Anahtar kelimeler: Klavuz Tescilsiz Adını Otomativ Soyadı Tpe Sinai Firmanın Ünvanının Yıllardır

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın, aile soyadı olan ... adını ticaret ünvanının klavuz unsuru olarak tescil edilerek kullandığını, ayırt edici nitelik kazandırdığını, davacı firmanın yıllardır "...", "... OTOMATİV" ifadelerini ticaret unvanı ve tescilsiz markal olarak kullandığını, davalının TPE nezdinde ... nolu "... GRUP",... nolu "...", ... nolu "...", ... nolu "...", ... nolu “... İNŞAAT" ve ... nolu "... OTOMOTİV” markalarını yasaya aykırı olarak tescil ettirildiğini, davacıların ticaret ünvanlarının klavuz unsurunun ... olmasının davalı markaları açısından hükümsüzlük nedeni olduğunu, davalı markasında "ayırt edicilik" niteliğinin olmadığını, zira davalıdan evvel ticaret siciline "..." adı ile kayıtlı bir çok markanın olduğunu, davacılardan ... Satış Pazarlama firmasına ait reddedilen ... marka başvurusu ve ... tescil başvuru nolu tescil başvurusunun da incelenmesi gerektiğini, davacılar tarafından "..." ve "..." ifadelerinin aralıksız ve yoğun olarak davalının tescilinden önce ve sonra kullanıldığını, davalının bu duruma hiç itiraz etmediğini, uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradıklarını, davalının markalarını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, davaya konu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İTO kayıtlarında davacı ... Ltd.Şti unvanlı bir şirketin bulunmadığını, davacının bahsettiği ...'nun bu şirkette hali hazırda bir ortaklığının ve yöneticiliğinin bulunmadığını, davalıya ait ... tescil nolu ... İNŞAAT markası bakımından; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacıların nasıl bir dava arkadaşlığı bulunduğununun açıklamadığını, bunun usuli bir hata olduğunu, davalı şirketin İTO'ya █████/1995 tarihinde kayıt edilmiş olduğunu davalı firmanın daha önceki unvanların da da ... ibaresinin yer aldığını, şirketin eski ortakları arasında yapılan protokol sonucu şu anki sahibi ...'nun şirketin tek sahibi olduğunu, diğer kardeşler ... ve ...'nun bu protokolden sonra ticari unvan ve marka olarak ..., ... İNŞAAT markalarını kullanmayacaklarını beyan ettiklerini, bu beyanlara rağmen kullanımlar devam edince davalı firmanın davacılar aleyhine marka hakkına tecavüzün önlenmesi davaları açması üzerine işbu davanın açıldığını, her iki davacının kuruluş tarihlerinin davalı şirketin kuruluş tarihinden en az 10 yıl sonra olduğunu, sunulan delillerin hiçbirisinin davacı şirketlerle ilgili olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, █████/1995 tarihinde tescil edilen davacı ... San. Tic. Ltd.Şti'nin ticari ünvanını ... A.Ş olarak değiştirdiği, davacılar tarafından eskiye dayalı kullanıma ilişkin deliller incelendiğinde, en eski tarihlisinin █████/2017 tarihli sözleşme olduğu, davalı tarafından sunulan kullanıma ilişkin deliller incelendiğinde ise, 2005-2010 yılları arası sunulan faturalar olduğu, faturaların davalı şirketin eski ünvanı olan ... San. Tic. Ltd.şti adına düzenlendiği, yine davalı adına tescilli www...com.tr. alan adının da tescil tarihinin █████/2001 tarihi olduğu. davalı şirketin ... ibaresinin ticari ünvan ve marka olarak kullanımının davacı şirketlerden daha önceki bir tarihe dayandığı, davacılar tarafından gerçek hak sahipliği iddiası ile eskiye dayalı kullanıma ilişkin başkaca delil sunulmadığından gerçek hak sahipliği iddiası ispatlanamadığından ve davalının ... markası üzerinde davacılara nazaran eskiye dayalı kullanımı ve gerçek hak sahibi olduğu gerekçesiyle, SMK.nun 6/3. maddesine dayanılarak açılan hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacılar tarafından kötü niyet iddiasına ilişkin soyut iddia dışında somut bir delil sunulmadığı, alınan bilirkişi raporlarına göre, davaya konu ... ibaresinin SMK'nın 5. maddesinde tanımlanan markalardan olmadığı gibi zayıf bir ibare de olmadığı, tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğe sahip bir marka olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrar ederek; mahkemenin red gerekçesi yerinde olmadığını, davalıya adına tescilli markaların iptali ile ilgili olarak dava dilekçesinde belirttikleri gerekçelerin ilk derece mahkemesi tarafından irdelenmediğini, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin ilamda şirkete ait internet sitesinin tescil tarihinin daha önceki tarihe dayandığını gerekçe olarak göstermişse de, söz konusu gerekçenin hiçbir hukuki karşılığı ve anlamı olmadığını, zira internet alan adının alınmış olmasının marka hakkını internet alan adı sahibine vermediğini, davalıya ait internet sitesinin gerekçe olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen müvekkili şirket yetkilisinin de soyismi olan "..." ibaresinin, basit bir internet araştırması ile söz konusu soyismin yaklaşık 20.000 kişi tarafından kullanıldığının ortaya çıktığını, oldukça yaygın olan ve ayırt ediciliği zayıf olan bir soyisminin marka olarak tescil edilerek davalının tekeline bırakılması mümkün olmadığını, bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından verilen usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın önceye gerçek hak sahibi olduğu iddiasını ispat edemediği, davaya konu ... ibaresinin SMK'nın 5. maddesinde tanımlanan markalardan olmadığı gibi zayıf bir ibare de olmadığı, tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğe sahip bir marka olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!