Anahtar kelimeler: Krizi Promosyon Uyarlanma Enflasyon İhalesi Döviz Yazildiği Maaş Süreyle Arasına

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili, Müvekkil idare tarafından .....tarihinde maaş promosyon ihalesi yapılarak, .....Bankası ile .....tarihinden geçerli olmak üzere .....tarihinde 3 (üç) yıllık protokol imzalandığını, yapılan promosyon sözleşmesinin süresinin .....-.....tarihleri arasına ilişkin olduğunu, sözleşmenin 3 yıl gibi uzun süreyle imzalandığını, beklenmeyen olağanüstü durumlar (enflasyon, döviz krizi) nedeniyle yeni koşullara uyarlanma yönünde hüküm bulunmadığını, ayrıca protokolün 26. maddesinde, protokolün, kuruluş (idare) tarafından süresinin bitiminden önce feshedilmek istenmesi durumunda, bankanın diğer yasal hakları saklı kalmak üzere, fesih tarihinden önce ödenen toplam promosyon tutarı ile bu tutarın %10 oranındaki meblağın bankaya geri ödeneceğine dair düzenlemeye yer verildiğini, ancak müvekkili idarenin personelden gelen şikayetleri ve sendikaların taleplerini dikkate alarak bankadan uyarlama talebinde bulunduğunu, talep karşılanmadığı için sözleşmenin feshedildiğini, bankanın tek taraflı ve hazırladığı ve özellikle fesih halinde ağır şartlar içeren sözleşme maddesi gereğince fesih sonrası bankaya …. TL bankaca ödenen promosyon ile bu tutarın % 10 oranındaki meblağın geri ödendiğini, müvekkil kurumun hem sendikaların ve dolayısıyla personellerinin taleplerini dikkate aldığını, hem de bankalar lehine ve personeller aleyhine oluşan haksız kazancı ortadan kaldırmak amacıyla davalı ile imzaladığı sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davalı bankanın uyarlama taleplerine karşılık verilmediği için sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, kamu hizmetlerinin aksamaması ve icra tehdidi ile karşılaşmamak adına müvekkili kurumun sözleşmede yer alan cezaİ şartı ödeyip işbu alacak davasını açtığını, öncelikle sözleşmenin güncel enflasyon rakamlarına uyarlanmaması ve kamu personelinin haklı beklentisi göz önünde tutulduğunda taraflarınca sözleşmenin feshedilmesi işleminin haklı fesih olarak değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan bankaların emekli promosyon sözleşme fesihlerinde izlediği yolun sözleşmede geçen süre dikkate alınarak kıstelyevm usulü ile kalan süreye ilişkin promosyon ücretinin iadesine ilişkin olduğunu ileri sürerek fazlası saklı müvekkili kurum tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin haklı nedene dayanması gerekçesiyle ödenen promosyon ücretinin tamamının ve cezai şartın yasal faizi ile birlikte iadesine, mahkemenin haklı fesih koşullarının oluşmadığı kanaatinde olması halinde, sözleşmenin uygulandığı ve iki tarafın yükümlülüklerini yerine getirdiği 18 aylık dönem için davalı bankaya ödenen promosyon ücretinin ve %10 tutarında ki cezai şartın kıstelyevm usulü ile hesaplanarak yasal faizi birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, arabuluculuğa başvuru yapılmadan dava açıldığı, somut olayda banka ile kurum arasında “kurum maaş ödeme protokolü” bulunmakta olup sadece promosyon ödenmesine ilişkin bir anlaşma olmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde her ne kadar taraflar arasında bir promosyon anlaşması olduğu belirtilmiş ise de, yapılan anlaşmanın kurum personelinin maaşlarının üzerinde anlaşılan süre boyunca banka aracılığı ile ödenmesine yönelik bir “maaş ödeme” anlaşması olduğunu, maaşların ödenmesi ile birlikte gerek banka ve gerekse kurumun hak ve yükümlülüklerini içerdiğini, kurum personelinin maaşlarının banka aracılığı ile ödenmesi sebebiyle kurum personeline “promosyon” adı altında yapılacak olan, tutarı kurum tarafından yapılan ihale hükümleri çerçevesinde belirlenen ve ödeme koşulları ve dağıtım esasları ekte yer alan sözleşmenin 25. maddesinin son paragrafında da belirtildiği üzere kurum tarafından belirlenen “ödeme” ve buna ilişkin hususların bu protokolde yer alan hükümlerden sadece biri ya da birkaçı olduğunu, tüm protokolün bu ödemeye ilişkin olmadığını, bunun sonucu olarak bankanın anılan protokolde yer alan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine, sunulan hizmetlerde bir aksaklık olup olmadığına bakılması gerektiğini, müvekkili banka ile kurum arasında .....tarihinde imzalanan protokol çerçevesinde hizmetlerin herhangi bir aksamaya sebebiyet verilmeksizin usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini, protokole aykırı hiçbir uygulamaya sebebiyet verilmediğini, buna rağmen protokolün kurum tarafından protokolün 26. maddesi çerçevesinde tek taraflı feshedildiğini, banka ve kurum arasında feshe ilişkin prosedürün tamamlandığını, kurumun tek taraflı feshinin tamamlanması prosedüründe protokole aykırı, protokol hükümlerinden sapan herhangi bir hatalı yön bulunmadığını, süresinden önce feshin sonuçlarının da protokolde yer alan hükümlerden olduğunu, davacı tarafından sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayanmadığını,
kurum ile banka arasında imzalanan protokolün, kurum tarafından yapılan ihale akabinde, müvekkili bankanın ihale çerçevesinde vermiş olduğu teklifin kurum tarafından kabul edilmesi üzerine ve taraflar arasındaki karşılıklı müzakereler neticesinde imzalandığını, protokolün 35. maddesinde, protokolün .....tarihinde başlayacağı ve .....tarihinde sona ereceğinin düzenlendiğini, sürenin müvekkili banka tarafından tek taraflı belirlenmesinin söz konusu olmadığını, ekte yer alan Dicle Üniversitesi Rektörlüğünün müvekkili bankayı muhattap alarak gönderdiği .....tarih, 15657 sayılı “İhaleye Davet” başlıklı yazı ile, maaş promosyon ihalesi yapılacağı belirtilerek ihaleye ilişkin şartname ve davet mektubu gönderildiğini, davet mektubu’nun “Genel Şartlar” başlıklı 4. Maddesinin 1. fıkrasında anlaşma yapılacak banka ile yapılacak sözleşmenin süresinin 3 yıl olacağı, sözleşme başlangıç tarihinin ....., bitiş tarihinin .....olacağı ve bu tarihte bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceğinin belirtildiğini, davet mektubunda ayrıca kurumun anlaşma yapılacak bankadan taleplerinin de detaylı şekilde yazıldığını, dolayısıyla davacı yanın sözleşme hükümlerinin genel işlem şartları olduğu, müzakere edilmediği şeklindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmelerde sözleşmeye bağlılık ilkesinin esas olduğunu, somut olayda sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin şartların bulunmadığını, kurumun sözleşmeyi tamamen kendi inisiyatifi ile süresinden önce sona erdirdiğini, süresinden önce sona ermeye ilişkin protokol hükümlerine vakıf olarak ve bunlara uyarak banka ile çalışmasına son verdiğini, kurumun sözleşmeyi feshetmiş olması nedeniyle müvekkili bankaya ödediği tutardan kaynaklı bir zararı bulunmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davanın .....tarihinde Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemelerine hitaben açıldığı ve Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesinin .....tarih ve .....E.-.....K. Sayılı ilamı ile, davanın bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....tarih, .....E.-.....K. sayılı ilamında, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin uyuşmazlıkların TTK'nın 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun belirtildiği gerekçesiyle Diyarbakır Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve davacı vekilinin süresi içerisinde gönderme talebi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Dava, taraflar arasında imzalanan .....tarihli ve 3 yıl süreli maaş ödeme protokolünün davacı tarafından haklı nedenle fesih edildiğinden bahisle ödenen promosyon ücretinin tamamının ve cezai şartın yasal faizi ile birlikte iadesi, haklı nedenle fesih koşullarının oluşmadığının kabulü halinde sözleşmenin uygulandığı 18 aylık dönem için davalı bankaya ödenen promosyon ücretinin ve %10 tutarındaki cezai şartın kıstelyevm usulü ile hesaplanarak yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Davacı kurum tarafından .....tarihinde yapılan maaş promosyon ihalesi sonrası davacı kurum ile davalı banka arasında davacı kurum çalışanlarının maaşlarının.....-.....tarihleri arasında davalı banka kanalıyla ödenmesine ilişkin maaş ödeme protokolü imzalandığı, sözleşmenin fasına başlandıktan sonra davacı kurum tarafından sözleşmenin süresi dolmadan önce fesih edildiği dosya kapsamından sabittir.
Uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesi gerekir. Davacı kurum tarafından yapılan ihale sonrası tarafların ortak iradesi ile maaş ödeme protokolü imzalanmış ve sözleşmenin ifasına başlanılmıştır. Davacı kurum, sözleşme süresi içerisinde meydana gelen ekonomik koşullarda değişiklik olması nedeniyle ödenen promosyon miktarının düşük olduğunu, uyarlama taleplerinin davalı banka tarafından kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmenin fesih edildiğini ileri sürmüştür. Sözleşmenin ifasına başlandıktan sonra gerçekleştirilen işlemler davalı banka yönünden bankacılık işlemi niteliğindedir. Bankacılık işleminden kaynaklanan davalar 6102 sayılı TTK.'nun 4/1-f maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliğindedir.
.....tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6102 sayılı yasanın 5/a. maddesinde; "bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü ile aynı kanunun 6325 sayılı kanunda değişiklik yapan 23. Maddesinde "(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın , dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi içeren ticari davalarda arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu ve başvuru sonucunda düzenlenen son tutanağın dava dilekesine eklenmesinin zorunlu olduğu, son tutanak eklenmediği takdirde 1 haftalık kesin süre verilerek son tutanağın mahkemeye sunulmasının istenilebileceği, arabulucuya başvuru yapılmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davanın .....tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben açıldığı, dava açılırken arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir ibareye yer verilmediği, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize geldiği, mevcut karar tarihi itibariyle de dosyaya yansıyan herhangi bir arabuluculuk son tutanağının bulunmadığı, davacı vekili tarafından da .....tarihli celsede arabuluculuğa başvuru yapılmadan dava açıldığının beyan edildiği, bu haliyle aralubuluculuğa başvuru yapılmadan davanın açıldığı anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE;
2-2547 sayılı Kanunun 56/a maddesi gereğince davacının harçtan muaf olduğu anlaşılmakla, harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!