 tazminata ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı hükmü ile; görevli ve yetkili mahkemenin .... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan dolayı dava dosyasının ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizin ... E. .... Sayılı hükmü ile; dava dosyasının ilk kararı veren ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iadesine karar verilmiştir.
.... BAM ... Hukuk Dairesi .... E. ... K. Sayılı ilamı ile; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin gönderme kararına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karşı görevsizlik kararı olmadığı anlaşıldığından yargı yeri belirlemesi koşulları bulunmayan dosyanın mahalline iadesine karar verildiği görülmüştür.
... Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen ilamı üzerine dava dosyasının ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek ... E. Sayısını aldığı ve ... Asliye Ticaret Mahkemesince ...Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği ve ... tarihli karar ile dava dosyasının mahkememize gönderilmesini ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar verildiği görülmüştür.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde ;
... tarihli iş bu dava; davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı (bono)... İcra Müdürlüğü kanalıyla ... Nolu dosyasında davacının davalıya borcunun bulunmadığına dair menfi tespit davasıdır.
İşin esasına girilmeden önce mahkememizin iş bu davada yetkili ve görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun █████/2021 gün ve 608 s. kararı ile, Antalya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Antalya ilinin mülki sınırları (Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevreleri hariç) olarak belirlenmesine ve iş bu kararın █████/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına" karar verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesince bu karar ... tarihinden önce açılan ve halen görülmekte olan davalara da uygulanarak, ... tarihinde "görevsizlik" kararı verilmek suretiyle mahkememize gönderilmiştir. Ancak ilgili HSK kararının ... tarihinden önce açılan ve halen derdest olan davalara uygulanmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bir uyuşmazlık Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile incelenmiş olup "kanunun bir bütün olarak yorumlanması", "tabii hakim" ve "usul ekonomisi" ilkeleri kapsamında bu husustaki Anayasal düzenleme ve Anayasa Mahkemesi kararları, AİHS ve AİHM kararları birlikte değerlendirilip, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun █████/2021 tarih ve 608 sayılı kararının █████/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına ilişkin olduğu, █████/2021 tarihinden sonra açılacak davalar için yetkili ve görevli mahkemeyi belirlediği, █████/2021 tarihinden önce açılan ve halen derdest olan davaların, açıldıkları mahkemelerce sonuçlandırılması gerektiğine dair karar verilmiştir.
Benzer şekilde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ Karar sayılı ilamında da; "Dava açmanın maddi hukuk ve yargılama hukuku bakımından birtakım sonuçları vardır. Dava açmanın yargılama hukukuna ilişkin en önemli sonuçlarından biri davanın açılması anında görevli ve yetkili olan mahkemenin artık sabit hale gelmesidir (perpetuatio fori). Bu ilkeye göre sonradan ortaya çıkan değişiklikler görevi ve yetkiyi etkilemez. Bu çerçevede ortaya çıkan ikinci önemli sonuç da mahkemenin davayı inceleme zorunluluğunun doğmasıdır. Nitekim yasa değişikliklerinde dahi ayrı ve açık bir geçiş hükmü yoksa mahkemeler görevsizlik kararı vererek ellerinde derdest bulunan dosyaları yeni kurulan mahkemeye gönderemezler; bunlara bakıp sonuçlandırmak zorundadırlar.
...
Nitekim karar █████/2021 günü alınmış, ancak yürürlük tarihi █████████ olarak belirlenmiştir. Kurul'un yargı çevresi belirlemeye ilişkin kararı, sadece bu kararın yürürlük tarihinden sonra açılacak davaları ilgilendirir. Aksi fikrin kabulü halinde Kurul'un tabii hakim ilkesini çiğneyerek derdest davaları dilediği mahkemede inceletme yetkisinin bulunduğu yolunda, Anayasa'ya aykırı bir sonuca varılmış olacaktır.
Ortada geçiş hükmü niteliğinde bir yasal düzenleme olmaksızın, sırf Kurul'un yargı çevresi belirlemeye ilişkin kararı ile tabii hakim güvencesini garanti eden Anayasa hükmü çiğnenerek derdest dosyaların görevsizlik, yetkisizlik ya da bunlara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddi benzeri bir kararla başka mahkemeye gönderilmesi düşünülemez." şeklinde karar verilmiştir.
Yine Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında görev uyuşmazlığı yaşanmış, bunun üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ..Hukuk Dairesinin ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile " Dava açmanın maddi hukuk ve yargılama hukuku bakımından birtakım sonuçları vardır. Dava açmanın yargılama hukukuna ilişkin en önemli sonuçlarından biri davanın açılması anında görevli ve yetkili olan mahkemenin artık sabit hale gelmesidir. Bu ilkeye göre sonradan ortaya çıkan değişiklikler görevi ve yetkiyi etkilemez. Bu çerçevede ortaya çıkan ikinci önemli sonuç da mahkemenin davayı inceleme zorunluluğunun doğmasıdır. Nitekim yasa değişikliklerinde dahi ayrı ve açık bir geçiş hükmü yoksa mahkemeler görevsizlik kararı vererek ellerinde derdest bulunan dosyaları yeni kurulan mahkemeye gönderemezler; bunlara bakıp sonuçlandırmak zorundadırlar.
Yukarıda açıklanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında, yargı çevresinin belirlenmesine ilişkin kararın █████/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, görülmekte olan davaların devri ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, söz konusu genel kurul kararının görülmekte olan davaların da devredilmesi gerektiği şeklinde yorumlanarak kapsamının genişletilemeyeceği, ... tarihinden önce açılan eldeki davada görevli ve yetkili mahkemenin (asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla) ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle davaya .... Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) bakılması gerekirken, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar ve ... tarihli görevsizlik kararının kaldırılmasına" dair hüküm tesis olunmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ Karar sayılı ilamında ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin █████████ Esas- █████████ Karar sayılı ilamında belirtilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, doktrin görüşleri, ulusal ve uluslararası mahkeme kararları, yargılamaya ilişkin temel ilkeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde HSK'nın █████/2021 gün ve 608 sayılı kararında █████/2021 tarihinden önce açılan davaları da kapsar şekilde bir düzenleme yapılmadığı, kararın █████/2021 tarihinden itibaren açılan davaları kapsadığı, bu nedenle ... Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen kararın yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle, davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, karar (İstinaf incelemesi sonucu) kesinleştiğinde (veya İstinaf edilmeksizin kesinleşip merci tayini yolu ile mahkememizin görevsiz olduğu tespit edildiğinde) ve istek halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Yargılama giderlerinin 6100 s. HMK'nin 20 ve 331/2. maddeleri uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemece takdir edilmesine, davaya görevli mahkemesinde devam edilmemiş olması ve talep halinde ise mahkememizce gerekli kararın verilerek değerlendirilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılıp kullanılmayan gider avansından artan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. Maddesine göre karar kesinleştiğinde (ve dosyanın görevli mahkemeye süresinde gönderilmemesi halinde) re'sen davacıya iadesine,
4-Kararın İstinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmesi halinde ... Asliye Hukuk Mahkemesince de daha önce görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Antalya BAM ... Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine,
Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı HMK'nın 345. Maddesi gereğince (2) iki hafta içinde ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
¸(e-imzalı)
Hakim ...
¸(e-imzalı)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!