Anahtar kelimeler: Çdp Vakfı Aleyhlerine Şehircilik Planlama Planının Fonksiyonlara Bölgesi Altıncı Ölçekli
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVACI): ..., ... Vakfı
VEKİLİ
: Av. ...
2-(DAVALI)
: ... Bakanlığı
VEKİLİ
: Av....
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca █████/2015 tarihinde onaylanan ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının (ÇDP) iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek ve Dairelerince planlama alanı dahilinde bulunan alanlarda getirilen fonksiyonlara yönelik ortak değerlendirmede bulunularak;
Dava dosyasının ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden,
Planın bütününe yönelik olarak ileri sürülen hususların Dairelerinin E:... sayılı dosyasında hukuka ayrılık nedeni olarak görülmediği, esasen bu dava dosyasında davacının planın geneline yönelik olarak itirazlarının da bulunmadığı,
Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığını ortaya koyan bir bilgi ya da verinin olmaması nedeniyle bu hususa ilişkin hukuk aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, iptaline karar verilen ...-...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının yerine mahkeme kararının ifası gereği hazırlandığı ve ...-...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında toplanan veriler dikkate alınarak hazırlandığı, bu nedenle planın araştırma ve analiz yapılmadan, veri toplanmadan ve kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yapmadan yapıldığına ilişkin iddiaları kanıtlayan somut verilerin oluşmadığı sonucuna varıldığı,
İtiraz 1
Davaya konu çevre düzeni planında "Tarım ve Hayvancılık Geliştirme Alanları" için 8.2.11. sayılı maddenin (2018 tarihli planda 8.2.12 sayılı madde) düzenlendiği, bu başlığın altında;
"8.2.11.1. bu alanlarda tarım ve hayvancılığa yönelik araştırma ve geliştirme birimleri, ürün toplama, depolama, saklama, pazarlama alanları, ürün borsası, ürün işleme ve paketleme tesisleri ve besicilikte kullanılacak yem üretim alanları, tarımsal amaçlı yapı ve tarımsal amaçlı entegre tesisler, sebze ve çiçek yetiştiriciliği için seralar, hayvancılık ve et entegre tesisleri, tarımsal işletmelerin ön arıtma ya da topla arıtma tesisleri, tarımsal araç-gereç parkları, ile çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal ve kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesisleri, gereksinimlere ve planlama ilkelerine uygun şekilde, toplu olarak (organize şekilde) yer alabilecektir.
8.2.11.2. bu alanlarda yer alacak işletmelerin yapılanma koşulları ve niteliklerine alt ölçekli planlarda belirlenecektir.
8.2.11.3. bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde, en az 20ha. olacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, il toprak koruma kurulu marifetiyle yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planı yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. Söz kousu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamazlar.
8.2.11.4. bu alanlarda çevre sorunlarını önlemeye yönelik olarak her türde atığa ilişkin teknik altyapı önlemleri alınacaktır.
8.2.11.5. bu planda önerilen teknolojik sera bölgelerinde öncelikle termal enerjiden yararlanacak tesisler desteklenecek ve bu tesislerin yapımına öncelik tanınacaktır." hükümlerine yer verildiği,
Davaya konu planda, tarım ve hayvancılık geliştirme alanlarının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerin sürdürüleceği ve tarımsal ürünlerin katma değerlerini artırmaya yönelik araştırma geliştirme ve üretim birimleri ile ürün toplama, depolama, saklama alanları, tarımsal amaçlı yönler ve tarımsal amaçlı entegre tesislerin toplu olarak (organik şekilde) yer alabileceği alanlar olarak tanımlandığı,
ÇDP açıklama raporunda yer alan "tarımsal sanayi" ifadesinin tarımsal faaliyetlerin sonucunda elde edilen ürünlerin mamul ve/veya yarı mamule dönüştürülmesini amaçlayan bir üretim projesi olduğu, bununla birlikte 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda tarım ihtisas OSB'lere ilişkin hususların açıkça tanımlandığı, plan açıklama raporunda yer alan bahse konu ifadenin de bu ihtisas organize sanayi bölgelerine ve ÇDP'nin "8.2.2. sayılı Sanayi Alanları" hükmüne atıfta bulunduğu, bu durumun, plan açıklama raporunun ilgili bölümünün devamında yer alan "...Bu nedenle, planlama çalışmasında tarımsal ürünlerin değerlendirilmesine yönelik alan gereksinimi giderilmesine ilişkin kararlar geliştirilmesi benimsenmiştir. Diğer endüstriyel gelişmelerin tekil yapılaşmasının engellenmesi, organize nitelikte olmayan sanayi alanlarının organize duruma getirilmesi, yeni sanayi gelişiminin ihtisaslaşmış ve organize nitelikte gerçekleşmesi için gerekli kararların üretilmesi planlama aşamasında benimsenen ilkelerdendir." ifadesinden de anlaşıldığı, davaya konu planın plan açıklama raporunda tarımsal sanayi ifadesinin birçok yerde geçtiği, tarımsal sanayi alanının ayrı bir arazi kullanımı gibi ele alınmasının şart olmadığı, plan lejant ve plan hükümlerinde yer alan tarım ve hayvancılık geliştirme alanlarının tarımsal sanayi alanlarını içerdiği sonucuna ulaşıldığı,
Bu itibarla plan hükümlerinin yeterli korumayı sağladığı, plan hükümlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığı, getirilen uygulamanın bölgenin özelliğine uygun olduğu, planda şematik olarak gösterilen tarım ve hayvancılık geliştirme alanı olan bir alanın uyulması zorunlu olan ilgili yönetmelikte belirlenen esaslar dahilinde yer seçimine konu olması halinde, yer seçimine yönelik somut itirazların ayrıca değerlendirileceği,
Diğer taraftan bu alanlarda çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal ve kültürel donatı alanları ile sağlık ve eğitim tesislerinin yer almasının konut içermemesi nedeniyle şehircilik ilkelerine aykırı olmadığı,
Davalı idarece, bu tür alanların yatırım kararı haline belirli süreçler sonucunda geldiği, bu kararların ilgili kurumların çalışması sonucunda oluştuğu, bu kararlara yönelik plan değişikliğinin uzun süreç alması nedeniyle plan değişikliği gerektirmeksizin yapıldığı ve veri tabanına işlendiği, nitekim veri tabanına işlenen bu kullanımların yapılacak plan değişikliği ya da revizyonlarda plana işlendiği belirtilmiş ise de, 20 ha'yı aşan büyüklükte olup geniş alanlar kapsayan ve plan lejantında bulunan tarımsal sanayi içeren bir kullanımın çevre düzeni planı değişikliği olmaksızın ve ÇDP'ye işlenmeden alt ölçekli planlarla yapılabilmesinin mevzuata aykırı bulunduğu,
İtiraz 2
Plan Hükümlerinin 7.26 sayılı maddesinde, "Bu plan kapsamındaki alanlarda, ihtiyaç olması halinde güvenlik, sağlık, eğitim, bölge parkı/büyük kentsel yeşil alanlar v.b. gibi sosyal donatı alanları; kent veya bölge/havza bütününe yönelik her türlü atık bertaraf tesisleri ve bunlarla entegre geri kazanım tesisleri, arıtma tesisleri, belediye hizmet alanı, mezbaha, karayolu, demiryolu, havaalanı, baraj, enerji iletimi, yenilenebilir enerji üretim ve doğalgaz depolama gibi teknik altyapı alanları, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ve serbest bölgeler, yapılabilir. bu kullanımlara ilişkin imar planları, çed yönetmeliği kapsamında kalanlar için çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararının bulunması; çed yönetmeliği kapsamı dışında olanlar için ise, ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşü olması kaydı ile bu planda değişikliğe gerek olmaksızın, kurum ve kuruluşların görüşlerine uyularak ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. söz konusu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamaz. Yakma veya katı atık düzenli depolama alanlarının yanı sıra fiziksel/kimyasal/biyolojik önişlem ünitelerini içeren entegre atık bertaraf veya geri kazanım tesislerinin yer seçimi, atığın en yakın ve en uygun olan tesiste bertaraf edilmesi ilkesi çerçevesinde, bölgenin atık miktarı dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruşların görüşü doğrultusunda belirlenir." kuralının yer aldığı,
Dairelerince, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına yönelik açılan dava dosyalarında söz konusu hükmün, fazlasıyla genel bir madde olduğu hangi kullanım ve yatırımların plan değişikliği gerektirdiğinin çerçevesi çizilmek suretiyle plan hükmünün yeniden düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle iptaline karar verildiği,
Dava konusu plan hükmünde █████/2018 tarihinde yapılan değişiklik ile güvenlik, sağlık, eğitim, sosyal donatı alanları, büyük kentsel yeşil alanlar, atık ve bertaraf tesisleri, sosyal teknik altyapı, belediye hizmet alanı mezbaha kullanımlarının plan değişikliği olmaksızın yapılabileceği belirtilerek plan hükmünün çerçevesinin çizildiği, dava konusu plan hükmünün yeniden düzenlenmiş ise de, işlem tarihi itibarıyla yargılama yapıldığından fazlasıyla genel bir madde olan plan hükmünün ve hangi kullanım ve yatırımların plan değişikliği gerektirdiğinin çerçevesi çizilmek suretiyle yeniden düzenlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak işlem tarihi itibarıyla dava konusu plan hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı,
İtiraz 3
█████/2018 tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde dava konusu 7.48 sayılı plan hükmünün, "bu planın onayından önce İller Bankası Genel Müdürlüğü tarafından ihale edilerek çalışmaları başlatılan alt ölçekli planlar ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine uyulmak kaydı ile bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın yapılır ve onaylanır. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir" plan hükümlerinden çıkarıldığı görüldüğünden, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı,
İtiraz 4
Plan Hükümlerinin 8.1.2.1 sayılı maddesinde yer alan, "planda sınırları şematik olarak gösterilmiş olan kırsal yerleşmeler ile bunların mahalle ve bağlı mezralarını kapsayan alanlarda, koruma ve gelişim ilkelerine uygun imar planlarının hazırlanması esastır. Planı bulunmayan köy ve mezralar ile belediye sınırları içine katılarak mahalleye dönüştürülmüş/dönüştürülecek kırsal yerleşmelerin yerleşik alanlarında uygulamalar imar planları yapılıncaya kadar aşağıda koşullar uygulanacaktır" şeklindeki hükmün, ilgili mevzuattan kaynaklanan bir hüküm olduğu,
Buna göre; 6360 Sayılı "On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulduğu ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürüldüğü, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Büyükşehir Belediyelerinin sınırlarının il mülki sınırları olarak değiştirildiği, anılan Kanun'un 3. fıkrasında "...sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır." ve 4. fıkrasında “İstanbul ve Kocaeli il mülki sınırları içerisinde bulunan köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine mahalle olarak katılmıştır." hükmü getirildiği, diğer yandan 6360 sayılı Kanun'a istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına" ilişkin 8. maddesine █████/2013 tarihinde eklenen (ğ) bendinde "Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen, nüfusu 5.000'in altında kalan ve kırsal yerleşim özelliği devam eden yerlerdeki uygulamalar, büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar 27. madde hükümlerine göre yürütülür. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine; yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır." hükmüne yer verildiği,
Bu hususlar çerçevesinde, 6360 sayılı Kanun kapsamında mahalleye dönüşen, nüfusu 5.000'in altında kalan ve kırsal yerleşim özelliği devam eden yerlerdeki uygulamaların Belediye Meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. madde hükümlerinde düzenlenen esaslar çerçevesinde gerçekleştirilebildiği, anılan 3194 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan █████/1985 tarihli Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nde bu alanlara ilişkin yapılanma koşulların düzenlediği, iptali talep edilen ÇDP ile bu alanlar için düzenlenmiş yapılanma koşullarının anılan Yönetmelik ile düzenlenen yapılanma koşullarına uygun olarak düzenlendiğinin görüldüğü,
Davacının, “imar planı olmayan kırsal yerleşme alanlarında turizm tesislerinin de yapılabilecek olması mevcut kırsal yerleşmelerin dokusunun bozulmasına neden olabilecektir” itirazına yönelik olarak ise, imar planı olmayan kırsal yerleşme alanlarında pansiyon ve otel olamayacağına ilişkin bir yönetmelik maddesinin bulunmadığı, █████/1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin, bu tür tesislerin yapılabileceğini ve bunlar için yapılaşma koşullarını belirlediği, bu alanlarda olası turizm tesislerinin inşaası durumunda bu tesislerin 2 katı geçmemesi gerektiğine ilişkin getirilen hüküm maddesinin, imar planı olmayan kırsal yerleşmelerde yüksek katlı pansiyon ve otel türü yapılaşmaların önünü keseceğinden mevcut köy dokusunun tahribatı gibi sorunlara yol açmayacağı, ayrıca Plan Hükümlerinin 8.1.1.2. sayılı maddesinin, "her tür alt ölçekli planlama çalışmasında yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesi zorunludur" ifadesini içermesi nedeniyle, koruma sağladığı,
Bu itibarla, bu kısım yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
İtiraz 5
Davaya konu planın 8.2.8.1. sayılı hükmünde, özel proje alanı içinde yer alacak arazi kullanımlarına ilişkin kararlar ve yapılaşma koşullarının özel proje alanının özellikleri dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda bu planda değişiklik yapılmaksızın imar planlarında belirleneceği kuralının yer aldığı, söz konusu hükmün yasal mevzuata uygun şekilde, bu alanlarda plan yapma yetkisi olan kurumlar için düzenlendiği, davalı idarenin savunmasının yeterli açıklama yaptığı görüldüğünden, bu kısım yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
İtiraz 6
Plan Hükümlerinin 8.2.10.4 sayılı maddesinde, "planda gösterilenler dışında lojistik merkez alanlarına ihtiyaç olması halinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, valilik koordinasyonunda yer seçimi yapılabilir. yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir", kuralına yer verildiği,
Lojistik merkezler gibi kullanımların çevrelerini olumlu veya olumsuz yönden etkileyebilme potansiyelleri olduğundan, çevre düzeni plan değişikliği yapılmaksızın imar planlarının onaylanmasına imkan tanımanın beraberinde kamu yararı ve doğal, kültürel ve tarihi değerlerin korunması adına olumsuz sonuçların oluşumuna zemin hazırlayacağı, yeni lojistik merkez kararlarının alınması durumunda plan lejantında yer verilen lojistik kullanım kararına plan paftalarında da yer verilmesi ve plan değişikliği yapılmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşıldığından, bu kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı,
İtiraz 7
Davaya konu 8.7. sayılı plan notu ve devamı maddelerinde, tarım alanlarında yapılacak tarımsal amaçlı yapılar için genel hükümler getirilerek Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yer alan yapılaşma koşullarına atıfta bulunulduğu, plan hükümlerinin devamı maddelerinde mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, ... tarım arazileri ile ilgili olarak ayrıntılı yapılaşma koşullarının getirildiği,
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin, "Yapı şartları" başlıklı, 63. maddesinin 1. fıkrasında, üst ölçekli planı bulunmayan iskan dışı alanda bulunan parsellerde inşaat alanı katsayısı %5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda 250 m²'yi geçmemek, saçak seviyelerinin tabi zeminden yüksekliği (6,50) m' yi ve 2 katı aşmamak, yola ve parsel sınırına (5.00) m' den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binalarının yapılabileceği; bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tarımsal faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla konutla birlikte veya ayrı ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, avhaneler, balık üretim tesisleri ve un değirmenleri gibi konut dışı yapılar mahreç aldığı yola (10) m'den parsel hudutlarına (5.00) m'den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40'ı ve yapı yüksekliği (6.50) m'yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabileceği, bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de, inşaat alanı katsayısının %40'ı geçemeyeceğinin hükme bağlandığı,
Davalı idarece bu bağlamda, yukarıda değinilen Yönetmelik'te belirtilen %40 emsalin altında emsal verildiğinin belirtildiği,
Planın tarım alanlarına ilişkin maddeleri ile, bu planda tarım arazilerinde yapılacak olan tarımsal yapıların yapımı öngörülerek mutlak tarım arazilerinde E:0,05 ... ve özel ürün arazilerinde E:0,05 olarak belirlendiği,
Davaya konu planda tarım alanı olarak belirlenmiş olan alanlar ile tarım alanlarının kullanım ve yapılaşma koşullarının geçerli olduğu alanlarda, bu plan ile belirlenmiş olan yapılaşma koşullarının maksimum değerler olduğu, bu değerlerin yetiştirilen ürün ve toprak özelliklerine bağlı olarak gerekiyorsa belirli kesimlerde alt ölçekli plan kararları ile sınırlanabileceği planla getirilen yapılaşma değerlerinin mutlak olmadığı, bu değerlerin maksimum değerler olarak belirlendiği,
Diğer taraftan, planın "Mutlak Tarım Arazileri" başlıklı 8.7.19.1 sayılı maddesinde bu alanlarda, tarımsal amaçlı yapıların yapılabileceğinin belirtildiği, yine özel ürün arazileri başlıklı madde ve ... tarım arazileri başlıklı maddede de aynı düzenlemenin yer aldığı,
4.23 sayılı maddede ise, tarımsal amaçlı yapıların,"toprak koruma ve sulamaya yönelik alt yapı tesisleri entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı mandıralar, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibariyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolmasının söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan tesisler " olarak tanımlandığı,
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinde, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ibaresinin yer aldığı,
Belirtilen hususların birlikte değerlendirilmesinden, tarım alanlarında, Kanun'da öngörülen ve 4.23 sayılı plan notunda belirtilen kullanımlar dışında bir yapı yapmanın mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Diğer taraftan, davaya konu planda, tarımsal vasfı düşük olan alanlardan daha düşük olan alanlara doğru bir yapılaşma artışı öngörüldüğü, mutlak tarım arazisi ve marjinal tarım arazisi olarak belirlenen alanlarda tarımsal işletmelerin desteklenmesi amacıyla sadece Başbakanlık, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve bunlara bağlı kuruluşlar tarafından desteklenen projeye dayalı tarımsal faaliyetler bağlamında tarımsal amaçlı yapılar (tarımsal kalkınma kooperatiflerince uygulanan projeler, üretim birlikleri/kooperatifleri tarafından uygulanan projeler, Avrupa Birliği kaynaklı projeler, Dünya Bankası destekli projeler, sosyal riski azaltma projesi kapsamında uygulanacak projeler gibi) ile destekleme projeleriyle en az 100 büyükbaş, 200 küçükbaş vaya 50.000 adet ve üzeri kapasiteli kanatlı hayvancılık tesislerinde yapılaşma şartları %50 artırılmasının yörenin özelliği, ihtiyacı ve bölgesel ve yerel kalkınmayı sağlayabilmek açısından uygun olduğu,
Davacı tarafından, yukarıda yer verilen plan hükmü belirtilerek, birtakım projelerle ilgili tesislerde emsal değerin %50 oranında arttırılması yönündeki düzenlemenin tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasına yol açacağı iddia edilmekte ise de, mutlak, özel ürün ve ... tarım arazilerinde söz konusu plan hükmündeki koşulların sağlanması halinde, emsalin %50 arttırılması durumunda dahi, emsal değerlerinin Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesi ile öngörülen 0.40'ı aşmayacağının anlaşıldığı,
Öte yandan, sadece dava konusu plan ile 0.30 olarak belirlenen marjinal tarım arazilerinde emsalin %50 artırılması halinde, emsal değerinin 0.45'e çıkabileceği ve bu durumda Plansız Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nde öngörülen en yüksek 0.40 emsalin aşılması durumunun ortaya çıkabileceği değerlendirilebilir ise de, bu hallerde davalı idare tarafından Plansız Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesinde öngörülen usul ve esaslara uyulmak suretiyle uygulama yapılabileceğinin açık olduğu,
Ayrıca planın 8.7.12. maddesinde yer alan "T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veya İl Tarım Müdürlüğünün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında görüş veremediği alanlar" ifadesinin; tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanımı için ilk mevzuat düzenlemesinin █████/1989 tarihinde olması nedeni ile bu tarihten önce herhangi bir tarım dışı kullanım izni alınmaksızın üzerinde yapı yapılan tarım topraklarında, tarım dışı kullanımın belirtilen tarihten önce olduğunun belgelendirilmesi durumu ve 5403 sayılı Kanun'un Geçici 1. ve Geçici 4. maddeleri kapsamında kalan araziler için belirtilen İdarelerce görüş verilememesi durumu dikkate alınarak oluşturulduğu anlaşıldığından, bu tür arazilerde marjinal tarım arazilerine ilişkin hükümlerin kabul edilmesinde hukuka aykırı bir yön görülmediği,
İtiraz 8
Davaya konu 8.11.4 sayılı plan hükmünde planlama bölgesi bütününde hangi kullanımda kaldığına bakılmaksızın orman mülkiyetinde olan ve Orman Genel Müdürlüğünce tahsisi yapılan alanların gerekli izinler ve T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığının görüşünün alınması kaydı ile bu planda değişikliğe gerek olmaksızın tahsis süresi dahilinde tahsis amacına uygun olarak kullanılabileceği kuralının getirildiği,
Orman alanlarına yönelik getirilen uygulama hükmü ile orman olup da mevzuat uyarınca tahsis yapılan alanların tahsis süresi içerisinde tahsis amaçlarına uygun olarak kullanılmasına olanak sağlandığı, orman statüsünün değiştirilmediği, orman alanlarının ilgili mevzuat uyarınca korunmasının esas olduğu, ancak mevzuat hükümleri uyarınca tahsis yapılan alanların planda değişiklik yapılarak başka bir amaca ayrılması ve başka bir kullanımda gösterilmesinin alanın orman statüsüne aykırı olacağı, bu bağlamda
davaya konu düzenlemede mevzuata aykırılık görülmediği,
İtiraz 9
Çevre düzeni planlarının genel itibarıyla genel arazi kullanım kararlarını içeren planlar olmaları nedeniyle dava konusu 8.11.5 sayılı plan hükmü ile planda "Orman Alanı" olarak gösterimi yapılmakla birlikte, parsel ölçeğinde mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescili yapılmış kadastral bir yola cephesi olan ve 6831 sayılı Orman Kanunu'na tabi olmayan tarım arazilerine yönelik bir düzenleme getirildiği, bilirkişi raporunda da, plan hükmünün iptali ya da revize edilmesini gerektiren bir durumun olmadığının belirtildiği, çevre düzeni planlarının plan paftaları, plan açıklama raporu ve plan hükümleri ile bir bütün olması nedeniyle planda orman alanı olarak gösterilmekle beraber özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapu tescil edilmiş alanların, özel mülkiyete tabi olması nedeniyle tarım arazilerine ilişkin hükümler getirilerek bu alanların korunmasının sağlanmasının amaçlanması nedeniyle mevzuata uygun olduğu, bahse konu plan hükmünün yeniden düzenlenmesini veya iptal edilmesini gerektirecek bir husus bulunmadığı,
İtiraz 10
Davalı idarece dava konusu plan hükmünün "Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmelik" kapsamında yapılan ve karayoluna hizmet eden yapılara ilişkin düzenlemeleri kapsadığı, ölçek itibarıyla parsel ölçeğinde yapılan bu düzenlemeler için çevre düzeni planında değişiklik yapılamayacağından, dava konusu plan hükmü ile yalnızca anılan Yönetmelik kapsamında tanımlanan kullanımlar ile yapılaşma koşullarının belirlendiği, yapılacak uygulamaların alt ölçekli planlara bırakıldığının belirtildiği, bu alanlarda yapılacak yapılaşma koşullarına yönelik ise karayolu kenarında yer alan tesislerin niteliği göz önünde bulundurularak max. emsal ve min. parsel büyüklüğünün belirlendiği, toplam inşaat alanı belirlenmemesinin bu bağlamda eksiklik olmadığı, dolayısıyla bu kısım yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
İtiraz 11
Plan notlarının 8.18.7 sayılı "enerji üretim alanları ve enerji iletim tesisleri" başlıklı maddesinin, 8.18.7.1 sayılı maddesinde, "5346 sayılı yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda tanımlanan yenilebilir enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, bakanlığın uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili dairesince onaylanır ve planlar bilgi için bakanlığa gönderilir." kuralının yer aldığı,
Davalı idarece, Dairelerinin E
:... sayılı dosyasında, ÇDP'de fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı tesisler arasında bir ayrıma gidildiği, ÇDP'de fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri için çevre düzeni planı değişikliği yapılması gerekirken, yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji üretiminde EPDK'dan lisans veya izin alınması ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşlerinin tamamlanması koşulu ile ÇDP değişikliğine gerek olmaksızın alt ölçekli planların yapılabilmesine ilişkin plan hükmünün düzenlendiğinin ifade edildiği,
Bu nedenle, davaya konu planın ölçeği de göz önünde bulundurularak ÇDP'nin onayından önce veya sonra EPDK'dan alınacak izin ve lisans kapsamında alt ölçekli plan kararları ile plan paftalarında gösterime gerek olmaksızın yenilebilir enerji kaynakları ile enerji üretim tesislerinin yapılmasına olanak tanınmasının şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı bulunmadığı,
İtiraz 12
Planın 8.19.2.1 sayılı maddesinde, "akarsu ve dere yatakları çevresinde, taşkın alanlarında taşkın önleme çalışmaları tamamlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilemez. İmar planlarında taşkından korunmayı ve zararlarını azaltmayı amaçlayan kararlar ve yapılaşma koşulları geliştirilmelidir." kuralının yer aldığı,
4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde; "Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmayan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır. Birinci fıkra hükmüne muhalif olarak izin istihsal edilmeden yapılan ve suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olan tesisat, inşaat veya tadilat, dikilen fidan veya ağaçlar mahalli Su İşleri Müdürünün, yoksa Nafıa Müdürünün teklifi üzerine valinin karariyle yıktırılır veya kaldırılır ve bu hususta yapılan masraflar sahiplerinden alınır" hükmü getirildiği,
Çevre düzeni planının 7.37 sayılı plan hükmünde taşkın alanlarında 4373 Sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinin geçerli olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla mevzuat gereği taşkın alanlarında ağaç dikme dahil her türlü yapılaşma için izin alınması gerektiği,
7.29 sayılı plan hükmünde ise, taşkın alanlarında ve sıvılaşma riski yüksek alanlarda yapılacak jeolojik/jeoteknik etütler sonucuna uygun şekilde imar planı kararları geliştirilmesi gerektiğinin kurala bağlandığı,
8.19.2.1 sayılı dava konusu plan hükmünün, 4373 sayılı Kanun, 7.29 ve 7.37 sayılı plan hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, taşkın riski taşıyan bir alanın herhangi bir imar planı sınırı içerisinde kalması durumunda bu alanların taşkın önleme çalışmaları yapılmadan herhangi bir kullanıma ayrılmaması ve yapılacak jeolojik/jeoteknik etüt sonuçlarına uygun olarak kullanım kararı geliştirilmesi gerektiği gibi yapılaşabilmek için tüm bu çalışmaların ardından yetkili merciilerden izin alınması gerektiği yönünde ilgili mevzuat hükümlerinin geçerli olduğu, diğer taraftan plan hükmünün bu alanların yapılaşmaya açılmasını öngördüğü yönünde yorumlanamayacağı,
Bu itibarla 8.19.2 sayılı plan hükmünde, "Taşkın Alanları" başlığı altındaki alanlarda, taşkından korunmayı ve taşkın nedeniyle oluşacak zararları azaltmayı amaçlayan kararların yer aldığı, bunun yanısıra taşkın alanlarında yapılaşma koşullarının belirlendiği, dolayısıyla alt ölçekli planlamalara da yön verildiği anlaşıldığından, bahsi geçen plan hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı,
İtiraz 13
Bilirkişi kurulunca benzer nitelikli dosyalarda davaya konu planın nüfus tespitlerine ilişkin eleştirilerde bulunulmuş ise de, Dairelerince, 1/100.000 ölçekli Çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda nüfus tespitlerinin hatalı olmasının tek başına planı hukuka aykırı kılan bir husus olarak kabul edilmediği (Ayrıca bu plan ölçeğinde 2018 onayı planla güncel nüfus verilerinin kullanımı bağlamında sorun giderilmiştir.), nüfusun hatalı ve yüksek belirlenmesi nedeniyle aşırı büyük belirlenen kullanım kararları varsa davacı tarafından yargı önüne getirilen/getirilecek somut alanların (örneğin kentsel gelişme alanları) her bir başlık altında ayrı ayrı incelendiği,
Görülmekte olan dosyada ise, davacının itiraz ettiği husus davalı tarafından da kabul edilerek zaten sonradan düzeltme yoluna gidildiğinden, bu kısım yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
İtiraz 14
Dava konusu planın plan notlarının 4.31 sayılı maddesinde, tercihli kullanım alanlarının: turizm ve konut yapılaşmaları ile bunların tamamlayıcısı olan ticari faaliyetler ile sosyal ve teknik altyapının bir arada yapılmasının olanaklı kılındığı kullanım alanları olarak tanımlandığı, 8.4.5.1 sayılı maddesinde, "tercihli kullanım alanlarında turizm kullanımı ağırlıklı olmak üzere, konut kullanımı ile bunların tamamlayıcısı olan ticari faaliyetler ile sosyal ve teknik altyapıya ilişkin yapılaşma koşulları çevre imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda belirleneceği", 8.4.5.2 sayılı maddesinde "bu alanlarda onaylı alt ölçekli planlarda yoğunluk arttırıcı düzenlemelere gidilemeyeceği" kuralına yer verildiği,
Davaya konu planının 4.28. sayılı maddesinde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin, tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve planlı gelişmeyi sağlamak amacıyla değerlendirilmek üzere 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu uyarınca sınırları T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen bölgeler, 4.30 sayılı maddesinde turizm tesisi alanları, turizm amaçlı tesislerin ve bu tesisleri tamamlayıcı nitelikte unsurlarının yer aldığı/alacağı kullanım alanları şeklinde tanımlandığı,
Davaya konu alanın kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi sınırları içinde yer aldığı, bu itibarla getirilen kullanım kararlarının (tercihli kullanım ve turizm tesis alanı kullanımlarının) bu sınırlar içerisinde belirlenmesinin alanın özelliğine uygun olduğu,
Çevre Düzeni Planı'na muhtelif tarihlerde açılan davalar sonucunda Dairelerinin E:... sayılı dosyasında ... tarih ve K:... sayılı karar ile planların tümünün iptaline karar verildiği, iptal kararının gereği olarak istatistiki bölge bazında hazırlanan ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Bakanlıkça ...tarih ve ... sayılı Olur'u ile onaylandığı, askı süreçlerindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da █████/2014 ve █████/2015 tarihlerinde yeniden onaylandığı,
Üst ölçek plan olmadan geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte, birçok bölgede ilgili idareleri tarafından onaylanan alt ölçekli planlar ile tarım alanlarının, sanayi ve konut kullanımlarına açıldığı, ilgili idareleri tarafından mevzuata uygun olarak onanan planların da Bakanlık tarafından onanan dava konusu plana işlendiği, kazanılmış hakların korunması bağlamında planların yapımında bu ilkenin gözetilmesi amacıyla, var olan imar planlarının davaya konu plana işlendiğinin davalı idarece ifade edildiği, İtiraz maddesinde yer alan alanların kısmen yapılaştığı, kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri doğrultusunda kullanım kararlarının getirildiği,
Bu bakımdan kazanılmış hakların korunması bağlamında planların yapımında bu ilkenin gözetilmesi amacıyla, var olan imar planlarının davaya konu plana işlendiği, bölgedeki yapılaşma sorununa dikkat çekildiğinin görüldüğü, plan notlarında belirtildiği üzere bu alanların tamamının turizm ve konut olması gerekmediği, sosyal ve teknik alt yapı alanlarının alt ölçekli planlarla öngörülebileceği,
Dosya içeriğinden, plan araştırma raporunda, planlama bölgesindeki tarımsal toprakların niteliği ve kullanım kabiliyeti ile değerli tarım topraklarının mekânsal dağılımını tespit etmeye ve değerlendirmeye yönelik veri ve bilgilerin toplanmış olduğu, bunların analiz edildiği ve eşik çalışmaları bağlamında dikkate alındığı ve sonuç olarak planlama bölgesi içinde yerleşilebilir ve yerleşilemez alanların eşikler doğrultusunda belirlendiği,
Diğer taraftan, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçların kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, şematik olarak yerleşme alanlarının belirlendiği ve davacının itiraz ettiği bu alanların mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği,
Öte yandan, █████/2018 tarihli ÇDP değişikliği ile ...'nin doğusunda önerilen turizm tesis alanları ile tercihli kullanım kararlarının bir kısmının daraltıldığı, bu itibarla bu hususa ilişkin şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık görülmediği,
İtiraz 15
(1) K17 no.lu paftada 'da termik santral alanları yönünden,
İlçesi Çakmalı Mahallesi'nde önerilen termik santral kararının, █████/2015 tarihli planda, mahkeme kararı doğrultusunda yeniden tarım arazisi olarak düzenlendiği, sanayi yatırımlarının kirliliği konusunda, çevre mevzuatı kapsamında ilgili idarelerce gerekli ve hassas denetimlerin yapılması konusunda sorumlu idarelerce sanayinin kirletici unsur olarak algılanması, işletme aşamasındaki arıtma sistemlerinin çalışır durumda olmamaları ve yerel yönetimlerin bu arıtma sistemlerinin aktif olarak kullanılmasının sağlanması gerektiği,
Termik Santral gibi yatırım kararlarının plana veri/girdi alınmasının zorunlu olduğu (ayrıca 2018 tarihli değişiklikle Çakmaklı'da öngörülen termik santralin kaldırıldığı) Horozgediği'nde yer alan santralin ise mevcutta bulunduğunun görüldüğü,
(2) K17 sayılı paftada gelişme alanları yönünden,
...'ya yönelik olarak, davaya konu planın Plan Açıklama Raporu’nda, “Doğal Sit Alanı” sınırlarında bulunan bir bölgede niçin bu büyüklükte bir kentsel gelişme alanının önerildiğinin açıklanmadığı, K17 ve L17 sayılı plan paftalarında ...’nın mevcut yerleşik alan büyüklüğünden kat ve kat büyük bir kentsel gelişim alanının önerildiği, söz konusu bölgenin, çok çeşitli ve zengin, korunması gerekli doğal değerler barındıran eşsiz özelliklere sahip bir alan olduğu, bu tür bir bölge için getirilen bu büyüklükte bir kentsel gelişme alanı kararının, ancak planın koruma ilkeleri bağlamında titiz, bilimsel yöntem ve tekniklere dayalı analizler sonucunda ve alternatif gelişme alanları olmaması durumunda ve kamu yararı kararı sonrasında getirilebileceği, davaya konu planın Plan Açıklama Raporu’nda yerleşimi için önerilen kentsel gelişme alanının büyüklüğünün nasıl hesaplandığının, ve özellikle niçin çevresinde bunca doğal değer olan ve halihazırda tarım arazileriyle kaplı, “Doğal Sit Alanı” olan, “Sulak Alan Mutlak Koruma Bölge Sınırında” yer alan bir bölgede mevcut kentsel yerleşik alan büyüklüğünden daha fazla (veya hemen hemen aynı oranda) bir kentsel gelişme alanı lekesinin önerildiğinin gerekçelendirilerek açıklanmasının gerektiği, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının “a” bendi gereği sulak alanların kirletilemesinin, doğal yapılarının ve ekolojik karakterinin korunmasının zorunlu olduğu aynı Yönetmeliğin 20. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca “mutlak koruma bölgesi sınırları için: bu alanların zorunlu olmadıkça özel mülkiyete konu olmaması esastır” hükmünün yer aldığı, bölgede bu büyüklükte bir kentsel gelişim alanı kararının doğal değerlerin korunmasını amaç edinen çevre düzeni planının koruma ilkeleri ile uyuşmadığı, planın bu kısmının koruma-kullanma dengesi bağlamında planlama ilke ve esaslarına uymayan plan kararları getirdiği sonucuna ulaşıldığı,
(3) K17 no.lu paftada ... Gölünün kuzeybatısı ile ... ve ... Gölleri arasındaki tercihli kullanım alanları yönünden,
Bu konudaki değerlendirmenin 16 sayılı itiraz ile birlikte yapılacağı,
İtiraz 16
Dairelerince 15 sayılı itirazın 3. kısmı ile 16 sayılı itiraza yönelik birlikte yapılan ortak değerlendirmede;
14 sayılı itiraz maddesinde, davaya konu planın tercihli kullanım alanları ve kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerine ilişkin plan hükümlerine yer verildiği,
İncelenen iki itiraz maddesine yönelik alanların kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, bu itibarla getirilen kullanım kararlarının bu sınırlar içerisinde belirlenmesinin alanının özelliğine uygun olduğu,
Bu bakımdan kazanılmış hakların korunması bağlamında planların yapımında bu ilkenin gözetilmesi amacıyla, var olan imar planlarının davaya konu plana işlendiği, bölgedeki yapılaşma sorununa dikkat çekildiğinin görüldüğü, plan notlarında belirtildiği üzere bu alanların tamamının turizm ve konut olması gerekmediği, sosyal ve teknik alt yapı alanlarının alt ölçekli planlarla öngörülebileceği,
Öte yandan, ... Gölü'nün kuzeybatısında bulunan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi dışında kalan tercihli turizm kullanım kararlarının kaldırıldığı,
Dava konusu planın 8.18.3.1 sayılı plan notunda, liman geri sahalarında limanın kullanımına yönelik açık ve kapalı depolama tesisleri yapılabileceği, bu alanlarda hiçbir koşulda sanayi tesislerinin yer alamayacağı ve üretim yapılamayacağının düzenlendiği, liman geri sahası olarak planlanan alanların yetersiz olması halinde dava konusu planda liman gösterilen alanlarda liman geri sahası öngörülebileceği, bunun da yetersiz olması durumunda bu planda gösterilmese bile liman kullanımına bitişik olarak alt ölçekli planlarda liman geri sahası gösterilebileceğinin plan notuyla öngörüldüğü,
Plan hükümlerinin "sulak alanlar" başlıklı 8.17.8 sayılı maddesinin 8.17.8.1 sayılı maddesinde, "bu alanlarda Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği hükümleri geçerlidir" düzenlemesi ile 8.17.8.2 maddesinde, "bu alanlarda yapılacak tüm uygulamalarda T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğal Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün uygun görüşünün alınması zorunludur" düzenlemesinin yer aldığı,
Bu itibarla, sulak alan özelliği gösteren bölgede plan hükümleri gereğince ilgili mevzuat hükümlerinin geçerli olduğu ve yapılacak uygulamalarda ilgili kurumun görüşünün alınmasının zorunlu olduğu,
Diğer taraftan, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçlar kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, şematik olarak yerleşme alanlarının belirlendiği ve davacının itiraz ettiği bu alanların mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediğinin açık olduğu,
İtiraz 17
Uyuşmazlıkta, dava konusu Çevre Düzeni Planının K18 paftasında Yeniköy bölgesinde gelişme alanı kararı öngörüldüğü,
Dava konusu Çevre Düzeni Planı ile belirlenen söz konusu gelişme alanının yer seçimi kararına yönelik, plan açıklama raporunda herhangi bir gerekçe ya da tespite yer verilmediği gibi, bu kullanım kararının getirilme amacına ya da bu bölgede bu yönde bir gelişme ihtiyacının var olup olmadığına ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu planlama kararının kapsamlı bir inceleme ve analiz yapılmadan tesis edildiğinin anlaşıldığı,
Öte yandan, plan notlarıyla, bu alanın denetim altına alınmasını sağlayacak alt ölçekli planları yönlendirmesi gereken kararların da getirilmediği,
Bu itibarla, bir çevre düzeni planında olması beklenen alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmeden, yerleşmeleri çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilkeler ortaya konulmadan öngörülen ve kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmayan Yeniköy gelişme alanı kararında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği,
Dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporu Syf. 41'de, "... il merkezini oluşturan ... ve ... Belediyeleri sınırları içinde, onaylı imar planları, hedef yıl için belirlenmiş olan 483.000 kişilik nüfusun gereksinim ihtiyaç duyacağı kentsel gelişme alanı ihtiyacı için yeterli görülmemektedir. ... Merkez Kentin plan döneminde sanayi ve sanayiye bağlı olarak hizmetler sektörünün gelişimi ile birlikte büyüyeceği öngörülmektedir. Bu nedenle ihtiyaç duyulan kentsel gelişme alanları çevreyolunun güney kesimi ile sınırlandırılmış ve ... Büyük Ovasının bulunduğu bölgede yapılaşma baskısı azaltılmıştır. Yeni kentsel gelişme alanları OSB’nin çevresinde ve ..., ... ve ... Mahallelerinde planlanmıştır.
Bir yandan verimli tarım alanları, diğer yandan orman alanları ile kısıtlanan kentin, çevre yolu ile yerleşim arasında kalan ve kısmen yapılaşmaların başladığı ova alanı ile organize sanayi bölgesinin batısında, sağlam zeminli, tarımsal niteliği olmayan sırtlar dışında gelişme alanı bulunmamaktadır. Kuzeyde ... ve verimli tarım alanlarının sınırladığı kentin, gelecekte lineer formda batı yönünde gelişmesi dışında seçeneği bulunmamaktadır. Bu tercih organize sanayi bölgesinin aşılması gibi bir olumsuzluğu barındırsa da, sanayi tesislerine ve Üniversite Yerleşkesine yakın yerleşme alanı oluşturma avantajını da içinde barındırmaktadır.
... kentinin, sanayi alanında yaşanan hızlı gelişmeye koşut olarak büyümeyi sürdürmesi beklenmektedir. Sınırları yetersiz gelen kentin bitişiğinde yer alan mahallelerin içine katarak bütünleşmesi kaçınılmaz görünmektedir" açıklamalarına yer verildiği,
Dava konusu planın K.18 sayılı plan paftasının incelenmesinden, uyuşmazlık konusu OSB ile Karaali arasındaki gelişme alanının, ... ilinin batısında, çevreyolunun güneyinde, ... Mahallesi ile OSB arasında, OSB'ye bitişik konumda yer aldığı,
Dava konusu kentsel gelişme alanının, planın açıklama raporunda "sanayi ve sanayiye bağlı olarak hizmetler sektörünün gelişimi ile birlikte büyüyeceği öngörülen ... ilinde, kuzeyde ... ve verimli tarım alanlarının sınırladığı kentin, gelecekte lineer formda batı yönünde gelişmesi dışında seçeneği bulunmadığından, ... Büyük Ovasının yer aldığı bölgede yapılaşma baskısının azaltılması amacıyla şehrin batısında OSB’nin çevresinde belirlendiği" şeklinde açıklanan ... ili gelişme öngörüsü doğrultusunda planlandığı görülmekte olup, hukuka uygun olduğu anlaşılan söz konusu plan kararına yönelik davacının iddiaları ile bilirkişi kurulunun aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmediği,
İtiraz 18
...'nın kuzeyinde yer alan Organize Sanayi Bölgesi'ne ilişkin itirazın Dairelerinin E:█████████ sayılı dosyası ile birlikte değerlendirilmesinden, alanın doğal sit niteliğine sahip Kula volkanlarından birinin lav akıntılarının bulunduğu bölgeye komşu ve olduğu bölgenin taşıdığı jeolojik önem ve doğal sit niteliğiyle koruma altına alınması gereken alan olduğu, plan açıklama raporunda özellikleri gereği irdelenecek organize sanayi bölgesi olarak önerilmesine karşın bu tutumun planda sürdürülmediği görüldüğünden, bu açıdan hukuka uyarlık bulunmadığı,
İtiraz 19
İtiraz 19'a ilişkin değerlendirmenin, itiraz 20 başlığında, İtiraz 20 ile birlikte yapılacağı,
İtiraz 20
Dairelerince 19 ve 20 sayılı itirazlara yönelik yapılan değerlendirmede;
Çevre Düzeni Planı'na muhtelif tarihlerde açılan davalar sonucunda Dairelerinin E:...sayılı dosyasında ... tarih ve K:... sayılı karar ile planların tümünün iptaline karar verildiği, iptal kararının gereği olarak istatistiki bölge bazında hazırlanan ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Bakanlıkça... tarih ve ... sayılı Olur'u ile onaylandığı, askı süreçlerindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da █████/2014 ve █████/2015 tarihlerinde yeniden onaylandığı,
Üst ölçek plan olmadan geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte, birçok bölgede ilgili idareleri tarafından onaylanan alt ölçekli planlar ile tarım alanlarının, sanayi ve konut kullanımlarına açıldığı, ilgili idareleri tarafından mevzuata uygun olarak onanan planların da Bakanlık tarafından onanan dava konusu plana işlendiği, kazanılmış hakların korunması bağlamında planların yapımında bu ilkenin gözetilmesi amacıyla, var olan imar planlarının davaya konu plana işlendiğinin davalı idarece ifade edildiği, itiraz maddesinde yer alan alanların kısmen yapılaştığı, kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri doğrultusunda kullanım kararlarının getirildiği,
Bu bakımdan kazanılmış hakların korunması bağlamında planların yapımında bu ilkenin gözetilmesi amacıyla, var olan imar planlarının davaya konu plana işlendiği, bölgedeki yapılaşma sorununa dikkat çekildiğinin görüldüğü, plan notlarında belirtildiği üzere bu alanların tamamının turizm ve konut olması gerekmediği, sosyal ve teknik alt yapı alanlarının alt ölçekli planlarla öngörülebileceği,
Dosya içeriğinden, plan araştırma raporunda, planlama bölgesindeki tarımsal toprakların niteliği ve kullanım kabiliyeti ile değerli tarım topraklarının mekânsal dağılımını tespit etmeye ve değerlendirmeye yönelik veri ve bilgilerin toplanmış olduğu, bunların analiz edildiği ve eşik çalışmaları bağlamında dikkate alındığı ve sonuç olarak planlama bölgesi içinde yerleşilebilir ve yerleşilemez alanların eşikler doğrultusunda belirlendiği,
Diğer taraftan, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçların kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, şematik olarak yerleşme alanlarının belirlendiği ve davacının itiraz ettiği bu alanların mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği,
Öte yandan, █████/2018 tarihli ÇDP değişikliği ile gelişim alanının daraltıldığının belirtildiği,
İtiraz 21
... Deltası Turizm tesis alanı görüntülere göre, plan paftalarında turizm tesis alanı olarak gösterilen alanların Dr. ...’nın güneyinde kalan kısımlarının halihazırda yapılaştığı, Buvarın kuzeyinde kalan kısımların ise henüz yapılaşmadığı, itiraza konu turizm tesis alanı önerilerinin, Turizm Merkezi sınırları içinde yer almakta iseler de, en kuzey kısımda kalan turizm tesis alanı önerisinin plan paftalarında “Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Alanı” nın üzerinde önerildiği, ilaveten bu alan plan paftasında “doğal sit” alanı olarak gösterildiği, davaya konu planın Plan Hükümleri Raporu’nun 11. sayfasında Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahaları için "4.64.sayılı Yaban Hayatı Koruma Ve Geliştirme Sahaları: Yaban Hayatı Değerlerine Sahip, Korunması Gerekli Yaşam Ortamlarının Bitki Ve Hayvan Türleri İle Birlikte Mutlak Olarak Korunduğu Ve Devamlılığının Sağlandığı Sahalar İle Av Ve Yaban Hayvanlarının Ve Yaban Hayatının Korunduğu, Geliştirildiği; Av Hayvanlarının Yerleştirildiği, Yaşama Ortamında İyileştirici Tedbirlerin Alındığı Ve Gerektiğinde Özel Avlanma Planı Çerçevesinde Avlanmanın Yapılabildiği Sahalardır." maddesinin bulunduğu, 4.64 sayılı plan hükümlerinin Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Alanları’nın mutlak olarak korunması gereken alanlar olarak belirttiği, bu yüzden, itiraza konu turizm tesis alanı önerisi ile yaban hayatı koruma ve geliştirme alanlarının üst üste çakıştığı bölümlerinin 4.64 sayılı plan hükmüne aykırı olduğu, söz konusu turizm tesis alanının, bölgedeki doğal yaşamı açıkça tehdit ettiği, bölgenin hem bir doğal sit alanı, hem yaban hayatı koruma ve geliştirme alanı hem de sulak alanlar içinde yer aldığı, bu yüzden itiraza konu olan turizm tesis alanlarının çevre düzeni planlarının amaçlarına ve planlama ilke ve esasları ile hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle,
7.48 sayılı plan hükmü yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 8.2.11.3 plan notunda yer alan "bu planda değişikliğe gerek olmaksızın" ibaresinin, 8.2.10.4 sayılı maddesinde lojistik merkezlere ilişkin plan notunda yer alan "bu planda değişikliğe gerek olmaksızın" ibaresinin, ... OSB kullanım kararının, ... kentsel gelişme alanı kullanım kararının, ... gelişme alanının, ... Deltası turizm tesisi kullanım kararının, 7.26 sayılı plan hükmünün iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:
Davacı tarafından, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararının, dava konusu planın iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:
Davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
:
İtiraz 5- 8.2.8.1 sayılı plan hükmü yönünden;
Bu planın onayından sonra belirlenen özel proje alanları ile ilgili kullanım kararlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, bu plan kararlarından bağımsız olarak alanın kullanılmasına olanak sağlayan plan hükmünde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
İtiraz 8 - 8.11.4 sayılı plan hükmü yönünden;
Orman mülkiyetinde olup tahsisi yapılan alanlarla ilgili kullanım kararlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, bu plan kararlarından bağımsız olarak alanın kullanılmasına olanak sağlayan 8.11.4 sayılı plan hükmünde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
İtiraz 11- 8.18.7.1 sayılı plan hükmü yönünden;
Çevresel etki yaratabilecek bölgesel ölçekli bir yatırım kararı olan yenilenebilir enerji üretim tesislerini üst ölçekli plan olan çevre düzeni planı kapsamından çıkaran ve bu doğrultuda bu kullanım kararını 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, alt ölçekli plan kararlarına bırakan dava konusu plan hükmünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
İtiraz 12- 8.19.2.1 sayılı plan hükmünün 2. cümlesi yönünden;
Davacı iddiaları ve bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında; akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın öngörülmesine yola açacak nitelikte karar alınması, çevre düzeni planlarının sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi, doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması, ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi, alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması ile çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esaslarına aykırılık teşkil ettiğinden, bu yönde düzenleme getiren dava konusu 8.19.2.1 sayılı plan hükmünün 2. cümlesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
İtiraz 14- ...nin doğusunda termal turizm alanları ile ...nin kuzeyinde bir önceki plana göre daraltılan tercihli kullanım alanları ile İtiraz15/3-... Gölünün kuzeybatısı ile ... ve ... Gölleri arasındaki tercihli kullanım alanları yönünden;
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu uyarınca, bu kısımlar yönünden çevre düzeni planında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu plandaki kentsel gelişme kararları yönünden;
Bilirkişi raporunda, dava konusu Çevre Düzeni Planına yönelik olarak; nüfus projeksiyonları ve buna bağlı nüfus atamalarının yanlış belirlendiği, plana ilişkin verilerin de güncel olmadığı tespitlerine yer verilmiş olup, planın güncel verilere dayanmaması, gelişme öngörülerinin yanlış belirlenmesine ve gereğinden daha büyük nitelikte gelişme alanlarının planlanmasına yol açabileceğinden, bu hususun planın kentsel gelişme kararlarını sakatlar nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin ise kısmen kabulü kısmen reddi ile Daire kararının, yukarıda belirtilen kısımlar yönünden bozulmasının, diğer kısımlarının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İLGİLİ MEVZUAT
:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan █████/2014 ve tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına,
"Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı,
4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir."; 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralları bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu Daire kararında, yargısal inceleme davacının itirazları numaralandırmak suretiyle yapılmış olup, Kurulumuzca da aynı usul benimsenerek değerlendirme yapılmıştır.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, 8.2.8.1 sayılı plan hükmü, 8.18.7.1 sayılı plan hükmü, 8.19.2.1 sayılı plan hükmü, ... Deltası Liman ve Liman gerisi alan haricinde kalan kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1) İtiraz 5- 8.2.8.1 sayılı plan hükmü yönünden yapılan değerlendirme:
Plan hükmünde, "Özel proje alanı içinde yer alacak arazi kullanımlarına ilişkin kararlar ve yapılaşma koşullarının, özel proje alanı özellikleri dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, bu planda değişiklik yapılmaksızın imar planlarında belirlenecektir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, maddenin, çevre düzeni planı değişikliğini işlevsiz bırakacak nitelikte olduğu, özel proje alanlarına yönelik alt ölçekli plan kararlarının, ölçeğin izin verdiği sürece 1/100.000 ölçekli plana da işlenmesi gerektiği, aksi takdirde planın güncelliğinin sağlanamayacağı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, ilgili Kanunları uyarınca çevre düzeni planlarının bu alanların ilanının koşullarının belirlenmesinde yetkili olmadığı, planların veritabanları ile bir bütün olduğu, bu bağlamda bahse konu hükümlerin plan değişikliğini ortadan kaldırmadığı, söz konusu talepler Bakanlığın görüşüne bağlanmış olup, Bakanlık görüşünün söz konusu taleplerin ÇDP kapsamında değerlendirilmesi sonrasında verildiği, bu bağlamda söz konusu taleplerin çevre düzeni planı bütünlüğü içerisinde değerlendirildiği, Bakanlığın olumlu görüşünün alınması sonrasında "ÇDP'ye uygun olarak" yapılan alt ölçekli planların veri tabanında saklanmak üzere Bakanlığa gönderildiği ve ilk revizyon çalışmasında ÇDP'ye işlendiği, bahse konu hükümde yer alan "çevre düzeni planı değişikliği gerektirmeksizin" ifadesinin sürekli şikayete konu olan bürokrasiyi azaltma amacını güttüğü, çevre düzeni planı değişiklikler/revizyonları kaynağını ilgili mevzuatından alan prosedürler dahilinde gerçekleştirilmekte olup her bir talep için bu prosedürleri harekete geçirmek yerine dinamik veri tabanında bu verileri toplayarak ilk revizyon çalışmasında değerlendirmek ve böylelikle gereksiz bürokrasi ve kırtasiyeciliği ortada kaldırarak kamusal kaynakları korumayı amaçladığı savunulmaktadır.
Bilirkişi raporunda, "6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 19. Maddesi uyarınca “...özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyeti kurulmasını temin etmek” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sorumluluğunda olduğu, bu bağlamda itiraza konu olan hükmün bir bölümünün "8.2.8.1. Özel proje alanı içinde yer alacak arazi kullanımlarına ilişkin kararlar ve yapılaşma koşulları özel proje alanı özellikleri dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda belirlenecektir." ifadesi ile doğrudan karşılığını bulduğu, ayrıca yukarıda alıntılanan kanun gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığının özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte harita, plan, parselasyon planı ve projelerini yaptırabileceği ve bunları onaylayabileceği,
Burada sorun olan durumun
: özel proje alanları için getirilen kararlar içinde çevre düzeni planına işlenebilir kararlar var (çevre düzeni planının ölçeğine uygun kararlar) ve bu kararlar çevresini etkileme potansiyeline sahip ise, çevre düzeni planlarının revizyonun yapılamadan doğrudan alt ölçek plan kararlarının hayata geçirilecek olmasına imkan tanımanın elbette çevre düzeni planlarının amaçladığı koruma-kullanma dengesi bağlamında sektörler arası ilişkilerin düşünüldüğü ve planlanan bölgedeki ve çevresinde korunması gerekli değerlerin korunduğu bir planlama sürecine aykırı bir planlama sürecini tetikleyebileceği, bu bağlamda özel proje alanları için ilgili kurumlarca alınan arazi kullanımı kararlarının çevre düzeni planlarına işlenmesi, bu kararların havza bütününde tekrar değerlendirilmesi ve varsa alınan plan kararlarının havza bütününde etkilediği sektörler/alanlar, çevre düzeni planın bu bağlamda değişmesi gereken yerlerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasının doğal, tarihi ve kültürel değerlerin ve tarım arazilerinin korunması adına daha doğru bir karar olacağı" yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Kurulumuz kararının, "Daire Kararının Özeti" kısmında belirtilen gerekçelerle, (İtiraz 5) başlığı altında incelenen husus yönünden, Dairece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasında, çevre düzeni planları hazırlanırken; yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki sektörel yatırım kararlarının değerlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada göz önünde bulundurulması ve imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmasının esas olduğu öngörülmüştür.
Aynı maddenin 2. fıkrasında da, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edileceği, bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekânsal strateji planı veya çevre düzeni planında değerlendirilmesinin esas olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu kapsamda, plan notlarının 4.18 sayılı maddesinde, "Özel proje alanları: 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca belirlenmiş/belirlenecek olan alanlardır." şeklinde tanımlandığı ve 7.6 sayılı maddesinde de, "Bu planın onama tarihinden önce mülga 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca belirlenen özel proje alanlarına ilişkin onaylanmış olan çevre düzeni planlarının ve mülga özel çevre koruma kurumu tarafından onaylanmış olan çevre düzeni planlarının kararları geçerlidir." hükmüne yer verildiği anlaşılmaktadır.
1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının uyuşmazlığa konu plan hükmü uyarınca, özel proje alanı içinde yer alacak arazi kullanımlarına ilişkin kararlar ve yapılaşma koşullarının, özel proje alanı özellikleri dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, bu planda değişiklik yapılmaksızın imar planlarında belirleneceği öngörülmekte olup, söz konusu plan hükmünün, imar planlarında özel proje alanlarında belirlenen kullanım ile alanda Çevre Düzeni Planı ile belirlenen kararların farklı olması durumuna sebebiyet verebileceği değerlendirilmektedir.
Öte yandan, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, özel proje alanı içerisindeki kararların, çevre düzeni planına işlenebilir nitelikte ve çevresini etkileme potansiyeline sahip olması halinde, çevre düzeni planlarının revizyonu yapılamadan doğrudan alt ölçek plan kararlarının hayata geçirilecek olmasına imkan tanıdığı, bu durumun çevre düzeni planlarının amaçladığı koruma-kullanma dengesi bağlamında sektörler arası ilişkilerin düşünüldüğü ve planlanan bölgedeki ve çevresinde korunması gerekli değerlerin korunduğu bir planlama sürecine aykırılık teşkil edebileceği, bu nedenle, bu planın onama tarihinden sonra ilan edilecek özel proje alanlarının, üst ölçekli plan olan 1/100.000 Çevre Düzeni Planında ortaya konulması gerekmekte olup, anılan plan hükmü, planlama bölgesi içerisindeki özel proje alanlarını çevre düzeni planının konusu olmaktan çıkardığı gibi alanda imar planları ile belirlenen kullanımın, üst ölçekli plan kararlarına aykırı olması sonucunu da doğurabileceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; çevre düzeni planına konu olabilecek büyüklükte belirlenen özel proje alanları açısından belirlenen kullanım kararlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, bu plan kararlarından bağımsız olarak alanın kullanılmasına olanak sağlayan 8.2.8.1 sayılı plan hükmünde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
2) İtiraz 11- 8.18.7.1 sayılı plan hükmü yönünden yapılan değerlendirme:
Dava konusu planın 8.18.7.1. sayılı maddesinde, "5346 sayılı yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin Kanunda tanımlanan yenilebilir enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili dairesince onaylanır ve planlar bilgi için bakanlığa gönderilir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, plan hükümlerinin 48. sayfalarında bulunan 8.18.7 sayılı Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri Bölümünde mevcut 8.18.7.1 sayılı maddesinin projelerin kümülatif etkilerinin havza bazında değerlendirilmemesi nedeniyle olumsuzluklarla karşılaşıldığı, bu tür projelerin ölçek nedeniyle kesin yerleri gösterilmemekle birlikte çevre düzeni planında değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmiştir.
Davalı idare tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisince █████/2013 tarihinde onaylanan Onuncu Kalkınma Planı'nın 429. maddesinde yenilenebilir enerji kaynaklarından azami derecede faydalanılması gerektiğinin vurgulandığı, çevre düzeni planlarının kalkınma planları, bölge planları gibi planlar da göz önünde bulundurularak hazırlanması gerektiği, çevre düzeni planında enerji üretimine ilişkin kaynaklara ilişkin yenilenebilir enerji kaynakları ve fosil yakıtlara dayalı enerji kaynakları olarak iki farklı yaklaşım getirildiği, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'da tanımlanmış olan yenilenebilir enerji kaynakları (güneş, jeotermal, rüzgar ve HES) ile enerji üretimi desteklenerek gerek çevresel açıdan karbon salınımı olmayan temiz enerji üretimi gerekse enerji arzının çeşitlendirilmesinin hedeflendiği, söz konusu kullanımların kümülatif çevresel etkilerinin incelenmesi ilgili yasal süreç Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci olup getirilen plan kararlarının ekosistem, flora ve fauna üzerindeki etkilerinin ÇED süreci kapsamında değerlendirilen konular olduğu, halihazırda belirli kapasitesinin üzerindeki enerji yatırımlarının ÇED sürecine tabi olup bu çalışma kapsamında kümülatif çevresel etkilerin incelendiği, diğer yandan davacının da dediği gibi enerji yatırımlarının ölçek gereği kesin yerleri gösterilememekle birlikte bu yatırımların ÇDP kapsamında değerlendirildiği, nitekim ÇDP'nin 8.18.7. sayılı Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" plan hükmü ile enerji yatırımlarına ilişkin hususların düzenlendiği, nitekim enerji yatırımları ÇDP'nin 8.17.7 sayılı hüküm kapsamında çevre düzeni planı bütünlüğü içerisinde ve bu yatırımların ÇED süreci kapsamında da olası çevresel kümülatif etkilerinin değerlendirildiği, bu bağlamda hem çevre düzeni planı bütünlüğü hem de ÇED sürecinde kümülatif etkilerinin değerlendirilen enerji yatırımlarının proje bazında değerlendirildiğini söylemenin gerçekçi olmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, "Çevre düzeni planlarının ÇED sürecine indirgenmesinin doğru bir yaklaşım ve Çevre düzeni planlarının amacının sadece doğal, kültürel ve tarihi değerlerin korunması ve farklı arazi kullanımlarının çevresel etkileri bağlamında yer seçim ve büyüklük kararlarını almak olmadığı, Çevre düzeni planlarının, aynı zamanda Mekansal Planlar Yönetmeliği’nin 4. maddesi gereği “yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan” ve “bölge ve havza düzeyinde” incelemelerin yapıldığı, bu doğrultuda kararların alındığı planlar olduğu, bu yüzden alınan her noktasal mekansal kararının, planların ele aldığı bölge ve havza ölçeğinde, konuttan sanayiye, turizmden tarıma farklı sektörlere olan etkilerinin değerlendirilmesi, çevre düzeni planlarının yükümlülüğünde bulundukları bölgesel etkileri olan ve farklı sektörlere etki edebilen bu tür alan kullanımlarının çevre düzeni planlarına işlenmesi ve bu alanlardan etkilenen sektörler için gerekli düzenlemelerin yapılmasının (örneğin nüfus kaybına uğrama ihtimali olan yerleşimler varsa gerekli mekansal kararların alınması, canlı sağlığının kümülatif bir etki nedeniyle tehdit edildiği durumlar varsa yine benzer şekilde bu kümülatif olumsuz etkiyi ortadan kaldıracak kararların alınması) çevre düzeni planlarının amaçlarıyla uyuşan bir karar olacağı, aksi durumda planların revizyonuna kadar geçecek süre zarfında, bu tür uygulamalardan havzanın farklı noktalarında olumsuz yönde etkilenen sektörlere ilişkin bir önlem alınamayacağı, dolayısıyla çevre düzeni planlarının işlevsiz kılınacağı" şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Kurulumuz kararının, "Daire Kararının Özeti" kısmında belirtilen gerekçelerle, (İtiraz 11) başlığı altında incelenen husus yönünden, Dairece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasında, çevre düzeni planları hazırlanırken; yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki sektörel yatırım kararlarının değerlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada göz önünde bulundurulması ve imar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanmasının esas olduğu öngörülmüştür.
Aynı maddenin 2. fıkrasında da, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edileceği, bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekânsal strateji planı veya çevre düzeni planında değerlendirilmesinin esas olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu kapsamda, çevre düzeni planlarında, mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki sektörel yatırım kararları dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesinin gerekliliği karşısında, planlama yaklaşımını etkileyen ve çevresel etki yaratabilecek bölgesel ölçekli bir yatırım kararı olan yenilenebilir enerji kaynaklarının, planda şematik ve grafik bir dil kullanılarak gösterilmesi ve bunlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte plan hükümlerine yer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Nitekim, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin Ek1-a "Ortak Gösterimler" başlıklı ekinde “Enerji Üretim Alanı” gösterimi de bulunmakta olup, Yönetmelik'te, enerji üretim alanları yönünden fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri ile yenilenebilir enerji üretim tesisleri yönünden herhangi bir ayrıma gidilmemiştir.
Diğer taraftan, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, bölgesel etkileri olan ve farklı sektörlere etki edebilen yenilenebilir enerji kaynaklarının çevresine olan kümülatif etkilerinin, alt ölçekli planları yönlendiren üst ölçekli plan olma niteliği itibarıyla çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, çevresel etki yaratabilecek bölgesel ölçekli bir yatırım kararı olan yenilenebilir enerji üretim tesislerini üst ölçekli plan olan çevre düzeni planı kapsamından çıkaran ve bu doğrultuda bu kullanım kararını 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, alt ölçekli plan kararlarına bırakan dava konusu plan hükmünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
3) İtiraz 12- 8.19.2.1 sayılı plan hükmünün 2. cümlesi yönünden yapılan değerlendirme:
Dava konusu planın 8.19.2.1 sayılı maddesinde, "Akarsu ve dere taşkın sulama çalışmalar tamamlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilmez. İmar planlarında taşkından korunmayı ve zararlarını azaltmayı amaçlayan kararlar ve yapılaşma koşulları getirilmelidir." kuralı yer almıştır.
Davacı tarafından, plan hükümlerinin 51. sayfalarında bulunan 8.19.2. sayılı Taşkın Alanları Bölümünde mevcut 8.19.2.1 sayılı maddesinin; taşkınların sellerden farklı olup havzada meydana gelen, verimli tarım topraklarının oluşmasını sağlayan doğal olaylar olduğu, iş bu sebeple engellenmesinin doğru olmadığı ve yapılaşmaya açılmaması gerektiği iddia edilmiştir.
Davalı idare tarafından, çevre düzeni planının 7.37 sayılı plan hükmünde taşkın alanlarda 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinin geçerli olduğu, 7.29 sayılı plan hükmünde ise taşkın alanlarında ve sıvılaşma riski yüksek alanlarda yapılacak jeolojik/jeoteknik etütler sonucuna uygun şekilde imar planı kararları geliştirilmesi gerektiğinin kayıt altına alındığı, dava konusu plan hükmü, 7.37 sayılı madde ile birlikte değerlendirildiğinde taşkın riski taşıyan bir alanın herhangi bir imar planı sınırı içerisinde kalması durumunda bu alanların taşkın önleme çalışmaları yapılmadan herhangi bir kullanıma ayrılmaması ve yapılacak jeolojik/jeoteknik etüt sonuçlarına uygun olarak kullanım kararı geliştirilmesi gerektiğinin (rekreasyon alanı, park, ağaçlandırılacak alan vb.) açıkça anlaşıldığı, bu itibarla 8.19.2 sayılı Taşkın Alanları başlığı altındaki plan hükümlerinin iptal edilmesini gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, "Bilirkişi kurulunun, itiraza konu hükümde yer alan “yapılaşma” ifadesinden gerçek anlamda bu alanlarda taşkının zararlarını azaltmayı amaçlayan istinat duvarları gibi yapılaşmanın olabileceğini anladığı, halbuki 4373 sayılı Kanun’un 3. maddesi gereği bu alanlara ağaç dahi dikilmemesi gerektiği, bu yüzden davalının savunmasında belirtmiş olduğu “bu alanlar jeolojik/jeoteknik etüt sonuçlarına uygun olarak ağaçlandırılacak alan olarak kullanılabilir” önerisinin de Yasalarla çeliştiği, itiraza konu olan hüküm maddesinin daha açık ve mevzuata uygun bir şekilde ifade edilmesi gerektiği" şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Kurulumuz kararının, "Daire Kararının Özeti" kısmında belirtilen gerekçelerle, (İtiraz 12) başlığı altında incelenen husus yönünden, Dairece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1.fıkrasında;
"(1) Çevre düzeni planları hazırlanırken;
a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması,
b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması,
c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi,
ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi,
d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi,
e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması,
f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi,
g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması,
ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması,
h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Davacı iddiaları ve bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında; akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın öngörülmesine yol açacak nitelikte karar alınması, çevre düzeni planlarının sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi, doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması, ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi, alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması ile çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esaslarına aykırılık teşkil ettiğinden, bu yönde düzenleme getiren dava konusu 8.19.2.1 sayılı plan hükmünün 2. cümlesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Nitekim Çevre ve Orman Bakanlığınca █████/2011 tarihinde onaylanan...Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına karşı açılan davada, aynı nitelikteki plan hükmüne yönelik olarak, Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2017 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın bu kısmı İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2020 tarih ve Esas No:█████████, Karar No:████████ sayılı kararıyla bozulmuştur.
Öte yandan, aşağıdaki hususlara yönelik temyiz istemlerinin açıklamalı olarak reddedilmesi gerekmiştir:
İtiraz 14 - ... tercihli kullanım alanları ve İtiraz 15- ... Gölünün kuzeybatısı ile ... ve ... Gölleri arasındaki tercihli kullanım alanları;
Dava konusu Çevre Düzeni Planının 7.7 sayılı plan hükmünde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde bu planla yeni kullanım kararı getirilmemiş olup, bu alanlarda, resmi kurumlarca verilmiş olan, bu plana altlık teşkil eden kurum görüşleri, onaylı planlar, ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar, orman alanları ve tarım alanları işlenmiştir. Bu alanlarda, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde ve turizm merkezlerinde imar planlarının hazırlanması ve onaylanmasına ilişkin Yönetmelikte tanımlanan, yürürlükte bulunan veya yürürlüğe girecek olan her ölçekteki planlar geçerlidir.
" kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, ... bölgesinde öngörülen tercihli kullanım alanları ile ... Gölünün kuzeybatısı ve ... ile ... Gölleri arasındaki tercihli kullanım alanlarının, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi sınırları içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen plan hükmü uyarınca, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde bu planla yeni kullanım kararı getirilmediği, bu plana altlık teşkil eden ve alanda planlamaya yetkili idarelerce gönderilmiş bilgi ve belgelerin işlendiği anlaşıldığından, ... bölgesi ile ... Gölünün kuzeybatısı ve ... ile ... Gölleri arasında öngörülen tercihli kullanım kararlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
İtiraz 19- kentsel gelişme alanları;
Dava konusu Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunun "... Merkez Kent" başlıklı 3.2.1.1. sayılı maddesinde (syf 6), ilçesi, ... Merkez Kent kapsamında tanımlanmıştır.
Bu doğrultuda, kentsel gelişme alanının, ... merkez gelişme projeksiyonu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, Plan Açıklama Raporunun "... ilinde kentsel gelişme alanlarına" ilişkin 4.4.1.2.1. sayılı maddesinde (syf.31), "... Merkez Kent için gerekli olan alan büyüklüğüne ve mevcut yerleşme çevresinde var olan eşiklere bakıldığında, ... merkez kent çevresinde belirlenen düzeyde bir alanın planlanarak gelişmeye açılmasının olanaklı olmadığı açıktır. Bu nedenle, bugün için ... merkez kent olarak bir bütün olarak tanımlanan yerleşik alan, plan dönemi sonunda saçaklanmalarla genişleyecek, nüfusun bir bölümü doğal eşiklerin ve tarım alanlarının da ötesinde, ulaşım olanakları güçlendirilmiş çeperdeki küçük kent bölümlerinde yaşar duruma gelecektir." açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan, açıklama raporunun 4.1.2. sayılı maddesinde (syf.23), - demiryolu hattının metro standardına getirilmesinin, bu hat üzerinde yerleşmeyi özendireceği belirtilmiştir.
Bu itibarla, ... Merkez Kent kapsamında planlanan ve ... ili gelişim öngörüsünün kapsamında olduğu anlaşılan, ilçesinde, metro standartına getirilmesi öngörülen demiryolu hattına kadar belirlenen dava konusu kentsel gelişme kararının, açıklama raporunda yukarıda belirtilen gerekçelere uygun olarak belirlendiğinin kabulü gerekmektedir.
İtiraz 20- ... ile ...'nin doğusundaki gelişme alanları;
Dava konusu Çevre Düzeni Planının L20 sayılı paftasının incelenmesinden, söz konusu gelişme alanı kararıyla, ...'nin batısında yer alan ... ile ... yerleşiminin birleşmesinin öngörüldüğü anlaşılmakta olup, bu bağlamda, ... gelişme alanı kararının, ... gelişim öngörüsü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda, ... ile ...'nin doğusundaki gelişme alanları, bir bütün olarak ... gelişim projeksiyonu kapsamında incelenecektir.
Plan Açıklama Raporunun 3.2.2. sayılı maddesinde (syf.12); ...'nın ...-... karayolu ulaşım aksında yer alan başta ... olmak üzere, ... ve ... ilçelerinin de ... ile güçlü bağlantılarının bulunduğu, sahip olunan yakınlık ve olanakların bu yerleşmelerin hızla gelişmesinde önemli katkısı bulunduğu belirtilmektedir.
Açıklama raporunun 3.2.2.1 sayılı maddesinde ise (syf 14), "... İlçe sınırları içinde, plan dönemi içinde nüfusun bağlı mahallelerle birlikte 200.000’i aşması beklenmektedir. ... Organize Sanayi Bölgesi'nin yeni gelişmeye başlamasının da etkisiyle, beklenen büyüklüğün üstünde bir nüfusa ulaşılması da olasılık dahilinde görülmektedir." açıklamasına yer verilmiştir.
Öte yandan, açıklama raporunun 4.4.1.2.2. sayılı maddesinde (syf 45), "...: Çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılı için 217.000 kişilik nüfusun kabul edildiği ... ilçe merkezinde, onaylı imar planları içinde bulunan kentsel gelişme alanları, mevcut nüfusa eklenecek nüfus için yeterli olup organize sanayi bölgesinin gelişmesine koşut olarak kentin aldığı göçün artması olasılığına bağlı olarak gelişme alanları korunmuştur." belirlemeleri yer almıştır.
Ayrıca raporun, 4.1.2 sayılı maddesinde (syf 23), ...'da ... Organize Sanayi Bölgesi’nde gelişmenin hızlanacağı tarım alanı niteliği olmayan alanın çevresinde sanayi gelişmesinin destekleneceği, yakın çevrede tarım alanları üzerinde gelişme eğilimi bulunan sanayi tesislerinin ... OSB’ye yönlendirileceği belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ... gelişme alanlarının, bölgede planlanan Organize Sanayi Bölgesi ile artması beklenen nüfusun ihtiyacı doğrultusunda öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda, anılan ... gelişme alanlarının, açıklama raporunda yukarıda belirtilen gerekçelere uygun olarak belirlendiğinin kabulü gerekmektedir.
Diğer yandan, dava konusu Çevre Düzeni Planının "İtiraz 16- ... Deltası liman ve liman geri alanı" yönünden değerlendirilmesinden:
Davacı tarafından, K17 ve K18 sayılı paftalarda ... Deltasında liman ve liman gerisi alanın Plan Açıklama Raporu 4.6.2.1. sayılı maddesinde, Sulak Alanlar Bölümünün 79. sayfada, ... Deltası'nın planlama bölgesi içerisinde sulak alan olan delta alanlarından biri olarak tanımlandığı, Çandarlı Körfezindeki ... Deltası'nın ayrıca Türkiye'nin Önemli Doğa Alanlarından biri olarak da korunması gereken bir alan olduğu, ... Deltası Önemli Doğa Alanının su kuşları ve kıyı kuşları açısından önemli olduğu, Küçük sumru (Sterna albifrons) ve akça cılıbıt (Charadrius alexandrinus) deltada üreyen kuşlardan olduğu, alan aynı zamanda flamingo (Phoenicopterus roseus) için önemli bir kışlama alanı olduğu, deltada Türkiye'ye endemik dört adet balık türü yaşadığı, bu türlerden Chondrostoma holmvvoodii küresel ölçekte, Capoeta bergamae ise bölgesel ölçekte tehlike altında bulunduğu, dolayısıyla, ... ve ... göllerinin bulunduğu bu alandaki yapılaşma kararlarının, alandaki ekosistemlerin dengesini bozmayacak veya birbirleri arasındaki ilişkileri kesintiye uğratmayacak şekilde geliştirilmesi gerektiği iddia edilmiştir.
Davalı idare tarafından, TEMA'nın itirazının ÇDP'ye değil ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümlerine yönelik olduğunun görüldüğü, diğer yandan iptal edilmesi talep edilen plan kararlarının, mevcut arazi kullanımlarının, gelişme eğilimleri ve büyüme potansiyelleri, çevresel ve ekolojik göstergeler, özel statülü alanlar, ekonomik eğilimler vb. göstergeleri içeren araştırmalar sonucunda geliştirildiği, havza ve bölge ölçeğinde çevre düzeni planlarını yapma ve onaylama yetkisinin 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Bakanlıkta olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu plan içerisindeki leke kararlarının belirlenmesinde yetkili kurumun yalnızca Bakanlık olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda dava konusu ÇDP'nin Plan Paftaları, Plan Açıklama Raporu ve Plan Hükümleri incelendiğinde görüleceği üzere, Plan'ın doğal kaynakları koruyucu, ekolojinin devamlılığını sağlayıcı, çevre kirliliğini önleyici, ekonomik gelişmeyi doğal, kültürel ve tarihi değerleri koruyarak öngören ve ekonomik sektörlerin gelişimini sağlıklı bir çevrede değerlendiren bir çevre düzeni planı olduğu, ayrıca ÇDP'nin sürdürülebilir kalkınmayı sağlama yönünde gerekli kararları üreten ve sürdürülebilir kalkınmanın doğal, tarihi, ekolojik değerlerin korunması ve bu değerlerin aynı zamanda ekonomiye katkı sağlayacak şekilde geliştirilerek geleceğe bozulmadan aktarılmasını sağlayıcı boyutunun da bulunduğu savunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, "Plan paftalarında gözüken liman alanının yer seçim kararı bu çevre düzeni planı ile alınmadığından; diğer bir ifadeyle, çevre düzeni planlarını hazırlayan kurumlar bu tür alanların yer seçim kararlarını vermediklerinden, alınan kararları planlarını plan paftalarına işlemeleri zorunlu olduğundan, Plan Açıklama Raporu’nda niçin söz konusu bölgede bir liman alanı önerildiğine ilişkin açıklamaları görememeyi anlaşılır buldukları ancak, planın koruma-kullanma dengesi ilkesinden yola çıkarak, planda önerilen liman gerisi alanlardan Kentsel Gelişme Alanı ve Tercihli Kullanım Alanı kararlarının niçin bu büyüklükte ve üzerinde bulundukları ekolojik değeri olan alanları kapsayacak nitelikte olduklarının bilimsel tekniklere referansla ayrıntılı açıklamasının yapılması gerektiği, Plan Açıklama raporunun bu açılardan yetersiz kaldığı, 10.10.2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde ... Gölü ve ... Gölü arasındaki Tercihli Kullanım Alanına ilişkin her hangi bir değişikliğe gidilmediği Çandarlı limanının kuzeyinde kalan kentsel gelişme alanlarının pek çoğunun ise plandan kaldırıldığı, bu bölgedeki Tercihli Kullanım Alanlarının daraltıldığı, buna rağmen bir önceki itiraz maddesinde açıklandığı üzere bu bölgede hala çok geniş alanları kaplayacak şekilde Tercihli Kullanım Alanı kararı getirildiği, bu alanların bir kısmı uydu görüntülerine göre yasalarla koruma altına alınmış ... tarım arazilerinin üzerinde bulunduğu, söz konusu Tercihli Kullanım Alanı önerisinin ... yerleşiminin en az 7-8 katı büyüklüğünde olduğu, bu bölgede bu büyüklükte bir Tercihli Kullanım Alanı kararının anlaşılamadığı,█████/2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde bölgedeki tarım arazilerinin daraltılma eğilimi devam ettiği" tespitlerine yer verilmiştir.
Kurulumuz kararının, "Daire Kararının Özeti" kısmında belirtilen gerekçelerle, (İtiraz 16) başlığı altında incelenen hususlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının "Liman Geri Sahaları" başlıklı 8.18.3 sayılı maddesinde;
"8.18.3.1. Bu alanlarda limanın kullanımına yönelik açık ve kapalı depolama tesisleri yapılabilir. bu alanlarda hiçbir koşulda sanayi tesisleri yer alamaz, üretim yapılamaz.
8.18.3.2. Bu planda liman alanı olarak gösterilen alanların bir bölümü ilgili mevzuata aykırı olmamak üzere liman geri sahası olarak kullanılabilir. Liman alanı olarak planlanan alanların liman gerisi kullanım açısından yetersiz olması durumunda, bu planın ilkeleri ve ilgili mevzuatla çelişmemek koşuluyla, bu planda hangi kullanımda kaldığına bakılmaksızın ilgili kurumların görüşleri alınarak liman alanlarına bitişik liman geri sahası planlanabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde, liman ve liman geri sahasının iptali isteminden bahsedildiği, liman geri alanının da 8.18.3.1 sayılı plan notunda belirtildiği üzere, limanın kullanımına yönelik açık ve kapalı depolama tesislerinin yapılabildiği, limanın bir parçası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Çandarlı liman ve liman geri sahasına yönelik olarak, halihazırda işler nitelikte olan liman ve liman geri sahasının yerseçimi kararının işlenmesinden ibaret olan dava konusu plan kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacının bu alanda yer alan tercihli kullanım kararlarına yönelik iddiaları da, Daire kararında İtiraz 14'de ayrıca incelenmiştir.
Bu durumda, Daire kararının dava konusu planın "İtiraz 16- ... Deltası liman ve liman geri alanı"na yönelik kısmına yönelik kısmında, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının 8.2.8.1 sayılı plan hükmü, 8.18.7.1 sayılı plan hükmü ile 8.19.2.1 sayılı plan hükmüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, oyçokluğuyla,
3.Davacının temyiz isteminin kısmen ve davalının temyiz isteminin reddine,
4.Daire kararının, ... Deltası Liman ve Liman gerisi alana ilişkin kısmı yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, oybirliğiyle,
5.Diğer dava konusu edilen hususlar yönünden Daire kararının ONANMASINA, 8.2.11.3, 8.2.10.4, 8.7.12, 8.11.4 sayılı plan notları ile ...- kentsel gelişme alanı yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle,
6.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- 8.2.11.3 sayılı plan notunda yer alan "bu planda değişikliğe gerek olmaksızın" ibaresi yönünden:
Dava konusu plan hükümlerinin, 4.22 sayılı maddesinde; "Tarım ve hayvancılık geliştirme alanları, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürüleceği ve tarımsal ürünlerin katma değerlerini artırmaya yönelik araştırma, geliştirme ve üretim birimleri ile ürün toplama, depolama, saklama alanları; tarımsal amaçlı yapılar ve tarımsal amaçlı entegre tesislerin toplu olarak (organize şekilde) yer alabileceği alanlardır." tanımına yer verilmiştir.
Plan hükümlerinin 8.2.11.3. sayılı maddesinde ise, "Bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde, en az 20 ha. olacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, il toprak koruma kurulu marifetiyle yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planı yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. söz konusu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamazlar." kuralı yer almaktadır.
Leke plan niteliğinde olduğu ve mekansal kullanım kararlarının alt ölçekli planlar ile belirleneceği göz önünde bulundurulduğunda, tarım ve hayvancılık geliştirme alanları bölgelerine ilişkin tesislerin yer seçiminin alt ölçekli planlara bırakılmış olmasının planlama ilke ve esaslarına aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan notunda yer alan ibare yönünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
8.2.10.4 sayılı plan notu yönünden
:
Dava konusu Çevre Düzeni Planının 8.2.10.4 sayılı maddesinde; "Planda gösterilenler dışında lojistik merkez alanlarına ihtiyaç olması halinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, valilik koordinasyonunda yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir" kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ölçeği itibarıyla, alt ölçekli planları yönlendiren ilke ve stratejileri ortaya koyan, genel arazi kullanım kararları belirleyen, leke plan niteliğinde olduğu ve mekansal kullanım kararlarının alt ölçekli planlar ile belirleneceği göz önünde bulundurulduğunda, süreç içerisinde ihtiyaç olacak lojistik bölgelere ilişkin tesislerin yer seçiminin alt ölçekli planlara bırakılmış olmasının planlama ilke ve esaslarına aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu plan hükümleri ile alt ölçekli planların sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderileceğinin kurala bağlanmış olması karşısında, lojistik bölge kullanım kararlarının çevre düzeni planı kapsamından muaf tutulduğundan söz edilebilmesine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan notu yönünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- 8.2.8.1 sayılı plan notu yönünden
:
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın temyize konu 8.2.8.1 sayılı plan hükmüne ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın belirtilen kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- 8.7.12 sayılı plan notunda yer alan "...T.C. Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün söz konusu kanun kapsamında görüş veremediği alanlarda..." ibaresi yönünden:
8.7.12. sayılı plan hükmünde, "5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun geçici 1. maddesi ve geçici 4. maddesi kapsamında tarım dışı amaçla kullanıma açılmış alanlarda ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün söz konusu kanun kapsamında görüş veremediği alanlarda, bu plan hükümlerinin 8.7.21. marjinal tarım arazileri hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 8.7.12 sayılı maddedeki "görüş verememek" ifadesinin, tarım arazilerinin korunması ile bağdaşmadığı, herhangi bir alanla ilgili olarak "görüş verememek" ifadesinin bilimsellikten uzak, anlaşılmayan bir ifade olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, 8.7.12 sayılı maddesinde yer alan "görüş verememek" ifadesine ilişkin olarak, tüm idarelerin kendi yetki ve sorumlulukları kapsamında görüş verebildiği, aynı şekilde Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün de 5403 sayılı Kanun kapsamında kalan tarım arazilerine ilişkin görüş verebildiği, bununla birlikte çevre düzeni planları ölçekleri gereği geniş arazi parçalarındaki genel arazi kullanım kararlarını muhteva ettiklerinden ÇDP'de tarım arazisi olarak gösterine alanlar içerisinde 5403 sayılı Kanun'a tabi olmayan alanların bulunabildiği, bu bağlamda Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün yetki ve sorumluluğunda bulunmayan bir alana ilişkin görüş oluşturmasının söz konusu olmadığı savunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, "...tarım arazileri ile ilgili Bakanlıkların tarım arazilerinin niteliği hakkında görüş verememesinin anlaşılabilir bir durum olmadığı, ilgili Bakanlıkların, bir tarım arazisinin niteliği hakkında fikir sahibi değilse bu bilgiyi elde etmenin yine ilgili Bakanlıkların sorumluluğunda olması gerektiği, bütün bunlar bir yana, sınıfı ilgili Bakanlıklar tarafından belirtilmemiş olan bir tarım arazisine “marjinal tarım arazisidir diyelim ve sorunu bu şekilde çözümleyelim” yaklaşımının bilimsellikten uzak, verimli tarım arazilerinin daha da azalmasının önünü açan bir yaklaşım olacağı..." yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
2005 yılından kabul edilen 5403 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinde, "11.10.2004 tarihinden önce tarım arazileri; gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise söz konusu arazinin istenilen amaçla kullanımı için, altı ay içerisinde Bakanlığa müracaat edilmesi, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir." hükmüne, █████/2008 tarihinde 5751 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 5403 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 4. maddede de, "█████/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.
Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler. Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili idarelerce durdurulur.
Tarım arazisi vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştirir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, planın 4.42.4 sayılı plan notunda, marjinal tarım arazilerinin, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve ... tarım arazileri dışında kalan; toprak ve topografik sınırlamalar nedeniyle üzerinde sadece geleneksel toprak işlemeli tarımın yapıldığı araziler şeklinde tanımlandığı, 8.7.22 (eski 8.7.21) sayılı "Marjinal tarım arazileri" başlıklı kısmında, 8.7.22.1 sayılı plan hükmünde de, "Bu alanlarda tarımsal amaçlı yapı yapılacak parsellerin 5.000 m2 ’lik kısmı için maks. emsal: 0,30’dur. 5.000 m2 ’den büyük parsellerde ise geri kalan parsel alanı için maks. emsal: 0,10’dur. Parselin tamamı için toplam inşaat alanı 10.000 m2 ’yi geçemez. Çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup toplam inşaat alanı 150 m2 ’yi geçemez.
" hükmüne yer verildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığa konu 8.7.12 sayılı plan notu kapsamında düzenlenen, 5403 sayılı Kanun'un Geçici 1. ve 4. maddeleri uyarınca, daha önce tarım dışı kullanıma açılan alanlar açısından bu plan hükümlerinin marjinal tarım arazilerine ilişkin hükümlerinin uygulanması hususu anlaşılabilir olmakla birlikte, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün 5403 sayılı Kanun kapsamında "görüş veremediği alanlar" ifadesinin muğlak olduğu, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5403 sayılı Kanun'un, bu amaçların yerine getirilmesinde yetkili kıldığı Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, Kanun kapsamına giren hangi tarım arazileri açısından görüş veremediğinin somut olarak ortaya konulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Aksi durumun, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda yer alan tespitler de dikkate alındığında, çevre düzeni planının hazırlanması sürecinde, görüş alınamamış ancak mutlak surette korunması gereken verimli tarım arazisi niteliğinde alanların kaybına neden olabileceği açıktır.
Bu itibarla, plan notunun, muğlak ve bilimsellikten uzak olduğu sonucuna ulaşılan "T.C. Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün söz konusu kanun kapsamında görüş veremediği alanlarda" ifadesine ilişkin kısmında, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık olmadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile, bu kısım yönünden Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XXXX- 8.11.4 sayılı plan notu yönünden
:
1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 8.11.4 sayılı plan hükmü uyarınca, orman mülkiyetinde olan ve Orman Genel Müdürlüğünce tahsisi yapılmış alanların, tahsis süresi boyunca bu planda değişiklik yapılmaksızın tahsis amacında belirtildiği şekliyle kullanılabilmesi öngörülmekte olup, söz konusu plan hükmünün, tahsise esas kullanım ile alanda Çevre Düzeni Planı ile belirlenen kararların farklı olması durumuna sebebiyet verebileceği değerlendirilmektedir.
Öte yandan, planlama bölgesi içerisindeki orman alanlarının kullanımı ya da tahsisine ilişkin kural ve koşulların yanı sıra uygulama ilke ve esaslarının üst ölçekli plan olan 1/100.000 Çevre Düzeni Planında ortaya konulması gerekmekte olup, anılan plan hükmü, planlama bölgesi içerisindeki orman alanlarının tahsisini çevre düzeni planının konusu olmaktan çıkardığı gibi alanda tahsis edilen kullanımın, üst ölçekli plan kararlarına aykırı olması sonucunu da doğurabileceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, orman mülkiyetinde olup tahsisi yapılan alanlarla ilgili kullanım kararlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, bu plan kararlarından bağımsız olarak alanın kullanılmasına olanak sağlayan plan hükmünde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki, Çevre ve Orman Bakanlığınca █████/2011 tarihinde onaylanan ... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yer alan aynı nitelikteki plan hükmünün iptali istemiyle açılan davada, hükmün iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin E:█████████, K:██████████ sayılı kararına yapılan temyiz istemi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:█████████, K:████████ sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan notu yönünden, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXX- 8.18.7.1 sayılı plan notu yönünden:
Plan notlarının 8.18.7 sayılı "Enerji üretim alanları ve enerji iletim tesisleri" başlıklı maddesinin 8.18.7.1 sayılı maddesinde, "5346 sayılı yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda tanımlanan yenilebilir enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, bakanlığın uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili dairesince onaylanır ve planlar bilgi için bakanlığa gönderilir." kuralı ile 8.18.7.2. sayılı maddesinde, "Enerji iletim tesislerinde, bakanlığın uygun görüşü alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve planlar bilgi için bakanlığa gönderilir." kuralı yer almıştır.
Davalı idarece, çevre düzeni planında fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı tesisler arasında bir ayrıma gidildiği, planda fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri için çevre düzeni planı değişikliği yapılması gerekirken, yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji üretiminde EPDK'dan lisans veya izin alınması ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşlerinin tamamlanması koşulu ile plan değişikliğine gerek olmaksızın alt ölçekli planların yapılabilmesine ilişkin plan hükmünün düzenlendiği ifade edilmiştir.
Davaya konu çevre düzeni planında yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki açısından plan esnekliğinin sağlanmaya çalışıldığı, plan hükümlerine göre yeni enerji üretim taleplerinde çevre düzeni planı kapsamında Bakanlığın uygunluk görüşünün alınması gerektiği, bu görüş verilirken de alana ilişkin çevre düzeni planı kararları ve koruma ve geliştirme ilkelerinin idarece göz önünde bulundurulacağı, bu nedenle davaya konu planın ölçeği de göz önünde bulundurularak çevre düzeni planının onayından önce veya sonra EPDK'dan alınacak izin ve lisans kapsamında alt ölçekli plan kararları ile plan paftalarında gösterime gerek olmaksızın yenilebilir enerji kaynakları ile enerji üretim tesislerinin yapılması olanak tanınmasında, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, anılan plan notu yönünden, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
8.19.2.1 sayılı plan notu yönünden
:
Planın 8.19.2.1 sayılı maddesinde, "Akarsu ve dere taşkın sulama çalışmalar tamamlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilmez, imar planlarında taşkından korunmayı ve zararlarını azaltmayı amaçlayan kararlar ve yapılaşma koşulları getirilmelidir" kuralı yer almıştır.
Çevre düzeni planının 7.37 sayılı plan hükmünde, taşkın alanlarda, 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinin geçerli olduğu, 7.29 sayılı plan hükmünde ise, taşkın alanlarında ve sıvılaşma riski yüksek alanlarda yapılacak jeolojik/jeoteknik etütler sonucuna uygun şekilde imar planı kararları geliştirilmesi gerektiğinin kural altına alındığı, dava konusu plan hükmünün, 7.37 sayılı maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, taşkın riski taşıyan bir alanın herhangi bir imar planı sınırı içerisinde kalması durumunda bu alanların taşkın önleme çalışmaları yapılmadan herhangi bir kullanıma ayrılmaması ve yapılacak jeolojik/jeoteknik etüt sonuçlarına uygun olarak kullanım kararı geliştirilmesi gerektiği gibi ilgili mevzuat hükümlerinin geçerli olduğu dikkate alındığında, plan notunda planlama esaslarına ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, anılan plan notu yönünden, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXXX- ... ilçesi, kentsel gelişme alanı yönünden:
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin (f) bendinde "Kentsel asgari standartlar, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebilir. Uygulamaya ilişkin kararlar, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planında belirlenir" hükmüne yer verildiği, bu çerçevede gösterimleri şematik olan çevre düzeni planlarından ölçü alınamamakta ve bu kararlar doğrultusunda uygulama yapılamamakta olup, bu planların detaylı kullanımların ve bunların alansal büyüklüklerinin belirlendiği bir ölçek olmadığı açıktır.
İptali talep edilen plan kararının, mevcut arazi kullanımlarının, gelişme eğilimleri ve büyüme potansiyelleri, çevresel ve ekolojik göstergeler, özel statülü alanlar, ekonomik eğilimler vb. göstergeleri içeren araştırmalar sonucunda geliştirildiği, havza ve bölge ölçeğinde çevre düzeni planlarını yapma ve onaylama yetkisinin Bakanlıkta olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu plan içerisindeki leke kararlarının belirlenmesinde yetkili Kurumun yalnızca Bakanlık olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda dava konusu planın plan paftaları, plan açıklama raporu ve plan hükümleri incelendiğinde görüleceği üzere, Plan'ın doğal kaynakları koruyucu, ekolojinin devamlılığını sağlayıcı, çevre kirliliğini önleyici, ekonomik gelişmeyi doğal, kültürel ve tarihi değerleri koruyarak öngören ve ekonomik sektörlerin gelişimini sağlıklı bir çevrede değerlendiren bir çevre düzeni planı olduğu, ayrıca planın, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama yönünde gerekli kararları üreten ve sürdürülebilir kalkınmanın doğal, tarihi, ekolojik değerlerin korunması ve bu değerlerin aynı zamanda ekonomiye katkı sağlayacak şekilde geliştirilerek geleceğe bozulmadan aktarılmasını sağlayıcı boyutunun da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dava konusu planla gösterilen kentsel gelişme alanlarının tamamının yerleşime açılması gerekmediği gibi, bu alanların sınırlarının alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda kesinleştirileceği plan notlarıyla açıklanmış olup, alanın mevcut durumu, konumuna bakıldığında, nüfus yoğunluğu ve yerleşim ihtiyacı, mekansal gelişme eğilimleri gibi faktörlerin dikkate alınması sonucu kentsel gelişme yönünün bu şekilde dava konusu çevre düzeni planında şematik olarak gösterilmesinde ilgili mevzuatta tarif edilen çevre düzeni planı yapılmasına ilişkin amaç, yöntem ve ilkelerine aykırılık bulunmadığı, alt ölçekli planlama çalışmalarında itiraz konusu alan için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu uyarınca ilgili kurumlardan alınan görüşler doğrultusunda uygulama yapılıp, yapılaşmaya açılmayarak tarım arazisi olarak plan kararı üretilebileceği de açıktır.
Davalı idare tarafından, kentsel gelişme alanı, 1/25.000 ölçekli planda da kentsel gelişme alanı kullanımına ayrıldığından, anılan plan kararının uyuşmazlığa konu plana aktarıldığı, 377 hektarlık dava konusu alanın 80 hektarının yapılaşmış olduğu ve parsellerin arsa vasfını kazandıkları ifade edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu alan yönünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!