Anahtar kelimeler: Kdvnin Katlanılması Ediş Yükünün Tevkifat Kayseri Akdedildiğini Yazim Ödenmiş Sunulan

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E. █████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - █████████ K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında █████/2013, █████/2017 ve █████/2017 tarihli sözleşmeler akdedildiğini, sözleşmelere göre davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle müvekkili şirket üzerinde kaldığını, bu nedenle anılan iş ortağında sebepsiz zenginleşme yaratan bu durumun karşısında müvekkili adlarına vergi dairesine yatırılan 150.826,16 TL'nin müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 150.826,16 TL'nin █████/2021 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, hak düşürücü süre itirazı ve zaman aşımı def'inde bulunduklarını, davacının beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin davalı şirket zararına hareket etmesi ve ortaya çıkan zararda herhangi bir kusurlu eylemi bulunmadığını, müvekkili şirketin hizmet süresinde yapılan hakediş bedellerine ilişkin davalı tarafından belirtilen ve istenilen şekilde KDV tevkifatı yapılmaksızın fatura düzenleyerek kuruma ibraz ettiğini, verginin toplanamamasından kaynaklanan bir kamu zararı söz konusu olmadığını, anılan KDV ödemlerinin müvekkili tarafından ödendiğini ve müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Bilirkişi raporunda, davalı ... Ltd.Şti.’nin düzenlemiş olduğu ... numaralı fatura ile % 18 KDV olarak Davacı ...A.Ş. den 1.617,35 TL tahsil ettiği. Oysaki tahsil etmesi gereken 9/10 KDV tevkifat tutarı olan 1.455,61 TL düşüldükten sonra kalan (1.617,35 – 1.455,61) = 161,74 TL KDV’yi tahsil edeceği,davalı ... Ltd.Şti’nin sadece örnek olaraksunulan ... nolu fatura ile 1.455,61 TL fazla KDV tahsilatı yaptığı dosya ekinde bulunan davalı tarafından düzenlenen faturaların tamamı hatalı olarak düzenleme yapıldığı, tespit edilmiştir.
Davacı ...A.Ş. ile ...San.Tic.Ltd. Şti. arasında PTT Kuruluş Kanunu kapsamında şirkete verilen hizmetlerin bir bölümün personel ve ekipman kullanılarak yerine getirilmesi konusunda sözleşmenin imzalandığı, sözleşme konusu hizmetlerin davalı yüklenici tarafından yerine getirildiği ve bedellerinin de faturalar karşılığı davalıya ödendiği, davalı tarafından düzenlenen faturalarda mevzuatı gereği gösterilen KDV’lerin tamamının davalıya ödendiği, ancak KDV Kanununun Bakanlığa Yasanın 9.maddesi ile verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca hizmet bedeli ödemelerinde hesaplanan KDV’nin 9/10’unun alıcı tarafından tevkif edilerek kendi vergi dairesine verilecek 2 nolu KDV beyanı ile yatırılması ve 1/10’luk kısmının satıcıya ödenmesi gerekirken, sözleşmedeki “KDV ayrıca yükleniciye ödenecektir” ifadesi nedeni ile verginin tamamının sehven davalıya ödendiği, davacı ... (...Anonim Şirketinin Davalı ... Ltd.Şti’nden 150.826,16 TL’yi davalıdan talep edebileceğinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Faize ait değerlendirmede; Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BKn un 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir.
Anılan yasal düzenleme çerçevesinde dava öncesi temerrüd bulunmadığından davalı takip tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Davacının davasının kabulü ile, 150.826,16 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağı dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, davacının alacağı █████/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine,
..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas █████████ Esas Sayılı dosyasında verilen █████/2024 tarihli karar usul ve yasaya aykırı olup, istinaf sebeplerine binaen usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, ilk derece mahkemesince zamanaşımı itirazları yönünden menfi yahut müspet bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edilmiş olup, bu yönüyle anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hizmet sağladığı davacı kurumun bu husustaki talep ve istekleri doğrultusunda hakedişleri karşılığında fatura düzenleyerek hakediş ödemesini aldığını, müvekkili şirketin hizmet sağladığı davacı kurumun bu husustaki talep ve istekleri doğrultusunda hakedişleri karşılığında fatura düzenleyerek hakediş ödemesini aldığını, davacı ...A.Ş Satınalma Daire Başkanlığınca 13.06.2017 tarih ve ... sayılı yazısında "... Hizmet bedeli üzerinden hesaplanan KDV oranında tevkifata tabi tutalacağı ve söz konusu KDV tevkifatı uygulamasına Haziran 2017 ayına ait ödemelerden itibaren başlanacağı hususundaki ilgi tebliğinin Genel Müdürlüğümüzün ikinci talimatına kadar durdurulmasına ilişkin alınan emir ilişikte gönderilmiştir. " şeklinde yazısı ile KDV tevkifatının ikinci bir emir gelinceye kadar yapımayacağı hususunun bildirildiğini, müvekkilinin ise kendisine tebliğ edilen emir uyarınca KDV tevkifatsız faturasını düzenleyerek davacı kuruma sunduğunu, müvekkili şirketin hizmet süresinde yapılan hakediş bedellerine ilişkin davalı tarafından belirtilen ve istenilen şekilde KDV tevkifatı yapılmaksızın fatura düzenleyerek kuruma ibraz ettiğini, KDV tevkifatı uygulaması ödeme ile mükellef bulunan taraflara KDV miktarının yapılacak olan ödeme miktarından tevkif edilerek doğrudan Gelir İdaresine ödenmesine ve bu sayede verginin toplanmasının ve kamunun vergi ziyaının önüne geçilmesinin amaçlandığını, bu bağlamda müvekkili şirketin; anılan dönemlere ilişkin KDV tevkifatsız düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin Gelir İdaresine vergi beyanında bulunarak ödenmesi gereken KDV yükümlülüğünü yerine getirdiğini, sonuç itibariyle verginin toplanamamasından kaynaklı bir kamu zararının söz konusu olmadığını, davacı tarafça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 77. Maddesi uyarınca müvekkil şirketin sebepsiz zenginleştiği ve kurumun 78.maddeleri uyarınca geri isteme hakkının olduğunun iddia edildiğini, davacı tarafın; "TBK 78.maddesinde, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, borç olmadığı halde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklı olduğu" hükmüne dayanarak eldeki davayı ikame etmiş ise de davacı şirketin bir sermaye şirketi olduğu dikkate alınarak Türk Ticaret Kanunu 18/2 maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmesi yükümlülüğü altında olduğunu, kurum yöneticilerinin de bu anlamda basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında olup, KDV tevkifatı yapılmadan ödenen KDV'lerin borçlu sanılarak ödenmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalarda KDV tevkifatı uygulamayan tarafın müvekkili şirket değil, davacı şirket olduğunu, davacı şirketin bu husustaki emirleri doğrultusunda hareket edilmiş olup, iş bu davaya konu zararın ortaya çıkmasına KDV tevkifatı tebliğine aykırı emir ile yükümlülüğe uymayan davalı şirket sebebiyet verdiğini, bu cihetle kimse kendi kusuruna dayalı olarak hak talep edemeyecek olup, davacı tarafın ödemekle yükümlü bulunduğu vergi ziyaından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, istinaf gerekçeleri ile yazılı ve sözlü beyanlarının, itirazlarını da tekrarla usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde öncelikle usul yönünden kaldırılarak ilk derece mahkemesine iadesine, mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden ilk derece mahkemesinin kaldırılarak asıl davanın reddine karar verilmesi amacıyla istinaf kanun yoluna başvurulması zorunluluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının öncelikle usul yönünden kaldırılarak ilk derece mahkemesine iadesine, mahkeme aksi kanaatte ise usul ve yasaya aykırı kararın esas yönünden kaldırılmasına haksız ve kötüniyetli davanın reddine, yargılıma giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; Davacı tarafın istinaf başvurusunun öncelikle HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurmadığından" usulden reddine" Mahkeme aksi kanaatte ise ‘esastan reddine’, talep ettikleri faize ait değerlendirmesinde ise dava dilekçeleri doğrultusunda düzeltilerek karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında posta taşıma hizmetine ilişkin sözleşmeler bulunduğu, davacı tarafça sözleşmeye istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödemesi gerektiği, KDV tutarının tamamının davalı/borçlu şirkete ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi Vergi Usul Kanunun 371.maddesi gereğince vergi dairesine ödediği, davalının ödenen bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla iş bu alacak davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı Hizmet süresince yapılan hak ediş bedellerine ilişkin davacı tarafından kendilerinden istenildiği şekilde KDV tevkifatı yapılmaksızın fatura düzenlenip davacı kuruma ibraz edildiğini, Gelir İdaresi tarafından kendi şirketlerinden tahsil eden edilen KDV'lere ilişkin olarak mükerrer olmak üzere davacı ...' den tevkif edilmeyen KDV'nin hangi amaçla tahsil edildiği hususunun ilgili kurumlar sorulması gerektiğini, davacı tarafından fazla ödendiği belirtilen kısmın hak edişlerinin KDV kısımları olduğu alınan KDV ödemelerinin zaten kendileri tarafından gelir idaresine yapıldığını davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Dairemiz █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı incelendiğinde; İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun davacının itirazlarını karşılamadığı, emsal olarak sunulan raporları tetkik etmediği, ek rapor alınmadığı görülmekle davacı yanın itirazlarını karşılar, dosyaya sunulan emsal raporları tetkik eder nitelikte yasal düzenlemeler, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınarak sonuca varılması için dosyanın bir vergi uzmanı, bir Sayıştay denetçisi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek alınacak rapor sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verildiği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere doğan KDV'nin mükellefi (yükümlüsü) kanunla belirlenmiştir. Ancak, tarafların bunun aksini (yani nihai sorumluluğu) kararlaştırılması mümkündür. Bunun aksinin kararlaştırılmış olması halinde, taraflar vergiyi toplamakla yükümlü kamu idaresine bu durumu ileri sürememelerine karşın, sözleşmenin tarafı olarak birbirlerine karşı ileri sürebileceklerdir.( Yargıtay 6. HD █████████ Esas █████████ Karar)
Davacı tarafça dosyaya sunulan Posta Taşıma Hizmetine Ait Sözleşme ve Şartname" isimli belgenin 9. Maddesi; "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım sigorta belge resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dahildir. İlgili mevzuat uyarınca hesaplanacak "Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp PTT tarafından yükleniciye ödenecektir."
10 maddesi
: İhale alan ücreti ve tellaliye resminin dışındaki bütün resim ve vergiler damga pulları varsa noter ve her türlü tasdik harçları ile bunlara benzer masrafları yükleniciye aittir. Ancak bu şekilde yapılacak masraflarını sözleşme bedelinin yarısını geçmesi halinde geçen kısmın PTT tarafından karşılanır."
56 maddesi; yüklenici gerek sözleşme süresi gerekse tamamlayıcı süre içinde sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerde artış olduğu gerekçesiyle iş bu sözleşmede tespit edilmiş olan ücretinden fazlasını isteyemez ve bu nedenleri gerekçe göstermek suratıyla sözleşmeyi bozamaz " şeklindedir.
Mahkemece Dairimiz Kaldırma kararı sonrası aldırılan 25.09.2024 tarihli raporlarda:
Davacının 3065 sayılı katma değer vergisi kanunu 9/1 maddesi kapsamında ve katma değer vergisi genel uygulama tebliği I-C-2 maddesi kapsamında vergi sorumlusu olduğu, tebliğin aynı maddesinin muhtelif alt bentlerinden taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu hizmet ifasının 9/10 oranında tevkifata tabi olduğu
Sözleşme konusu hizmetlerin davalı yüklenici tarafından yerine getirildiği ve bedellerinin de faturalar karşılığı davalıya ödendiği,
Davalı tarafından düzenlenen faturalarda mevzuatı gereği gösterilen KDV'lerin tamamının davalıya ödendiği, ancak KDV Kanununun Bakanlığa Yasanın 9.maddesi ile verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca hizmet bedeli ödemelerinde hesaplanan KDV'nin 9/10'unun alıcı tarafından tevkif edilerek kendi vergi dairesine verilecek 2 nolu KDV beyanı ile yatırılması ve 1/10'luk kısmının satıcıya ödenmesi gerekirken, sözleşmedeki “KDV ayrıca yükleniciye ödenecektir” ifadesi nedeni ile verginin tamamının sehven davalıya ödendiği,
Davacı ... (...Anonim Şirketinin Davalı ... Ltd.Şti'nden 150.826,16 TL'yi ödeme tarihi itibariyle hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceğinin" belirtildiği görülmüştür.
Davacı tarafından taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca KDV vergilerinin tamamının davalıya ödendiği buna karşılık vergi dairesine davalının ödemesi gereken KDV tutarlarının da ödendiği dosya kapsamından sabit olup davacının ödediği 150.826,16 TL'yi davalıdan tahsilini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 82. Maddesinde; Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiş olup eldeki dava 13.10.2022 tarihinde açıldığı davacı tarafından sunulan belgelere göre 18.11.2020 ve 01.12.2020 tarihlerinde vergi dairesine ödeme yapıldığı yine dava tarafından 15.08.2022-31.08.2022 tarihleri arasında ara bulucuya baş vurulduğu görülmekle davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır
Açıklamalar ışığında davanın kabulü yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davanın istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava tarihi 13.10.2022 olup dava değerinin 150.826,16 TL olduğu görülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin ████████ esas-████████ karar sayılı,█████/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na █████/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan "...341 inci ve 362 inci..." ibaresi ile "....362 inci..." ibaresinden sonra gelen "...ve..." kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal █████████ esas-█████████ karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - █████████ K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 10.302,93-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 2.573,73 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 7.729,20 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!