Anahtar kelimeler: Koymuştur Saptayarak Birtakım İcraya Tarafımız Tevzi Nakit Açmıştır Esasının Vermiş

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendiGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçesinde özetle; Dava --- dosya üzerinden işçilik alacaklarını tahsil etme amacıyla müvekkil şirket ile davalı ...ne dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme, iki şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisinin mevcut olduğunu saptayarak davanın kabulüne karar vermiş ve birtakım işçilik alacaklarının ... ile müvekkil şirketten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir. Yerel mahkemenin kararı sonrasında işçi vekili ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden kararı icraya koymuştur. Tarafımız yönünden dosyaya 27.02.2020 tarihinde 12.168,35 TL nakit teminat koyulmuş ve tehiri icra alınmıştır. ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden yerel mahkeme kararına karşı yapmış olduğumuz istinaf başvurusu incelenmiş ve dairenin 01.06.2022 tarihli, ---Karar sayılı ilamıyla yaptığımız istinaf başvurusunun reddine kararı verilerek dosya kesinleşmiştir. Kesinleşme sonrasında tarafımızca dosyaya yatırılan nakit teminat alacaklıya iade edilmiştir. Fakat nakit teminatın dosya borcunu karşılayamaması üzerine bakiye 1.584,22 TL yine tarafımızca 09.08.2022 tarihinde icra dosyasına ödenerek takip infazen kapatılmıştır.Ancak tarafımızca yapılan ödeme sonrasında davalı ...'nin kendi üzerine düşen payı ödememesi üzerine ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden kendilerine icra takibi başlatılmışsa da davalı vekilince takibe 10.03.2023 tarihinde itiraz edilmiş ve takip işlemleri durdurulmuştur. Davacı şirket ile davalı arasında 22.06.2015 tarihinde imzalanan taşıma sözleşmesiyle davalı şirket, davacı ---- şirketinin taşımasını yükümlendiği emtianın ----- içinde ve/veya Türkiye genelinde sevkiyat işlerinin yürütülmesini üstlenmiştir. Dava dışı ---- her ne kadar davalı şirket bünyesinde çalışan personel olsa da yerel mahkeme, her iki şirketin arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğunu tespit etmiş ve işçilik alacaklarından her iki şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuştur. Ancak taraflar arasında var olan taşıma sözleşmesinde davalı şirket bünyesinde istihdam edilecek işçiler ile ---- şirketi arasında hiçbir şekilde iş ilişkisi kurulmayacağı imza altına alınmıştır. Ayrıca yine aynı sözleşmede taşıyıcı firma olan ...'nin bünyesinde çalıştırdığı işçilerin işçilik alacakları ve tazminatlarından, prim ve sigorta ödemelerinden, vergi ve diğer ödemelerinden kendisinin münhasıran sorumlu olacağı, bu alacak kalemlerinden ------- şirketinin hiçbir şekilde sorumlu olmayacağı imza altına alınmıştır. ''İcra ve İflas Kanunu'nun 68.maddesinin son fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.'' Yargıtay'ın yukarıda konu edilen içtihatından da görüleceği üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun kendisine gelen ilamsız ödeme emrine kötü niyetli olarak itiraz etmesi koşulu aranmaz. Alacağın gerçek, miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün koşullar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte ise alacağın likit olduğu kabul edilir ve borçlunun kötü niyeti araştırılmaksızın alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. Bu kapsamda davalının ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği 05.03.2023 tarihi itibariyle takibe esas borç miktarını bildiği, aksi durumun hayatın olağan akışına ters düşeceği eğer ki Mahkemeniz aksi kanaatte ise bu durumun bilirkişi tarafından aydınlığa kavuşturulabileceğini beyan etmekteyiz. Tüm bu nedenlerle ; davalı şirket yönünden oluşan rücu alacağımızın cebren tahsili amacıyla başlattığımız -----. İcra Müdürlüğünün---- Esas sayılı dosyasına davalı vekilince yapılan itirazın iptal edilerek takibin devamına kararı verilmesini talep etmek hasıl olmuştur.DELİLLER
:----. İş Mahkemesi 22.01.2020 tarih ve --- Esas, ----. Sayılı kararı, ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası, ----. İcra Müdürlüğünün---- Esas sayılı dosyası, SGK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.24.10.2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir İş Mevzuatından kaynaklı Nitelikli Hesaplama uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 22.11.2024 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle; Davacı - alacaklı ... tarafından dosya borçlusu ----aleyhine olarak TC. ----. İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 13.758,16 TL. asıl alacak 4.762,94 TL. işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 18.521,10 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, Fazladan talep edilen 257,38 TL. faiz alacağının icra dosyasından dışlanması gerektiği şeklinde tespitte bulunulduğu görülmüştür.DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE
:Dava üst işveren davacının alt işveren davalı tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davaya konu uyuşmazlıgın sigortalı işçinin ihbar tazminatını hak edecek şekilde iş akdinin sonlandırılması sebebiyle, buna bağlı olarak ödenen işçilik tazminatından davalı alt işverenin sorumluluğu hususunda toplanmaktadır.Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.----İş Mahkemesi 22.01.2020 tarih ve --- Esas,---- Sayılı kararına göre,Alt işveren---- nezdindesigortalı olarak çalışan --- ---- 12.10.2016 – 04.01.2017 tarihleri arasını kapsayan işçilikalacaklarının tazmini amacıyla 04.04.2017 tarihinde, üst işveren ----Şirketi ile birlikte alt işveren aleyhine olarak ikame edilen davada:1.763,44 TL. İhbar tazminatı , 517,00 TL. Fazla çalışma ücreti , 141,79 TL. UGBT ücreti , 3.537,17 TL. Ücret alacağı,3.400,00 TL. Vekalet ücreti, 133,17 TL. Harç, 1.063,20 TL. Yargılama giderinin Alt işveren ----. ile üstişveren ...’den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dairkarar verildiği, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2022 tarih ve ----. Sayılı kararı ile ilk derece Mahkeme kararına karşı yapılan İstinaf başvurusunun Esastanreddine karar verildiği, ilk derece mahkeme kararının 01.06.2022 tarihinde kesinleştiği, İlk derece mahkemesi kararına istinaden ---- tarafından Alt işveren ---- ile üst işveren -----Şirketi aleyhine olarak ----- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasından icra takibibaşlatıldığı, davacı... tarafından ----’na ait 09.08.2022 işlem tarihli banka dekontun göre 1.587,49 TL, ----- Bankası’na ait 27.02.2022 işlem tarihli banka dekontun göre 12.170,67 TL ödeme yapıldığı, banka dekontlarının sunulduğu tespit edilmiştir.Davalı Alt işveren ---- ile davacı üstişveren ... arasında imzalandığı bildirilen 22.06.2015 tarihlisözleşmenin 7. Maddesinde istihdam edilen işçilerin hak ve alacaklarına ilişkin tüm sorumluluğuntaşıyıcı firma olan ---- ait olduğunun belirtildiği, ---- Sosyal GüvenlikMerkezi’nin 16.04.2024 tarihli cevap yazılarına ekli --- ait 16.04.2024 tarihli SigortalılıkTescil Ve Hizmet Kaydı Tespitine göre, ---- 18.10.2016 tarihinden itibaren 04.01.2017 tarihine kadar geçen dönemde ---- işyeri sicil numaralı Alt işveren ---- nezdinde sigortalı olarak çalıştığı tespit edildiği,Davacı şirketin dava dışı işçisine yaptığı ödemeyi davalı şirketten alt işveren sıfatlarından kaynaklı tahsil hakkının bulunup bulunmadığı ve davalının sorumlu olacağı miktarın saptanması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporunda rucü alacağına esas olmak üzere denetime elverişli hesaplama yapıldığı görülmüştür.Somut olayımızda, davanın tarafları arasında akdedilen sözleşme hükümlerinde işçinin hak ve alacaklarında davalının sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunduğu nazara alındığında dava dışı işçiye ödenmiş tazminat bedellerinin tamamının sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda asıl alacağın 13.758,16 TL ve işlemiş faizin 4.736,22 TL olduğu tespit edilmekle, fazlaya ilişkin işlemiş faizin reddine karar verilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ---. İcra Dairesinin ---- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 13.758,16 TL asıl alacak ve 4.762,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.521,10 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faiz İŞLETİLMESİNE,3-Asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 2.751,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,4-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 18.521,10 TL lik kısım yönünden alınması gereken 1.265,17 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 837,57 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 18.521,10 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafından yapılan toplam 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, ve 742,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.597,20 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 6.506,77 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA,7-Kabul red oranına göre belirlenen 3.550,35 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 49,65 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.