Anahtar kelimeler: Hayvansal Sularda Huk Balıkçılık Denizlerde Nakilleri Canlı Müş Onuncu Hayvan
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: ████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Odası
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
:... Bakanlığı
VEKİLİ
: Huk. Müş. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: █████/2018 tarih ve 30341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yurt İçinde Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. ve 2. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, denizlerde ve iç sularda bulunan üretim tesislerinde yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkçılık ürünlerinin sevkinde, 5996 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan Yurt İçinde Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmelik uyarınca hazırlanan nakil beyannamesinin, denizlerden ve iç sulardan avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerinin sevkinde ise 1380 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan Su Ürünleri Yönetmeliği uyarınca hazırlanmış nakil belgesinin düzenlenmesi gerekmekte iken; yapılan değişiklikler ile denizlerde ve iç sularda bulunan üretim tesislerinde yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkçılık ürünlerinin de Su Ürünleri Yönetmeliği uyarınca hazırlanmış nakil belgesi ile sevk edilebilmesinin sağlandığının anlaşıldığı,
Davalı idarenin, 5996 sayılı Kanun uyarınca canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevklerine ilişkin hususlar ile canlı hayvan ticareti yapanlar, nakliyeciler ve nakil ile ilgili şartlar ve bunlara ilişkin işlemleri belirlemek bakımından yetkili olduğu,
Davalı idarece, dava konusu değişikliğin gerekçesinin, aynı tür balıkçılık ürünü için avcılık veya yetiştiricilik durumuna göre iki ayrı mevzuatta düzenlenen belgelerin düzenlenmesinin istenilmesinin karmaşaya neden olduğu, değişiklik ile tüm su ürünlerinin aynı belge ile nakledilmesi sağlanılarak ürünlerin takibi ve kontrolünün de daha etkin bir şekilde yapılabileceği şeklinde açıklandığı,
Davacı tarafından ise, dava konusu düzenlemeler ile veteriner hekimlerin kontrol yetkilerinin daraltıldığı, halk sağlığının tehlikeye atıldığının ileri sürüldüğü,
Dava konusu Yurt İçinde Canlı Hayvan Ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde, "nakil beyannamesi"nin, cinsi ve türü Bakanlıkça belirlenen canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevkinde kullanılan, sorumlu veteriner hekim, hayvan veya hayvansal ürün sahibi tarafından düzenlenen, Ek-1’de örneği verilen beyanname şeklinde; sorumlu veteriner hekimin ise, yalnızca kanatlı işletmelerde istihdamı zorunlu olan ve buralardaki üretimin sağlıklı yapılmasından sorumlu bulunan hekim olarak tanımlandığı; 6. maddesinin 2. fıkrasında da, nakil beyannamesinin nakle konu hayvan veya hayvansal ürünlerin menşei hakkında bilgi veren bir belge olduğunun öngörüldüğü; dolayısıyla nakil beyannamesinin, sağlık raporu niteliğinde bulunmayan ve bu nedenle hayvan veya hayvansal ürün sahibi tarafından da düzenlenebilen bir belge olduğu, kanatlı işletmeler bakımından sorumlu veteriner hekimce düzenlenebileceğinin kabul edildiği, nitekim, anılan Yönetmeliğin 11. maddesinin gerek değişiklikten önceki halinde gerekse değişiklikten sonraki halinde, resmi veteriner hekim veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş veteriner hekim tarafından düzenlenen ve hayvan ya da hayvansal ürünün naklinin sağlık açısından uygunluğunu denetleyen veteriner sağlık raporunun, nakil beyannamesi/belgesi üzerine düzenleneceğinin belirtildiği,
Dava konusu değişiklik sonrası, denizlerde ve iç sularda bulunan üretim tesislerinde yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkçılık ürünlerinin -avcılık yoluyla elde edilenler gibi- nakil bakımından tabi tutulduğu Su Ürünleri Yönetmeliği'nde de, nakil belgesinin il/ilçe müdürlükleri tarafından veya Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün vereceği yetkiye istinaden yetiştiricilik tesisleri tarafından düzenlenebileceği ve menşe belgesi niteliğinde olduğunun kurala bağlandığı,
Buna göre, gerek Yurt İçinde Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri Hakkında Yönetmelik'in ilk halinde, gerekse dava konusu değişiklik sonrasındaki halinde, denizlerde ve iç sularda bulunan üretim tesislerinde yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkçılık ürünlerinin naklinde aranan nakil beyannamesi/nakil belgesinin yalnızca hayvanın ya da hayvan ürününün menşeine yönelik bilgi verme amacına hizmet ettiği ve sağlık raporu niteliğinde olmadığı, bu nedenle veteriner hekimlerce düzenlenmesinin öngörülmediği,
Bu haliyle, dava konusu düzenlemeler ile nakil beyannamesi/nakil belgesi yönünden veteriner hekimlerin kontrol yetkilerinin daraltılmadığı gibi, yetiştiricilik veya avcılık yoluyla elde edilen canlı balık ve balıkçılık ürünlerinin su ürünleri toptan satış merkezinden veya su ürünleri halinden başka illere nakillerinde nakil belgesine istinaden düzenlenen veteriner sağlık raporunun bulundurulması zorunluluğuna da yer verilerek, veteriner hekimlerin yetkisinin korunduğunun görüldüğü,
Bu itibarla, davalı idarece, mevzuatta kendisine verilen yetki kullanılarak, uygulamada görülen aksaklıkları gidermek üzere kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bir şekilde tesis edildiği görülen dava konusu işlemde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, veteriner hekimlerce gerçekleştirilen denetimin ürünlerin üretim tesisinden çıkarak tüketiciye ulaştığı zamana kadar devam etmesi gerektiği, dava konusu düzenlemenin 5996 ve 6343 sayılı Kanunlara aykırılık teşkil ettiği, temyize konu kararda yapılan hukuki nitelendirmelerin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!