Anahtar kelimeler: Yazın Öğle İrak Kuzey Yılda Sadakat Başı Santrali İnşaatında Düşük

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 54. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.03.2015-11.04.2018 tarihleri arasında davalı Şirketin Kuzey Irak .... Elektrik Santrali İnşaatında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, aylık net 1.800,00 USD ücret aldığını, ücretinin kayıtlarda düşük gösterildiğini, yılda 2 net ücret tutarında sadakat primi ödendiğini, davacının yazın 05.30-06.30'da iş başı yaptığını, öğle aralarının 1,5 saat ile 3,5 saat arasında değiştiğini, akşam çalışmasının 18.00-19.00'a kadar sürdüğünü, günlük çalışma süresinin 10 saat olduğunu, 2 haftada 1 gün hafta tatili izni kullandığını, dinî bayramların ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının son ücretin 1.200,00 USD olduğunu, çalışma süresi ve ücretlerinin ücret bordroları ve ibranamelerle sabit olduğunu, davacının fazla çalışma yapmadığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, eğer çalışırsa karşılığı ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinde uyuşmazlık halinde Irak hukukunun uygulanacağı, hüküm bulunmayan hallerde Türk hukuku uygulanacağının düzenlendiği, Mahkemece bu hususta uzman bilirkişiden rapor alındığı, Irak mevzuatında işçilerin hak ve tazminat taleplerini içeren davaların 3 yıl içerisinde açılması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 11.04.2018 tarihinde sonlandığı, davanın ise 29.07.2019 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açıldığı, tanık beyanları ve davacının çalışma şekline göre, günlük 8 saat üzerinde çalıştığı, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili günlerinde de çalıştığı ve bu çalışmalarına yönelik zamlı bir ödeme yapılmadığı, belirsiz alacak davası olarak açılan davada zamanaşımına uğrayan alacak olmadığından talep edilen alacakların tamamı yönünden kabul kararı verildiği, davada talep edilen alacakların ibraname konusu olmadığı anlaşıldığından bu belgeye itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanmasına yönelik itiraz bulunmamakta ise de, davalının istinaf dilekçesinde uyuşmazlığa Irak hukuku uygulanması gerektiğini savunduğu, ancak uyuşmazlığa zaten Irak hukuku uygulandığından, davalının bu itirazının yersiz olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, Irak Çalışma Kanunu'nun 145. maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin zamanaşımı değil dava açma süresini belirleyen hak düşürücü süre olduğu, bu kapsamda davanın 3 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, alacakların ıslah zamanaşımına uğramadığı, dosya arasında bulunan ibraname tarihsiz olduğundan geçerli olmadığı, dosya kapsamına göre davacının son aylık ücretinin 1.800,00 USD olduğu, ücretin bir kısmı bordrolarda fazla çalışma ve hafta tatili ücreti olarak tahakkuk ettirilmiş ise de bordro hilesi yapıldığından ücret bordrolarda yer alan fazla çalışma ve hafta tatili ücreti tahakkuklarının aylık ücretin bir parçası kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacının hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen çalışma düzeni içinde fazla çalışma yaptığını, bir kısım hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanlarıyla ispatladığı, bilirkişi raporunda yapılan tespit ve hesaplamaların dosya kapsamına ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Uyuşmazlığa Irak mevzuatının uygulanması gerektiğini,2.Türk hukukunun uygulanması gerektiği kabul edilirse bu ihtimalde alacakların zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazlarının gözetilmediğini,3.Davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah zamanaşımının değerlendirilmediğini,4.Irak kanunlarına göre zamanaşımı süresi 3 yıl olup ıslah zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini,5.Ücret tespitinin hatalı olduğunu, ücretin 1.200,00 USD olduğunu,6.Davacı tanıklarının işverene karşı açtıkları davaları nedeniyle beyanlarının esas alınmayacağını,7.İbranameye değer verilmesi gerektiğini,8.Davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının bulunmadığını, bu çalışma karşılıklarının ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiğini, bu hesaplamaların ilgili dönem ücretine göre yapılması gerektiğini, davacı tanıklarının çalışma dönemleri ile davacının çalışma döneminin birebir örtüşmemesine rağmen beyanların tüm çalışma dönemine atfedilmesinin hatalı olduğunu,9.Hesaplamaların çok fazla miktarda olduğunu ve hatalı tespitler bulunduğunu, davacının çalıştığı ulusal bayram ve genel tatil günlerinin çalıştığı ülkeye göre belirlenmediğini, yurtta bulunan sürelerin dışlanmadığını, ara dinlenme sürelerinin hatalı belirlendiğini, takdiri indirim yapılmamasının hatalı olduğunu,10.Dosyadaki iş sözleşmesine göre saat ücretinin 240’a bölünerek bulunması gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeTaraflar arasında, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, ibraname, ücret tespiti, dava konusu alacak kalemlerine davacının hak kazanıp kazanmadığı, alacakların ispatı ve hesap yöntemi ile takdiri indirim hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki (4) ve (5) numaralı paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 24/1 hükmü şöyledir:"Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.5718 sayılı Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.3. Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesince, davacı vekili tarafından Türk hukukuna göre hesaplama yapılan bilirkişi raporu esas alınarak ve ıslah zamanaşımı gözetilerek sunulan ıslah talebi doğrultusunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davada Türk hukuku uygulanarak sonuca gidilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulandığı yönünde değerlendirme yapılması hatalı ise de bu husus sonuca etkisi olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.4. Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası açtığını belirtmemiş, yargılama aşamasındaki beyanlarında belirsiz alacak davası açtığını ileri sürmüş ise de zamanaşımı savunmasını dikkate alarak yaptığı ıslah işlemi ile davanın kısmi dava olarak açıldığını örtülü şekilde teyit etmiştir. Davacı vekili 21.09.2021 tarihli duruşmada zapta geçen beyanında "..ıslahımızı zamanaşımına uğramış kısımları dışlayarak ve %30 hakkaniyet indirimi de hesaplayarak ıslah talebinde bulunduk.." şeklinde açıklama yapmış ise de; yapılan incelemede sadece ıslah zamanaşımının gözetildiği, indirimsiz tutarlar üzerinden resen hesaplama yapılarak ıslah talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin tanık anlatımları ile ispat edilmesi hâlinde, hesaplanan alacaklardan indirim yapılması gerektiğine dair Yargıtay içtihatları istikrarlı bir uygulama hâlini almıştır. Bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılması gerekli uygun bir indirimdir. Diğer taraftan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamalarının tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.Bu açıklamalara göre dosya kapsamında tanık beyanları esas alınarak hesaplanan fazla çalışma hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden uygun oranda indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.5. Davacının ıslah talebinin dayanağı olan bilirkişi raporunda alacak kalemlerinin brüt ücret üzerinden hesaplandığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ücretine ilişkin hüküm fıkrasında brüt tutarın, net olarak hüküm altına alınması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.