Anahtar kelimeler: Tcankara Azli Müdürünün Yazildiği Başkan Katip Tedbir Ara İhtiyati Birleşen

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi ███████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARARBAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024 (Ara Karar)NUMARASI
: ████████ EsasDAVACIVEKİLLERİDAVALITALEP
: İhtiyati TedbirTALEP TARİHİ
: █████//2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli istemine ilişkin birleşen davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı birleşen dosyada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TALEPBirleşen dosyada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının dava dışı ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nde müvekkiline ait çalışma belgesini müvekkilinin rızası olmaksızın iptal ettiğini, durumu düzeltmek isteyen mesul müdürün ise iş akdinin sona erdirildiğini, şirketin ve kliniğin faaliyet gösteremez hale getirildiğini, şirketin %50 hissedarı olan müvekkili ortağın da kendi şirketinde çalışmasının engellendiğini, davalı şirket müdürünün uzun yıllardır şirket genel kurulunu toplamadığını, şirket mesul müdürünün atanmasına ilişkin kararın davalı müdür tarafından tek taraflı olarak iptal edildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna ve vergi dairesine eksik bildirimler yapıldığını, davalının şirketin geleceğini zarara soktuğunu, müvekkilinin adli ve idari yaptırımlara maruz kalmasına sebebiyet vereceğini, davalı şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini, asıl davanın açıldığı tarihten itibaren meydana gelen olaylara ilişkin işbu davanın açıldığını belirterek davalının ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen dava dilekçesinde ayrıca dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ve ortaklara zarar verme kastının bulunduğu göz önünde tutularak ihtiyaten temsil ve yönetim yetkileri kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı atanmasını, bunun mümkün olmaması halinde şirket iş ve işlemlerinin amacına uygunluğunun denetlenmesi için şirkete denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, davacının ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek şekilde yaklaşık olarak haklılığını ispatlayamadığı, davacının haklılığının yaklaşık olarak da ispatı yargılamayı ve delil toplanmasını gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİBirleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan işbu dava ile dava konusu ... Sağlık Hizmetleri Limited Şirketinin müdürü olan davalının görevden azlinin talep edildiğini, davanın sonucunun beklenmesinin şirket geleceğini tehlikeye atacağından ihtiyati tedbir isteminde bulunmak suretiyle, geçici hukuki koruma talep edildiğini, şirket müdürünün azline dair taraflarınca açılan işbu davaya esas olay ve olguların temelinde şirket müdürünün şirket müşterilerini şahsi müşterileri haline getirmesinin yattığını, şirket müdürünün eşinin diş kliniğine ve kendi şahsi muayenehanesine şirket hastalarını aktararak güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini, bu hususa dair taraflarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma evresinde alınan beyanlar ile davalı ve davalının eşinin bu hususu kabul ettiğini, şirket müdürünün azli istemine ilişkin gerekçelerin bunlarla sınırlı olmadığını, şirket müdürünün denetim olanağını kaldırmak için müvekkiline ait vekaletnameyi azletmesi, şirket genel kurulunu toplamaması, şirket ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere vergi levhasının bulunması, yıl sonu finansal tabloların hazırlanması gibi şirket yönetimine ilişkin temel yükümlülüklerin ihlal edilmemesi, daha da ötesi müvekkilinin şirketteki çalışma belgesini iptal etmek suretiyle şirkete girişini engellemesi gibi olguların şirket müdürünün azlini gerektirdiğini, esasında şirket bakımından en büyük zararın, müvekkilinin hukuka aykırı bir şekilde çalışma belgesinin iptal edilmiş olması olduğunu, bu şekilde müvekkilinin, hissedarı olduğu şirkette hasta bakmasının engellendiğini, şirkete müvekkili için gelen onlarca hastanın kaybına da sebebiyet verildiğini, şirket müdürünün bu davranışının, güveni kötüye kullanma suçu yönünden suç duyurusunda bulunulmasından sonra gerçekleşmesinin de bir anlamı olduğunu, davalı böylelikle şirket hastalarını kendi namına görüp, elde ettiği gelirleri şirket hesabına yansıtmamayı hedeflediğini, bu eylemin ortaya çıkmaması için ise müvekkilini iş yerinden uzaklaştırdığını, şirket müdürünün, dava açılmış olmasına rağmen hukuka aykırılıklara devam ettiğini, hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı ne yaparsa yapsın yaptıklarının yanına kar kaldığını düşünerek şirkete ait hastaların daha fazlasını şahsi hastası gibi tedavi ettiğini, davalı bu şekilde şirket hesabına tahsil edilmesi gereken meblağlara şahsi kazancıymış gibi işlem yaptığını, davalı dava açıldıktan sonra dahi şirket genel kurulunu toplantıya çağırmadığını, yıllık faaliyet raporlarını hazırlamadığını, şirket karını ortaya koyan açıklamaları ve yükümlülüklerini hala yerine getirmediğini, tüm bu hususların ihtiyati tedbir kararının gerekliliğini ortaya koyduğunu, mahkemece verilen kararın delillerin değerlendirilmesini içermeyip matbu bir metin olmanın ötesine geçmediğini, ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi levhasının dosyaya eklendiğini, davalı hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin kimi evrakların dosyaya kazandırıldığını, özellikle davalının ve davalının eşinin savcılık aşamasında verdiği ikrarlı beyanları güveni kötüye kullanma suçunun gerçekleştiğini ortaya koyduğunu, davalı tarafından haksız şekilde işten çıkarılan işçilere ilişkin esas numaralarının dosyaya kazandırıldığını, davalının işçileri haksız şekilde işten çıkarmış olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafından müvekkilinin çalışma belgesinin iptal edildiğine ilişkin belgenin de dosyaya sunulduğunu, böylelikle davalının haksızlık içeren davranışlarına bir yenisinin eklendiğinin ispat edildiğini, kimi hastaların el yazısıyla hazırlamış olduğu beyanlarda davalının şirket hastalarını eşinin kliniğine yönlendirdiğinin ortaya çıktığını, şirket hattının, davalı adına kayıt ettirildiğine ilişkin fatura ile davalının şirketi, yalnızca kendi mülküymüş gibi değerlendirdiğinin belli olduğunu, söz konusu delillerden hiçbirisi dosyaya kazandırılmamış gibi hareket edildiğini, böylelikle ihtiyati tedbir talebinin reddi hususunun da gerekçelendirilemediğini, esasında mahkemece yapılması gerekenin bir an önce delillerin toplanmasını sağlamak, delillerin toplanması için ilgili kurum ve kuruluşlardan belgelerin celbini istemek olduğunu, davalının şirket yönetimiyle ilgilenmemesi nedeniyle, yönetim boşluğu bulunmakta olup şirket idaresinin sağlanamadığını, müvekkilinin %50 hissedarı olduğu şirkette uzun yıllardan bu yana fiilen çalıştığını, ancak şirket müdürü davalının, müvekkilin çalışma belgesini rızası olmaksızın iptal ettiğini, bu hususa dair müvekkilinin talebi olmadığı gibi genel kurul kararı da alınmadığını, öte yandan iptal işlemine dair imzası bulunan mesul müdürün de rızasının mevcut olmadığını, kendi beyanına göre, evraklar arasına karıştırılarak imzası alınan şirket mesul müdürünün durumu düzeltmek istediği sırada derhal işten çıkarıldığını, işten çıkarılma belgesinde, müvekkilinin istifa ettiği ve bunun uygun görüldüğü izlenimi yaratacak bir üslup kullanıldığını, bu şekilde bir manipülasyon amacı güdüldüğünü, şirketin kuruluşundan bu yana diş hekimliğini yürüten müvekkilinin resen işten çıkarılmasının, adeta şirkete darbe vurmak ve ortağın tüm bağlantılarını kesmek anlamına geldiğini, bu tür bir hareketin yanlışlıkların düzeltilmesi gibi gerekçelerle ya da hukuki süreçler başladığında yapılmasının, kin, intikam duygusuyla hareket etmek ya da tamamen hissi ve zararlı bir yaklaşım sergilemek anlamına geldiğini, iş yerinde çalışan doktorlara, maaşın çok üzerinde elden para verilmek suretiyle şirketin ve devletin olağandışı zarara uğratılması şirket yetkilisi ve şirket ortakları açısından cezai müeyyideyi doğurabileceğinden, bir an önce şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılmasının gerektiğini, sigorta bedelinin SGK'ya eksik bildirilmesi halinde 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca işverenin idari para cezasıyla karşı karşıya kalacağını, şirket müdürünün faaliyetine devam ettiği her geçen gün, müvekkili bakımından yaptırım risklerinin çoğaldığını, şu an şirkete karşı açılmış, haricen ödeme nedeniyle SGK'nın zarara uğratıldığını, bunun tespiti davalarının derdest olduğunu, buradan şirkete çok büyük yaptırımların da geleceğini, davalı şirket ve müdürünün halen hukuka aykırılıklarda ısrar ettiğini, şirketin kasten borçlandırılmasının şirket müdürünün görevden azli için haklı neden oluşturacağını ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİTalep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından savcılığa verilen şikayet dilekçesi sureti, davalı ve dava dışı ... tarafından tutulan █████/2024 tarihli tutanak, davalı tarafından davacıya vekaletten azil için gönderilen █████/2024 tarihli azilname, ...'ın █████/2024 tarihli, ...'un █████/2024 tarihli, ...'in █████/2024 tarihli, ...'in █████/2024 tarihli el yazılı ifadeleri, Ankara 12. İş Mahkemesinin ████████ Esas, Ankara 48. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyalarının tensip tutanakları, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, dava dışı ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicil dosyası, davalı tarafından davacı hakkında tutulan tutanak suretleri, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname sureti, protokol defter sureti, dava dışı ...'a dava dışı ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi yetkilisi sıfatıyla davalı tarafından gönderilen █████/2024 tarihli fesih bildirimi, dava dışı ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin davalı imzalı █████/2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı ve davalı imzasının bulunduğu █████/2022 tarihli şirket genel kurul karar sureti dosya içerisinde yer almaktadır.Somut olayda, şirket müdürünün azli istemiyle açılan eldeki birleşen davada ilk derece mahkemesince dosya kapsamı gözetilerek mevcut dosya durumu itibarıyla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. █████/2025Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...... ... ... ...Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.