Anahtar kelimeler: Davatalep Mevkisinde Zmms Fiilden Tarafsız Ekspertiz Kasko Ruhsat Araçta Rücu

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2024/5KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- ait --- plakalı araç ile davalı --- şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan, diğer davalı ---- ruhsat sahibi olduğu ve diğer davalı ----- sevk ve idaresindeki ---- plakalı araç arasında 03.12.2022 tarihinde ----- mevkisinde trafik kazası meydana geldiğini, ekspertiz raporu uyarınca davacıya ait araçta 99.320,53 TL hasar onarım zararının oluştuğunu, söz konusu bedel davalı sigorta şirketine davacıya ait aracın kasko sigorta şirketi tarafından rücu edildiğini, kazanın meydana geldiği tarihte ZMMS poliçe teminat limitleri 100.000,00 TL tutarında olduğunu, --- ait ---- plakalı araçta meydana gelen artırılmak üzere belirsiz alacak olarak 100,00 TL değer kaybı zararının bakiye poliçe teminat limiti içerisinde kalan kısmının davalı ----teminat limitini aşan kısmının ise ---- plakalı aracın sahibi olan müteselsilen sorumlu diğer davalı ---- iğer davalı ----- tarafından kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tazmin edilmesini, --- ait ----- plakalı araçta meydana gelen artırılmak üzere belirsiz alacak olarak 100,00 TL aracın onarım süresince kullanılamamasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli zararının ---- plakalı aracın sahibi olan müteselsilen sorumlu olan davalı --- ile araç sürücüsü diğer davalı ----- tarafından kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek faizi ile birlikte tazmin edilmesini, yargılama harç ve giderleriyle, vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olması gerektiğini, olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde başvuruda bulunulması gerektiğini, davacının işbu davayı kısmi/belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını, başvurucu yan tarafından konu araçta ekspertiz incelemesi yapıldığını, bu nedenle başvurucunun hasar bedelini belirleyemediğinin kabul edilmesi mümkün olmayacağını, kazanın meydana geldiği 2022 yılı itibarıiyle poliçe teminat limiti 100.000,00 TL olduğunu, söz konusu limitin üzerinde kalan tutardan davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı tartışmasız olduğunu, zarar gören araçta meydana gelen değer kaybının belirlenebilmesi için araç kullanım tarzı, kilometresi, önceki kazaları vb. tüm kriterlerin incelenmesi ve bu kriterler çerçevesinde bir hesaplama yapılması gerektiğini, tüm hususlar hassas bir şekilde araştırılmalı, değer kaybı mevcut ise ZMSS genel şartları’na belirtilen hesaplama yöntemlerine göre tespit edilecek değer kaybı belirlenmesi gerektiğini, davacı yan, aracından mahrum kalması sebebiyle araç mahrumiyet bedeline hak kazandığını iddia etmişse de işbu iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacı yan aracından mahrum kaldığını ve mahrum kalması sebebiyle araç kiraladığına yönelik dosyaya dekont, makbuz vb. gibi hiçbir emare sunmadığını, HMK madde 190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, ancak davacı yan araç mahrumiyetine yönelik zararını ispat edemediğini, işbu sebeple huzurdaki davanın reddi gerektiğini, tazminata konu kaza, haksız fiilden kaynaklandığından uygulanması gereken faiz yasal faiz olup, başvuru sahibi tarafından talep edilen tazminat tutarına avans faizi talep edilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, izah olunan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine, esas incelemesi yapılması halinde davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı gerçek kişiler vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından doğrudan davalılara karşı husumet yöneltilmesi söz konusu olmadığını, davalıya ait olan araç diğer davalı ----- Şirketi'nin ---- poliçe numarası ile █████/2023 tarihine kadar sigortalandığını, davacı tarafından öncelikle davalıların sigorta şirketi olan ----- Şirketine başvurularak teminat limitleri kapsamında olan zararın talep edilmesi gerekmekteyken direkt olarak davalıya karşı dava açılması kanunen ve hukuken mümkün olmadığını, Sigorta Hukuku ile ilgili mevzuat hükümlerine bakıldığında da davalıların sigorta poliçesi mevcut olup, kaza tarihinde de geçerliliği bulunduğundan ----- meydana gelen zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, davacının bu yolu izlemeden direkt olarak müvekkilime karşı dava açması kötü niyetli ve haksız kazanç elde etme amacı taşıdığını, işbu nedenlerle huzurdaki davanın HMK'nin 51.maddesi kapsamında taraf sıfatı yokluğundan reddi gerektiğini, onarım bedelini hiçbir surette kabul etmemekle birlikte davacı tarafın sunmuş olduğu faturada da açıkça görüleceği üzere davacı taraf onarım miktarını tam olarak belirlemiş durumda olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılması kanuna ve usule aykırı olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen alacaklar zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı defi ileri sürdüklerini, davalının aracı, Motorlu Kara Taşıtları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında ---- Şirketi'nin --- poliçe numarası ile █████/2023 tarihine kadar ----- Şirketi'nin Sigorta Poliçesi ile teminat altında olduğunu, sigorta poliçesi; olası bir kaza durumunda karşı taraftaki araçlara veya üçüncü şahıslara verilen zararların maddi yükümlülüğünü üstlendiğini, hiçbir şekilde tarafımıza izafe edilen %100 kusuru ve kastı kabul etmemekle birlikte, zarara taraflarınca sebebiyet verildiği düşünüldüğü takdirde, davacının aracının onarılması halinde davalının aracının karışabileceği kazalarda ortaya çıkabilecek zararlar ----- Şirketi tarafından teminat altına alındığını, buna karşın davacı tarafından davalının sigorta şirketinden bu tutar talep edilmeksizin direkt olarak davalılara karşı dava açılması kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalıların yaptırmış olduğu Sigorta Poliçesi'nin amacı da; olası bir kaza durumunda hasara sebebiyet vermesi halinde bu hasarın Sigorta Poliçesi kapsamında Sigorta Şirketi tarafından karşılanması olduğunu, davacının aracının sorgusu sonucunda, müvekkilim ile kazaya karışmadan önce 4 kez davalı ile kazaya karıştıktan sonra 1 kez daha kazaya karıştığı sabit olduğunu, kazalarda meydana gelen hasarların çoğu da aynı aracın aynı bölgelerinde olduğunu, hesaplamalarda aracın kaza geçmişi ve önceki boya/değişim hususlarının da dikkate alınmasını talep ettiklerini, bir aracın değer kaybı hesaplanırken; aracın marka ve modeli, üretim tarihi, trafiğe çıkış tarihi, kaza anındaki kilometresi, kaza tarihi itibariyle muadillerinin ikinci el piyasasındaki rayiç değeri, hasar geçmişi ve niteliği, boyanan / değişen parçaları dikkate alınarak hesaplandığını, bu hususlar dikkate alındığında davacının aracında değer kaybı bulunmamakla birlikte bir değer kaybının mevcut olması halinde bu son derece cüzi bir miktar olabileceğini, davacı, aracının kullanılamamasından kaynaklı zararının oluştuğunu iddia ettiğini, buna karşın davacı ne iş yaptığını, çalışıyorsa evi ile işi arasındaki mesafeyi, yine ne şekilde, ne tutarda bir zarara uğradığını açıklayamadığı yahut araç kiraladıysa buna ilişkin belgeleri, faturaları sunamadığı gibi soyut iddiasını gerekçelendirip delilleriyle ispatlayamadığını, izah edilen ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın davalılar bakımından hukuki yarar yokluğu ve pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın esasına geçilmesi halinde kanuna ve hukuka aykırı olarak açılan haksız kazanç elde etme maksatlı, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın esastan reddine, yargılama giderleri, harç ve masraf ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.DELİLLER
:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, ZMMS Poliçesi, başvuru belgeleri ve hasar dosyası, kaza ve kazalı araç fotoğrafları, Ekspertiz raporu, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava , maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi aracında meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi ; ikame araç bedeli zararının ise aynı kaza ve yasal sebeplere göre yalnızca davalı gerçek kişiler tarafından tazmin edilmesi istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif edilmesine karşın duruşmada hazır bulunan sigorta dışındaki taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin ve sigorta şirketi dışındaki davalılar vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.Hasar onarım bedeli yönünden; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay ---HD'ni ------ sayılı ilamı) İkame araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay ---- HD ---sayılı ilam), Bu anlamda dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki davacı vekilinin beyan ve işlemleri, olaya özgü hususlar ve özellikle davacı şirketin zaten araç kiralama şirketi olaması hasebiyle talebin ikame araç zararın ilişkin olduğu kabul ve takdir edilerek uyuşmazlık izale edilmiştir.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; █████/2022 tarihinde saat 20.26 sularında-----sevk ve idaresindeki ----- plakalı ticari nitelikteki kamyondan oluşan motorlu araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği sabittir. 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa ve sürücü beyanlarına göre vaki kazada kusurun KTK'nin 84 maddesinde asli kusur olarak düzenlenen birden çok kuralı aynı anda ihlal etmesi nedeniyle tamamen davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Haksız fiil niteliğindeki trafik kazasında kusurlu eylemiyle kazaya neden olduğu iddia edilen işbu ----plakalı ticari nitelikteki aracın kaza tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketine █████/2022-█████/2023 başlanğıç - bitiş tarihli araç başına maddi 100.000,00 TL limitli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın, 6918 Sayılı KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı anlaşılmış olup, davalı şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celp edilmiş durumdadır. Buna göre davalı sigorta şirketi herhangi bir ödeme yapılmadığı ortadadıdır. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararı ve ikame araç berdeli üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile hasar onarım maliyetine ve onarım süresine göre, meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedelinden oluşan zararların belirlenmesi halinde uyuşmazlığın kökten çözümleneceği aşikardır. Bu kapsamda taraf vekillerinin iddia ve savunması kapsamında gösterdikleri deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi ,belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur oranları ve davaya konu zararların varlığı ve miktarlarının tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Makine Mühendisi bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi ----tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli raporda özetle; A-) Sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan -------plakalı aracı ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda birinci derecede etkenlik arz ettiği için: % 100 ASLİ KUSURLU OLDUĞU, B-) Sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan ----- plakalı aracı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı yönetmelikte belirtilen sürücülerin uyması zorunlu kurallara riayet ettiği bu kazanın oluşumunda alabileceği herhangi bir tedbir ve önlem bulunmadığından kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde ATFI KABİL KUSURU bulunmadığı, C-) 03.12.2022 tarihinde meydana gelen kaza da Trafik kazası tespit tutanağındaki bilgiler ve dosya içeriğinde bulunan -----tarafından sunulmuş hasar bilgilerinin, ----plakalı araçta üzerinde oluşan hasarlı parçalar ile uyumlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. D-) Davacı tarafın derdest davaya konu ettiği talebin, sigortalısının belirlenen kusur oranı nispetinde davalı sigortacının, --- plakalı ----- marka araç için düzenlediği ve riziko anında geçerli ve yürürlükte olduğu çekişmesiz olan araç başına 100.000,00 TL limit üzerinden---- sayılı Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigortası kapsamındadır Bu bilgiler dâhilinde --- plakalı ---- marka,-----model araçta oluşan Hasar, Değer Kaybı ve ikame araç bedeli için, derdest davaya konu ettiği ve davalıların tazmin etmesini istediği toplam zararının, “ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle, HASAR BEDELİ = 99.320,53 TL DEĞER KAYBI BEDELİ =50.000,00 TL İKAME ARAÇ BEDELİ =8.500,00 TL Hasar ve Değer Kaybı Bedeli = 99.320,53 TL + 50.000,00 TL = 149.320,53 TL (Davalı sigortacının sorumluluğu 100.000 TL ye kadar olduğu ve herhangi bir ödemenin bulunmadığı) Tutardan 3 nolu davalı sigortacının, [(50.000,00 TL Değer Kaybı Bedeli + 8.500,00 TL İkame araç Bedeli + 99.320,53 TL Hasar Bedeli)] = 157.820,53 TL Tutardan 2 ve 3 nolu davalıların sorumlu olabileceği' yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş ancak yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda öncelikle kusura yönelik itiraz bulunmadığı anlaşılmış; somut olayda kaza sonucunda sürücülerce düzenlenen kaza tespit tutanağı, bu tutanaktaki sürücü görüşleri ve bilirkişi raporuna göre davalı araç sürücüsünün KTK'nin 84/g) Şeride tecavüz etme, h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama asli kurallarını ihlal ettiği, kazanın tek sebebinin bu eylemler olduğu ve böylece kazada davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 282, Yargıtay -----.HD.-----) Kazadan ve oluşan hasardan doğan değer kaybına gelince de, bilirkişi kök ve ek raporunda belirlenen hasar onarım bedelinin ve değer kaybının dosyada bulunan ve delil niteliği taşıyan ekspertiz raporu da gözetildiğinde kazanın meydana geliş şekline ve araçtaki hasar durumuna göre parça ve işçilik yönünden hasar bedeli üzerinden aracın değer kaybının, davacının aracının markası, modeli ve kilometresine bakıldığında aracın kazadan önceki rayiç piyasa değeri ile kazadan sonraki rayiç piyasa değeri arasındaki 50.000,00 TL farkın günün ekonomik koşullarına göre kadri maruf olduğu anlaşılmış; işbu raporun somut olaya ilişkin süregelen Yargıtay uygulamasına uygun ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan ülkemizde ikinci el araç piyasasının ekonomik ve sosyal koşullara göre çok değişkenlik gösterdiği , değer kaybı hususunun ve miktarının da piyasa koşullarına göre oldukça göreceli ve değişkenlik gösterdiğinden değer kaybına ilişkin yapılan itirazlara göre sürekli bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmaktan ve masraf yapılmasından başka hiçbir işe yaramayacağı, usul ekonomisi ilkesi nazarında yargılamanın uzamasının da gerek tarafların gerekse kamunun/devletin faydasına olmayacağı tespit ve tayin edilmekle her halde anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Ayrıca yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca bilirkişi raporunda belirlenen ikame araç bedelinin de işin niteliğine ve olaya göre kadri maruf kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Böylece somut olayda kusur, hasar ve değer kaybı yönünden gerekçeli hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen bilirkişi raporu da gözetildiğinde, haksız fiil kapsamında gerçek zararın karşılanması ilkesinden hareketle; toplam değer kaybı zararının, yukarıda açıklanan yasal çerçevede zarar veren aracın sigortacısı sıfatıyla davalı sigorta şirketi ile malik ve sürücü tarafından müteselsil olarak tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yukarıda gösterilen yasal nedenler ve kabule göre ikame araç bedelinin de sigorta genel şartlar gereği bundan sorumlu olmadığından ve talep sadece malik ve sürücüyü kapsadığından davalı gerçek kişiler tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından işbu dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından bilirkişi raporuna göre verilen süre içinde talep arttırım dilekçesi verildiği ve harcın tamamlandığı da müşahede edilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yukarıda açıklanan ilkler ve vakıalar ve delilere göre TBK,49, 50/1,51/1,52/1, KTK,91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1 maddesi temelinde yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre eldeki olay haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından TBK'nin 117/2 maddesi ve HMK 107.maddesi gereğince artırılan miktar dahil bedelin tamamına davalı gerçek kişiler yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden ;davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97. maddesi gereğince yapılan başvuruya bağlı olarak 2918 sayılı KTK'nin 99/1 maddesine göre hesaplanan sekiz iş günü sonrasına tekabül eden temerrüt tarihi, talep ve olayda sigortalı araç ticari nitelikte olduğundan avans faizi uygulanmasının gerekmesi (taleple bağlılık ilkeszi gereği buna ilişkin talepte yalnız faiz kelimesinin kullanılması ve bundan yasal faizin anlaşılmasının gerekmesi nedeniyle ikame araç bedeli yönünden yasal faiz) ile poliçe teminat limiti de gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; a- 50.000,00 TL değer kaybı tazminatının, davalı gerçek kişiler (malik-işleten ve sürücü) yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine gereğince temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b- 8.500,00 TL ikame araç bedeli tazminatının, kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalılar ---- ve ------ (malik-işleten ve sürücü) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine yönelik kararlar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 81/2, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1,51,52/1, 74, 117/2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, █████, █████, TTK,16/1, 1401 vd, 1483 vd, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 107, 146, 187/1-2, 190, 194, 198, 266 vd, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince yapılan yargılama giderlerinin ortak oluşu ve özellikle hükmedilen toplam miktarın poliçe limitini aşmamasına göre davalılar müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Bununla birlikte, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması da mümkün bulunmamaktadır. (Bkz; Yargıtay -----Bu kapsamda davacı ve davalı sigorta şirketi yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk sürecinden ve ücretinden ise davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın KABULÜNE,2-)a-50.000,00 TL değer kaybı tazminatının, davalı gerçek kişiler (malik-işleten ve sürücü) yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine gereğince temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,b-8.500,00 TL ikame araç bedeli tazminatının, kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalılar ----- ve ---- (malik-işleten ve sürücü) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.996,14 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 427,60 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 996,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.572,54 TL harcın davalılardan müştekereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,5-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 996,00 TL tamamlama harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 4.250,00 TL bilirkişi ücreti, 432,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.594,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştekereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalılardan müştekereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin ve davalılar ---- ile --- vekilinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.