Anahtar kelimeler: İlki Kuyumculuğa Kere Altınları İlişkiden Ünvanı Ünvanından Unvanı Akabinde Bunlardan

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirketin şu aşamada ki ticaret ünvanından önce iki kere ticaret ünvanı değiştirildiğini, bunlardan ilki; "---- Şirketi Bu ticaret ünvanından sonra ticaret ünvanı; ----Şirketi ve akabinde ticaret unvanı şu aşamada kullanmış oldukları ---- Şirketi olduğunu Müvekkil şirket yetkilisinin oğlu---- Kuyumculuğa göndereceği düşüncesi ile- anlaşılan altınları karşılığında müvekkil şirketin hesabından davalı şirketin önce ki ünvanı olan ---- Ticaret Limited Şirketi'nın hesabına 16.12.2021 tarihinde iki ayrı 1.000.000,00 TL ( Bir Milyon TL ) göndererek toplam da 2.000.000,00 TL ( İki Milyon TL ) ödendiğini, altın alımı için para gönderimi sıralarda yani 16.12.2021 tarihinde müvekkil şirket yetkilisinin oğlu----, vize başvurusunda evraklarını almak için konsolosluğa gittiğini, Müvekkil şirket yetkilisi ---- hiçbir zaman bankacılık işlemleri ile ilgilenmediğini, Tüm bankacılık işlemleri --- tarafından yapıldığını, yine müvekkil şirket yetkilisi---- ise paranın gönderimi için yanyana gelmeleri mevzu bahis bile olmadığını Para gönderim işlemleri sırasında taraflar kesinlikle yanyana gelmediğini Zira bu durum ilgili makamdan HTS kaydı alınması ile de ortaya çıkabileceğini, müvekkil şirket yetkilisinin oğlu ---- Kuyumculuğun yetkilisi olarak tanıtılan ---- isimli şahısa gönderilen paranın dekontunu göndermiş ve davalı şirket yetkilisi parayı hesaba gönderdiklerini bu nedenle altınları almaya geleceğini söylediğini, ancak --- Bey para gönderilen hesabın kendisine ait olmadığını ve altın teslimini kendilerine yapamayacağını söylediğini, müvekkil şirket altın ödemesi peşin olarak yapmışsa da davalı şirket vermeyi taahhüt ettiği altınları müvekkil şirkete teslim etmediğini, müvekkil şirketin teslim konusunda ki uyarılarını da dikkate almadığını Daha sonra ---- isimli şahıs ile iletişime geçildiğinde bu şahıs kendisinin paraya ihtiyacı olduğunu, çok fazla yazılmış çeki olduğunu, ödeyemediği, bu nedenle hapis cezası aldığını, borçlarını ödemek için böyle bir işlem yaptığını, parasını kendisine iade edeceğini söylediğini, --- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas numaralı icra dosyasına takip dayanağı evrak olarak sunulan iki adet dekontta da görüleceği üzere ---- Şirketi tarafından 17.12.2021 tarihinde biri 300.000,00 TL'lik ve diğeri 200.000,00 TL'lik iki ödeme ile toplam da 500.000,00 TL ( Beşyüzbin TL ) ödeme müvekkil şirkete iade edildiğini, 500.000,00 TL ödendikten sonra geri kalan para şu aşamaya kadar iade edilmediğini, müvekkil şirketin suç duyurusunda bulunduğunu, geriye kalan bakiye 1.500.000,00 TL'nin ödeyeceklerini taahhüt etseler de bu ödemeyi gerçekleştirmediğini, bunun üzerine müvekkil şirketçe davalı şirkete ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas numaralı icra takibi başlatıldığını, takip davalı şirketin itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini, müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, tüm bu nedenlerle --- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas numaralı dosyası ile kötüniyetle açılan takibin teminatsız olarak durdurulmasına, ---- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas numaralı dosyası ile kötüniyetle açılan takibin durdurulmasına karar verilmeyecek ise asıl alacağın yüzde %15 oranında teminat ile takibin durdurulmasına, davanın kabulü ile müvekkilin ---- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas Numaralı dosyasına konu asıl alacak, faiz ve ferilerinden ötürü davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile iş bu takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle takip alacaklısı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı ---- kalemdeki bilirkişi incelemesine 2017-2018 yevmiye defterini sunduğu, ancak uyuşmazlık konusu 2021 yılı olup, o döneme ilişkin 2021 Yevmiye, Defteri Kebir sunmadığı, Davalı şirketin 2021-2022 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davacı şirketten borç/alacak bakiyesinin olmadığı, Davacı şirketin bilirkişi incelemesine ibraz ettiği ticari defterlerin davaya konu dönemleri kapsamadığı, Davalı şirkettin borç/ alacak bakiyesine ilişkin tespit yapılamamıştır. Davalı şirketin ticari defterlerinde Davacı şirketin borç/alacak bakiyesinin olmadığı , Davacı şirkete düzenlenen e- arşiv faturanın bakiye borcun tamamına yönelik düzenlendiği faturanın üslüne uygun tebliğine ilişkin belge ibrazında bulunulmadığı, yargıtay kararında faturaya konu malın tesliminin ispati veya faturanın üslüne uygun tebliğ hususları dosya kapsamında yer almadığı, dosya kapsamında yer alan ödeme dekontlarında yapılan incelemelerde ilgili dekontların Davalı şirketin ticari defterlilerinde kayıtlı olmadığı, Davacı şirkete iadenin edilen 500.000,00 TL'nin banka kanalı ile yapılmasına karşılık ticari deftere kayıt yapılmadığı ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı anlaşılmasından kaynaklı , banka kanalıyla yapılan ödemelerin dikkate alınması sonucunda Davacı şirketin toplamda 2.000.000,00 TL tutularında ödeme yapmasına karşılık , Davalı şirketin toplamda 500.000,00 TL tutarında iade yaptığı ve Davacı şirketin Davalı şirketten 1.500.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu, ancak Davacı şirketin dosya kapsamında ibraz edilen BA formunda Davalı tarafından düzenlenen faturayı her ne kadar beyan etmiş olsa da faturayı keşide eden Davalıyı alacaklı olarak nitelendirebileceği hususunda takdir mahkemenin olduğu Davalının almış olduğu paranın bir kısmının iadesi yapılmış olup, iadesi yapılan 500.000 TL bedelin takibe konu edilmek suretiyle---- İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı dosyası kapsamında Davacıdan talep ettiği görülmekle birlikte, Davacı şirketin Davalı şirkete borçlu olmadığı, menfi tespit talebinin yerinde olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Dava hukuki niteliği itibariyle, başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olmakla ;davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ----
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ----.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (-----Dosya kapsamı, deliller ve bilirkişi raporu birarada değerlendirildiğinde icra takibe konu alacak incelendiğinde davaya konu alacağın davacı yana borç olarak gönderililiği belirtilmiş ise de takip dayanağı belge olarak icra dosyasına sunulan dekontta gönderilen paranın açıklamasının "iade" olarak yapıldığı davalının iade açıklaması dikkate alınarak havalenin bir ödeme aracı olduğu ve mevcut bir borcun ödendiğini gösteren bin karine olarak kabul edildiği dikkate alınarak somut olayda davalının karinenin aksini çürütemediği ve ispat yükünün davalının üzerinde kaldığı gözetilerek menfi tespit talebi yönünden davanın kabulü yolunda karar vermek gerekmiştir. İİK. 72/5 maddesine göre; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Davalının takipte kötü niyetli olduğunu ispat yükü; davacının (borçlunun) üzerindedir. Davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ----. İcra müdürlüğünün ---- sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine
2-Şartlar oluşmadığından davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Karar harcı 34.692,94 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 8.673,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.019,7‬0 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 8.674,24 TL peşin harç olmak üzere toplam 8.754,94‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.050,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 80.181,25 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair taraf vekillerine (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!