Anahtar kelimeler: Cafe Restaurant Bar Yandığından Aleyhlerine Alanya Toplumsal İlçesinde Onuncu Valiliği

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Valiliği / ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMLERİN_KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.DAVANIN KONUSU
: Davacı tarafından; Antalya ili, Alanya ilçesinde bulunan "... Restaurant Cafe Bar" isimli iş yerinin, █████/2015 tarihinde Alanya ilçesinde meydana gelen toplumsal olaylarda yandığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 200.096,00 TL maddi tazminatın ödenmesine ve bu kapsamda yaptığı başvuru üzerine tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.YARGILAMA SÜRECİ
:İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığa konu olayda, iç güvenlik ihlali suretiyle oluşan toplumsal infial ve gösteri sonucu zararı doğuran eylem meydana gelmiş olup, terör olayları nedeniyle ilçede artan ve somut bir vaka olan gerginliğin izale edilmesinde, önleyici güvenlik hizmetinin gereği gibi işlemediği ve güvenlik hizmetinden umulan sonucun alınamadığı, olayda davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazmin borcunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,... tarih ve ... sayılı ön kararın iptali isteminin ise incelenmeksizin usulden reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI
: Davacı tarafından, kazanç kaybının eksik hesaplandığı, ödedikleri ecrimisilin zarar hesabına dahil edilmediği, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, zararın yüksek belirlendiği ileri sürülmektedir.TARAFLARININ_SAVUNMASI
: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Bununla birlikte, Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların idarece tazmin edilmesini sağlayan hukuksal bir kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin mal varlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, yine bu suretle kişi varlığında oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan sosyal risk ilkesi gereği tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasa'nın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir.Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağan dışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır.Bu bağlamda, yargısal ve bilimsel içtihatlarla geliştirilen sosyal risk ilkesinin uygulama alanına; "terör olayları"nın yanı sıra, ani bir şekilde gelişmesi nedeniyle idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen, müdahale edilmesi halinde daha ağır sonuçların doğması kaçınılmaz olan geniş çaplı "toplumsal olaylar" nedeniyle oluşan özel ve olağan dışı zararların da dahil olduğunun kabulü gerekmektedir.Buna göre, dava konusu olayın bir toplumsal olay olduğu, davalı idare tarafından öngörülemeyecek şekilde olayların büyüdüğü, olayda idarenin hizmet kusurunu gerektirecek bir hususun bulunmadığı dikkate alındığında sosyal risk ilkesi gereğince tazminata hükmedilmesi gerekirken hizmet kusuru bulunduğu kabul edilerek tazminata hükmeden İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ...Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.