Anahtar kelimeler: Aşin Suistimal Evvel Paket Anlaşamama İkame Hasarlarına Rücuen Yazildiği Rücu

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2024GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İş bu dava ikame edilmeden evvel, dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, sürecin "Anlaşamama" ile sonuçlandığını, işbu davanın konusunun rücu alacağına ilişkin olduğunu, yargılama sırasında yapılacak tahkikat ve bilirkişi incelemesi neticesinde davalıların kusur oranları tespit edilebileceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, dava dışı .... A.Ş.,'in müvekkili .... Sigorta A.Ş. tarafından .... numaralı Para Paket Poliçesi ile, 01.01.2022-2023 tarihleri arasında her türlü Hırsızlık ve Emniyeti Suistimal hasarlarına karşı sigortalandığını, sigortalı .... ve .... ile imzalamış olduğu IT Sistem ve Ekipmanları Bakım Destek Sözleşmesi uyarınca; uyuşmazlığın karşı tarafı şirketlerden IT Destek teknik hizmeti aldığını, bu bağlamda akredite edilmiş karşı taraf şirket çalışanlarının sigortalının IT Departmanına, Bilgi İşlem Merkezine ve kıymetli elektronik eşyanın stoklandığı depolara erişim hakkına sahip olduğunu, sigortalı ...'e ait ... Mah. ... Bulvarı 17/1 .... Esenyurt / İstanbul adresli fabrika ve idari merkezinin IT Departmanında bulunan kıymetli elektronik malzemelerinin ve demirbaşların eksildiği şüphesi üzerine yapılan araştırma ve kamera kaydı incelemesi ile; 10.06.2022 tarihinde davalı şirket çalışanı 3 numaralı davalı ... tarafından müteaddit defalar .... deposuna hiç gereği yokken giriş çıkış yapıldığı, depodan çantalarla çıkıldığı, eksilen malzemelerin çeşitli internet siteleri üzerinden satışının yapıldığı tespitlerinin yapıldığını, .... hakkında halihazırda Büyükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile mezkur hırsızlık hadisesinden dolayı açılmış ceza davasının devam ettiğini, keyfiyetin dava dışı sigortalı ... tarafından davalı şirketlere iletildiğini, yapılan ekspertiz çalışması ile envanterden eksilen bütün malzemelerin ve toplam zarar miktarının tespit edildiğini, müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından yaptırılan inceleme neticesinde tespit edilen zarar miktarının azami teminat miktarını da aşması sebebiyle; 180.000.-EUR tutarındaki bütün teminatın müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından, sigortalı ....'e ödendiğini, mezkur ödeme ve T.T.K. 1472 amir hükümleri icabınca müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin sigortalısının mezkur hasardan doğan bütün hak ve alacaklarına halef olduğunu iddia ederek; müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı ....'e ödenen 180.000.-EUR tazminatın, şimdilik H.M.K. 107/1 uyarınca 1.000.-EURO'sunun, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca verilen azami mevduat faizi ile birlikte rücuen ve kusurları oranında davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli Mahkemede açılmadığını, bilindiği üzere zarar sigortalarında sigortacının halefiyetinin sigortalının uğradığı zarar dolayısıyla sigorta sözleşmesinden doğan sigorta tazminatı talep hakkı yanında, herhangi bir sebeple üçüncü kişiye karşı tazminat talep etme hakkına da sahip olması durumunda, sigortalının tazminat talep hakkının, sigorta tazminatı ödemek suretiyle zararı tazmin eden sigortacıya, ödediği sigorta tazminatı oranında intikalini ifade ettiğini, bu durumda uyuşmazlığın niteliğinin ve davada görevli mahkemenin sigortalı ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre belirleneceğini, müvekkilinin gerçek kişi olduğunu, aksi kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava dilekçesinde iddia edilene göre davanın, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası niteliğinde olması gerektiğini, davanın müvekkili bakımından ticari dava niteliğinde olmadığını, bu durumda davaya bakmakla görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, davanın Yetkili Mahkemede açılmadığını, TTK md. 1472'ye göre sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceğini, bu durumda sigortacının talepte bulunurken sigortalının üçüncü kişilerle olan ilişkileri ile bağlı olduğunu, somut olayda müvekkili bakımından HMK md. 6, genel yetki kuralı uygulanarak müvekkilinin yerleşim yerinin yetki sınırlarının bulunduğu Büyükçekmece Mahkemelerinde dava açılması gerektiğini, aksi kabul anlamına gelmemekle birden fazla davalı olması nedeniyle HMK md. 7'nin uygulanacağı düşünülse dahi .... A.Ş.'nin diğer davalılar .... Ltd. Şti. ve .... Ltd. Şti. ile yaptığı yetki anlaşmaları ile taraflar arasında oluşan uyuşmazlıklarda İstanbul Merkez Mahkemelerini yetkili olarak belirlemiş bulunduğunu, HMK md. 17, "Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü gereği diğer davalılar bakımından değerlendirildiği takdirde de davanın İstanbul Merkez Mahkemeleri yargı çevresinde açılması gerekirken Bakırköy yargı çevresinde açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilinin zarara sebep olduğu iddiası ile müvekkiline husumet yöneltilmiş ise de bu iddianın kabulünün mümkünolmadığını, müvekkili hakkında açılmış ceza davasının Büyükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde halen devam ettiğini, işbu dosya gerekse ceza dava dosyası kapsamında müvekkilinin zarara neden olduğunun somut ve şüpheden uzak deliller ile ispatlanamadığını, dava dilekçesinde, IT departmanı tarafından yapılan araştırma ve kamera incelemeleri sonucu müvekkilinin zarardan sorumlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiş ise de bu görüntülerin müvekkilinin kendisine işi kapsamında verilen görevleri yaptığı, rutin işlemlere ilişkin görüntüler olduğunu, hatta müvekkilinin çalıştığı dönemde depodaki düzensizliği fark edince yetkililerden envanter sayımı yapılması hakkında talepte bulunduğunu, iddia edildiği gibi sigortalının zararına sebep olan bir kişinin envanter sayımı yapılması yönünde talepte bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin zarara sebep olmadığının açıkça anlaşılmakta ise de aksi kabul anlamına gelmemek kaydıyla hak kaybı yaşanmaması adına ceza dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, sigortalı şirketin depolarında güvenlik zafiyeti bulunduğunu, uzun süredir envanter sayımı yapılmadığını, depoya getirilen ve çıkışı yapılan cihazların kayıtlarının tutulmadığının soruşturma kapsamında yapılan araştırmada da tespit edildiğini, ceza dava dosyası suretinin 23.05.2024 tarihinde UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup ceza dosyası kapsamında bulunan ....'ya ait Bilgi Alma Tutanağı'ndaki "...uzun zamandır bir envanter sayımı yapılmaması, güvenlik zaafiyetlerinin olması (örneğin; kırıma gönderilen cihazların seri numaralarının alınmaması), kameraların çalışmaması, tesise giriş çıkış kontrollerinin düzgün yapılmamış olması, depo kapı girişinin uzun zaman anahtarla yapılmış olması ve anahtarı elde eden herkesin içeri girip çıkabiliyor olması ve benzeri güvenlik ve yönetim zaafiyetleri sebebiyle; eksik cihazların kırıma gönderilip gönderilmediğinden emin olmadan, başka bir iş amacıyla üçüncü parti firmalara teslim edilip edilmediğinden emin olmadan, kayıp olduğu iddia edilen cihazların kurum içerisinde farklı bir alana gönderilip gönderilmediğinden emin olmadan..." şeklindeki ifadesinin de müvekkilinin beyanlarını doğruladığını, sigortalının uğradığını iddia ettiği zarara kendi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile neden olduğunu, sigortalının kusurlu davranışları ve ihmali ile sebep olduğu zararın müvekkilinden talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyet kuralına aykırı olduğunu, ispatlanamayan zarara ilişkin yapılan ödeme tutarının fahiş nitelikte olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olup sigorta tazminatı ödemesi olmadığını, hatır ödemesi sonucunda kanuni halefiyetin gerçekleşmeyeceğini savunarak; usule ilişkin itirazları değerlendirilerek davanın öncelikle usulden reddine, müvekkilkilinin meydana gelen zararda herhangi bir kusuru bulunmaması nedeniyle esasa ilişkin açıklamaları da dikkate alınarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde, davaya konu olay sebebiyle davacı sigorta şirketinin sigortalısına 180.000 EURO ödediği beyan edilmiş olmakla alacağın miktarının belirli olmadığından bahsedilemeyeceğini, dolayısı ile davacının belirsiz alacak davası açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, huzurdaki davada müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, zira dava konusu zarara sebep olduğu iddia edilen olayların müvekkili şirketin sorumluluk sürecinde meydana gelmediğini, davacı şirketin sigortalısı ... A.Ş.'nin diğer davalı .... ile 2016 yılında imzalamış olduğu ... numaralı, IT destek hizmetleri konulu sözleşmeyi, 01.04.2022 tarihi itibariyle müvekkili şirkete devrettiğini, dolayısı ile bu tarihten önce meydana gelmiş olan ve/veya yine bu tarihten önce istihdam edilmeye başlanmış kişiler tarafından meydana getirilen zararlar sebebiyle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, nitekim dosya kapsamından hasarların, 2021 ve 2022 yılları içerisinde muhtelif tarihlerde meydana geldiğinin iddia edildiğinin görüldüğünü, dava konusu zarar sebebiyle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından müvekkili şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ettiklerini, yetkili Mahkeme'nin İstanbul Merkez Mahkemeleri olduğunu, zira gerek davacı şirketin sigortalısı ... A.Ş. ile diğer davalı ... arasında 2016 yılında imzalanmış olan sözleşme, gerekse ... A.Ş.'nin, bu sözleşmeyi 01.04.2022 tarihi itibariyle müvekkili şirkete devrini konu alan Novasyon Sözleşmesi'nde yetkili mahkeme olarak İstanbul Merkez Mahkemelerinin gösterildiğini, söz konusu yetki anlaşması sebebiyle davanın İstanbul Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, davacının, uğradığını iddia ettiği zarara ilişkin olarak müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, şöyle ki; dava konusu zarara sebep olduğu iddia edilen olayların müvekkili şirketin sorumluluk sürecinde meydana gelmediğini, davacı şirketin sigortalısı ... A.Ş.'nin diğer davalı ... ile 2016 yılında imzalamış olduğu IT destek hizmetleri konulu sözleşmeyi 01.04.2022 tarihi itibariyle müvekkili şirkete devrettiğini, dolayısı ile bu tarihten önce meydana gelmiş olan ve/veya yine bu tarihten önce istihdam edilmeye başlanmış kişiler tarafından meydana getirilen zararlar sebebiyle müvekkili şirkete sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, nitekim, dosya kapsamında yer alan bilgilerin depoya giriş yetkisi olan personelin görevlendirme tarihlerinin 01.04.2022 tarihinden çok önce olduğunu gösterdiğini, ... A.Ş. tarafından savcılığa yapılan şikayet başvurusunda aynen; "...Müvekkil şirkete ait toplam 369 adet teknolojik cihaz şüpheli ya da şüpheliler tarafından Aralık 2021 tarihinden itibaren defaatle çalınmıştır..." Şeklinde yer alan ifadeden de zarara sebebiyet veren olayların 2021 yılında başladığının anlaşıldığını, ayrıca ekspertiz raporunda suistimal tespiti öncesinde son sayımın 26.11.2019 tarihinde yapılmış olduğunun belirtildiğini, bunun da iddia edilen suistimalin, 2020 yılında da mevcut olduğu ihtimalini gündeme getirdiğini, nitekim rapordaki hesaplamanın ilk olarak olayın 2020 yılından itibaren başladığı kabul edilerek yapıldığını, sigortalının çalınan cihazların internet üzerinden satılmaya başlandığı tarihin başlangıç tarihi olarak baz alınmasının uygun olacağına dair itirazı üzerine zararın tamamının 2022 yılı içerisinde gerçekleştiği kabul edilerek sonuca varıldığını, ancak bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, ... A.Ş. tarafından, suistimalin 2021 yılında başladığının tespit edildiğinin açıkça belirtildiğini, gerek 01.04.2022 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra meydana geldiği iddia edilen zararın tümünden diğer davalı ...'den sorumlu olduğunu, davacı şirketin sigortalısı olan ... A.Ş'nin uğradığı iddia edilen zararının emniyeti suistimal sonucu meydana geldiği ve yine bu zararın meydana gelmesine kimin / kimlerin sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığını, davacı şirketin sigortalısına yapmış olduğu ödemenin "ex gratia" (lütuf ödemesi) olup halefiyet hakkının gerçekleşmediğini, davacının ne şekilde eksildiği belirsiz olan emtialara ilişkin olarak yapmış olduğu ve davalılardan talep ettiği ödeme tutarının fahiş olduğunu, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak; öncelikle usule ilişkin itirazları değerlendirilmek suretiyle davanın usulden reddine, neticede haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava; hırsızlık ve emniyeti suistimal sebebiyle oluşan zarar iddiasına dayalı poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirkete .... numaralı "Para Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunan dava dışı ... A.Ş.'nin ".... Mah. ... 17/1 Esenyurt/İstanbul" adresindeki fabrikasında ve idari merkezinin IT Departmanında bulunan hırsızlık ve emniyeti suistimal hasarlarına karşı sigortalı bulunan kıymetli elektronik malzemelerin eksilmesi nedeniyle zarar meydana gelip gelmediği, zarar miktarı, zarardan davalıların sorumlu olup olmadığı, davacı sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin TTK'nın 1472.maddesi uyarınca halefiyete ve dava dışı sigortalı ile davalı şirketler arasındaki sözleşmenin ihlali iddiasına dayalı olarak davalılardan rücu talebinin kabul edilip edilemeyeceği, davalılar savunması kapsamında davanın yetkili Mahkemede açılıp açılmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça hatır ödemesi yapılıp yapılmadığı, davalı ..... vekilinin savunması kapsamında husumet itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Davalılar vekilleri yasal cevap süresi içerisinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.Taraflar arasında ihtilafsız olan ... numaralı sözleşmenin 14. Genel Başlığı altında 2 numaralı bendinde taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Çağlayan Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının düzenlendiği, davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan novasyon sözleşmesi ile ... numaralı sözleşmenin davalı ....'e devredildiğinin taraflar arasında hüküm altına alındığı görülmüştür.Dava, 6102 sayılı TTK‘nun 1472. maddesi gereğince, sigortalıya ödenmiş olan alacağın hasar sorumlularından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Sigortacının açacağı rücu davasında yetkili mahkemenin tespitinde de halefiyet ilkesi dikkate alınmalıdır. Diğer bir ifade ile, sigortalının zarar sorumlusuna karşı hangi yer mahkemesinde dava açması gerekiyor ise, halefiyet ilkesi gereğince sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17'nci maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK'nın 18/1. Md.).Somut olayda, davacı vekili dilekçesi ile ... numaralı "Para Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunan dava dışı ... A.Ş.'nin ".... Mah. ... Bulvarı 17/1 Esenyurt/İstanbul" adresindeki fabrikasında ve idari merkezinin IT Departmanında hırsızlık ve emniyeti suistimal hasarlarına karşı sigortalı bulunan kıymetli elektronik malzemelerin eksilmesi nedeniyle poliçe kapsamında zarar bedelini ödediğinden bahisle rucüen ödediği bedelin tahsilini sorumlulardan talep etmiş ise de; davanın tarafları arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile davalı şirketler arasında imzalanan novasyon sözleşmesi ile ... numaralı sözleşmenin 14. Genel Başlığı altında 2 numaralı bendinde taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Çağlayan Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının düzenlendiği, dava dilekçesinde iş bu sözleşmenin ihlali iddiasına dayanıldığı, davalı ...un dava dışı sigortalı ile davalı şirketler arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketin yardımcı kişisi sıfatına haiz olduğu, ancak zararın aynı maddî olaydan kaynaklanmış ve zararın tek olması, davaların birlikte görülmesinin ve bütün talepler yönünden ihtilafın aynı mahkemede çözülmesi gerektiği anlaşılmakla; davalılar vekillerinin süresi içinde usulüne uygun olarak mahkemenin yetkisine itiraz etmesinin geçerli olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek münhasır yetki anlaşması nedeniyle HMK'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karşısında yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-)Davaya bakmakla yasal olarak yetkili mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLMASI NEDENİYLE mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,2-)6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,Aksi takdirde davanın mahkememizce açılmamış sayılmasına karar verilmesine,3-)Yargılama gideri avukatlık ücreti ve harç açısından HMK 20 ve 331. Maddeleri nazara alınarak, süresinde başvurulması halinde yetkili mahkemece nazara alınmasına, yöntemince başvurulup dosya mahkemesine gönderilmediği takdirde ise , talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile yargılama giderlerinin verilecek olan ek kararla düzenlenmesine,4-)HMK 20. Maddesi gereğince gönderme işlemi sırasında gönderme masraflarının ve gönderilen mahkemenin tebliğ giderlerinin varsa avanstan karşılanmasına, artan kısmında dosya ile birlikte gönderilmesine, avans bu masrafları karşılamıyorsa gönderme isteğinde bulunandan alınmasına,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda davalı .... ve davalı ... vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024Katip ...¸Hakim ...¸