Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Başkan Katip Üye Hmk Eksiklik Ankara Geçildi Karara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
:
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2020
ESAS-KARAR NUMARASI
: ███████ Esas-████████ Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01.04.2013 tarihinde "Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin, davalının kurmayı düşündüğü çimento fabrikası ile ilgili olarak tüm idari ve yasal hususlarda danışmanlık yapmayı üstlendiğini, sözleşmenin (1) yıllık hizmet bedeli karşılığının 156.000,00 TL+KDV olduğunu, sözleşmede sürenin "yatırım aşaması" ve "uygulama aşaması" şeklinde iki aşamalı olarak belirlendiğini, yatırım aşamasının (12) ay olarak, uygulama aşamasının ise (48) ay olarak öngörüldüğünü, müvekkilinin sözleşme tarihinden itibaren bir yıl boyunca danışmanlık hizmeti verdiğini, feshedilmeyen sözleşmenin 01.04.2015 tarihine kadar kendiliğinden (1) yıl daha uzadığını, müvekkilinin edimlerini eksiksiz ifa ettiğini, davalının da 31.10.2014 tarihine kadar ödemelerini düzenli olarak yerine getirdiğini ancak bu tarihten sonra hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin davalıya 10.08.2015 tarihinde ihtarname keşide ettiğini, davalının da 31.08.2015 tarihli karşı ihtarname gönderdiğini, davalının borçtan kaçmak istediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL alacağın ve fesih tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek dışı, yasal dayanaktan yoksun ve sözleşmesel bir hakkın kötüniyetli olarak kullanılmasına yönelik olduğunu, sözleşme kurulmasına rağmen sözleşmenin konusu işin başlatılmadığını, işin programa bağlı olarak davacı tarafından devralınmadığını, sözleşme kurulmasına rağmen fiilen hiçbir zaman uygulamaya başlanmadığını, davacı tarafından hazırlanan onaylanmış ve tatbik edilmiş bir taslak program bulunmadığını, davacının ödeme almasına rağmen metoduna uygun danışmanlık işlemini ifaya hiçbir zamana başlamadığını, birinci yılın tamamlanması sonrasında taraflar arasında sözleşmenin sona erdirilmesi ve hatta ödemelerin iade edilmesinin de görüşüldüğünü ancak karşılıklı iyi niyet gereği bir kaç ay daha ödemelerin devamı ve devam yükümlülüğünü yerine getirmesinin beklendiğini, fazladan yapılan ödemenin de fesih ödemesi olarak değerlendirildiğini, bu kayıtla sözleşme ilişkisine devam edildiğini ancak 2014-Ekim ayında görüşmelerin durdurulduğunu, müvekkili tarafından davacıya vekaletname verilmediğini, davacının yaptığını iddia ettiği işler nedeniyle hiçbir zaman hukuki olarak yetkisinin bulunmadığını, davacının sadece müvekkiline fatura gönderdiğini ve ödemelerini aldığını, süreçlerin tamamlanması ile sözleşmenin de sonuca erdiğini, fabrikanın halen yatırım aşamasında yani inşa aşamasında olduğunu, davacının 18 aylık döneme ait danışmanlık ücretini istemesinin hukuka uygun olmadığını, fabrikanın kurulması ile ilgili tüm iş ve işlemlerin diğer danışmanlık şirketi tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafından son faturanın 04.12.2014 tarihinde düzenlendiğini, sözleşmenin Haziran-2014 tarihinde sona ermesine rağmen davacıya dört ay ilave ücret ödendiğini, bu tarihten sonra davacının fatura kesmeyi, müvekkilinin de ödeme yapmayı durdurduğunu, daha sonra davacının bu davayı açtığını, sözleşmenin taraflarının karşılıklı mutabakatı ile sona erdiğini, sadece müvekkiline e-mail yoluyla bildirimde bulunulduğunu, sözleşme hukuku uyarınca bir işlem yapmadığını, davacının iddia ettiği hiçbir edimini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
:
İlk derece Mahkemesi'nce "Dava; Alacak davasına ilişkindir.
Mahkememizce oluşturulan başka bir heyetten █████/2017 tarihli alınan rapordan özetle, " Davacının davalı ile imzaladığı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı tarafından sözleşmeden doğan hakları mevcut olmasına karşın davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile sözleşmenin fesih hakkının kullanılmaması ve 31.10.2014 tarihine kadar düzenli ödeme yapılması nazara alındığında aksine ilişkin somut bir verinin bulunmadığı, Davalının sözleşmenin 01.04.2015 tarihinden sonra yenilenmeyeceğini 01.04.2015 tarihinden önce bildirmesi karşısında, davacının sözleşmenin sona erdiği 01.04.2015 tarihinden sonra Ankara 24. Noterliği kanalıyla gönderilen 10.08.2015 tarihli ihtarnamedeki sözleşmenin 19.4. maddesine istinaden fesih edildiği gerekçesi ile talep ettiği tazminatın hukuki dayanağının bulunmadığı, Ancak verilen danışmanlık hizmetine karşın son ödemenin yapıldığı 31.10.2014 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 01.04.2015 tarihine kadar geçen 5 aylık sürede doğan ücret alacağının; 76.700.00 TL (KDV dahil) olduğu ancak davacının davadaki talebinin 15.000,00 TL olduğu, Fiyat artışına ilişkin olarak da davacının yenilenen sözleşme dönemindeki ödemeleri 13.000,00 TL +KDV olarak kabul edip buna göre fatura düzenlemesi sebebi ile artış yapılmamasına zımnen kabulünün olduğu ve bu nedenle de artış talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı, Ancak Sayın Mahkemenin aksi yönde düşünmesi ihtimaline binaen 1 yıllık fiyat artışı toplamının 9.648,00 TL + KDV toplamı 11.384,64 TL olarak hesaplandığı " şeklinde kanaat bildirmiştir.
█████/2020 tarihli alınan bilirkişi heyetinden raporundan özetle, Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli “Danışmanlık Hizmet sözleşmesi” kapsamında, tesis edilecek çimento fabrikasının yatırım aşamasında yapılacak işler olarak edimlerin davacı tarafından yerine getirildiği, sözleşme süresinin 1 yıl yatırım aşaması, 4 yılı uygulama aşaması olduğu, kamu kuruluşlarındaki işlemlerin gecikmelerinden dolayı uygulama aşamasına geçilemediği, bu konuda taraflara kusur atfi yapılamayacağı, Sözleşme bedelinin hak edilip edilmediği konusunun alternatifli olarak, davalı şirket tarafından son ödemenin yapıldığı Ekim 2014 tarihinden itibaren, davacı tarafından herhangi bir danışmanlık hizmeti verilmediği dikkate alındığında, davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının olmadığı, Mahkemenin aksi görüşte olması halinde, Yine, sözleşmenin 8. Maddesine göre, sözleşmenin sona erdirildiğine dair tarafların bir bildiriminin dosyada yer almadığı ve davalı tarafından 7 aylık sürede davacıya ödemenin devam ettiği de dikkate alındığında, sözleşmenin bir yıl uzadığı tarih olan 01.04.2015 tarihine kadar 5 aylık süre için davacı alacağının KDV hariç 65.000 TL olacağı " şeklinde kanaat bildirmiştir.
Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Danışmanlık sözleşmesi danışmanın belli bir bedel karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilginin sağlanması ile bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek bunlar için amaca en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı ve gerekirse önerilerin uygulanmasını ve denetimini sağlayan sözleşmelerdir.
Uygulamada çok çeşitli danışmanlık türü bulunmasına rağmen davamızda proje danışmanlığı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında çimento fabrikasının kurulumu ve faaliyete geçirilmesi ve faaliyetin sürdürülmesi yönünde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin iki aşamasının bulunduğu, birinci aşamasının yatırım aşaması olduğu, ikinci aşamasının ise uygulama aşaması yani faaliyet aşaması olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde sözleşmesinin feshi konusunda 19. Madde hükümlerinin kaleme alındığı anlaşılmıştır. 19. Maddede "19.1-taraflardan biri bu sözleşmede yazılı vecibelerden herhangi birini yerine getirmediği halde, diğer taraf bu durumu karşı tarafa yazılı olarak bildirir ve durumun 15 gün içerisinde düzeltilmesini ister, bu süre içeresinde durum düzeltilmediği takdirde, ilgili tarafa sözleşmesi fesih hakkına her zaman sahiptir. Bu suretle fesih hakkı saklı olmak kaydıyla danışmanın mesleki ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı olmadığı halde; işveren her ne sebeple olursa olsun yatırım aşaması süresi içerisinde sözleşmeyi fesih etmesi durumunda sözleşme bedelinin 12 aylık süresine ilişkin ödenmemiş tutarları nakden ve defaten danışmana öder. 19.2-Uygulama aşaması sözleşme süresi içerisinde, taraflardan herhangi biri istediği takdirde 30 gün öncesinden yazılı olarak bildirmek kaydı ile sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Böyle bir fesih halinde fesih eden taraf işbu sözleşmenin bir aya tekabül eden tutarının üç katını fesih tazminatı olarak karşı tarafa öder. 19.3-İşverenin aldığı hizmetlerden tatmin olmadığını ileri sürerek sözleşmeyi fesih etmesi halinde fesih hükümleri uygulanır. Ancak işverenin danışman tarafından sağlanan hizmetlerin yetersizliğini objektif kriterlerle veya belgelendirmek suretiyle ortaya koyması halinde 19.2. Fıkradaki cezai şart işletilmez. 19.4-Sözleşmede belirtilen ödemelerin üst üste 2 defa veya bir yılda toplam 4 defa zamanında yapılmaması halinde herhangi bir süre sınırlamasına veya cezai şarta tabi olmaksızın danışman sözleşmeyi fesih eder. Bu durumda ödenmeyen tutarlarla birlikte sözleşme sonuna kadar olan bedelin tamamı muaccel hale gelir." hükümlerini haizdir.
Taraflar arasında sözleşme 01.04.2013 tarihinde akdedilmiş, 12 aylık dönem yatırım aşaması, 48 aylık dönem ise uygulama aşaması olarak belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki ihtarnamelerden yatırım aşaması sürecinin bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle 4 ay kadar daha uzadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle yatırım aşaması her ne kadar sözleşmede 12 ay olarak belirlenmişse de büroktarik işlemler nedeniyle uzaması hayatın olağan akışına uygundur. Bu dönem ücretleri davalı tarafından davacıya ödenmiştir. Bu sürenin bitiminden önce taraflar sözleşmenin bitirilmesi yönünde anlaşmalarına rağmen davacı tarafından sözleşme devam ediyormuş, 1 yıl içinde fesh edilmediğinden 1 yıl daha yenilendiği iddia edilmişse de bu iddianın kabulü mümkün değildir. Yatırım süresinin bürokratik nedenlerle uzaması hayatın olağan akışına uygundur.
19.3. Madde gereğince davalı hizmetlerden tatmin olmadığını belirterek sözleşmeyi fesh etmiştir. Davacının yerine getirdiğini iddia ettiği hizmetlerin bir çoğunu kendisi aktif rol üstlenerek yerine getirmiştir. Bu nedenle davacının davalıdan 19.3. Maddesi gereğince cezai şart işletilmemesi hükmü uygulanarak 3 aylık cezai şart talebi ve diğer taleplerin de reddi"ne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İkinci heyet raporu ile ilk bilirkişi raporunun arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, ilk heyet raporunda müvekkili alacağının 76.700,00 TL olarak belirlendiğini, ayrıca yenilenen dönem için de KDV hariç 9.648,00 (KDV Dahil 11.384,64 TL) artıştan doğan alacak miktarının belirlenmediğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, tanıklarının dinlenmediğini, sözleşme yatırım aşamasında olduğundan davalının tek taraflı fesih hakkı bulunmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiğinin kabul edildiği anlaşıldığında 12 aylık sürenin cezai şart olarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından 31.10.2014 tarihinden sonra hizmet vermediği yönündeki bilirkişi heyeti raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, sözleşmenin götürü bedelle yapıldığını, yani fiyatın tümüyle belirlendiğini, müvekkilinin 01.04.2015 tarihinde kadarki alacağının mevcut olduğunu, bu tarihten sonra sözleşmenin uzatılmasına ilişkin görüşün hatalı olduğunu, sözleşmenin tarafların kusuru olmadan uygulama aşamasına geçilmediğini, fesih tazminatı talebinin raporda incelenmediğini ve KDV hesabı yapılmadığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK
:
Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi nedeniyle davacının yüklendiği edimi yerine getirip getirmediği ve davalının da verilen hizmet karşılığı ödeme yapıp yapmadığı ve ödemenin miktarı hususlarında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
:
1-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████E., ████████K. sayılı dava dosyasında verdiği █████/2020 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 54,40 TL'nın mahsubu ile bakiye 561,00 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
█████/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!