Anahtar kelimeler: Sayıılı Doçent Rektörlüğü Doktor Fakültesi Fetöpdy Bünyesinde Yükseköğretim Süreci Khk

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR)
: 1- ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...Vekili
: Av. ...2- ...Başkanlığı / ...Vekili
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde öğretim üyesi (doçent doktor) olarak görev yapan davacının, 375 sayıılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olan ve 667 sayılı KHK ile kapatılan Mevlana Üniversitesi'nde görev yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olan Bank Asya isimli bankanın ..., ... ve ... şubelerinde farklı tarihlerde açılan hesaplarının bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakına dair resmi kayıtlarda tespit edilen bilgileri (çalıştığı kurum, banka kaydı vb.) saklama ve inkâr yoluna gittiği, çocuğunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Özel Üftade Okullarında 2014 yılına kadar eğitim aldığı, akademik hayatında yükselmesinde etkin olan danışman, jüri üyesi, bilim jürisi ve tez savunma jürisi gibi görevlilerin çoğunun aynı şahıslar olduğu ve bu şahısların FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılarının bulunduğu (şahısların bazılarının ByLock kullanıcısı olduğu ve haklarında adli işlem yapıldığı) hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından; Bank Asya hesap dökümü incelendiğinde görüleceği üzere, kullandığı tek hesabın 2011 yılında görev yaptığı ... Üniversitesi yönetimi tarafından açtırılan maaş hesabı olduğu, anılan hesapta yatan ve çekilen maaşlar dışında herhangi bir hesap hareketinin olmadığı, 2007 yılında ...'da açılan Bank Asya hesabının taşıt kredisi hesabı olduğu ve bu hesabın 2011 yılında kapatıldığı, 2013 yılında kendisi adına ...'ta açılmış olan Bank Asya hesabını ise hiçbir zaman kullanmadığı, oğlunu 2014 yılının Haziran ayında örgütle irtibatlı olduğu belirtilen okuldan alarak devlet okuluna kaydettirdiği, oğlunun okul taksitlerini ödedikten sonra Bank Asya kredi kartını kullanmadığı, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'ne göre tez izleme jürisinde olan öğretim üyesinin aynı zamanda tez savunması jürisinde de yer aldığı, kendisinin tez jürisinin belirlenmesi ile ilişkilendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, V.Ç.'nin doçentlik jürisine Üniversitelerarası Kurul tarafından atandığı, doktora tez danışmanının öğrenci tarafından seçilmesi imkânının bulunmadığı ve Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla belirlendiği, V.Ç. ve F.T. isimli kişiler hakkında FETÖ/PDY ile ilgili 2017 yılı sonrasında işlem yapıldığı, E.Ö. isimli kişinin tez danışmanı olarak atanması konusunda kendisinin bir talebinin olmadığı, tez danışmanı atanmasının Enstitünün Yönetim Kurulu kararına bağlı olduğu, hakkındaki tanık beyanının şüphe içerdiği ve delil olarak kabulüne imkân bulunmadığı, ... Üniversitesi'nde 2011 yılında 6 ay çalışıp istifa ettiği ve bu durumun örgütle irtibatının olmadığının ispatı niteliğinde olduğu belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALI ... ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASI : Davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde hazırlanan soruşturma raporu ve soruşturma dosyasının Üniversite Yönetim Kurulunda █████/2020 tarihinde görüşüldüğü ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna, FETÖ/PDY terör örgütüyle birlikte hareket ettiğine ve anılan örgütü desteklediğine kanaat getirildiğinden, kamu görevinden çıkarılmasının uygun olduğu görüşüyle dosyanın gereği için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına arzına karar verildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DAVALI YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Üniversitenin teklifinin, Yükseköğretim Kurumu Öğretim Elemanlarının İhraç ve İadelerini Değerlendirme Komisyonunun "uygun" görüşlü kararının, davacının savunmasının ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının sabit olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT
:Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve █████/2018 tarihinde kaldırılmıştır.█████/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(d) maddesinde; █████/1983 tarih ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personelin, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, █████/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra █████/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;... 7) █████/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; ... kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(d) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, █████/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.... Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde öğretim üyesi (doçent doktor) olarak görev yapan davacı, 375 sayıılı KHK'nin Geçici 35. maddesi uyarınca Yükseköğretim Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarılmıştır.Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.Diğer yandan, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan başlatılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Sor. No: ..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28).Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.Davalı idareler tarafından dosyaya sunulan ve temyizen incelenen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında hükme esas alınan davacıya ilişkin bilgi ve belgeler aşağıda irdelenmiştir:a) Bank Asya hesabı;İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait Bank Asya isimli bankanın █████/2001 tarihinde ... şubesinde, █████/2011 tarihinde ... şubesinde vadesiz mevduat hesabı açtığı ve █████/2012 tarihinde kredi kullandığı, aynı Banka'nın ... şubesinde █████/2013 tarihinde vadesiz mevduat hesabı açtığı, █████/2014-█████/2016 tarihleri arasında 25 ay süreyle aylık 2.591,10-TL tutarında kredi kartı kullanımı gerçekleştirdiği tespitlerine yer verilmiş, anılan örgütle bağlantılı olan Bank Asya'nın ..., ... ve ... şubelerinde farklı tarihlerde açılan söz konusu hesapların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; kullanmış olduğu Bank Asya hesabının yalnızca 2011 yılında üniversite yönetimi tarafından açtırılan maaş hesabı olduğu, kredi kartı dökümü incelendiğinde görüleceği üzere, 2011-2014 yılları arasında oğlunun okul taksitlerini, servis ücretlerini ödediği ve kırtasiye alışverişlerini yaptığı, taksit ödemeleri bittikten sonra kredi kartını asla kullanmadığı, İdare Mahkemesi kararında belirtilen 2.591,00 TL'nin bir harcama olmayıp daha önceki dönemlere ait borç hatırlatma mesajı olduğu, nitekim belirtilen borcun da ödenmediği, her ay aktarılan bu borcun █████/2020 tarihinde kendiliğinden son bulduğu, Bank Asya'ya örgüt talimatı doğrultusunda para yatırmadığı ileri sürülmüştür.Bilindiği üzere, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği █████/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği █████/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek, tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2001, 2011 ve 2013 yıllarında Bank Asya'da üç ayrı vadesiz mevduat hesabı açtığı, ancak dosyada bulunan hesap dökümlerine göre Bank Asya hesabında yapılan işlemlerin okul taksitlerinin, kırtasiye alışverişleri nedeniyle yapılan harcamaların ödenmesine ilişkin olduğu veya ATM'den para çekildiği, █████/2014 tarihinden sonra ise kredi kartı kullanımından kaynaklı borç ödeme işlemi dâhil para çekme veya para yatırma şeklinde herhangi bir işlem yapılmadığı, İdare Mahkemesi kararında belirtilen 2.591,10 TL'nin devreden borç miktarını gösterdiği, dolayısıyla örgüt lideri tarafından talimatın verildiği █████/2013 tarihinden sonra davacının anılan Banka'ya para yatırdığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı ve Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, davacının Bank Asya hesaplarının ve bu hesaplarda yaptığı işlemlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.b) Tanık beyanı;İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakına ve irtibatına ilişkin tanık ifadelerine başvurulduğu ve davacı hakkında, “Zikredilen örgütün sosyal çevresiyle bir şekilde yakınlığı olduğu şüphe düzeyinde izlenim doğurmaktadır.” şeklinde tanık ifadesinin bulunduğu tespitine yer verilmiş ve söz konusu tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; tanık beyanının kendisi ile ilgili değil, çevresindekilerle ilgili şüphe unsuru içerdiği ve bu beyanın delil olarak kabul edilmesine imkân bulunmadığı ileri sürülmüştür.Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla beyanda bulunan M.Ç. isimli kişinin █████/2017 tarihli ifadesinde, "Soruşturma Komisyonunda görev yapmış olmamdan dolayı adı geçen hakkında istihbari bilgi bulunduğunu biliyorum. Doğrudan hiçbir tanıklığım olmamakla birlikte, bu bilgiler, bende adı geçenin, zikredilen örgütün sosyal çevresiyle bir şekilde yakınlığı olduğu şüphe düzeyinde izlenimini doğurmaktadır." şeklinde beyanda bulunduğu, bu yönüyle M.Ç. isimli tanığın, davacının sosyal çevresi itibarıyla örgüte yakınlığı olduğuna dair izlenimleri bulunduğunu beyan ettiği, ancak adı geçen tanığın görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığı ve yalnızca şüphelerini dile getirdiği görülmekte olup, davacının örgütle irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut herhangi bir bilgi içermeyen söz konusu tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.c) Akademik hayatında etkili olan kişilerle ilgili bilgiler;İdare Mahkemesi kararında; davacının atandığı ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Yönetimi ve Denetimi Anabilim dalı doçentlik kadrosu için █████/2013 tarihinde yapılan ilandaki jüri üyeleri arasında ... Üniversitesinde Rektör Yardımcısı olan ve aynı Üniversitenin Eğitim Fakültesi Dekanlığını yapan V.Ç. ile F.T. isimli şahısların bulunduğu, hakkında adli işlem yapılan V.Ç. isimli şahsın, davacının █████/2010 tarihinde yapılan doktora tez savunmasındaki jüri üyeleri arasında da bulunduğu, ayrıca davacının doçentlik jürisinde bulunan V.Ç. isimli şahsın aynı dönemde Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme Temel Alanı Doçentlik Komisyonu oluşturma jürisinde görevinin olmadığı, davacının doktora tez danışmanı olan F.T. isimli şahsın ise, yine 667 sayılı KHK ile kapatılan Zirve Üniversitesinin rektör yardımcısı olduğu ve hakkında adli işlem yapılan şahıslardan olduğu, yine benzer şekilde uzun yıllar FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı kurumlarda öğretmenlik yapan ve aynı zamanda ByLock kullanıcısı olan E.Ö.'nün davacının yüksek lisans tez danışmanı olduğu tespitlerine yer verilmiş ve söz konusu bilgilerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından, bu tespitlere ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'ne göre tez izleme jürisinde yer alan öğretim üyesinin aynı zamanda tez savunması jürisinde de yer alması gerektiği, V.Ç.'nin Yönetmelik gereği Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla jüride yer aldığı, kendi şahsının veya jüri üyelerinin tercihte bulunmasının söz konusu olmadığı, V.Ç.'nin, doçentlik jürisine Yükseköğretim Kurulu tarafından atandığı, V.Ç.'nin 2016 yılına kadar birçok akademisyenle ilgili jüri üyesi olarak görev aldığı ve bu akademisyenlerin herhangi bir soruşturma geçirmediği, tez danışmanı olan F.T.'nin Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla atandığı, E.Ö. isimli kişiye Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla kendisinin tez danışmanı olarak atandığı ve bu kişi hakkında üniversiteyi bitirdiğinde henüz adli işlem kaydı bulunmadığı ileri sürülmüştür.█████/1982 tarih ve 17588 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Doçentliğe Yükseltilme ve Atanma" başlıklı 10. maddesinde, "Doçentlik sınavı, Üniversitelerarası Kurulun tespit edeceği esaslara göre bu kurul tarafından yılda bir defa açılır. Bu sınavlara katılabilmek için 2547 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (b) fıkrasındaki şartları yerine getirmek gerekir. ..." kuralına; 13. maddesinde, "Üniversitelerarası Kurul doçentlik sınavına katılabilme şartlarını yerine getiren adayların bildirdikleri bilim dallarına uzmanlık ve araştırma konularına göre doçentlik sınavı jürilerini ad çekme usulü ile seçer. Bu seçim sözü geçen bilim dalında birden çok profesörü bulunan ayrı fakültelerden üye girmesini sağlayacak şekilde yapılır. Gerekli görüldüğü hallerde ad çekme bilgisayarla da yapılabilir. Aynı bilim dalında yeter sayıda üye bulunmadığı veya adayın bilim dalı veya uzmanlık ve araştırma konularının özelliği zorunlu kıldığı taktirde, yakın bilim dallarında jüri üyesi seçimi yapılabilir. Jüriler beş kişiden oluşur ve dört yedek üyesi bulunur. Yeterli sayıda üye bulunmadığı hallerde jüride beş üye kalmak şartıyla yedek üye sayısı ikiye kadar düşürülebilir. Jürinin bu şekilde de teşkiline imkân bulunmadığı hallerde, jüri üyeleri sayısı üçe kadar indirilebilir ve bu durumda iki yedek üye seçilir. Jüriler, eserleri inceleyip adayı sözlü veya gerektiğinde ayrıca pratik ve uygulamalı sınava tâbi tutarlar ve başarılı olanlara ilgili konuyu ve bilim dalını kapsayan bilim alanının doçentlik yetkisini verirler. Doçentlik başarı belgesi Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından verilir." kuralına yer verilmiştir.█████/2016 tarih ve 29690 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nin "Tez danışmanı atanması" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, "Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı her öğrenci için kendi üniversite kadrosunda bulunan bir tez danışmanını ve danışmanla öğrencinin birlikte belirleyeceği tez konusu ile tez başlığını ilgili enstitüye önerir. Tez danışmanı ve tez önerisi enstitü yönetim kurulu kararıyla kesinleşir. Tez danışmanının öğrencinin programı içinde ne zaman atanacağı senato tarafından kabul edilen yönetmelikte belirtilir. Ancak tez danışmanının, en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar atanması zorunludur." kuralına; 2. fıkrasında,"Tez danışmanı, senatonun belirleyeceği niteliklere sahip öğretim üyeleri arasından seçilir. Yükseköğretim kurumunda belirlenen niteliklere sahip öğretim üyesi bulunmaması halinde üniversite senatosunun belirlediği ilkeler çerçevesinde enstitü yönetim kurulu tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi danışman olarak seçilebilir. Doktora programlarında öğretim üyelerinin tez yönetebilmesi için, başarıyla tamamlanmış en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olması gerekir. Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda atanacak ikinci tez danışmanı, üniversite kadrosu dışından da en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir." kuralına yer verilmiş, aynı Yönetmelik'in "Doktora tezinin sonuçlandırılması" başlıklı 22. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Doktora tez jürisi, danışman ve enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi kendi yükseköğretim kurumu dışından olmak üzere danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda ilgili yönetim kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir." düzenlemesi yer almıştır.Davalı idareler tarafından, davacının akademik hayatında yükselmesinde etkin olan ve danışmanlık ve jüri üyeliği gibi görevlerde bulunan şahısların genelde aynı kişiler olması ve bu kişiler hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan işlem yapılması nedeniyle davacının da örgütle irtibatlı olduğu ileri sürülmüş ise de, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, V.Ç. isimli kişinin davacının doktora tez savunmasında jüri üyesi olarak, F.T. isimli kişinin davacının doktora tez danışmanı olarak görevlendirilmiş olmasının, ayrıca V.Ç. ve F.T. isimli kişilerin davacının atandığı ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Yönetimi ve Denetimi Anabilim dalı doçentlik kadrosu için █████/2013 tarihinde yapılan ilandaki jüri üyeleri arasında bulunmasının, yine E.Ö. isimli kişinin davacının yüksek lisans tez danışmanı olarak belirlenmiş olmasının yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davacının veya adı geçen kişilerin tercihine bağlı bir durum olmayıp Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararına bağlı olduğu, bu kişilerin davacının akademik hayatında haksız biçimde yükselmesi için örgütsel saiklerle anılan görevlere getirildiğine veya davacının akademik hayatında ilerlemesinin haksız biçimde ve bu kişilerin örgütsel saikli eylemleri neticesinde gerçekleştiğine dair dair somut bir tespit ya da başkaca bir veri bulunmadığı, bu kişiler hakkında örgütle bağlantıları bulunduğundan bahisle adli soruşturma bulunmasının davacının da doğrudan örgüt ile irtibat ve iltisakı olduğu sonucunu doğurmayacağı dikkate alındığında, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.ç) Çalışma kaydı;İdare Mahkemesi kararında; davacının Mayıs 2011-Aralık 2011 tarihleri arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ... Üniversitesinde görev yapmış olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; 2011 yılında ... Üniversitesinde 6 ay görev yaptıktan sonra istifa ettiği, istifa etmesinin örgütle irtibatı olmadığının ispatı niteliğinde olduğu, görev yaptığı dönemde Üniversitenin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı denetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü ileri sürülmüştür.Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı nedeniyle kapatılan ... Üniversitesinde 6 ay görev yaptıktan sonra 2011 yılında kendi isteği ile bu Üniversiteden ayrılarak ... Üniversitesinde görev yapmaya başladığı ve örgütle bağlantısı olduğundan bahisle kapatılan ... Üniversitesindeki söz konusu çalışma kaydının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının ... Üniversitesinde Mayıs 2011-Aralık 2011 tarihleri arasında çalışma kaydı bulunduğu yolundaki tespitin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.d) Çocuğunun öğrenim kaydı;İdare Mahkemesi kararında; davacının çocuğunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Özel Üftade Okullarında 2014 yılına kadar eğitim aldığı tespitine yer verilmiş ve söz konusu eğitim kaydının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Cumhurbaşkanının talimatı doğrultusunda çocuğunu örgütle irtibatlı olduğu belirtilen özel okuldan aldığı ve Devlet okuluna gönderdiği ileri sürülmüştür.Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının oğlu M.G.Ç.'nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Özel Üftade Okullarında 2014 yılına kadar eğitim gördüğü, █████/2014 tarihinde anılan okuldan kaydını sildirerek ... Ortaokuluna kayıt yaptırdığı ve █████/2018 tarihinde bu okuldan mezun olduğu görülmekte olup, davacının çocuğunu örgüte müzahir okullara gönderirken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığından, davacının çocuğunun öğrenim kaydına dair söz konusu tespitin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Netice itibarıyla, yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:Dava dosyasının incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olan ve 667 sayılı KHK ile kapatılan Mevlana Üniversitesi'nde görev yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olan Bank Asya isimli bankanın ..., ... ve ... şubelerinde farklı tarihlerde açılan hesaplarının bulunduğu, 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra ise hesapların kapatılmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakına dair resmi kayıtlarda tespit edilen bilgileri (çalıştığı kurum, banka kaydı vb.) saklama ve inkâr yoluna gittiği, çocuğunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Özel Üftade Okullarında 2014 yılına kadar eğitim aldığı, akademik hayatında yükselmesinde etkin olan danışman, jüri üyesi, bilim jürisi ve tez savunma jürisi gibi görevlilerin çoğunun aynı şahıslar olduğu ve bu şahısların FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılarının bulunduğu, (şahısların bazılarının ByLock kullanıcısı olduğu ve haklarında adli işlem yapıldığı) FETÖ terör örgütünün "eğitim yapılanması" akışına bakıldığında mezun mesullerin yapılanmasından öğretim üyesi kadrolarına yönlendirmenin akademisyenler adı altında yapıldığı, ayrıca adli soruşturma aşamasında ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararında adına kayıtlı GSM hattında ardışık arama kaydına rastlandığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığının takdirinde hukuka aykırılık olmadığından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali talebinin reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.