Anahtar kelimeler: Süreden Yüzüne Görüşü Haftalık Tefhim Edenler Edenlerin Hükümlü Neticesinde Usulüne
11. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ
    : Resmi belgede sahtecilik
    KARAR
    : Beraat
    TEMYİZ EDENLER
    : Katılanlar vekili, hükümlü müdafii
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İncelenmeksizin iade
    Yapılan ön inceleme neticesinde; kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, katılanlar vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, hükümlü müdafiinin temyiz isteminin ise süresinden sonra olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    1. Hükümlü müdafiinin temyizi yönünden
    Hükümlünün yüzüne karşı usulüne uygun olarak 07.02.2024 tarihinde tefhim olunan hükmün, hükümlü müdafii tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 21.02.2024 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği anlaşıldığından; temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE,
    2. Katılanlar vekilinin temyizi yönünden
    Hükümlünün, borçlusu hayali şahıslar olan birisi 750.000 Dolar, diğeri 1.750,00 Dolar değerlerindeki iki adet senedi sahte olarak tanzim ederek arkasına maddi durumunun iyi olduğunu bildiği müteveffa katılanın isim ve imzasını yazıp imzalayarak katılan aleyhine icra takibine konu ettiği, bu şekilde üzerine atılı suçlu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; yapılan yargılama sonucunda, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile suça konu senetler arkasındaki katılan ... ciro yazılarının ve ciro imzalarının ... elinden çıkmadığı, adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle takliden oluşturulduğu görüş ve kanaatlerini bildiren raporlar, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ve sair tüm delillerle birlikte incelenip değerlendirilerek sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 204/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 07.11.2018 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmiştir.
    Hükümlünün, yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesindeki, suça konu senetlerdeki katılan ... ciro yazılarını yazan tanığı sonradan bulduğuna dair beyanına istinaden Mahkemece yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olduğuna karar verilerek tanığın yazı ve imza örneklerinin temin edilerek Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliğine gönderildiği, suça konu senetlerdeki katılan ... ciro yazılarının tanığın eli ürünü olduğuna dair düzenlenen rapor sonrası da ciro imzalarının katılana ait olup olmadığına dair yeniden rapor düzenlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin genişletilmiş uzmanlar kurulunca düzenlenen ve bu kez suça konu senetler arkasındaki katılan ... ciro imzalarının ... eli ürünü olduğuna dair görüş bildiren rapor doğrultusunda, yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip duruşma açılmak suretiyle kesinleşen mahkûmiyet hükmünün iptaliyle temyize konu beraat hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve ███████-574 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere;
    CMK'nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.
    Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen göz ardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması hâlinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiş olup yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir.
    Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK'nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hâllerin gerçekleşmesi hâlinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır.
    Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde;
    "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" şeklinde düzenlenmiştir.
    Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için delil vasfına sahip olacak biçimde içerikte ve aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
    Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.
    Mahkemenin 01.10.2013 tarihli mahkûmiyet hükmünün, bilimsel ve teknik verilere dayanarak hazırlanmış olan Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 24.01.2011 tarihli uzmanlık raporu ve 21.02.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile dosya kapsamında yer alan tüm delillerle birlikte incelenip değerlendirilerek kurulduğu, temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği dikkate alındığında, CMK'nın 311. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi nedenleri bulunmadığı halde kesinleşmiş ilamdan sonra suça konu senetlerdeki ciro imzalarının katılana ait olup olmadığına dair yeniden rapor alınmasının bir yeniden yargılama nedeni olmadığı da gözetilmeden, suça konu senetlerdeki ciro imzalarının aidiyetine ilişkin yeniden rapor alınarak kesinleşen mahkûmiyet hükmünün iptaliyle sanığın beraatine karar verilmesi,
    Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, yeniden yargılama neticesinde verilen kararın bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez verilmiş hüküm olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğuna dair ön sorun yönünden üye ...'ın karşı oyu ile esas yönünden ise oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!