Anahtar kelimeler: Defterdarlığı Ştiden Otomotiv Onüçüncü Amme Turizm Emrinin Süreci Gıda Sanayi

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: … Defterdarlığı(… Vergi Dairesi Başkanlığı)VEKİLİ
: Av. …KARŞI TARAF (DAVACI)
: …İSTEMİN KONUSU
: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: ... Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den tahsil edilemeyen amme alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … ana takip dosya numaralı ödeme emrinin idari para cezalarına ilişkin kısımlarının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından ödeme emri içeriği alacakların asıl borçlu şirketten tahsil olanağı kalmadığına yönelik şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasına dair dava dosyasına sunulan evrakların █████/2020 tarihli olduğunun ve dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan idari para cezalarına dayanak işlemlerin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararları olduğu, idari para cezalarının vade tarihlerinin de █████/2012, █████/2012 ve █████/2012 olduğunun görüldüğü;Bu durumda, davacı adına dava konusu ödeme emri düzenlenmeden önce alacağın şirketin mal varlığından tahsil edilemediğine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulamadığı, davacının █████/2012 tarihinde şirketin kanuni temsilciliği görevinden ayrıldığı, dolayısıyla █████/2012 tarihli işlem dışındaki ödeme emri içeriğindeki alacakların doğduğu ve ödenmesi gereken tarihler itibarıyla kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün olamayacağı, kaldı ki, davacının sorumluluğunun ancak şirketteki sermaye payı oranında olabileceği hususları dikkate alındığında, asıl borçlu olan şirketin borçlarının tamamı için kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, ... Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nezdinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un öngördüğü usul çerçevesinde gerekli mal varlığı araştırmasının yapıldığı ancak borcunu karşılayacak herhangi bir mal varlığına rastlanmadığından uyuşmazlığa konu amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek amme alacağının kanuni temsilciden tahsil cihetine gidildiği, ilgili mevzuat uyarınca kanuni temsilciye başvurulabilmesi için kamu alacağının tüzel kişilikten tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması halinin yeterli olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:█████/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, █████/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Diyarbakır Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:... Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'de gerçekleştirilen denetimler neticesinde, yeterli şart ve seviyede ulusal marker içermeyen ve teknik düzenlemelere uygun olmayan akaryakıt ikmal etmek suretiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranıldığının 2011 yılında tespit edilmesi üzerine, anılan şirkete Kurul tarafından … tarih ve … sayılı karar ile 147.933,00-TL, … tarih ve … sayılı karar ile 147.933,00-TL, … tarih ve … sayılı karar ile 147.933,00-TL tutarlı üç ayrı idari para cezası verilmiştir.İdari para cezalarının, asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik … tarih ve … ana takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenmiştir.Anılan ödeme emrinin, idari para cezalarına ilişkin kısımlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Temsilci, başkasının nam ve hesabına hareket ederek ve irade beyanında bulunarak, temsil ettiği kişiyi hak sahibi veya borçlu kılabilen kişidir. Temsil yetkisinin kanundan kaynaklanması durumunda kanuni temsil söz konusu olur. Böyle bir yetkiye sahip kişi ise kanuni temsilcidir. Öte yandan, ancak gerçek kişiler kanuni temsilci olabilir. Kanuni temsilcilerin yetkilerinin sınırı ve bu yetkilerinden kaynaklanan sorumlulukları kanunla belirlenmiştir. Bu sebeple, kaynağını kanundan alan kanuni temsil durumunda, temsil edilenin istek ve iradesi kanuni temsilci olarak görev yapan kişiyi bağlamamaktadır. (Kanuni Temsilcinin Vergi ve Diğer Kamu Alacaklarından Sorumluluğu, Turgut Candan, 3. Baskı, Sayfa 7)6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanunî temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Bu bakımdan 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi, kamu alacağını güvence altına alan, sorumluluğu genişleten bir yapıya sahiptir. (Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Turgut Candan, 4. Baskı, Sayfa 174 vd.).Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticari şirketlerin hukuki iş ve işlemleri, bunlar adına bunların idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanuni temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadi ve mali durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkan ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanuni süreleri içinde ödemek de kanuni temsilcinin temel ödevleri arasındadır.Kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihai sorumluluğunu taşıyan kişi olup sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin şirketten tahsil imkanı bulunmayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esaslarına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir.Uyuşmazlıkta, bayilik lisansı sahibi ... Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye, █████/2011, █████/2011 ve █████/2011 tarihinde gerçekleşen fiilleri nedeniyle sırasıyla … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı Kurul kararlarıyla verilen idari para cezalarının ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirlerinin düzenlendiği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinden bahisle, söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca █████/2008-█████/2012 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yapan davacıdan, kanuni temsilci sıfatıyla tahsiline ilişkin … tarih ve … ana takip dosya numaralı ödeme emrinin düzenlendiği idari anlaşılmaktadır.Bu itibarla, kamu alacağının doğmasına sebep olan fiillerin işlendiği █████/2011, █████/2011 ve █████/2011 tarihlerinde şirketin kanuni temsilcisi olan davacının kamu alacağının ödenmesinden sorumlu olduğu sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesinin "davacının █████/2012 tarihinde şirketin kanuni temsilciliğinden ayrıldığı, dolayısıyla █████/2012 tarihli işlem dışındaki ödeme emri içeriğindeki alacakların doğduğu ve ödenmesi gereken tarihler itibarıyla kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün olamayacağı, kaldı ki, davacının sorumluluğunun ancak şirketteki sermaye payı oranında olabileceği hususları dikkate alındığında, asıl borçlu olan şirket borçlarının tamamının kanuni temsilci sorumluluğu sıfatıyla davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.Öte yandan, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin kamu borçlarından dolayı öncelikle şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve ödeme emriyle istenen borcun süresinde ödenmemesi üzerine de şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılarak, tespit edilen mal varlığına haciz konulup, borcun tahsil edilmeye çalışılacağı, buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenleneceği açıktır.Yapılan incelemede, davalı idare tarafından ödeme emri içeriği alacakların bahse konu şirketten tahsil olanağı kalmadığına yönelik şirket mal varlığı sorgulamasına dair dava dosyasına gönderilen evrakların █████/2020 tarihli olduğu, şirketin amme alacağını karşılamaya yetecek malvarlığı bulunmadığı hususunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, dolayısıyla şirket hakkında yürütülen takip muamelelerinin usulüne uygun olarak tamamlandığının ortaya konulamadığı anlaşıldığından davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin bu yönden hukuka aykırı oldukları sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalının temyiz isteminin reddine,2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." kuralına yer verilmiştir. Bu maddeye göre kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekecektir. Bunlar; kamu alacağının asıl borçlunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halleridir. Dolayısıyla kanuni temsilciler için kusursuz sorumluluk hali kabul edilmiştir. Yani madde metnine göre amme alacağından sorumlu tutulabilmek için alacağın tahsil edilebilir olduğu anda kanuni temsilcilik görevinde bulunmak sorumluluk açısından yeterli olacaktır. Kanuni temsilcinin sorumlu tutulabilmesi için görev yaptığı dönemde doğmuş veya ödenmesi gereken bir borç bulunmalıdır. İdari para cezalarında ise borç idari para cezasının tebliği ile doğmaktadır. İdari para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte bir borç bulunmamaktadır. Kamu alacağının doğuşuna kusuru ile yol açan kanuni temsilcinin sorumlu tutulmasını gerektiren bir hukuki neden de söz konusu olmadığından fiil tarihindeki kanuni temsilcinin sorumluluğunun kabulünün hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesi'nin █████/2015 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun'un 5. fıkrası, "Ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mâlî ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanunî temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır." gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu iptal gerekçesine göre de fiil tarihi itibarıyla kanuni temsilciden amme alacağının tahsil edilmesini beklemek imkansızlaşmaktadır. Çünkü fiil tarihi itibarıyla henüz ödenecek bir borçtan söz edilemeyeceğinden kanuni temsilcinin amme alacağını ödeme noktasında müdahale şansı bulunmamaktadır.Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezalarına ilişkin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararları sırasıyla █████/2011, █████/2011 ve █████/2011 tarihli fiiller sebebiyle tesis edilmiştir.... Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, █████/2008 tarih ve 7043 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "müdürlüğe seçildiği" ve "münferit imzasıyla beş yıllığına yetkili kılınmasına oy birliği ile karar verildiği" hususunun █████/2008 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği; █████/2012 tarih ve 8003 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, "münferit imzası ile şirket müdürlüğüne S.Ö.'nün yetkili kılınmalarına oybirliği ile karar verildiği" hususunun █████/2012 tarihinde tescil edildiği ilan edilmiştir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Kurul kararlarından … tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile … tarih ve … sayılı Kurul kararının, davacının kanuni temsilciliğinin sona erdiği █████/2012 tarihinden sonra tesis edildikleri açık olmakla birlikte, … tarih ve … sayılı Kurul kararının amme borçlusu şirkete tebliğ tarihinin █████/2012 olduğu görüldüğünden, █████/2012 tarihi itibarıyla kanuni temsilci olmadığı anlaşılan davacının, kanuni temsilciliği sona erdikten sonra şirkete tebliğ edilen idari para cezalarından doğan kamu alacağının ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varıldığından Dairemizin çoğunluk kararının aksi yöndeki bu kısmına katılmıyorum.