Anahtar kelimeler: Kyokda Kyok Cumhurbaşkanına Kocaeli Merci Kandıra Cumhurbaşkanı Şüpheli Görüşü Hakimliği
3. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

    SAYISI
    : █████████ Değişik İş
    SUÇ
    : Cumhurbaşkanına hakaret
    İNCELEME KONUSU KARAR
    : Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddi
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    Şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2018 tarihli ve █████████ Soruşturma - ████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verildiği, müşteki Cumhurbaşkanı ... vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine merci Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.09.2020 tarihi ve █████████ Değişik İş sayılı kararı ile verilen KYOK'da delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmede isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
    Verilen bu karar aleyhine müşteki vekilinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 30.12.2020 tarihli ve 94660652-105-41-15120-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.01.2021 tarihli ve █████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    A.Kanun Yararına Bozma İstemi
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
    "Cumhurbaşkanına hakaret suçundan şüpheli Monika Gärtner-Engel hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen █████/2018 tarihli ve █████████ soruşturma, ████████ sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin █████/2020 tarihli ve █████████ değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
    Dosya kapsamına göre, şüpheli ... tarafından, halen Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan eski milletvekili ...’na 19.09.2017 tarihinde elektronik posta yolu ile gönderilen ve içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ... 'a yönelik "...faşist ... rejimine karşı..." şeklinde ifadeler barındıran yazının Almanca örneği ve Türkçe tercümesinin, 29.09.2017 tarihinde adı geçen tutuklu ....'nun danışmanı olduğunu beyan eden ... tarafından anılan ceza infaz kurumuna posta yolu ile gönderilmesi üzerine Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhurbaşkanına hakaret suçundan başlatılan soruşturma sonucunda, soruşturmaya konu yazıda yer alan ifadenin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığı ve eleştiri niteliğinde kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de: benzer olay nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.11.2009 tarihli ve 2009/9-190 esas, ████████ sayılı ilamında belirtildiği üzere, eleştirinin küçültücü, incitici veya abartılı olması halinde eleştiri hakkından söz edilemeyeceği, ayrıca bu suçta korunan hukuki yararın Cumhurbaşkanlığı makamının şeref ve saygınlığı ile onun nezdinde Devletin saygınlığı olduğu nazara alındığında, mağdurun temsil ettiği sıfat ile kesinlikle bağdaşması düşünülemeyecek şekilde, içeriğinde "...faşist ... rejimine karşı..." ibareleri barındıran yazının bütünü değerlendirildiğinde küçümseyici ve incitici bir amaçla söylendiği anlaşılmakla; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca █████/2017 tarihli ve B.M.██████████ sayılı yazı ile şüpheli hakkında kovuşturma izni verilmesi talebinde bulunulmasını takiben, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün █████/2018 tarihli ve 75723908-106-03-0071-2018-E.██████████ sayılı cevabî yazısında da belirtildiği üzere, öncelikle şüpheli Alman vatandaşı Monika Gärtner-Engel'in açık kimlik bilgisinin tespitine yönelik soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve açık kimliğinin tespit edilmesini müteakip, suça konu posta içeriği de gözetilerek şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu cihetle, Cumhurbaşkanına hakaret suçu yönünden 5237 sayılı Kanun'un 299/3. maddesi uyarınca kovuşturma izni verilmesi durumunda, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    B.Hukuki Süreç
    1.Aynı soruşturma kapsamında hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ancak kanun yararına bozma talebine konu edilmemiş olan ...'ın 01.01.1971 Malatya doğumlu olduğu, kendi beyanına göre HDP eski milletvekili Figen Yüksekdağ'ın danışmanı olarak görev yaptığı; şüpheli ...'in ise Almanya'da faaliyet yürüten Marxistisch-Leninistische Partei Deutschlands (MLPD - Almanya Marksist Leninist Partisi) isimli siyasi parti üyesi olduğu ve siyasi faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmıştır.
    2. Şüpheli ...'in 19.09.2017 tarihinde, siyasi faaliyet yürüttüğü MLPD partisine ait e-posta hesabından, tutuklu bulunan ...'a, içeriğinde "...faşist ... rejimine karşı eylemlerine katılıyoruz..." ibaresi yazılı bulunan bir ... gönderdiği, söz konusu metnin çıktı alınarak basılı halinin Figen Yüksekdağ'a iletilmek üzere ... tarafından posta yoluyla Kocaeli 1 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, cezaevi idaresi tarafından söz konusu metinde Cumhurbaşkanına hakaret içeren ibare bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına bilgi verildiği ve şüpheli ... ve ... hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturmaya başlanılmıştır.
    3.Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2018 tarihli ve █████████ Soruşturma - ████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile mektupta yer alan ifadenin, söylendiği yer ve zaman unsurları da dikkate alındığında, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
    4.Söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar müşteki Cumhurbaşkanı ... vekiline tebliğ edilmemiş olmakla birlikte müşteki vekili tarafından 12.08.2020 tarihinde sunulan ve KYOK kararı tebliğ edilmediği için süresinde sunulduğu kabul edilen itiraz dilekçesinde, şüpheli ...'in göndermiş olduğu metinde geçen ibarenin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu belirtilerek söz konusu kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talep edilmiştir.
    5.Merci Kocaeli Sulh Ceza Hakimliği'nin 30.09.2020 tarihi ve █████████ Değişik İş sayılı kararı ile Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2018 tarihli ve █████████ Soruşturma - ████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmede isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek müşteki vekili tarafından yapılan itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
    6.Müşteki Cumhurbaşkanı ... vekili tarafından sunulan 05.10.2020 tarihli dilekçe ile şüpheli ...'in göndermiş olduğu metinde geçen ifadenin Cumhurbaşkanı'nı küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğu, bahse konu ifadenin düşünce hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği, şüphelinin üzerine atılı suçun unsurları oluştuğu halde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden söz konusu kararın kanun yararına bozulması için talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.
    7.Adalet Bakanlığının, 30.12.2020 tarihli ve 94660652-105-41-15120-2020-Kyb sayılı yazısı ile merci Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.09.2020 tarihi ve █████████ Değişik İş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
    C.İlgili Hukuk
    Konu ile ilgili uluslararası düzenlemeler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19. Maddesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10. maddesinin 1. Fıkrası; ulusal düzenlemeler ise temel hak ve hürriyetlere ilişkin Anayasa’nın 2, 13, 14 ve 26/2. Maddeleri ile Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 299 uncu maddesidir.
    D.Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlığın kapsamı, şüpheli ... tarafından gönderilen mektupta geçen "...faşist ... rejimine karşı eylemlerine katılıyoruz..." ibaresinin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
    14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 03.04.2012 tarih ███████-438 Esas - ████████ Karar; 10.05.2011 tarih 2011/6-80 Esas - ███████ Karar; 14.12.2010 tarih 2010/4-210 Esas ████████ Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur.
    T.C. Anayasası'na göre, Cumhurbaşkanı Devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, Devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.
    Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer Devletin siyasal iktidar yapısıdır (Özek, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10).
    Hakaret, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırmasıdır. Eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur. Gıyapta hakarette ihtilat öğesi aranmamaktadır.
    Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak birçok uluslararası belgeye, Anayasa ve kanunlara konu olmuştur. Bu cümleden olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/1. maddesinde, T.C. Anayasasının 25 ve 26. maddelerinde birbirlerine benzer şekilde; "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir." biçiminde teminat altına alınmıştır.
    Ancak mutlak haklardan olmayan ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı, kısıtlı da olsa belli şartlarda sınırlandırılabileceği de aynı metinlerde yer bulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2 maddesine göre; görev ve sorumluluklar da yükleyen bu hakkın kullanılması, kanunla öngörülen ve demokratik bir toplumda başkalarının şöhret ve haklarının korunması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. Anayasanın 26/2. maddesine göre de: "Bu hürriyetlerin kullanılması... başkalarının şöhret veya haklarının... korunması amaçlarıyla sınırlanabilir."
    Sınırlama veya müdahale için yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı, fıkrada sayılan sınırlama nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve demokratik toplum bakımından “zorunlu” olması gerekmektedir.
    İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine göre;
    “Sınırlama için belli bir sınırlama nedeninin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda demokratik bir toplum bakımından zorunluluk bulunmalıdır. Zorunluluk, ölçüsüz bir sınırlamaya olanak tanımaz. Üye devletlere sınırlamada bir takdir alanı tanınmakla birlikte, ifade özgürlüğünün önemi nedeniyle devletler üzerindeki denetim sıkı olmalı, sınırlandırma zorunluluğu inandırıcı bulunmalıdır. Dolayısıyla, sınırlamalar dar ve sınırlayıcı bir ölçüde yorumlanmalıdır. ‘Kamu düzeni’ genel hükmünde düşünülebilecek sınırlama nedenleri, genel çıkarların, yargı gücünün otorite ve yansızlığının ve başkalarının ünü ya da haklarının korunması amacıyla sınırlamaya konu olabilir.
    Anılan önlemin izlenen meşru amaçla sınırlı olması şeklinde ifade edilen ölçülülük ilkesi, demokratik bir rejimin dayandığı ‘değerler’, (çoğulcu, hoşgörülü, hukuka ve bireysel özgürlüklere saygılı) öne çıkarılarak titiz ve derinleştirilmiş bir denetime tâbi tutulmalıdır” (Prof. Dr. İ.Özden Kaboğlu; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde İfade Özgürlüğü, sh. 111 ve 112.),
    “Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tölerans ve hoşgörünün gerekleridir” (Prof. Dr. D.Tezcan, Yrd. Doç. Dr. M. R. ..., Yrd.Doç.Dr.O.Sancaktar, Türkiyenin İnsan Hakları Sorunu, 2.Baskı, sh.462.).
    Günümüz özgürlükçü demokrasilerinde, istisnaları dışında, geniş bir yelpazeyle düşünceyi açıklama hakkı korunmakta ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmek suretiyle özgürlüğün sağladığı haklardan en geniş şekilde yararlandırılmaktadır.
    İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzeni cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.
    Anayasa’nın 2, 13, 14 ve 26/2. maddeleri ile İHAS’nin 10/2 ve 17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; hürriyetlerin demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak; ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli kalması gereken haberlerin yayılmasına engel olunması veya yargı gücünün otoritesinin ve tarafsızlığının korunması için kanunla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlama ve yaptırımlara tabi tutulacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması gerektiği, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükârda gelişimi zedelemeyecek ölçüde yapılması görüşü genel bir kabul görmüştür.
    Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan, diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. Bu kapsamda, basın yoluyla işlenen suçlarda hukuka uygunluk nedeni oluşturan haber verme ve eleştiri hakkı üzerinde de durulmasında yarar bulunmaktadır. Temelini Anayasa'nın 28 ve devamı maddelerinden alan haber verme ve eleştirme hakkının kabulü için, açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgisinin ve yararının bulunması, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerekir.
    Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu, demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır.
    Ancak eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı; küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birisinin olmaması hâlinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilemeyecek, eylem hukuka aykırı olacaktır.
    Bu kapsamda, Devletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının da diğer Anayasal ve yasal kurumlar gibi eleştiriye açık olması doğaldır.
    Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 21.10.2021 tarih ███████-407 Esas - ████████ Karar; 10.05.2022 tarih 2017/(Kapatılan)16-1160 Esas - ████████ Karar; 13.09.2022 tarih 2018/(Kapatılan)16-62 Esas - ████████ Karar sayılı kararları çerçevesinde;
    Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı hususu açısından; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu her zaman vurgulanmıştır.
    Demokratik bir toplumda siyasetçilere diğer siyasetçileri, hükûmet mensuplarını ve kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanındığı, seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün özellikle değerli olduğu, bu sebeple müdahale eğer bir siyasetçinin ifade özgürlüğüne yönelik ise başvuruların çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerektiği göz önüne alındığında ve Almanya'da faaliyet yürüten Marxistisch-Leninistische Partei Deutschlands (MLPD - Almanya Marksist Leninist Partisi) isimli siyasi parti üyesi olduğu ve siyasi faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şüphelinin göndermiş olduğu metnin içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, muhataba yönelik değer yargısından ibaret ifadelerin rahatsız edici, ağır eleştiri ve kaba hitap tarzında olmakla birlikte müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelik taşımaması ve sövme fiilini de oluşturmaması nedenleriyle Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talebinin reddine karar verilen merci Kocaeli Sulh Ceza Hakimliği'nin 30.09.2020 tarihi ve █████████ Değişik İş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    II.KARAR
    Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
    Soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!