Anahtar kelimeler: Aleyihne Anılacaktır Tasdikli Tan Başlanılmış Temlik Noterliğinin Yevmiyesiyle Dış Yere

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkil ... Şirketi'yle ("Müvekkil" olarak anılacaktır), dava dış ... Şirketi ("..." olarak anılacaktır) arasında yapılmış ... 41. Noterliğinin ... Tarih ve ... Yevmiyesiyle tasdikli temlik sözleşmesi uyarınca, ...'in davalı ...'tan ("Davalı" olarak anılacaktır) olan alacağı Müvekkil tarafından temlik alınmıştır.Müvekkil tarafından temlik alınmış söz konusu alacağın tahsili amacıyla ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla Davalı aleyihne icra takibine başlanılmış, ancak Davalı tarafından söz konusu takibe haksız yere itiraz edilmiştir.Davacı tarafından tarafından mezkur icra takibine yapılmış itirazın haksızlığı hakkında açıklamalarda bulunmak gerekmektedir; şöyle ki: Davalı ile ... arasında ... Sözleşme No'lu "Güvenlik Sisteminin Temin Kurulum Montaj ve Kiralanması Sözleşmesi" akdedilmiştir. İşbu sözleşmede, ... tarafından Davalı'nın "Aktivasyon ve Bağlantı Adresi" başlığı altında belirtmiş olduğu ".." açıklamalı adresinde hizmet verileceği; bununla birlikte, Davalı tarafından mezkur sözleşmedeki hizmetlerin 36 ay taahhütlü olarak alınacağı ve buna karşılık belirtilmiş ücretleri ödeneceği taahhüt ve kabul edilmiştir.Davanın kabulüne karar verilerek davalı tarafından ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra dosyasına yapılmış itirazın iptaline, Davalı tarafından yapılmış itirazın haksız olması nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karar davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davalı müvekkil ile davadışı ... A.Ş. arasında █████/2023 tarihli ... A.Ş.'ye ait güvenlik ekipmanlarının davalıya kiralanmasına ilişkin bir kira sözleşmesi mevcuttur. Davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki temlik sözleşmesinin dayanağı ve huzurdaki dava konusu da işbu kira sözleşmesidir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan dava konusu faturaların konusunun da "alarm ürün kiralama" olduğu açıkça görülmektedir.Davalı müvekkilimiz tacir sıfatını haiz değildir. ... Ticaret Ve Sanayi Odasına yazılan müzekkereye verilen cevapta da görüleceği üzere müvekkilin ticaret sicile kaydı bulunmamaktadır. Asliye Ticaret Mahkemeleri her iki tarafın da ticari işletmelerini ilgilendirmesi dolayısıyla ticari iş sayılan uyuşmazlıklara bakmakla görevli özel mahkemelerdir. Somut olayda müvekkil davalı tacir değil esnaftır. Müvekkile ait işletme ticari işletme değil esnaf işletmesidir. Bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren nitelikte değildir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemelerinin görevli olmadığı kanaati oluşsa dahi görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Müvekkilimiz ile davadışı 3. Şahıs olan ...A.Ş. arasında █████/2023 tarihinde "güvenlik sisteminin temin kurulum montaj ve kiralanması" sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmeye göre müvekkile ait emlak ofisine güvenlik sistemi kurulumu gerçekleştirilmiştir. Müvekkilimiz de satın almış olduğu hizmet paketi içeriğine uygun aylık kira bedelini ödemeyi kabul etmiştir. İşbu sözleşme davacı ile dava dışı şirket arasındaki temlik sözleşmesinin de konusunu oluşturmaktadır. Müvekkil ile davadışı şirket arasındaki sözleşmeye göre müvekkil, dava dışı şirket tarafından sunulan 5 ayrı hizmet paketinden, "..." isimli hizmet paketini kiralamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre işbu hizmet paketinin içeriğinde bağlantı modülü ve takip hizmeti, 1 adet ..., 1 adet ..., 1 adet siren ve 1 adet kontrol paneli bulunmaktadır. Ancak dava dışı ... A.Ş. tarafından müvekkilimizin onayı ve bilgisi olmaksızın satın almış olduğu paket kapsamı dışında bir takım ürünlerin montaj ve kurulumu gerçekleştirilmiştir.Müvekkilimizin onayı ve bilgisi olmadan kurulumu gerçekleştirilen akıllı kilit sistemi, akıllı kilit şifre paneli, dış kapı akıllı kilidi ve 6 adet sd kart paneli müvekkilin satın almış olduğu hizmet paketi kapsamı içerisinde değildir. Müvekkilimiz kapsam dışı olmasına rağmen kurulumu gerçekleştirilen ürünlerden, işbu ürünlerin bedeli dava dışı şirket tarafından kendisine ayrıca fatura edilerek tahsil edilemeye çalışıldığında haberdar olmuştur.Müvekkilimiz onayı ve bilgisi dışında gerçekleştirilen kurulum işleminden haberdar olduktan sonra dava dışı ... A.Ş ile irtibata geçerek sözleşme dışı kurulan ürünleri iade etmek istemiştir. Müvekkilin talebi üzerine dava dışı ... A.Ş. görevlilerince çeşitli zamanlarda müvekkilin emlak ofisine gelinmiş ancak ürünlerin iade alınması hususunda herhangi bir işlem yapılmamış tutanak tutmak ile yetinilmiştir. Müvekkil yoğun ısrarları sonucunda ürünleri iade edebilmiştir.Dava dışı şirket müvekkilimizin tüm başvurularına rağmen sözleşme dışı ürünleri iade almamakta direnmiş ve bu süreçte sözleşme ile kararlaştırılan miktardan daha yüksek bedelli faturalar düzenleyerek müvekkilin onayı ve bilgisi dışında kurulumu yapılan ürünlerin bedellerini de kendisinden tahsil etmeye çalışmıştır. Müvekkilimiz dava dışı şirketin sözleşmeye açıkça aykırı davranmasına rağmen tüm iyi niyeti ile sözleşme ile kararlaştırılan ve kurulmasına onayı olan ürünlerin bedellerini ödemiştir.Müvekkilimizin ürünleri iade ederek sözleşmeyi sonlandırma hususunda herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Dava dışı ... A.Ş., müvekkilimizin onayı olmaksızın ona bir takım ürünler satmaya çalışmış, müvekkilin bunu fark etmesi ve ürünleri iade etmek istemesi üzerine ürünleri iade almamakta direnmiş ve bu ürünlerin bedellerini müvekkilden tahsil etmeye çalışmıştır. Dava dışı ... A.Ş.'nin sözleşmenin sona ermesinde kusurlu bulunduğu açıkça ortadadır.Öncelikle görevsiz mahkemede açılan davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine;Mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde yetkisiz mahkemede açılan davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine;Mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine veYargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini..." savunmuştur.Dava İİK 67. Madde uyarınca icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalının tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Esnaf ve sanatkarlar Odasına müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve... Vergi Dairesinin cevabında davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş, ... Esnaf ve sanatkarlar Odasından gelen cevabi yazıda ise davalının esnaf kaydının bulunduğu bildirilmiştir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davalının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak yıllık alım satım miktarının Bakanlar kurulunca belirlenen sınırların altında kaldığı ve faaliyetinin esnaf sınırlarını aşmadığı, Esnaf Odasından gelen cevabi yazıya göre esnaf kaydının bulunduğu ,davalının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında bir davanın söz konusu olmadığı ayrıca iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı dolayısıyla genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın, görev dava şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE,2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına,5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025Katip¸e-imzaHakim¸e-imza