Anahtar kelimeler: Davaalacak Davadavacı Vekillik Vekilliğini Acentelik Elden Yansıtmadığını Cari Şubesinin Gerçeği

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2020
NUMARASI
:███████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
:Davacı vekili; taraflar arasında 2009 yılında imzalanan ticari vekillik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalının ... şubesinin ticari vekilliğini yaptığını, ticari vekillik sözleşmesinin haksız fesih sonucunda müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının davalının cari hesap kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından düzenlenen belgelerde belirtilen elden ödemelerin müvekkiline yapılmadığını, elden ödeme yapılması mümkün olmayıp taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 17. maddesine göre de ödemelerin banka yoluyla yapılması gerektiğini, sözleşmeye ve hayatın olağan akışına aykırı olarak nakit ödendiği iddia edilen ödemelerin davacının imzasını taşımayan nakit ödeme makbuzları ile düzenlendiğini, bu durum üzerine davalıya ticari defterler üzerinde inceleme talep ettiklerini, ancak kabul edilmediğini, davalının defter kayıtlarının dayanağı olan makbuzlar üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiğini belirterek, haksız fesihten doğan ve davacıya ödenmeyen hakedişler ve 7.500-TL isim hakkı ödemesi bedeli olarak toplam 64.169-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili; taraflar arasında █████/2009 tarihli ticari vekillik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının sözleşmeye aykırı olarak müşterilerden tahsil edilen bedelleri şirkete ödemediğini, yapılan kasa sayımlarında kasadan para kullanmış olduğu, kasa açığının çıktığını ve buna benzer olaylardan dolayı davalının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 17/a maddesine göre vekilin kasadan para kullanması ve müvekkili adına tahsil edilen ücretleri şirket hesabına zamanında ödememesinin derhal fesih nedeni olduğunu, davacının düzenlenen fesih bildirimi ve taahhütnameyi ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imzaladığını, tediye makbuzlarının da komisyon ve tazmin ücreti ile kasa açığı çıkması halinde düzenlendiğini, bu tutarların davacının hakedişlerinden kesildiğini, tediye makbuzlarının bir kısmı nakit mahsuplaşmasına ilişkin olup 30.04.2010 ve 29.05.2010 tarihli olanların ise fesih tarihinde tespit edilen kasa açıkları olduğunu, tediye makbuzlarını davacının bizzat imzaladığını, ödemelerin taraflarca imzalanan mutabakat ile sabit olduğunu, davacının talep ettiği isim hakkı ödeneceğine dair ise bir taahhüt bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:Mahkemece; imzası inkar edilmeyen █████/2010 tarihli mutabakat metninde cari hesap bakiyesinin 7.726,12 TL olduğu (davacının davalı tarafa 7.726,12 TL borcunun bulunduğu), █████/2010 tarihli tutanakta acente tarafından şirket adına tahsil edilmesi gereken 29.311,96-TL'nin şirket hesabına yatırılmadığının imza altına alındığı, dava dilekçesinde davalı şirket kayıtlarına da delil olarak dayanıldığı, bu doğrultuda yapılan inceleme sonucunda davalı ticari defter ve kayıtlarında davacı hesabının 23.442,81 TL borç bakiyesi arz ettiği,BAM kararında da tespit edildiği üzere imzası inkar edilmeyen belgelerden şirket hesaplarına yatırılmayan bedellerin davacı tarafından ödeneceğinin taraflarca taahhüt altına alınmış olduğu, böylece borcun ikrar edilmiş olduğu, davacı tarafça ödeme makbuzlarındaki imza inkar edilmiş ve davalı tarafça da imza asıllarının bulunduğu makbuz asılları sunulamamış ise de, ödeme makbuzlarına konu alacağın mutabakat metninde de cari hesap tablosunda kalem kalem belirtildiği, her ne kadar █████/2020 tarihli celsede davacı asıl mutabakat metnini imzalamadığını beyan etmiş olsa da, dava dilekçesinde iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bu hususu ileri sürmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
:İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; BAM 12 HD'nin kaldırma kararının inkar edilen imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının tespitine dayalı olarak verildiğini, ancak mahkemece karbon kopyalar üzerinde imza incelemesi yaptırıldığını, mahkemece davalı tarafa belge asıllarını sunması için ihtarlı kesin süre verildiğini, ancak davalının kesin süreye rağmen belge asıllarını sunmadığını, bu nedenle davacının imza inkarı iddiası kabul edilmiş sayılarak davanın kabulü gerekirken, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bu hususun usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, ticari vekillik sözleşmesinin feshi nedeniyle bakiye hakediş bedeli ile ödenen isim hakkı bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince 27.12.2016 tarihli karar ile "davacının imzasını içeren tediye makbuzlarındaki tutarların mahsubu sonucunda davacının davalıya borçlu olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin ████████-████████ sayılı ve 25.12.2017 tarihli ilamıyla "Dava dilekçesinde davacının tediye makbuzlarında imzası bulunmadığı, davalı ticari defterleri dayanağı makbuzlardaki imzaların incelenmesi talep edilmiştir.Yargılama sırasında sürdürülen imza inkarı nedeniyle yöntemince inceleme yapılmadan ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiş ve 30.04.2010 tarihli davacının imzasını havi taahhütname başlıklı belgenin ikrar olduğu kabul edilerek davacının makbuzlara ilişkin imza inkarı üzerinde durulmaksızın mali müşavir bilirkişiden alınan rapor ile dava neticelendirilmiş ise de; ileride borç çıkarsa ödeneceği taahhüdünün borç ikrarı olmadığı halde ikrar olarak değerlendirilerek “taahhütname” başlıklı belgenin hükme esas alınması da yerinde olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş davalının tediye makbuzlarında davacının imzası bulunduğunu iddia ettiği, davacı tarafından imzaların inkar edildiği ödeme dekontlarında yöntemince imza incelemesi yapılmak suretiyle, inkar olunan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti ve bu hususun 27.02.2010 tarihli imzası davacı tarafından inkar edilmeyen mutabakat belgesi, dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirme yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilk mahkemesine iadesine karar verilmiştir.Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 30.06.2009 tarihli ticari vekilliksözleşmesinin, taraflarca imzalı 30.04.2010 tarihli fesih beyanı başlıklı belge ile feshedildiği, taraflarca imzalanan 31.03.2010 tarihli mutabakat mektubu ile ekinde bulunan yine davacı tarafından imzalanmış cari hesap dökümüne göre davacının 31.03.2010 tarihi itibariyle davalıya 7.726,12 TL borçlu olduğunun tespit ve kabul edildiği, söz konusu mutabakat metnine davalı tarafından düzenlenmiş ve davacının imzasını taşıyan 28.12.2009 tarih ve 8.000-TL tutarlı, 13.01.2010 tarih ve 2.846,80-TL tutarlı, 22.01.2010 tarih ve 2.250-TL tutarlı, 29.01.2010 tarih ve 19.000-TL tutarlı ile 05.03.2010 tarih ve 25.504,94-TL tutarlı tediye makbuzlarının da dahil edilerek sonuç borcun tespit edildiği, mutabakat tarihi sonrasında ise kasa açığı gerekçesiyle yine davalı tarafından imzalanmış 29.05.2010 tarihli 146,44-TL tutarlı ve 30.04.2010 tarih ve 29.311,96-TL tutarlı tediye makbuzlarının düzenlendiği, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda imza incelemesine esas olmak üzere tediye makbuzu asıllarını sunması hususunda davalı vekiline yasal sonuçları da hatırlatılmak suretiyle HMK'nın 220. maddesine uygun olarak kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafından belge asıllarının sunulmadığı, mahkemece bu nedenle söz konusu tediye fişlerinin karbon kopyaları üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı anlaşılmaktadır.Lehine olarak düzenlenen bir belgedeki imzanın karşı tarafça inkarı üzerine imzanın inkar edene ait olduğunu ispat yükü, belgeye dayalı olarak borçlu olmadığını veya alacaklı olduğunu ileri süren tarafa aittir. Bu kapsamda dayanak tediye fişlerinde davacıya atfen atılan imzaların davacıya ait olduğunu ispat yükü üzerinde bulunan davalının, bu hususu ispatlaması gerekmektedir. Ancak belge asıllarının elinde olduğu anlaşılan davalı belge asıllarını sunmadığından ve karbon kopya üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucu alınan raporun hükme esas alınması da mümkün olmadığından, söz konusu tediye fişleri üzerinde bulunan imzaların davacıya ait olduğu hususu usulüne uygun olarak kanıtlanamamıştır. Ancak 29.05.2010 tarih ve 146,44-TL tutarlı ile 30.04.2010 tarih ve 29.311,96-TL tutarlı tediye makbuzu dışında olup altındaki imzanın davacıya ait olduğu kanıtlanamayan söz konusu tediye makbuzları, taraflarca imzalanan 31.03.2010 ve 27.02.2010 tarihli mutabakat belgesine dahil edilerek yapılan hesaplama sonucunda davacının o tarih itibariyle davalıya 7.726,12 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. İmzası da inkar edilmediğine göre söz konusu mutabakat mektupları taraflar açısından bağlayıcı niteliktedir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise 31.12.2010 tarihi itibariyle davalının davacıdan 23.442,81-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere mutabakat mektupları sonrasında davalı tarafından düzenlenen 29.05.2010 tarih ve 146,44-TL tutarlı ile 30.04.2010 tarih ve 29.311,96-TL tutarlı tediye makbuzlarında davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olduğu kanıtlanamadığından, bu tutarların tespit edilen davalı alacağından indirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda yapılan hesaplamada ise, davacının 23.442,81-(146,44+29.311,96)=6.015,59-TL bakiye alacağının bulunduğu tespit edilmiş olup, bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.Öte yandan davacı tarafından keşide edilen 08.09.2010 tarihli ihtarnamenin tebliğ şerhi bulunmasa da, davalı tarafından bu ihtarnameye yönelik olarak keşide edilen ihtarname tarihi 03.11.2010 olduğundan, en geç bu tarih itibariyle ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği kabul edilmelidir. Davacı ihtarnamesinde verilen 7 günlük ödeme süresi de eklendiğinde, davalı 11.11.2010 tarihinde temerrüde düşmüştür Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hususlar yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "davanın kısmen kabulü ile 6.015,59-TL alacağın 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2020 Tarih ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne ile, 6.015,59-TL alacağın 11.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 1.095,85-TL peşin harcın mahsubu ile fazla olan 480,45‬-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan 643,10-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 1.800-TL bilirkişi ücreti ve 271,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.071,70-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 194-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 6.015,59-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 9.141,97-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacının gider avansından karşılanan 49-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 5-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!