Anahtar kelimeler: Kozmetik Medikal Kimyasalları Otomotiv Endüstriyel İthalat Yedinci İhracat İmalat Bilgisayar
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: ████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Kozmetik Endüstriyel Kimyasalları Otomotiv İletişim Bilgisayar Elektrik Elektronik Medikal İnşaat Malzemeleri İmalat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 6. fıkrası hükmü uyarınca, Tetkik Hâkimi ...'in açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İLGİLİ MEVZUAT
:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun; 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, ehliyet hususu, ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmış olup; bu hükümlere göre, idari davalarda davayı açan ve davanın yöneltildiği kişilerde dava ehliyetinin varlığı, açılan davaların incelenebilmesi için zorunlu bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin ticaret sicil kaydının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca █████/2020 tarihinde terkin edildiği, anılan hususun da █████/2021 tarih ve 10295 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erer. Olayda, adına işlem tesis edilen şirketin tüzel kişiliği de, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş bulunmaktadır. Bu tarihten sonra, sözü edilen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken mümkün değildir. Bunun sonucu olarak, tüzel kişiliğin sona ermesinden önce tesis edilen işlemlerin de, herhangi bir hukuki sonuç doğurması; hukuki sonuç doğurmayan işlemlerin ise, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesi söz konusu olamaz. Ancak, mevzuatta sorumluluklarını düzenleyen hükümler uyarınca, münfesih şirketin ortakları veya kanuni temsilcileri ya da tasfiye memurları adına bu sıfatları nedeniyle tesis edilen veya edilecek işlemlerin bunların menfaatini etkileyeceği tartışmasızdır.
Bu hukuki durum karşısında; münfesih şirket adına tesis edilen işlemin ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen kararın herhangi bir hukuki sonuç doğurması söz konusu olmadığı gibi, münfesih şirketin davada taraf olma ya da temyiz etme ehliyeti de bulunmadığından temyiz başvurusunun esasının incelenmesi olanaklı değildir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Usul hukukunda, dava açmakta olduğu gibi kanun yoluna başvurmada da, hukuki yarar bulunmalıdır. Diğer bir ifadeyle, kanun yoluna başvuranın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın bozulmasında korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan vergi inceleme raporuna istinaden, 2015 yılının Ocak ilâ Aralık dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen özel tüketim vergisi ile üç kat vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle açılan davada, tüzel kişiliği sona eren şirket adına tesis edilen söz konusu işlemin hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddi yönünde verilen kararın, davalı idare aleyhine bir karar olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyizen incelenerek bozulması istenilen kararda davalı idare aleyhine herhangi bir hüküm kurulmadığı, başka bir anlatımla, davalı idarenin hukuki durumunu etkileyecek aleyhine bir kararın bulunmadığı dikkate alındığında, temyiz isteminin esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, menfaat yokluğu nedeniyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!