Anahtar kelimeler: Yetkiyi Görevde İstemli Diğerleri Red Sıfatıyla Kötüye Edenler Neticesinde Savcısı

SAYISI
: 8-9SUÇ
: Görevde yetkiyi kötüye kullanmakTEMYİZ EDENLER
: Katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii ve Yargıtay Cumhuriyet savcısıGörevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanıklar ... ve diğerleri hakkında Yargıtay 5. Ceza Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde verilen 05.02.2021 tarihli ve 8-9 sayılı hükümler temyiz edilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2021 tarihli ve 88746 sayılı red, onama ve bozma istemli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca görüşülüp değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.I. HUKUKİ SÜREÇa. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ████████ numaralı soruşturma kapsamında sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ön inceleme için 04.01.2010 tarihinde İçişleri Bakanlığına gönderilen dosyada, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan ön inceleme sonucunda düzenlenen 02.07.2010 tarihli araştırma raporu ve buna istinaden alınan 13.08.2010 tarihli ve 38-1(150) sayılı ihbar ve şikâyetin işleme konulmaması kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.b. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca karara itiraz edilmesi üzerine Danıştay 1. Dairesince 02.12.2010 tarih ve 1511-1890 sayı ile itirazın kabulüne karar verilmiştir.c. Dosyanın ön inceleme yapılması için iade edildiği İçişleri Bakanlığı tarafından yeniden yapılan inceleme sonucunda bu kez sanıklar hakkında 03.05.2011 tarih ve 228 sayı ile soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Bu karara itiraz edilmemiştir.d. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.06.2011 tarih ve 36 sayı ile kayıttan düşme kararı verilmiştir.e. İş bu kararara katılanlar ... ve ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay 1. Dairesince 02.02.2012 tarih ve 1578-258 sayı ile itirazın kabulüne, soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılarak dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.f. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.07.2016 tarih ve 35-2 sayı ile; arama kurtarma çalışmaları ile alan ve konum belirleme sürecinde ihmali davranış sergileyerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.g. Katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ... vekillerinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmeleri üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.10.2016 tarih ve 6-6 sayı ile; şüphelilerin kusurlu ve/veya görevlerini gereği gibi yapmadıklarına dair kesin, inandırıcı delil elde edilemediği, kaza sonrası oluşan bilgi kirliliğinin yarattığı sonuçlardan da şüphelilerin sorumlu tutulamayacağı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi üzerine şüpheliler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmiştir.h. Bu karara yönelik Adalet Bakanlığının 09.04.2017 tarihli ve 523 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.04.2017 tarihli ve 23747 sayılı ihbarnamede; şüphelilerin ihmali davranışları ile görevlerini kötüye kullandıkları iddialarına ilişkin eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle merciince ortada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla, itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.ı. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 10.07.2018 tarih ve 507-352 sayı ile şüpheliler hakkında eksik araştırma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden bahisle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi yerinde olduğundan Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18.10.2016 tarihli ve 6-6 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin Özel Daire tarafından yerine getirilmesine karar verilmiştir.i. Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.01.2019 tarih ve 3651-369 sayı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2016 tarihli ve 2016/2 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında kamu davası açılmasına karar verilmiştir.j. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.02.2019 tarih ve 5-1 sayı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan eylemlerine uyan TCK'nın 257/1, 43 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları iddia ve talebi ile kamu davası açılmıştır.k. Yargıtay 5. Ceza Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde, 05.02.2021 tarihli ve 8-9 sayılı hükümlerle;Sanıklar ..., ... ve ...'in TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,Sanıklar ..., ..., ..., ..., ve ...'ın beraatlerine,Karar verilmiştir.l. İş bu hükümler; katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii ve Yargıtay Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilleri; kararın eksik inceleme sonucunda verilmesi sebebiyle usul ve yasaya aykırı olduğu, yargılamanın yetkili olmayan ceza dairesi tarafından yapıldığı, aynı olaya ilişkin devam eden ana soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği, sanıklar tarafından arama ve kurtarma çalışmalarının gerektiği şekilde icra edilmediği, TCK'nın 221. maddesi gereğince sanıkların eylemlerinin TCK'nın 82. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanıklar hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesinin ve teselsül hükümleri uyarınca da artırım yapılmasının gerektiği, haklarında beraat kararı verilen sanıkların cezalandırılması gerektiği,Yargıtay Cumhuriyet savcısı; sanık ...'nin görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verildiği,Sanık ... müdafi; sanık tarafından arama ve kurtarma faaliyetlerinin icrası sırasında herhangi bir yükümlülüğünün ihmal edilmediği, sanık hakkında sorumluk yüklenmesine ilişkin gerekçeli kararda yapılan açıklamaların dosya içeriği ve maddi gerçekliğe uygun olmadığı, sanığın eyleminin isnat edilen suçun oluşması yönünden sonuç doğuracak nitelikte bulunmadığı, alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmesinin dosya kapsamına ve maddi gerçekliğe uygun düşmediği, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiği,Sanık ... ve müdafisi; arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin görevin ifası sırasında gerektiğinden fazla itina gösterildiğine, arama ve kurtarma faaliyetleriyle ilgili emir ve komuta yetkisinin bulunmadığı, kriz merkezi ile üst makamlardan gelen emirlerin eksiksiz şekilde yerine getirildiği, hava koşulları ve coğrafi sebeplerden dolayı kaza mahalline geç gidildiği, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, hakkaniyete aykırı şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği, takdiri indirim uygulanmamasının yerinde olmadığı,Sanık ... müdafisi; sanık hakkında kesin ve inandırıcı bir delil ortaya konmadan ceza verilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı, sanığın görevinin gereklerine uygun hareket ettiği, olay sırasında kendisine verilen talimatları ve emirleri yerine getirdiği, arama ve kurtarma çalışmalarının hava koşulları sebebiyle geciktiği hâlde sanığa ceza verildiği, suçun işlendiği tarih göz önüne alındığında dava zamanaşımı süresinin geçtiği,Gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSUCeza Genel Kurulunda duruşmalı inceleme yapılabileceğine dair yasal düzenleme olmadığından sanık ... müdafinin ve katılanlar ..., ..., ... ve ... vekillerinin duruşma istemlerinin reddine karar verilmiştir.Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat ve mahkûmiyet hükümlerinin isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılacak ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; bir kısım katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin süresinde olup olmadığı ve dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.IV. ÖN SORUNLARA İLİŞKİN BİLGİLERAyrıntılarına yukarıda yer verilen hukuki süreç kapsamında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2019 tarihli ve 5-1 sayılı iddianamesi ile; 2009 Yılı mahalli seçimleri kapsamında miting için Kahramanmaraş iline bağlı Çağlayancerit ilçesine giden ... (BBP) Genel Başkanı ... ve birlikte bulunan ..., ..., ..., ... ve ...'nın bulunduğu helikopterin, Yozgat ili Yerköy ilçesine gitmek üzere havalandıktan bir süre sonra 25.03.2009 tarihinde düşmesi sonucu helikopterde bulunan 6 kişinin hayatını kaybettiği, Kahramanmaraş Valisi sanık ..., Vali Yardımcısı sanık ..., İl Jandarma Komutanı sanık ..., İl Emniyet Müdürü sanık ..., İl Sivil Savunma Müdürü sanık ..., Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü sanık ..., Emniyet Genel Müdürlüğü Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) temsilcisi sanık ... , Jandarma Genel Komutanlığı TİB temsilcisi ... ve Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri teknisyeni sanık ... 'nun arama/kurtarma faaliyetlerinde görev aldıkları, etkin ve ciddi bir çalışma yürütülmesinde görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettikleri, bu kapsamda; İl Jandarma ve İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin kazaya uğrayan ve yardım talep eden ...'in cep telefon sinyal bilgisi ve GSM numaralarından yer tesbiti ile ilgili TİB'den saat 16.00'ya kadar herhangi bir yer tespiti talebinde bulunmadıkları, bu talebin gecikmeli olarak saat 16.30'da sanık ...'a ulaştırıldığı, cep telefonu sinyal bilgisi ve GSM numarasından yer tespiti ile ilgili konuda TİB'de görevli emniyet temsilcisi sanık ... Keskınkılıç ile jandarma temsilcisi sanık ...'ın sahip oldukları sorumluluğa uygun bir şekilde zamanında inisiyatif kullanamayarak, bölgenin haritalarının hazırlanmasında gecikmelerin yaşanmasına neden oldukları, konunun hayati bakımdan aciliyetine rağmen Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri teknisyeni sanık ... 'nun çalışmalarında yeterli özeni göstermediği, İl Emniyet Müdürlüğü bildiriminin içeriği ve aciliyeti karşısında, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü sanık ...'nin beklenen hız ve etkinlikte inisiyatif kullanmayarak süreçte uzama ve aksaklıklara yol açtığı, kriz merkezinin aynı gün içinde saat 23.30 ve sonrasında aranacak alanı daraltan teknik bilgilendirme ve bunu doğrulayan bölgede yaşayan vatandaşlarla bazı kurum/kuruluş yetkililerinin ifadelerini değerlendirme dışı tutup bu bilgilendirmede yer alan bölgeyi bir sonraki gün yürütülecek arama ve kurtarma planlarına dahil etmediği, arazide arama ve kurtarma faaliyetini yürütenler için hayati önemi haiz bilginin bu kişilere iletilmediği, bazı bilgiler yeterli şekilde değerlendirmeden geçirilmeden önemsenip bunun sonucu ilgisiz yerlerin defalarca arandığı, bunun hedefe ulaşma sürecinde aksama ve gecikmelere neden olduğu, şüphelilerin planlama, örgütleme, personel yönetimi ve yönlendirme ile raporlamada, koordinasyonlu bir şekilde etkin bir çalışma yürütemedikleri, daha sonra ortaya çıkan bazı aksaklıkları gözden uzak tutacak şekilde ceride kayıtlarının oluşturulduğu, bu itibarla tüm şüphelilerin görev ve yetki alanlarına giren işleri yerine getirirken ilgili mevzuat ve yönetmelik hükümlerine aykırı bir şekilde görevlerinin gereklerine uygun davranmayarak kişilerin mağduriyetlerine neden olmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiası ile TCK’nın 257/1, 43/1-2 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesinin talep edildiği,Özel Dairece özetle; "...Haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..., ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede;... helikopterin düştüğünün haber alınmasından sonra başlatılan ve yürütülen arama kurtarma çalışmalarında, ELT cihazının çalışmaması sebebiyle helikopterin yerinin tespiti için elde kalan veriler;-Düşen helikopterde bulunan kişilerin cep telefonlarından yayılan sinyal bilgileri,-... telefonla görüşme yapabildiğine göre, helikopterin cep telefonunun çektiği bir yerde düştüğü,-...’in aradığı birimlere verdiği; olay yerinin çok yüksek, çok soğuk ve karlı olduğu yönündeki bilgi,-Düşmeden önce helikopteri son kez gören köylülerin tarifleri şeklinde sınıflandırılabilir.Durum bu kadar açıkken, arama kurtarma çalışmalarının sadece bu veriler değerlendirilerek elde edilecek bilgiler doğrultusunda yürütülmesi gerekirken, bu veriler ikinci plana atılıp; ne şekilde elde edildiği belirsiz bir takım değerlendirmelere itibar edilerek olay yeriyle ilgisi bulunmayan bir çok yerin defalarca arandığı, arama kurtarma faaliyetleri özellikle yukarıda belirtilen 1x30, 1x15 ve 1x4 km'lik yay alanları dışında yürütüldüğü, bu alan içerisinde de cep telefonlarının çekmediği ve/veya alçak kesimler aranmış, yüksek kesimlerin aranması konusunda herhangi bir gayret sarf edilmediği,Netice olarak kriz merkezinde belirleyici konumda olan il valisi, il jandarma komutanı ve il emniyet müdürünün kendi görev alanlarıyla bağlantılı olarak mevcut olan sorumlulukları kapsamında arama çalışmalarında gerekli organizasyonu sağlayamamaları nedeniyle enkaz yerinin tespiti için eldeki verilerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi hususunda gerekli hassasiyeti göstermeyerek kazanın meydana geldiği bölgeyi iyi bilen köy muhtarları, köy korucuları ve sivil vatandaşların ısrarlarına rağmen arama kurtarma faaliyetlerinde görev alan birliklerin yanlış yerlere sevketmek suretiyle enkazın bulunduğu yer dışında kalan bölgeleri aramalarına sebebiyet verdikleri, bu şekilde alınan kararlar nedeniyle her üç sanığın da icrai davranışla görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kabul edilmesinin gerektiği,Bununla birlikte, suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranışın yetmediği, bu davranış nedeniyle, 'kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması' gerektiği, bu şekilde atılı suçun, zarar suçu olarak düzenlendiği,Sanıkların eylemleri neticesinde, arama kurtarma çalışmalarının yürütülmesinde etkin ve hızlı bir organizasyon oluşturamaması sonucu, binlerce kamu görevlisinin ve gönüllünün, onlarca hava ve yüzlerce kara aracının ve binlerce teçhizatın günlerce yanlış yerlerde arama kurtarma çalışmalarında kullanılması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere harcanmasına sebebiyet verilmesinin kamu kaynağı israfı olarak değerlendirilmesi gerektiği, yine uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanmasının zorunlu olmadığı, bu sebeple kamunun zarara uğraması objektif cezalandırma şartının olayda gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği,Yine, mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyip daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketler ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmaırı da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, başlangıçta ne durumda olduklarının bilinmemesi ve 112 servisiyle ilk andan itibaren irtibat kurulması sebebiyle her an kurtarılma umudu taşıyan helikopterde bulunan kişilerin ve yakınlarının bu beklentilerinin boşa çıkarılması, helikopter enkazına olaydan yaklaşık iki gün sonra ve yaklaşık 5-6 saatlik bir yürüyüş sonucu köylülerin ulaşmasına ve artık enkaz yeri koordinat bilgilerini de aşacak bir şekilde gün yüzüne çıkmasına rağmen, arama kurtarma çalışmalarında görev alan ve yeterli donanıma sahip olduğu kabul edilen resmi görevlilerin ancak köylülerden yaklaşık 20 saat sonra ulaşabilmesi ve doğru yerin aranması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, ölenlerin ve birinci derece yakınları olan katılanların bireysel haklarının ihlal edildiği, dolayısıyla kişilerin mağduriyetine neden olma objektif cezalandırma şartının da gerçekleştiği kabul edilmekle kriz merkezinde görev alan sanıklar ..., ... ve ...'in icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin kabul edildiği, █████/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun birinci maddesi ile TCK'nın 257. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'bir yıldan üç yıla kadar' ibaresi 'altı aydan iki yıla kadar' şeklinde değiştirilmesi karşısında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenleme ceza miktarı itibarıyla açıkça sanıklar lehine olduğundan TCK'nın 7/2. maddesi nazara alınarak sanıkların █████/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun birinci maddesi ile değişik TCK'nın 257/1. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına,Sanıkların sabit görülen eylemlerinin sonucu olarak elde sonuca varılmasını mümkün kılan veriler mevcutken bu verileri ikinci plana atıp ne şekilde elde edildiği belirsiz bir takım değerlendirmelere itibar ederek olay yeriyle ilgisi bulunmayan bir çok yerin defalarca aranılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle enkazın, mevcut iklim ve coğrafi koşullara uygun yeterli teknik ekipmana sahip olmayan 17 köylü vatandaş tarafından bulunduğu nazara alındığında suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı, bu hususlara bağlı olarak verilecek cezanın eylemlerin ağırlığıyla orantılı olması dikkate alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlendiği,Her ne kadar sanıklar hakkında TCK'nın 43/2 yollamasıyla 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması talep edilmiş ise de, dosya kapsamına göre sanıkların tespit edilen kusurlu davranışları ile meydana gelen ölüm neticeleri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun net bir biçimde tespit edilemediği, bu itibarla sanıklara yüklenen eylemin tek bir helikopter kazasına ilişkin arama kurtarma faaliyetleri kapsamında görev gereklerine aykırı davranış ile sınırlı olduğu ve netice olarak meydana gelen birden fazla ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacakları değerlendirildiğinden yasal koşulları oluşmayan TCK'nın 43. maddesinin adı geçen sanıklar hakkında uygulanmadığı,Sanıkların fiilden sonraki davranışları göz önünde bulundurularak TCK'nın 62/1. maddesi, sanıklardan ...'ın kabul etmemesi, ... ile ...'in ise dosyaya yansıyan kişilik özellikleri ile tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda olumlu kanaate varılamadığı gözetilerek CMK'nın 231. maddesi, hükmolunan netice hapis cezası kısa süreli olmadığından TCK'nın 50/1. maddesi ve sanıkların suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermedikleri gibi, cezalarının ertelenmesi halinde ileride tekrar suç işlemeyecekleri konusunda mahkememizde olumlu bir kanaat oluşmadığından TCK'nın 51/1 maddesinin sanıklar hakkında takdiren uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.Haklarında beraat kararı verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında yapılan değerlendirmede;Sanıklardan ...'ün suç tarihinde Kahramanmaraş ... Yardımcısı, ...'un ise Kahramanmaraş İl Sivil Savunma Müdürü olarak görev yaptıkları, yukarıda izah edildiği üzere olaydan haberdar olması üzerine il valisinin Türk Arama ve Kurtarma yönetmelik hükümlerine göre olay yeri koordinatörü sorumluluğunu aldığı, bu bağlamda ... başkanlığında Sivil Savunma Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü ve tüm resmi ve sivil kuruluşların katılımı ile valilik bünyesinde kriz merkezi oluşturularak çalışmalara başlandığı ancak devam eden süreçte Kahramanmaraş ilinde bilinen ve beklenen çerçevede bir kriz merkezi oluşturulmadığı, Valilik bünyesinde oluşturulan kriz merkezinin bir haberleşme masası gibi çalıştığı, arama kurtarma ekiplerini komuta eden ve yöneten kriz merkezinin sürekli hareket halinde olmalarından dolayı bir nevi seyyar bir kriz merkezi ortaya çıktığı, bu bağlamda il valisinin talimatı üzerine Kahramanmaraş ilinde oluşturulan kriz merkezinde görev yapan ...'ün il merkezinde kalıp vali tarafından verilen talimatları yerine getirdiği, olayın öğrenilmesi üzerine ilgili birimlere arama kurtarma ekiplerinin, takviye birliklerin ve sağlık kuruluşlarının icraata geçecek şekilde hazır hale gelmeleri talimatlarını ilettiği, devam eden süreçte de seyyar halde olan kriz merkezinin taleplerini yerine getirdiği, yine sanık ...'un da kriz merkezinde görev aldığı, bu görevi kapsamında olayın öğrenilmesi üzerine vali yardımcısı tarafından kendisine verilen sivil savunma arama kurtarma ekibini icraata geçecek şekilde hazır hale getirme talimatını yerine getirmesinin yanında il merkezinde bulunduğu anlaşılan █████/2009 tarihine kadar kendisine verilen diğer görevleri yerine getirdiği, bu bağlamda olayın haber alınmasından itibaren il merkezinde görev yapıp helikopterin düştüğü yerin belirlenmesi ve arama kurtarma ekiplerinin doğru yere sevk edilmesi konusunda da herhangi bir görevleri bulunmadığı anlaşılan sanıkların kendilerine verilen talimatları gerektiği gibi yerine getirmediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delilin bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2),Sanık ...'nin suç tarihinde EGM İstihbarat Daire Başkanlığında Teknik Takip (TEKOP) Şube Müdürü olarak görev yaptığı sırada Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü bildiriminin içeriği ve aciliyetine rağmen beklenen hız ve etkinlikte inisiyatif kullanmayarak süreçte uzama ve aksaklıklara yol açmak suretiyle cep telefonlarından yer tespiti talebi için saat 16.30'a kadar beklemek suretiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği iddia edilmiş ise de, dosya kapsamına göre 112 görevlilerince 15.30'da 155 haber merkezine bildirilip 155 haber merkezi tarafından da saat 15.41'de İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesine iletilen cep telefonu numaralarının netice olarak Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca TİB Başkanlığına saat 16.30'da ulaştırılarak gecikme yaşandığı sabit olmakla birlikte bu gecikmenin 155 haber merkezi, İstihbarat Şube Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ile Genel Müdürlük İstihbarat Daire Başkanlığı birimlerinden hangisinde yaşandığı hususunun tespit edilemediği, hal böyle olunca ...'nin savunmasına ileri sürdüğü saat 16.30 sıralarında tarafına şifahi olarak iletilen cep telefonu numaralarını TİB EGM temsilcisi ...'a bildirdiği yönündeki beyanının aksinin ispatlanamadığı, ayrıca arama kurtarma çalışmaları kapsamında kendisine verilmiş başka bir görev de bulunmayan sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delilin bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2),Sanık ...'ın suç tarihinde TİB JGK temsilcisi olarak görev yaptığı, helikopterin düştüğü gün saat 16.11'de Yozgat İl Jandarma Komutanlığından aranılarak kendisine iletilen GSM numaralarının konum bilgilerinin araştırılmasının istenildiği, talebin TİB Başkan vekili ...’ye iletilmesi üzerine talebin hukuki olarak incelenmesi ve teknik eleman görevlendirilmesinin akabinde sorgulama yetkisi bulunan ...'ın yer tespitine yönelik bilgileri temin ederek sistem üzerinden JGK mesaj kutusuna attığı ve sanığın da saat 16.25’te JGK’daki ilgili şube müdürü ve daire başkanlığını telefonla arayarak önce amirlere daha sonra da sanık ...'ya ilettiği, her ne kadar Jandarma Genel Komutanlığı tarafından TBMM Araştırma Komisyonuna yazılan █████/2016 tarihli ve 100119 sayılı yazı ile söz konusu bilgilerin saat 17.15'de Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığına bildirdiği belirtilmiş ise de, Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarına göre bu bilgilerin saat 16.55'te İl Jandarma Komutanlığına bildirildiği ve Yozgat İl Jandarma Komutanlığından arayan binbaşı ...'ın beyanını doğrulaması nazara alındığında savunmaya üstünlük tanınmasının gerektiği, dolayısıyla olayın sanığa iletilmesinden sonra 10-15 dakikalık bir süre içerisinde gerekli iznin alınarak yer tespiti sonuçlarının gerekli yerlere ulaştırıldığı hususları dikkate alındığında, arama kurtarma çalışmaları kapsamında kendisine verilmiş başka bir görev bulunmayan sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delilin bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2),Sanık ...'ın suç tarihinde TİB EGM temsilcisi olarak görev yaptığı, helikopterin düştüğü gün saat 16.30'da EGM İstihbarat Daire Başkanlığından aranılarak kendisine iletilen GSM numaralarının son konum bilgisinin talep edildiği, sanığın daha önce JGK temsilcisinden istenmesi sebebiyle zaten hazırlanmış olan konum bilgilerini saat 16.35 sıralarında İstihbarat Daire Başkanlığına şifahi olarak bildirdiği, dolayısıyla olayın sanığa iletilmesinden sonra çok kısa bir süre içerisinde yer tespiti sonuçlarının gerekli yerlere ulaştırıldığı hususu dikkate alındığında, arama kurtarma çalışmaları kapsamında kendisine verilmiş başka bir görev bulunmayan sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delilin bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2),Açıklanan nedenlerle; dosyada sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair, mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, atılı suçtan dolayı adı geçen sanıkların CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.Sanık ...'nun suç tarihinde JGK İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanlığında bilgisayar teknisyeni olarak görev yaptığı, helikopterin düşmesinden sonra yürütülen arama kurtarma çalışmalarında kendisine, düşen helikopterde bulunan cep telefonlarından gelen sinyal bilgilerini işleyerek yerlerinin tespitini kolaylaştıracak çalışmaların yürütülmesi görevinin verildiği anlaşıldığı, olay günü birlik dışında izindeyken saat 16.30 sıralarında sanık ... tarafından telefonla aranarak durumun kendisine iletilmesi üzerine saat 17.00 sıralarında birliğine gelerek aldığı bilgileri harita üzerine işleyip analiz işlemlerine başladığı, yaptığı çalışmalar sonucunda ürettiği 1x30 km'lik yaylı haritayı saat 17.30-18.00 sıralarında Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına ve aynı yerde istihbarat şubede görev yapan ...'na ilettiği, daha sonra saat 22.30 sıralarında gelen yeni sinyal bilgilerini de analiz ederek ve hedef bölgede cep telefonunun çekmediği yerleri de dikkate alarak oluşturduğu 1x15 ve 1x4 km'lik haritaları da ... ve Kahramanmaraş İl Jandarma Komutan Yardımcısı ... ile paylaştığı, arama kurtarma çalışmaları kapsamında kendisine verilmiş başka bir görev bulunmayan sanığın görevinin gereklerine tam anlamıyla uygun davrandığı, zira sanığın bu süreçte söz konusu sinyal bilgileri ve haritalar üzerinde aktif bir şekilde çalışarak çok sayıda harita ürettiği, bu haritaları da gerekli yerlerle paylaştığı, helikopter enkazının da sanığın tespit ettiği 1x4 km'lik bölge içerisinde bulunduğu, bu bağlamda görevinin gereklerine tam ve uygun şekilde davrandığı anlaşılan sanığa atılı eylemin görevi kötüye kullanma suçuna vücut vermeyeceği anlaşıldığından yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesine dayanılarak, 05.02.2021 tarihinde sanıklar ..., ... ve ...'in TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ve ...'ın beraatlerine karar verildiği, kısa kararın katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin yüzüne karşı tefhim edildiği,Kısa kararın son paragrafında kanun yolu ve yöntemine ilişkin olarak; "...Hükmün yüzlerine karşı verilenler yönünden tefhiminden, yokluklarında verilenler yönünden tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize ya da başka bir yer mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenlettirilerek Hâkime onaylatmak suretiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu nezdinde temyizi kabil olmak üzere sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin oy çokluğu ile diğer hükümler yönünden oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." açıklamalarına yer verildiği, verilen hükümlere yönelik bir kısım temyiz istemlerinin yanı sıra, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından 30.04.2021 tarihinde, ... vekili tarafından ise 29.04.2021 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu,Anlaşılmaktadır.V. GEREKÇE1. Bir kısım katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin süresinde olup olmadığı ön sorunu:2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 15. maddesinin 3. fıkrası gereğince "İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak" görevi Yargıtay Ceza Genel Kuruluna aittir.Bireylerin yargı makamları önünde haklarını etkin ve sonuna kadar arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla kararlarda kanun yolu, mercii ve sürelerin açık ve anlaşılır şekilde belirtilmesi anayasal bir zorunluluk hâline getirilerek adil yargılanma hakkının bir cüz'ü olarak teminat altına alınmıştır.Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir (Anayasa madde 36). Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır (Anayasa madde 40/2).İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir (CMK madde 35/1).CMK’nın "Temyiz istemi ve süresi" başlığını taşıyan 291. maddesi hüküm tarihindeki düzenleme itibariyle şöyledir;"(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren onbeş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.(2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.",CMK’nın "Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi" başlığını taşıyan 296. maddesi şu şekildedir;"(1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.(2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.".Aynı Kanunun "Temyiz isteminin reddi" başlığını taşıyan 298. maddesi ise şöyledir:"(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.".CMK’nın 291. maddesinde temyiz davası açılması için on beş günlük bir süre öngörülmüştür. Hükmün yüze karşı açıklanmasından itibaren bu süre içinde temyiz kanun yoluna başvurulması şarttır. Kural olarak temyiz başvurusunun yazılı şekilde olması yani hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yapılması gerekir. Ancak zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle sözlü başvuruda bulunmak da mümkündür. Bu durumda beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkim tarafından onaylanır.Hüküm, temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmış ise karar tarihi itibarıyla süre tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır.Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; ilgili kişinin yüzüne karşı verilen bir hükme yönelik yasal temyiz süresi, tefhimle birlikte başlamakta olup sonradan yapılan karar tebliği, temyiz süresini yeniden başlatmayacaktır. Ancak, tefhim ile birlikte temyiz süresinin işlemeye başlaması için kanun yolu bildiriminin Kanun'un öngördüğü şekilde ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde yapılması gerekmektedir. Anayasa'nın 40/2. maddesi ile CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası, AİHS'nin 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası ile 232. maddesinin altıncı fıkrasına uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde yapılması gerekmektedir.CMK'nın 291. maddesinin, 12.3.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete ile yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik hâlinin, hüküm ve tebliğ tarihi itibariyle usulüne uygun olarak icra edilerek tamamlanan işlemler için tatbik imkanı bulunmamaktadır.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 05.02.2021 tarihinde verilen hükümlerin, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin yüzüne karşı okunup kanun yolları ve yöntemi ile birlikte tefhim edildiği hâlde, iş bu hükümlerle ilgili olarak; katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından 30.04.2021 tarihinde, ... vekili tarafından ise 29.04.2021 tarihinde, yasanın öngördüğü 15 günlük süreden sonra temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve müdafileri ile diğer katılanlar vekillerinin temyiz talepleri yönünden;Hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğu, süresinde yapılan temyiz başvurularının yeterli temyiz gerekçelerini içerdiği belirlenerek inceleme iş bu temyiz talepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.2. Dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği ön sorunu:TCK'nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle düşeceği düzenlenmiş maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde de beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.TCK’nın 67. maddesinin birinci fıkrasında dava zamanaşımını durduran nedenler, izin veya karar alınması, bekletici sorun yahut kanun gereğince kaçak olduğu hususunda karar verilenler olarak sayılmıştır.Bu düzenlemeye göre, suçun işlenmesi ile başlayan dava zamanaşımı süresi, izin veya karar alınması için yetkili merciye başvurulduğu ya da bir bekletici sorunun ortaya çıktığı günde yahut kanun gereğince kaçak olduğu hususunda karar verildiğinde duracak, izin veya kararın alındığı tarihte ya da bekletici sorun çözümlendiğinde yahut kaçak olduğuna karar verilenler hakkında bu kararın kaldırıldığı tarihte kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Bu nedenle, durma süresinden önce geçmiş olan süre, durma süresinden sonra işleyen zamanaşımı süresine eklenecektir.Dava zamanaşımını kesen nedenler TCK'nın 67. maddesinin ikinci fıkrasında, bir suçla ilgili olarak; şüpheli veya sanıklardan birinin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi olarak belirtilmiştir.Aynı Kanun'un 67. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca kesen bir nedenin varlığı hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen görevi kötüye kullanma suçunun yaptırımı TCK’nın 257/1. maddesinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı sekiz yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı ise on iki yıldır.Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanıklar hakkında soruşturma izni verilmesinin talep edildiği 04.01.2010 ile iznin verildiği 02.02.2012 tarihleri arasında dava zamanaşımının 2 yıl 28 günlük süre için durduğu (TCK madde 67/1) görülmektedir.İddianame ve gerekçeli karar kapsamına göre sanıkların ölümlerden doğrudan sorumlu tutulmamış olmalarına nazaran, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve en son 30.03.2009 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerle ilgili olarak; suç tarihinde kamu görevlisi olan sanıklar hakkında soruşturma izni verilmesinin talep edildiği 04.01.2010 ile iznin verildiği 02.02.2012 tarihleri arasındaki 2 yıl 28 günlük durma süresi de gözetildiğinde, on iki yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 28.04.2023 tarihinde dolduğu anlaşılmıştır.Diğer taraftan, derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı da sabittir.Bu itibarla, Özel Dairece sanıklar ..., ... ve ... hakkında gerçekleştirdikleri iddia edilen görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında gerçekleştirdikleri iddia edilen görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümlerinin gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta CMK'nın 303/1-a. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1. Katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.02.2021 tarihli ve 8-9 sayılı kararına yönelik temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,2. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.02.2021 tarihli ve 8-9 sayılı, sanıklar ..., ... ve ... hakkında gerçekleştirdikleri iddia edilen görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında gerçekleştirdikleri iddia edilen görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümlerinin gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile BOZULMASINA,3- Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta CMK'nın 303/1-a. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-e, 67/1-4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,4- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2025 tarihinde yapılan müzakerede her iki inceleme konusu yönünden de oy birliğiyle karar verildi.