Anahtar kelimeler: Hataen Odasının Oda İsteğe Erdiğinin Tarımsal Bağkur Erdiği Ziraat Terk

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:437-738Dava, tarımsal faaliyetin 01.06.2002 tarihinde sona erdiğinin ve sonraki dönemde 506 sayılı Yasa kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığa geçerlik tanınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.01.04.1999 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen davacının, 18.07.2002 tarihli İB dilekçe ile, kooperatif kaydının sona erdiği 24.06.2002 tarihi itibariyle terk işleminin yapıldığı; ... Ziraat Odasının, oda kaydının 20.05.2002 tarihinde sona erdiğinin hataen bildirilip, davacının kaydının, 03.11.2006 tarihinde sona erdiğine ilişkin yazısı üzerine; Kurum’un, terk tarihini 03.11.2006 tarihine çektiği; davacının, 506 sayılı Yasa kapsamında, 27.06.1974 tarihi öncesinde zorunlu, 01.06.2002 – 30.06.2007 tarihleri arasında ise, isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu anlaşılmıştır.Dairemizin uyulan bozma kararında; davacının, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin sona erdiği tarihin, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, bozma gereği yerine getirilmeden karar verildiği görülmüştür. Bozma sonrası, sadece, zabıta marifeti ile araştırması yapılmış, orada da, davacının, tarımsal faaliyeti bırakıp, arazilerinin oğulları tarafından ekilip-biçildiği belirtilmiş olup; bu durumda, toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.Dairemizin uyulan önceki bozma kararında da belirtildiği gibi; kadastro sonucu adına tescil edilen yaklaşık 180 dekar tarlası bulunan ve 2003 – 2005 yılları arasında 182 dekar arazi nedeniyle doğrudan gelir desteği ödenen davacının; ziraat odası kaydının gerçek faaliyete dayalı olup-olmadığı, oda aidatlarının ödenip-ödenmediği, arazilerini kendisinin mi, yoksa, başkasının mı kullandığı, tarımsal aletlerin kime ait olduğu vs. araştırılmalı; arazilerin oğulları tarafından kullanıldığının belirtilmesi karşısında, aile nüfus kaydı getirtilerek, oğullarının tarımsal kuruluş kayıtları ile tarımsal faaliyet nedeniyle sigortalılığının bulunup-bulunmadığı üzerinde durulmalı; böylece, davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin sona erdiği tarih şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.