Anahtar kelimeler: Tecziye Profesör Rektörlüğü Doktor Yapmakta Unvanı Fakültesine Sekizinci Yükseköğretim Süreci
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR)
: 1- ... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
2- ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı tarafından; Ankara Üniversitesi ... Fakültesine profesör doktor unvanı ile görev yapmakta iken 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6/b maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkındaki müşteki ve tanık beyanlarının birbiri ile tutarlı ve destekli olduğu, söz konusu beyanlarda geçen ve defaten farklı kişilere karşı işlendiği anlaşılan eylemlerin ve sarf edilen sözlerin disiplin fiili olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira mağdur ve müşteki ifade beyanlarında geçen eylemlerin oluş şekli, sarf edilen sözlerin mahiyeti itibariyle belirli bir yoğunluğa ulaştığı, davacının sübut bulan somut fiili ile orantılı, ölçülü ve uyumlu 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6/b maddesinin tatbiki ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Davacı hakkında şikayette bulunan öğrencilerden sadece Y.B. ve E.D.M. isimli öğrencilere yönelik eylemlerinin disiplin cezasına konu edildiği görüldüğünden, dava konusu işlemin sebep unsurunun adı geçen öğrencilere yönelik eylemlerle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, adı geçen öğrencilere yönelik olarak disiplin cezasına konu edilen davacı eylemlerinin, davacı tarafından gerek soruşturma esnasında alınan ifadesinde, gerek davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'na sunduğu savunmasında, gerekse de dava dilekçesinde kabul edilmediği, davacı hakkında yapılan soruşturmada elde edilen delillerin davalı idarece davacının eylemlerinin sübuta erdiği kabulüne olanak tanıyacak nitelikte olup olmadığı hususunun uyuşmazlığın temelini oluşturduğu, davacı hakkında yapılan soruşturmada, şikayette bulunan öğrencilerden Y.B. ve E.D.M. isimli öğrencilere yönelik isnat edilen sözlü ve fiziksel eylemlerinin gerek gerçekleşip gerçekleşmediği, gerekse de cinsel amaçlarla yapılıp yapılmadığı hususlarının, dava konusu disiplin cezasının niteliğine uygun olarak, davacıya isnat edilen fiilin her türlü tartışmadan uzak somut deliller ile ortaya konulmadığı, davacı aleyhine verilen ifadelerden hareketle davacının isnat edilen eylemleri işlemiş olabileceği yönünde edinilen kanaate dayanılarak ve davacının bu bakımdan lehine verilen ifadeler değerlendirilmeden, davacının eylemlerinin sübuta erdiğinin kabul edildiği, isnat edilen eylemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin hukuken kabul edilebilir somut delillerle ortaya konulmadan, davacı hakkında edinilen kanaatten hareketle sübuta erdiği ve bu eylemlerini cinsel amaçlı olarak gerçekleştirdiği kabul edilerek getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu Mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idareler tarafından; altı öğrencinin davacı hakkında cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla şikayetçi olması üzerine soruşturma başlatıldığı, öğrencilerin ifadelerinden alıntılar yapılan komisyon raporu incelendiğinde ifadelerin birbiri ile örtüştüğü, tanık beyanları ve soruşturma sırasında elde edilen veriler doğrultusunda tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, işlemin iptali yolunda verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
:Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT
:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Disiplin ve Ceza İşleri' üst başlıklı 'Genel esaslar' başlıklı 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (b) alt bendinde, "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak"; (c) alt bendinde ise ; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemleri kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirir fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Dosyanın incelenmesinden; davacının Ankara Üniversitesi ... Fakültesine profesör doktor unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yaptığı, ... Fakültesinde görevli bir başka öğretim üyesi olan H.B.nin 2019 yılının Nisan ayında kendisine ait klinikte çalışan bir veteriner hekimi istismar ettiği iddiasının basına yansıması sonucu rektörlük tarafından fakülte genelinde cinsel taciz vakalarının araştırılmasının istenildiği, bu çerçevede Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Destek Birimi (CTS) adı verilen bir komisyon kurulduğu, bu komisyona gelen şikayet dilekçelerin incelenmesi neticesinde davacının da aralarında bulunduğu bir kısım öğretim elemanı hakkında █████/2019 tarihinde disiplin soruşturması emri verildiği, soruşturma kapsamında tanzim edilen █████/2020 tarihli soruşturma raporunda davacı hakkında 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6/b maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılma cezası ile tecziye edilmesine yönelik getirilen teklifin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile; davacının kız öğrencilere yönelik sırnaşıkça temadi eden konuşmalar ve öğrencileri huzursuz ve tedirgin edici sözlü cinsel taciz denilebilecek davranışlar içinde olduğu, söz konusu fiillerin birbirinden farklı şikayetçiler tarafından da beyan edildiği, ilgili hakkında okuldaki genel kanının kız öğrenciler özelinde “laubali ve normal kabul edilmeyen” şekilde olduğu, öğrenciler dışında da okuldaki bazı hocaların ifadelerinde de ilgilinin normal ve ahlaki kabul edilemeyecek hal ve hareketleri olduğunun beyan edildiği, her ne kadar fiziki taciz şeklinde değerlendirilebilecek bazı olayların üzerinden geçen süre üzerine soruşturma zamanaşımının oluştuğu düşünülmekte ise de Y.B. ve E.D.M. isimli öğrencilere yönelik eylemlerin taciz kapsamında değerlendirilebileceği ve beyan edilen gerçekleşme tarihi itibariyle zamanaşımı hususunun bulunmadığı, davacı savunmasında söz konusu taciz iddialarını reddetmişse de öğrencilerin ders esnasında olduğunu ifade ettiği olaylar tek tek sorulduğunda birçoğunu kabul edip farklı saik ile gerçekleştiğine dair beyanda bulunulmasının dolaylı ikrar olarak da kabul edilebileceği gerekçesiyle 2547 sayılı Kanunun 53/b-(6-b) maddesi uyarınca “Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak.” disiplin suçu kapsamında davacının, 2547 sayılı Kanunun 53/b-(6-b) maddesi uyarınca “Kamu Görevinden Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Üniversite teklifinin kabulüne karar verilmiştir.
Hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (A) fıkrasının 5. bendinde; 23/1/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunla getirilen değişiklikten önce "Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak." hükmü yer almaktayken, █████/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun'un 317. maddesiyle değiştirilen 5. bendinde; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmü düzenlenmiş olup "gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Benzer bir konuya ilişkin olarak █████/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin █████/2014 tarih ve E:████████, K:2014/8 sayılı kararının gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı,(...) idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin güç olduğu, kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine de aykırı olmadığı vurgulanmıştır.
Yargıtay Genel Kurulu'nun █████/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:████████ sayılı kararında ise, "Yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kişilerin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Yukarıda yer alan açıklamalar ve yargı kararları ışığında; davacıya isnat edilen fiillerin 2547 sayılı Kanunun 53/b-(6-b) maddesi uyarınca “Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak.” disiplin suçu kapsamında olduğu değerlendirmesiyle davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziye edildiği görülmekte ise de; anılan fiillerin kamu görevinden çıkarma cezası gerektiren "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Ankara Üniversitesi Rektörlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu karara hakkında lüzum-u muhakeme kararı Danıştay Birinci Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████; K:█████████ sayılı kararıyla; iddia edilen eylemlerin gerçekleştiği sırada derslerde bulunan, iddialarla ilgili görgüleri ve bilgileri olan (öğrenci, araştırma görevlisi gibi) tüm kişilerin tespit edilerek, bu kişilerin tanık sıfatıyla Ceza Muhakemesi Kanununa göre ifadeleri alınmak ve usulüne uygun fezleke düzenlenmek suretiyle şüpheli hakkında isnat edilen her bir suç yönünden lüzum-u muhakeme ya da men-i muhakeme yönünde teklif getiren fezleke düzenlenmesi, Yetkili Kurulca da her bir suç bakımından şüphelinin men-i muhakemesine veya lüzum-u muhakemesine karar verilmesi gerektiği, verilecek kararın mevzuata uygun olarak şüpheliye/vekiline ve şikayetçilere gerekli bildirimleri yapılarak yazılı bildirim alındılarıyla birlikte Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri de eklenerek Daireye gönderilmesi için dosyanın karar ekli olarak Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne iadesine karar verilmiş ise de; anılan kararın, davacıya isnat edilen işbu davaya konu fiiller ile birlikte 11 ayrı suç kapsamında yapılan değerlendirmeye ilişkin olması ve ceza yargılaması -ceza soruşturması süreci dahil- ile idari yargılamanın amaç, kapsam, usul ve sonuçları ile nitelikleri -suç nitelemesi yönüyle de- bakımından farklı olması nedeniyle görülmekte olan davanın esasının çözüme kavuşturulmasına engel teşkil etmediği değerlendirilmektedir.
Bu itibarla; dosya içerisinde yer alan bilgi ev belgeler ile ifadelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; sübuta eren eylemleri nedeniyle davacının 2547 sayılı Kanunun 53/b-(6-c) maddesi uyarınca “Kamu Görevinden Çıkarma" cezası ile cezalandırılması gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka aykırılık; aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi .. İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
:
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!