Anahtar kelimeler: Besinlerle Deneyine Yelpazelerindeki İçten Formüle Dıştan Kozmetik Kozmetikle Bitkisel Tümünü

T.C.
İSTANBUL3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: 2023/3 EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜDAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 2005 yıllarında kurulan, yarı kimyasal yarı bitkisel kozmetik ürünler formüle eden, hayvan deneyine dayalı olmayan, sektörüyle ilgili kalite standartlarının tümünü taahhüt eden ilk Türk markası olarak ... ticaret ünvanı ile ticari faaliyetlerine başlamış olduklarını, Kurulduğu günden bu yana ürün yelpazelerindeki değişim ve gelişmeler olmuş, kozmetikle ulaşmakla istenilen amacın gerek dıştan uygulanan ürünlerle gerekse içten alınan besinlerle temin edilmesinden hareketle, 200 den fazla markanın tescilini grup şirketi ...Ltd Şti ve kendi adına ... vb sınıflarda gerçekleştirmiş olduklarını, davacı ...ŞTİ adına başvuru ve tescilli dava konusu ile ilintili markaların listelenmiş olduğunu, kozmetik ve gıda sektörleri bakımından markalaşmanın, ambalaj ve paket tasarımlarının öneminin bilincinde olarak tescil kurumuna ciddi bir yatırım yapmış olduklarını, tescil ettirdiği markalar ve ambalaj tasarımlarıyla satışa arz ettiği ürünler için yaptığı reklam harcamalarının ciddi tutarlarda olduğunu, Kozmetik sektöründe, yatırım yaptığı ... ve ... çatısındaki markalar ile tanınır hale gelmiş olduklarını, ... ibareli marka serisi yaratmış ve ürün yelpazesi için alt markalar tescil ettirmiş olduklarını, davalı taraf davacının sektördeki cirosunu ve ... ibaresinin sektördeki tanınmışlığını bildiğinden dolayı, bundan istifade etmek üzere kötü niyetli olarak ... başvuru-tescil numarası ile tescilli ... başvurusunu yapmış olduklarını, davalının aynı zamanda haksız rekabet niteliğindeki bu eylemi nedeni ile davacının ürünleri ile davalı ürünlerinin karıştırılmakta olduğunu, Davalı ürünlerinin davacıya aitmiş zannı ile satın alınmakta olduğunu, Yargıtay uygulamasında, iki firma arasında ilişki veya bağlantı kurulması halinin sonraki markanın tüketicilere önceki markanın sahibine ait bir marka serisinin devamı veya alt markası olarak değerlendirilmesi hallerinde ortaya çıkabileceği kabul görmekte ve sonraki marka başvurusu hukuka aykırılık unsurunu ve marka hakkına tecavüzü bertaraf eder bir nitelikte dahi kabul edilmemekte olduğunu, sonuç olarak, davacının yukarıdaki nedenlerle huzurdaki taleplerde bulunmak üzere hukuki yararı mevcut olmakla huzurdaki davayı ikame etmek zorunda kalmış olduklarını, arz edilen nedenlerle, Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde ... başvuru tescil numarası ile tescilli ... ibareli markanın öncelikle devir ve temlikini önlemeyi teminen tedbir kararı tesisi ile haksız ve kötü niyetle tescil edilen, davacı şirket ile karıştırılma ve iltibas ihtimali yaratır nitelikteki tescilin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... Şirketi 30.07.2013 tarihinde, ... Şirketi'nin ise 13.02.2015 tarihinde kurulmuş olduğunu, davalının "..." markasının başvuru tarihi olan 22.02.2021 tarihi itibariyle ilk şirket yaklaşık 7,5, ikinci şirket ise 6 yıllık faaliyet geçmişine sahip olduğunu, dolayısıyla, süre azlığı nedeniyle markalarının tanınmışlığına ilişkin iddialarının doğru olmadığı görülmekte olduğunu, davalının ".." markası ... sınıflarda tescilli olduğunu, davacının dava dilekçesinde sunduğu liste incelendiğinde, ... Şirketi için "..." markalarını, ... Şirketi için ise, ... ve..." markalarını, davalının markasından önce tescil ettirdiği görülmekte olduğunu, bu markaların 3 tanesi dışındaki diğerleri, ... sınıflarından sadece birinde tescilli olduğunu, davacı şirketlerin ortağının aynı kişi olduğu görülse dahi bu şirketler farklı tüzel kişilikler olduğunu, bu sebeple, birbirine benzer bu markaların farklı şirketler tarafından tescilli oldukları görülmekle, tescilli marka ile birebir aynı olmayan markaların, diğer şirketler tarafından tescillenmesinin davacı şirketlerce kabul edildiği görülmekte olduğunu, o halde, benzer markaların farklı şirketler tarafından tescil edildiği anlaşılmakla, davacının davasının reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirket uluslararası ... markasının Türkiye'deki ağını yönetmekte olduğunu, ... markası, dünyada 65 ülkede hizmet veren büyük bir marka olduğunu, görüldüğü üzere ... markasının, davacının markasından ya da tanınmışlığından yararlanamaya ihtiyacı bulunmamakta olduğunu, ... bir doğrudan satış firması olduğı i kişi tüketiciler, doğrudan ... ürünlerini, bu bağlamda "..." markasının basılı olduğu ürünleri satın alamayacaklarını, bu ürünler, sadece şirketin danışmanlarına/üyelerine satılabileceği ; "..." markalı ürünleri satın almak isteyen tüketiciler ...'e üye olduklarını, ancak üye olduktan sonra bu siparişleri verebileceklerini, öyle ki, sipariş verdikleri ürünler üzerinden puan kazanır, bu puanları sonraki siparişlerinde kullanabildiklerini, aynı şekilde, sisteme davet ettikleri kişilerin siparişlerinden de puan kazanarak, bu puanları kullanabildiklerini, görüldüğü üzere, davacının "..." markalarından faydalanmaya çalışmak bir yana, davalı ürünlerini sadece davalı sistemine kaydolan kişiler sipariş verebildiklerinden, davalı markayı bilmeyen bir kişinin bu ürünleri satın alma ihtimali bulunmamakta olduğunu, davacı ve davalı ürünlerinin tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu suretle davalının davacı ürünlerinden ekonomik çıkar sağlamadığı, davacıya zarar vermediği dikkate alındığında davanın reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirketin doğrudan satış firması olması nedeniyle, davacı ve davalı aynı müşteri çevresine hitap etmemekte olduklarını, "..." markasının tescil sürecinde, Rusya merkezli olan davalı şirketin şirketlerin varlığından ya da markalarından veya piyasadaki "..." markaları haberi dahi bulunmamakta olduğunu, davacı şirketler, "..." ana markalı çok sayıda ürünü piyasaya sunduklarını beyan etmekte olduklarını, bu ürünler hakkında dava dilekçesinde bilgi bulunmadığı gibi, görselleri de henüz mahkemeye sunulmamış olduğunu, internet üzerinden yapılan araştırmada ... Şirketinin bir internet adresine rastlanmamış, ... Şirketinin ise "...” internet “adresinin bulunduğunu, internet adresindeki "çok satılan ürünler” ve "yeni ürünler" kategorisindeki ürünlerin incelenmesinde, ürünlerin "...", "...", "..." markalarına sahip oldukları, en çok satanlar kategorisinde ürünlerin "...", "...", "...", "...", "..." markalarına sahip oldukları, diğer kategorilerde farklı marka basılı ürün bulunmadığı görülmüş olduğunu, davacı ve davalı şirketlerin "..." markasının kayıtlı olduğu... sınıfların her ikisinde, 15.09.2004 tescil tarihli ... başvuru numaralı "...", 30.09.2010 tescil tarihli ... başvuru numaralı "...", 02.09.2013 tescil tarihli ... başvuru numaralı "...", 24.12.2018 tescil tarihli ...başvuru numaralı "...",... tescil tarihli .... başvuru numaralı "...” markaları bulunmakta olduğunu, "..." sözcüğü davacıya özel olmayıp,... numaralı sınıflarda 2002 yılından beri kullanılmakta olduğunu, Markayı ilk tescil ettiren kişiler dahil olmak üzere, "..." ticareti yapmak amacıyla kötü niyetli olarak aldığı şüphesi oluşmuş olduğunu, bu sebeple kötü niyetle açılan davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının, davalı tarafından yapılan tescilden yaklaşık iki olup, uzun bir süre sessiz kalarak dava açmasının işlem güvenli; kötüye kullanılması nedeniyle de davanın reddi gerekmekte olduğunu, iki yıl sonra eldeki davayı açmış ine aykırı olduğunu, hakkın diğer yandan, davalı tarafından yaklaşık 2 yıldır kullanılan "..." markası kendi müşteri çevresinde ayırt edici özellik dahi kazanmış olup, müşteri/danışmanlar nezdinde ... markasının alt markası olarak kabul edilmekte olduğunu, bu nedenlerle, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılardan her bir dava için ayrı ayrı, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyecekse, müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVABA CEVAP
: Davacılar vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin kozmetik sektörü için yarattığı ... ibareli asıl ve alt marka serileri dava dilekçesinde başvuru ve tescil numaraları ile sıralanmış, akabinde sunulan dilekçe ile milyarlık satışlarını gösteren liste sunulmuş, akabinde de bu markalar için yaptığı tanıtım ve reklam giderlerine ilişkin harcama listesi liste halinde sunulmuş olduğunu, uzun yıllara uzanan ve milyarlık bu fatura ve giderlerin yoğunluğu itibarıyla sunulması olanaklı olmadığından listelenmiş olduğunu, Tüzel kişilik ünvanları dahi ... ve ... olan, aynı adreste mukim, tek ortaklı yapıda olan iki davacı şirketin, grup şirket olduğu ve ... marka alt serisinin birinden biri üzerine yapılmasının, diğer şirketlere ... ibareli markalara benzer yanıltıcı markaları tescil hakkı tanıdığı gibi bir hukuka uygunluk sebebinin ise tartışmadan uzak olduğunu, davalı tarafa ait bir kullanımın sessiz kalma yolu ile herhangi bir tecavüz davasını önleme durumu iddia edilebilir ise de, huzurdaki yargılama marka hakkına tecavüz değil, hükümsüzlük taleplerini içermekte olduğunu, bir zamanaşımı süresi mevcut olmadığı gibi; davacının satışlarına keza sektörde tanınmışlığı olmayan her firmayı bilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bu durumun davanın ikamesi ve haklılığına engel olmadığını, müvekkilinin ticari faaliyette bulunduğu kozmetik, kimya, gıda ve parfümeri sektöründe çok geniş bir ürün yelpazesinin bulunduğu açık olduğunu, bu nedenle, bu geniş ürün yelpazesi için yarattığı ve ciddi yatırım yaptığı bu ... marka çatısı yazılı belgeler, ticari defterler, internet satışları ile görülmekte olduğunu, davalının ürünleri ile davacının ürünlerinin karıştırılmakta olduğunu, davalı Ürünlerinin davacıya aitmiş zannı ile satın alınacağını, çünkü davacının ... ibaresi ile tanındığı sektördeki satış cirosu ve tanınmışlığına kıyasen görülmekte olduğunu, Yargıtay uygulamasında, iki firma arasında - ilişki veya bağlantı kurulması halinin sonraki markanın tüketicilere önceki markanın sahibine ait bir marka serisinin devamı veya alt markası olarak değerlendirilmesi hallerinde ortaya çıkabileceği kabul görmekte ve sonraki marka başvurusu hukuka aykırılık unsurunu ve marka hakkına tecavüzü bertaraf eder bir nitelikte dahi kabul edilmemekte olduğunu, davanın konusu tecavüz olmamakla birlikte, davalıya ait ... ibaresinin davacıya ait marka serisinin devamı ve alt marka olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, arz edilen nedenlerle, yerinde olmayan davalı beyanlarının ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İKİNCİ CEVAP
: Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerinde ayrıntısı ile açıklandığı üzere, "..." ibareli çok sayıda marka, yıllardır dava konusu sınıflarda tescil edilmiş olup zayıf marka olduğunu, cevap dilekçelerinde ayrıntısı ile açıklandığı üzere, diğer savunmaları saklı kalmak kaydıyla, tüzel kişilikler ayrı olmakla, birden fazla şirket tarafından kullanılan ibarelerin kullanımına onay verilmiş kabul edilmesi gerektiğini, cevap dilekçelerinde ayrıntısı ile açıklandığı üzere, davalı şirket doğrudan satış firması olmakla ve her üründe kendi markasını kullanmakla, ürünlerin karıştırılması mümkün bulunmamakta olduğunu, bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
: Dava; davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Davacılar vekili tarafından marka tescil kayıtları, ... çatılı marka serisi ve alt markalarla yapılan satışlar, ... çatılı marka serisi ve alt markalarla yapılan reklam giderleri, Ticaret Sicil kayıtları ile bilirkişi incelemesine delil olarak dayanıldığı görülmüştür.Davalı vekili tarafından taraf markalarının bulunduğu ... numaralı sınıflardaki ... ve ... isimli marka isimleri, davacının markalarının ve davalı markasının ... numaralı sınıflardaki tescilli oldukları mal ve hizmetlerin listeleri, "..." internet adresi satış bilgileri ve Dünyada Marka Araştırması, davalı şirket ürün bilgileri, davacı şirketler ürün bilgileri, "..." internet sitesi araştırması ile bilirkişi incelemesine delil olarak dayanıldığı görülmüştür.Davacıya ait ... tescil numaralı markaların, marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.Hükümsüzlük istemine konu ... tescil numaralı "..." ibareli markanın marka tescil kayıtları celp edilmiş ve tensip ara kararı ile dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesi için sicil kaydına tedbir konulmasına karar verilmiş ve bu hususta TPMK'ya müzekkere yazılmıştır.HMK'nın 266. maddesi kapsamında mahkememizce görevlendirilen marka - patent vekili ..., mali bilirkişi ... ve sektör bilirkişisi Zülal Uğuz tarafından düzenlenen █████/2024 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; mali yönden yapılan inceleme neticesinde sonuç olarak; davacı 2020,2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yan tarafından ticari defterler inceleme için sunulmamış olduğu, davacı yan sisteminden, davacı yan ... ürünleri 2020 yılı satış miktarının 169.224 adet ve kdv hariç tutarının 2.120.772,47 TL, 2021 yılı satış miktarının 1.427.745 adet ve kdv hariç tutarının 51.911.784,13 TL olduğu, 2021 yılında 2020 yılına göre ... ürün satışlarının adet bazında 8,44 kat, tutar bazında 23,48 kat artmış olduğu, 2022 yılı satış miktarının 1.373.736 adet ve kdv hariç tutarının 47.326.816,36 TL olduğu, 2022 yılında 2021 yılına göre ... ürün satışlarının tutar bazında, 969 azalmış olduğu tespit edilmiş olduğu, davacının ticari defterlerine göre davacı yana ait yurt içi ve yurt dışı satışlar toplam tutarının 2020 yılında, 15.644.180,44 TL, 2021 yılında 110.137.250,11 TL, 2022 yılında 180.010.097,29 TL olduğu, davacı yan satışlarının 2021 yılında 2020 yılına göre, 7,04 kat artmış olduğu, 2022 yılında 2021 yılına göre, 9063,44 artmış olduğu tespit edilmiş olduğu, davacı yan ... ürünleri satış tutarlarının, toplam satışlarının 2020 yılında 614'ü, 2021 yılında 9447'si, 2022 yılında 9026'sı olduğu hesaplanmış olduğu, davacının ticari defterlerine göre, toplam reklam giderlerinin 2020 yılında 38.495,33 tl, 2021 yılında 10.838.380,67 TL, 2022 yılında 15.021.768,38 TL olduğu, esasa ilişkin olarak; davacının ... markalarının ... sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmadığı, davalının ... markasının ... no ile .. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davalının ...no ile tescilli markasının ... sınıfta yer alan mal ve hizmetler açısından SMK 6/1 ve 25 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalının ... numaralı tescilli markasının kötü niyetle tescil edildiğine dair somut veri olmadığı bildirilmiştir.Marka - patent vekili ..., mali bilirkişi ...ve sektör bilirkişisi ... tarafından düzenlenen █████/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; davacının ... markalarının ..., sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmadığı, davalının ... markasının ... no ile ... sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davalının ... no ile tescilli markasının ... Sınıfta yer alan mal ve hizmetler açısından SMK 6/1 ve 25 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalının ...numaralı tescilli markasının kötü niyetle tescil edildiğine dair somut veri olmadığı belirtilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2016 tarihli ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile somut uyuşmazlık yönünden markaların benzerliği ve karıştırılma (iltibas) değerlendirmesinin ve kötüniyet iddiasının çözümlenmesinin esasen hukuki bir konu olması nedeni ile yeniden rapor alınmasına yer olmadığı kanaatine varılmıştır.Huzurdaki davada; davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın davacıların ''...'' ibareli seri markaları ile karıştırılma ihtimali oluşturması ve tescil başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiası kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olan Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi ile 6/9 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlük talebinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın ise karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve sessiz kalma sureti ile hak kaybının gerçekleştiğini savunduğu görülmekle ilk olarak sessiz kalma sureti ile davacılar nezdinde hak kaybının söz konusu olup olmadığı meselesi tetkik edilmiştir. İşbu savunmanın kanuni dayanağı SMK'nın 25/6 maddesinde; ''Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.'' şeklinde düzenlenmiş olup davacıların, davalı tarafından yapılan tescilden yaklaşık iki yıl sonra huzurdaki davayı açtıkları sabit olup anılı maddede belirtilen beş yıllık sürenin dava tarihi itibari ile henüz dolmadığı saptanmakla, davalı yanın, davacıların sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın davacıların ''...'' ibareli seri markaları ile karıştırılma ihtimali oluşturması iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden yapılan incelemede tatbiki gereken SMK'nın 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiştir. Anılı düzenleme çerçevesinde; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise bu işin ilgilisi veya uzmanının değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir.Anılı yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında; davacıların 2017, 2020 ve 2021 tescil tarihli olan ''...'', ''...', ''...'', ''..."' markalarının kelime markası olduğu, ... “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “...” olup /.../ olarak okunduğu, İngilizce “...” ibaresinin Türkçe karşılığının ise “tereyağı” olduğu, bütünsel bakış açısı ile markaların esas unsurunun ''...'' ve ''...'' ibareleri olduğu, hükümsüzlük istemine konu davalı markasının ... numaralı ''...'' markasının da kelime markası olduğu, İngilizce ibarenin Türkçe karşılığının “renk patlaması” anlamına geldiği, /kalır buum/ olarak okunduğu, bütünsel bakış açısı ile markaların esas unsurunun ... ibareleri olduğu, davacıların ve davalı markalarının ... sınıflarda tescil edildiği, davalı tarafın markasında yer alan ''...'' ibaresinin davacıların markalarının esas unsuru olan ''...'' ibareleri ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı, markaların aynı sınıfta tescilli olmasının yanında ''...'' ibaresinin markaların tescilli olduğu (özellikle kozmetik alanında) alanda zayıf bir ibare olmadığı, bununla birlikte davalının markasında yer alan ''...'' ibaresinin kozmetik sektöründeki ürün ve hizmetler ile renk olgusunun bütünleşmesi karşısında zayıf bir ibare olup davalı markasını davacının markasından uzaklaştırmaya yetmediği, davacının önceki tarihli ''...'' ibareli seri markalarından biri imajını yansıttığı, taraf markaları arasında görsel benzerlik bulunduğu gibi işitsel benzerliğin de bulunduğu, markaların emtialarının aynı olduğu, aynı alıcı kitlesine hitap ettikleri, önceki markanın ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, ortalama tüketicinin, sonraki davalı markasını, önceki davacı markasının yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayabileceğinden kaynaklı olarak markaların karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bu malların kaynağının aynı işletme olduğu yönünde çağrışım yapabileceği veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri, bu durumun iltibas ihtimali yaratacağı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim markaların ... sınıftaki mal/hizmetlere yönelik olması ve hitap edilen ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı saptanmıştır. Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları aynı olan bu markalarda aynı mal/hizmetleri kapsadıklarından fonetik ve şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması nedeni ile hitap edilen ortalama tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, tarafların faaliyet gösterdikleri mal/hizmet alanı dikkate alındığında, tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği kanaatine varılmakla; SMK'nın 6/1 maddesi gereğince davalı markası yönünden hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır.Son olarak davacının SMK'nın 6/9 maddesine dayalı kötüniyet iddiası yönünden somut olaya bakıldığında ise marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiğinin her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay uygulamalarında genellikle güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretle gerçekleşen marka tescillerinin kötüniyetli marka tescil halleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerekmekte olup hükümsüzlüğü istenilen markanın daha önce tescil edilen ve ayırt ediciliği ve bilinirliği yüksek olan bir markayla benzer olması hâli dâhi tek başına kötüniyetli tescile delalet etmeyeceğinden SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir somut delil ve emarelere dosya kapsamında rastlanılmadığından kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kabulü ile, davalı adına tescilli ... numaralı, ''...'' markasının SMK'nın 6/1 ve 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile,Davalı adına tescilli ... numaralı, ''...'' markasının SMK'nın 6/1 ve 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine,2-Hüküm kesinleştiğinde karar örneğinin TPMK'ya gönderilmesine,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 435,50-TL harcın davalıdan tahsiline,4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,5-Davacıların yaptığı 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 peşin harç, 523 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 18.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.882,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır